Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
S&P Global: Türkiye'de dezenflasyon sürüyor ancak süreç yavaşladı
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Haber Global
Özet
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Türkiye'nin ortodoks ekonomi politikalarının kredi notunu desteklediğini duyurdu. Yetkililer, enflasyondaki düşüşün beklenenden yavaş ilerlediğine ve yaklaşan seçimlerin sınav oluşturacağına dikkat çekti.
Öne çıkanlar
S&P Global, Türkiye'nin BB- kredi notunun rezerv artışı ve dolarizasyonun azalmasını yansıttığını bildirdi.
Politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesine gerileyeceği öngörülüyor.
Önümüzdeki seçim sürecinin ekonomi politikaları açısından önemli bir sınav olacağı vurgulandı.
Haberin Detayı
Türkiye'nin 2023 sonrasında benimsediği geleneksel iktisadi yaklaşımlar, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde karşılık bulmaya devam ediyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan S&P Global direktörleri, uygulanan programın not artışlarını ve görünümü desteklediğini belirtti. Rezervlerdeki kademeli toparlanma ve dövize yönelimin azalması, bu tablonun temel bileşenleri arasında yer alıyor.
Enflasyonla mücadele cephesinde ise sürecin çeşitli şoklar nedeniyle öngörülenden daha uzun sürdüğü ifade edildi. Enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar fiyat artışlarını baskılarken, iç piyasadaki yavaşlama sıkı para politikasının tesirini göstermeye başladığını kanıtlıyor. Uzmanlar, dezenflasyon eğiliminin geciktiğini fakat tamamen rayından çıkmadığının altını çiziyor.
Merkez Bankası'nın son faiz kararı piyasa beklentileriyle paralel bir çizgide ilerlerken, yıl sonu faiz tahminleri yüzde 35 düzeyinde sabit tutuldu. Bununla birlikte, yaklaşan genel seçimlerin ekonomi yönetimi için kritik bir eşik teşkil edeceği belirtiliyor. Yeni yönetimin kazandığı güvenin sürdürülebilirliği, ilerleyen dönemdeki mali disiplin adımlarına bağlı olacak.
Son dönemde gündeme gelen yatırım fonu meselesi ise finansal sistemden ziyade kurumsal yönetim eksikliği olarak değerlendiriliyor. Fon çıkışlarının döviz yerine TL mevduatlara yöneldiği ve rezervler üzerinde baskı yaratmadığı kaydedildi. S&P, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin bundan sonraki kararlarda belirleyici olacağını vurguluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Uygulanan sıkı para politikasının kalıcılığı, yaklaşan seçim atmosferinde siyasi iradenin kararlılığına doğrudan bağlıdır. Yıl sonunda hedeflenen yüzde 35 politika faizi eşiği, piyasaların sabrını ve enflasyon beklentilerinin kırılmasını test edecek en somut veri konumundadır. Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, döviz kurları ve enflasyon sepeti üzerindeki baskıyı hafifletmezse, fon çıkışlarından ziyade yerli yatırımcının harcama alışkanlıkları risk oluşturabilir.
Kaynak:
Haber Global
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Ortadoğu'daki savaşın etkisiyle Türkiye'nin enerji maliyetlerinin artacağını ve enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü güncellendiğini duyurdu. Kurum, 2026 büyüme tahminini aşağı çekerken bütçe açığının da genişleyebileceğini öngördü.
S&P, Ortadoğu'daki savaş nedeniyle 2026 büyüme tahminini 0,4 puan indirerek yüzde 3 seviyesine çekti.
Yıllık ortalama enflasyon beklentisi 2026 için yüzde 30,9, 2027 için yüzde 21,7 olarak açıklandı.
Döviz mevduatlarının payı eylül itibarıyla yüzde 38,7'de kalırken merkez bankası rezervlerini güçlendirdi.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Türkiye ekonomisine yönelik güncel risk değerlendirmelerini ve makroekonomik beklentilerini kamuoyuyla paylaştı. Raporda, geçtiğimiz aylarda yaşanan fon tasfiyelerinin liraya karşı geniş çaplı bir güvensizlik yaratmadığı, aksine yatırımcılardan çıkan fonların büyük oranda Türk lirası mevduatlarına yöneldiği vurgulandı. Eylül ayındaki zorunlu varlık satışları hisse senedi piyasasında düşüşe yol açarken, merkez bankasının hızlı likidite hamleleri olası finansal yayılmayı engelledi.
Hanehalkının ulusal para birimine olan inancını koruması sayesinde döviz talebinde gerileme kaydedildi. Eylül sonu itibarıyla döviz cinsi mevduatların toplam içindeki payı yüzde 38,7 seviyesinde sabit kalırken, bu durum merkez bankasının rezervlerini kısmen toparlamasına zemin hazırladı. Öte yandan, bölgedeki çatışma ortamının tırmanmasıyla birlikte enerji piyasalarında görülen dalgalanmaların Türkiye'deki fiyat istikrarını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Kurumun paylaştığı projelere göre, yıllık ortalama enflasyon oranının 2026 yılında yüzde 30,9 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu oranın 2027 döneminde ise yüzde 21,7 seviyesine gerilemesi öngörülüyor. Sıkı para politikalarının kararlılıkla uygulanması ve rezervlerin korunması koşuluyla, ekonominin bu dış şokları atlatabileceği raporda yer alan tespitler arasında bulunuyor.
Büyüme rakamlarında ise aşağı yönlü revizyonlar dikkat çekiyor. 2025 yılında yüzde 3,7 olarak hesaplanan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyümesinin, 2026'da yüzde 3 seviyesine inmesi bekleniyor. Büyümenin 2027 yılına girerken yeniden ivme kazanarak yüzde 3,7 bandına ulaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca 2025'te yüzde 2,6 oranında gerçekleşen bütçe açığının, 2026 sürecinde yüzde 3 sınırına yaklaşacağı öngörülüyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin kredi notu görünümü durağan çizgisini koruyor. Kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 30 eşiğinin altında kalacağı tahmin edilirken, yetkililerin izleyeceği disiplinli maliye politikaları ekonominin direnci açısından belirleyici olacak. S&P, nisan ayındaki son değerlendirmesinde kredi notunu teyit etmiş, ekim ayındaki planlanan gözden geçirmeyi ise pas geçmişti.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki artış dalgası, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürüldüğü bir dönemde bütçe dengeleri üzerinde ilave baskı yaratıyor. 2026 yılı büyüme beklentisinin yüzde 3 seviyesine çekilmesi, dış kaynaklı şokların üretim kapasitesi üzerindeki kaçınılmaz maliyetini net bir şekilde ortaya koyuyor. Sıkı para politikasının gevşetilmesi durumunda, enerji şokunun enflasyon hedeflerini daha da yukarı taşıması kaçınılmaz bir risk unsuru olarak duruyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ekim ayı para politikası kurulunun faiz kararını açıklamak üzere toplanıyor. Beklenti anketine katılan ekonomistler, politika faizinin yüzde 36 seviyesine gerileyeceğini öngörüyor.
Ekonomistlerin ekim ayı politika faizi beklentilerinin medyan değeri yüzde 36 oldu.
Merkez Bankası faiz kararını 22 Ekim 2026 Perşembe günü saat 14.00'te duyuracak.
Eylül ayında yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılan faiz oranında indirim bekleniyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ekim ayına ilişkin faiz kararını duyurmak üzere bugün kritik bir oturum gerçekleştirecek. Finans çevrelerinin yakından izlediği Para Politikası Kurulu toplantısının sonucu saat 14.00 itibarıyla kamuoyuyla paylaşılacak. Kurumun alacağı bu yeni karar, borçlanma maliyetlerinden döviz kurlarına kadar geniş bir alanı doğrudan etkileyecek.
Karar öncesinde AA Finans tarafından yirmi farklı ekonomistin katılımıyla bir beklenti anketi düzenlendi. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların büyük bir çoğunluğu politika faizinde 100 baz puanlık bir indirim yapılacağını tahmin ediyor. Bu doğrultuda ekim ayı faiz oranının yüzde 37 seviyesinden yüzde 36 seviyesine çekilmesi bekleniyor.
Ankete katılan uzmanlar arasında yalnızca bir isim 200 baz puanlık daha sert bir indirim öngörüsünde bulundu. Yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyan değeri ise yüzde 35 olarak kayıtlara geçti. Eylül ayında gerçekleştirilen toplantıda faiz oranı yüzde 37'de sabit tutulmuştu ve yeni dönemde bu çizgide değişim yaşanabileceği konuşuluyor.
Merkez Bankası'nın atacağı adımlar, ticari kredilerden bireysel borçlanmalara kadar piyasada belirleyici olacak. Düşük faiz eğilimi tüketimi ve yatırımları teşvik ederken, uzmanlar enflasyon ve döviz hareketlerinin yakından izlendiğini belirtiyor. Tahminlerin gerçekleşmesi durumunda ocak 2023 tarihinden bu yana ilk kez faiz indirim döngüsü başlayacak.
AI YORUMU
Politika faizindeki olası gerileme, uzun süredir yüksek borçlanma maliyetleriyle baskılanan ticari ve bireysel kredi piyasasına nefes aldırabilir. Beklenti anketindeki medyan değerin yüzde 36 olarak şekillenmesi, para politikasında yeni bir gevşeme döneminin kapısını aralıyor. Enflasyon dinamikleri gözetilmediği takdirde bu hamle kur cephesinde yeni dalgalanmalar tetikleyebilir. Ocak 2023 sonrasındaki ilk indirim hamlesi, piyasaların rotasını tamamen değiştirecektir.
Merkez Bankası merakla beklenen para politikası kurulu faiz kararını duyurmaya hazırlanıyor. Piyasaların odaklandığı bu toplantı neticesinde atılacak adımlar, finansal dengeler ve yatırımcı eğilimleri açısından yakından izleniyor.
Merkez Bankası yeni faiz kararını açıklayacak.
Piyasalar toplantıdan çıkacak sonuca odaklandı.
Karar sonrası ekonomik göstergeler şekillenecek.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ekonomi gündemini uzun süredir meşgul eden faiz kararını açıklamak üzere son hazırlıklarını tamamladı. Para Politikası Kurulu üyelerinin bir araya geleceği bu toplantı, finans dünyasında büyük bir dikkatle bekleniyor. Açıklanacak oranlar, hem borçlanma maliyetlerini hem de genel piyasa dengelerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar ve piyasa aktörleri, toplantı öncesinde çeşitli senaryolar üzerinde durarak olası kararların etkilerini hesaplamaya çalışıyor. Enflasyon oranları, döviz kurlarındaki hareketlilik ve küresel ekonomik gelişmeler kurulun önündeki en kritik başlıklar arasında yer alıyor. Kararın ardından piyasalarda yaşanabilecek dalgalanmalar, yatırımcıların ve vatandaşların günlük kararlarını yeniden gözden geçirmesine yol açacak.
Para politikasındaki olası değişiklikler, bankaların kredi faiz oranlarından mevduat getirilerine kadar pek çok kalemde yankı bulacak. İş dünyası ve sanayiciler, finansmana erişim koşullarının nasıl şekilleneceğini görmek için bu duyuruyu bekliyor. Karar metninde yer alacak yönlendirmeler de önümüzdeki dönemin ekonomi politikalarına dair ipuçları barındıracak.
Toplantının hemen ardından yayımlanacak olan karar metni, bankanın gelecekteki hamleleri hakkında da sinyaller verecek. Piyasaların beklentileri ile kurulun alacağı kararlar arasındaki olası farklar, varlık fiyatlarında ani hareketlenmelere neden olabilecek. Tüm bu süreç, ülkenin genel ekonomik rotasının çizilmesinde belirleyici bir rol oynamayı sürdürüyor.
AI YORUMU
Merkez Bankası'nın vereceği para politikası kararı, piyasalardaki likidite akışını ve enflasyon beklentilerini doğrudan şekillendirecek kritik bir eşiktir. Alınacak oran kararları, borçlanma maliyetlerini artırarak ya da azaltarak tüm sektörlerin yatırım iştahını etkileyecektir. Bu hamle, önceki dönemde izlenen sıkılaşma adımlarının devamı niteliğinde olup olmadığının anlaşılması bakımından gösterge niteliği taşımaktadır. Beklentilerin altında veya üstünde kalacak her oran, döviz ve tahvil piyasalarında ani tepkilere yol açacaktır.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Ekim ayı faiz kararını açıklayacağı tarihi duyurdu. Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30 altına gerilemesi, piyasalarda farklı faiz indirimi beklentilerini beraberinde getirdi.
TCMB Ekim ayı faiz kararı 22 Ekim Perşembe günü saat 14.00 te duyurulacak.
Eylül ayı enflasyon rakamları beklentilerin altında kalarak yıllık bazda yüzde 30 un altına düştü.
Ekonomistler arasında 100 baz puanlık indirim ile faizlerin sabit tutulacağı yönünde farklı görüşler bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası kurulunun yılın onuncu ayında alacağı kararlar iş dünyası ile finans çevreleri tarafından yakından izleniyor. Yılın geri kalanındaki ekonomik gidişatı şekillendirecek olan toplantı takvimi netleşti.
Banka yönetimi tarafından yapılacak resmi duyurunun tarihi ve saati kesinleşirken, piyasa aktörleri vergi, enflasyon ve döviz kurlarındaki son hareketliliği hesaba katıyor. Özellikle son açıklanan enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması ve yıllık oranın yüzde 30 sınırının altına gerilemesi analistlerin tahminlerini çeşitlendirdi.
Uzmanlar arasında yapılan değerlendirmelerde iki farklı senaryo öne çıkıyor. Bazı ekonomistler, düşüş eğilimine giren enflasyon rakamlarını gerekçe göstererek 100 baz puanlık bir indirim hamlesi bekliyor. Diğer bir kesim ise temkinli duruşun korunması gerektiğinden hareketle faiz oranlarında herhangi bir değişiklik yapılmayacağını savunuyor.
Perşembe günü öğle saatlerinde duyurulacak olan kararın ardından piyasaların nasıl tepki vereceği ve döviz kurları ile tahvil faizlerinin nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. Bankanın vereceği sinyaller yıl sonu hedefleri açısından da belirleyici olacak.
AI YORUMU
Para politikasındaki bu tür hamleler, borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyerek piyasadaki nakit akışını ve tüketici harcamalarını hızla yönlendirir. Yıllık enflasyonun yüzde 30 eşiğinin altına inmiş olması, karar vericilere gevşeme yönünde hareket alanı tanırken, döviz kurundaki istikrarın korunması zorunluluğu bu adımı riskli kılıyor. İndirim senaryosu gerçekleşirse ticari krediler ucuzlayabilir ancak enflasyonla mücadele süreci ivme kaybedebilir. Sabit kalması durumunda ise piyasaların beklentisi karşılanmamış olur.