PİYASA
Sağlık

Okzalasetat molekülü meme kanseri sonrası hafıza kaybına umut oluyor

Okzalasetat molekülü meme kanseri sonrası hafıza kaybına umut oluyor Fotoğraf: David P Howard · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Özet

Meme kanseri tedavisi gören kadınların yaşadığı kalıcı hafıza kaybı ve beyin sisine karşı yeni bir molekül umut vadediyor. UCLA Health uzmanlarının yürüttüğü çalışmada, okzalasetat takviyesinin hastaların zihinsel performansını ve odaklanma becerilerini önemli ölçüde artırdığı belirlendi.

Öne çıkanlar

  • UCLA Health merkezindeki klinik araştırmaya 18 kadın katılımcı dahil edildi.
  • Katılımcılara 8 hafta boyunca günde iki kez 500 miligram okzalasetat verildi.
  • Test skorları ortalama 29,1'den 55,5 seviyesine yükselerek normale döndü.

Haberin Detayı

Kanser rehabilitasyonu alanında yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, meme kanserini atlatan kişilerin sıklıkla karşılaştığı bilişsel gerilemeye karşı umut verici sonuçlar ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletleri merkezli UCLA Health Jonsson Kapsamlı Kanser Merkezi tarafından gerçekleştirilen klinik çalışmada, hücre içi enerji üretimini destekleyen okzalasetat molekülünün zihinsel performansı yukarı taşıdığı saptandı. JCO Oncology Advances dergisinde yayımlanan bulgular, bu özel besin takviyesinin odaklanma sorunlarını ve hafıza zayıflığını hafifletebildiğini kanıtladı.

Fotoğraf: David P Howard · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Meme kanseri tanısı alan hastaların önemli bir bölümü, uygulanan kemoterapi ve hormonal tedavilerin ardından yıllarca süren zihinsel yorgunluk ve dikkat eksikliği yaşıyor. Mevcut tıbbi yaklaşımlarda bu kalıcı belirtileri giderecek alternatiflerin kısıtlı olması, uzmanları hücresel düzeyde yeni çözümler aramaya yöneltti. Araştırma ekibi, hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrileri hedefleyen ve beyindeki kimyasal sinyalleşmeyi düzenleyen okzalasetat molekülünü incelemeye aldı.

Gerçekleştirilen faz 2 klinik deneyi, erken evre meme kanseri geçmişi bulunan ve tanı sonrasında şiddetli bilişsel zorluklar çeken 18 kadın katılımcıyla yürütüldü. Yaş ortalaması 50 olan ve büyük kısmına endokrin tedavisi uygulanan gruba sekiz hafta boyunca düzenli olarak okzalasetat takviyesi sağlandı. Sürecin sonunda tedaviyi tamamlayan tüm katılımcılarda hafıza ve algı sorunlarının gerilediği, zihinsel işlem hızının arttığı gözlemlendi.

Çalışmanın baş yazarı Dr. Patricia Ganz elde edilen verilerin heyecan verici olduğunu belirtirken, küçük örneklem grubu ve kontrol grubunun eksikliği nedeniyle sonuçların plasebo testleriyle doğrulanması gerektiğini vurguladı. Araştırma ekibi, 2026 yılının sonlarına doğru daha geniş katılımlı ve randomize yeni bir klinik deneme başlatmaya hazırlanıyor. Uzmanlar, bu takviyenin gelecekte resmi onay alması halinde milyonlarca kanser hastasının günlük yaşam kalitesini doğrudan değiştirebileceğini öngörüyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Kanser tedavisini tamamlayan hastaların günlük hayata dönüş süreçlerinde karşılaştığı zihinsel yorgunluk, tıp dünyasının uzun süredir çözmeye çalıştığı kronik sorunlardan biridir. Sadece 18 katılımcıyla sınırlı kalan bu faz 2 çalışması, küçük ölçeğine rağmen hücresel enerji metabolizmasını hedefleyen yaklaşımların potansiyelini açıkça gösteriyor. İlerleyen dönemde planlanan geniş katılımlı plasebo kontrollü araştırmalar sonuç vermezse, bu molekülün klinik pratikteki yeri belirsiz kalmaya devam edecektir.

Kaynak: Cumhuriyet Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Yapay Zeka
    • Vietnam.vn
    Yapay zeka tabanlı TumorSight Risk aracı meme kanseri nüksünü öngörüyor
    Fotoğraf: Vietnam.vn

    Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç İdaresi onayı alan TumorSight Risk yazılımı, erken evre meme kanseri hastalarında 5 ila 10 yıllık nüks olasılığını hesaplıyor. Gelişmiş algoritma, hastaların mevcut MR taramaları ile klinik verilerini birleştirerek doktorlara kişiselleştirilmiş tedavi planlaması imkanı sunuyor.

    • Yazılım, ABD'de meme kanserlerinin yüzde 74'ünü oluşturan türde test edildi.
    • Düşük riskli gruptaki hastaların yüzde 95,5'inde beş yıl içinde nüks görülmedi.
    • Algoritmanın puanındaki her 10 puanlık artış risk oranını yüzde 22 artırıyor.

    Kanser tedavisinde yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonu hız kesmeden devam ederken, hastaların gelecekteki sağlık durumlarını tahmin etmeye yönelik yeni bir yazılım klinik kullanıma sunuldu. SimBioSys firması tarafından geliştirilen ve NVIDIA altyapısından gücünü alan TumorSight Risk, özellikle erken evre meme kanseri vakalarında nüks ihtimalini erkenden hesaplayabiliyor. Uzmanlar bu sayede hastalar ve hekimler arasında uzun vadeli bakım planlarının çok daha erken aşamada masaya yatırılabileceğini belirtiyor.

    Sistemin en büyük avantajlarından biri, hastanın halihazırda çekilmiş olan meme MRG taramalarını, histopatolojik sonuçlarını ve klinik geçmişini ek taramalara gerek duymadan tek bir havuzda toplamak olmasıdır. Yapay zeka bu verileri derinlemesine inceleyerek tümörün ve etrafındaki dokuların karakteristik özelliklerini çıkarıyor. Elde edilen bulgular doğrultusunda yazılım, sıfır ile yüz arasında değişen bir risk skoru üretiyor ve kişiyi düşük, orta veya yüksek risk kategorilerine ayırıyor.

    Analiz sonuçlarına göre algoritmalar tarafından düşük riskli bulunan hastaların yüzde 95,5'lik kesiminde 5 yıl içerisinde kanserin tekrarlamadığı saptandı. Yüksek riskli kümede ise bu oran yüzde 89,6 olarak kayıtlara geçerken, bu grubun tekrarlama olasılığının diğerine kıyasla üç kat fazla olduğu anlaşıldı.

    Yazılımın ürettiği puanlardaki her 10 puanlık artışın nüks riskini yüzde 22 oranında yükselttiği de tespit edilen bulgular arasında yer alıyor. Elde edilen bu veriler, hekimlerin hastalarına tedavi seçeneklerinin yan etkileri ve yaşam kalitelerine etkileri konusunda daha şeffaf rehberlik etmesini sağlıyor. Hormon tedavilerinin 5 yıl sonra sürdürülüp sürdürülmeyeceği gibi kritik kararlarda da bu skorlama sisteminden faydalanılması hedefleniyor.

    Şu an ABD genelindeki çeşitli hastane ve onkoloji merkezlerinde aktif olarak kullanılan teknolojinin yaygınlaştırılması için sigorta şirketleriyle ortak çalışmalar yürütülüyor. Bununla birlikte uzmanlar, yazılımın sunduğu değerlendirmelerin hiçbir zaman doğrudan tanı testlerinin veya doktorların klinik kararlarının yerini alamayacağını vurguluyor. Sistem yalnızca hekimlere ek veri sağlayarak kişiselleştirilmiş tedavi süreçlerinin tasarlanmasına katkı sunuyor.

    AI YORUMU

    Onkoloji alanında yapay zeka destekli karar destek sistemlerinin klinik pratiklere entegre olması, hastaya özel tedavi yaklaşımının sınırlarını genişletiyor. TumorSight Risk gibi araçların ek MR taramasına ihtiyaç duymadan mevcut verileri kullanabilmesi, hastane süreçlerindeki maliyet ve zaman maliyetini doğrudan düşürüyor. Ancak algoritmaların sunduğu skorların tek başına mutlak bir kehanet olmadığı, hekim tecrübesiyle harmanlanması gerektiği unutulmamalıdır.

    Kaynak: Vietnam.vn Haberin tam sayfası →

    Sağlık
    • CNN Türk
    Doç. Dr. Hüseyin Özden: Memedeki her değişiklik kanser belirtisi değil
    Fotoğraf: CNN Türk

    Meme dokusunda veya koltuk altında ortaya çıkan her sertlik doğrudan kanser anlamına gelmiyor. Uzmanlar, ağrısız kitlelerin yanı sıra cilt değişikliklerinin de ertelemeden bir hekim tarafından incelenmesi gerektiğini belirtiyor.

    • Meme kanserinde en yaygın bulgu ağrısız kitle olarak öne çıkıyor.
    • Ultrasonografi ve mamografi gibi yöntemler tanı sürecinde kullanılıyor.
    • Yaş, genetik yatkınlık ve obezite gibi unsurlar riski artırabiliyor.

    Kadınlarda en yaygın görülen sağlık sorunlarından biri olan meme kanseri, süt bezlerini ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Özden, memede fark edilen her kitlenin doğrudan habis bir duruma işaret etmediğini, ancak vücutta meydana gelen olağandışı değişimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzman hekim, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısının ciddi oranlarda arttığını ifade ediyor.

    Hastalığın en sık rastlanan belirtisinin ağrısız kitleler olduğunu belirten Özden, bununla birlikte ağrılı sertlikler, meme başı akıntıları, ciltte kalınlaşma, portakal kabuğu görünümü ve renk değişimlerinin de görülebileceğini aktarıyor. Bu tür bulguların her zaman kansere işaret etmediği, farklı etkenlerden de kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Kadınların kendi bedenlerini yakından tanıması ve normal dışı bir farklılık sezdiklerinde durumu kendiliğinden geçmesini beklemeden bir uzmana danışmaları öneriliyor.

    Meme kanseri riskini artırabilen etkenler arasında yaşın ilerlemesi, ailede benzer vakaların bulunması, erken adet görme, geç menopoz, hormon ilaçlarının uzun süreli kullanımı ve obezite yer alıyor. Ayrıca ilk doğumun 30 yaşından sonra gerçekleşmesi, emzirme süresinin kısa olması veya hiç emzirmeme, tütün ürünleri ile alkol tüketimi ve radyasyona maruz kalma gibi unsurlar da risk faktörleri arasında değerlendiriliyor. Ancak bu risk unsurlarının varlığı kesin olarak kanser gelişeceği anlamına gelmiyor.

    Tanı aşamasında klinik değerlendirmelerin yanı sıra ultrasonografi, standart mamografi, MR mamografi ve renkli Doppler gibi çeşitli görüntüleme tekniklerinden yararlanılıyor. Gereken durumlarda biyopsi prosedürleri de devreye sokulurken, uygulanacak yöntemin hastanın yaşı ve muayene bulgularına göre şekillendirildiği belirtiliyor. Tedavi sürecinde ise tümörün boyutu, sayısı ve yayılım durumu gibi kriterler göz önünde bulundurularak multidisipliner bir planlama yapılıyor.

    AI YORUMU

    Erken teşhis imkanları, tedavi sürecindeki başarı oranını doğrudan belirleyen en kritik unsurdur. Vücutta fark edilen en ufak bir fiziki değişimi ertelemek, tanı ve müdahale şansını tehlikeye atabilir. Bu noktada bireylerin kendi vücut farkındalığını artırması ve risk faktörlerini bilerek hareket etmesi gerekir. Düzenli taramalar ihmal edilirse, hastalık ilerleyen evrelerde çok daha karmaşık tedavi protokolleri gerektirecektir.

    Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • CNN Türk
    Meme Kanseri Taramaları için Aile Öyküsü Yaş Sınırını Değiştiriyor
    Fotoğraf: CNN Türk

    Meme kanseri taramalarında başlama yaşı kişisel risk faktörlerine göre değişiklik gösteriyor. Ailede genetik yatkınlık bulunması durumunda kontrollerin 20'li yaşların başında başlaması gerekiyor.

    • Ortalama risk grubundaki kadınlar 40 yaşından itibaren mamografi taramasına yönlendiriliyor.
    • Birinci derece akrabaların yanı sıra diğer aile bireylerindeki vakalar da riski etkiliyor.
    • Erkeklerde de görülebilen meme kanseri için kalıtsal yatkınlık önemli bir bulgu oluşturuyor.

    Meme kanseri tedavisinde erken tanı, başarı oranını artıran en temel faktörler arasında yer alıyor. Hastalık her zaman ele gelen kitlelerle belirti vermediği için henüz hissedilmeyecek boyuttaki lezyonlar görüntüleme yöntemleriyle saptanabiliyor. Bu durum tedavi sürecinin hastaya özel planlanmasına ve cerrahi seçeneklerin genişlemesine olanak tanıyor.

    Tarama süreçlerinin başlama yaşı kişilerin sahip olduğu risk profillerine göre farklılık gösteriyor. Standart risk grubunda bulunan kadınlar için 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrolleri önem kazanırken, yüksek riskli bireylerde bu süreç çok daha erken yaşlarda başlıyor. Aile bireylerinde geçmişte yaşanan vakalar tarama takviminin oluşturulmasında doğrudan dikkate alınıyor.

    Genetik yatkınlık taşıyan kişilerde klinik değerlendirmelerin 20'li yaşların başlarında devreye sokulması gerekebiliyor. Ancak bu durum her kadına doğrudan mamografi çekileceği anlamına gelmiyor ve yöntemler bireysel risk analizine göre belirleniyor. Anne ve kız kardeş gibi yakın akrabaların yanı sıra hala, teyze veya erkek akrabalardaki kanser öyküleri de değerlendirmeye alınıyor.

    Temel tarama aracı olan mamografinin yanında meme ultrasonografisi ve riskli gruplarda meme MR tetkikleri de sürece dahil ediliyor. Belirti göstermeyen vakaların da bulunması nedeniyle şikayet beklenmeden düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor. Sağlık hizmetleri kapsamında yürütülen bu tarama programları, bireylerin yaşam alışkanlıkları ve tıbbi geçmişleriyle birlikte ele alınıyor.

    AI YORUMU

    Erken teşhis süreçlerinde standart yaş sınırlarının tek başına uygulanması yerine aile geçmişinin hesaba katılması tanı başarısını doğrudan yukarı taşıyor. Özellikle 40 yaş sınırı genel bir ortalamayı temsil etse de genetik risk barındıran bireylerin çok daha erken yaşlarda tarama programına alınması hayat kurtarıcı bir rol üstleniyor. Bu yaklaşım, hastaların tedavi süreçlerine daha erken evrede başlamasını sağlayarak olası cerrahi müdahalelerin kapsamını daraltıyor. Bireysel risk haritalarının çıkarılmaması durumunda ise erken tanı fırsatı kaçırılabiliyor.

    Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    • Sağlık Aktüel
    İstanbul'da yapay zeka taramasıyla 500 kadına erken kanser tanısı
    Fotoğraf: Sağlık Aktüel

    İstanbul'da yürütülen yapay zeka destekli koruyucu sağlık taramaları sonucunda, hiçbir belirtisi bulunmayan binlerce kadın risk grubunda belirlendi. Erken evrede yakalanan 500 hastada meme kanseri tespit edilerek hızlıca tedavi süreçleri başlatıldı.

    • Yapay zeka destekli mamografi taramaları sayesinde 8 bin kişi riskli grupta belirlendi.
    • Şikayeti olmayan 500 kadına erken evrede meme kanseri teşhisi kondu.
    • Kent genelinde bir önceki yıla oranla tarama sayılarında yüzde 40 artış sağlandı.

    İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında tarama faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. Son dönemde artan toplumsal ilgiyle birlikte tarama sayıları geçen yıla oranla yüzde 40 oranında artış gösterdi.

    Yürütülen kapsamlı çalışmaların merkezinde ise meme kanserine yönelik yenilikçi tanı süreçleri yer alıyor. Bu yıl içerisinde toplam 125 bin kadına mamografi çekimi yapılırken, görüntüler çift kör ve yapay zeka destekli algoritmalarla detaylı şekilde incelendi. Algoritmaların ve uzmanların ortak değerlendirmesi neticesinde riskli grupta yer alan 8 bin vatandaş tespit edildi.

    Tespit edilen riskli vakalar için sağlık sistemi devreye sokularak hastaların genel cerrahi ve radyoloji randevuları otomatik olarak oluşturuldu. Vatandaşların ev veya iş yerlerine en yakın hastanelere yönlendirilmesi sağlanırken, randevusuna katılmayan kişilerin takibi bırakılmayarak yeni planlamalar yapıldı. Bu entegre takip mekanizması sayesinde herhangi bir klinik şikayeti olmayan 500 kadında meme kanseri erkenden saptandı.

    Erken aşamada teşhis edilen hastalar vakit kaybetmeden cerrahi müdahale ve kemoterapi süreçlerine dahil edildi. Yetkililer, erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisine dikkat çekerek tüm kadınları hiçbir belirti ortaya çıkmasını beklemeden KETEM ve Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki ücretsiz taramalara katılmaya davet ediyor.

    AI YORUMU

    Yapay zeka araçlarının sağlık sektöründeki entegrasyonu, henüz belirti göstermeyen vakaların tespitinde insan gözünün kaçırabileceği detayları yakalamada kritik bir rol üstleniyor. 125 bin tarama içerisinden 8 bin riskli vakanın saptanması ve bunların 500'ünde kanserin erken yakalanması, algoritmaların doğru verilerle çalıştırıldığında ne kadar somut sonuçlar üretebileceğini kanıtlıyor. Ancak sistemin başarısı yalnızca yazılımın gücüne değil, randevusuna gitmeyen hastaların birebir takip edilmesini sağlayan idari mekanizmanın işlemesine de bağlı. Veri gizliliği ve yanlış pozitif oranlarının maliyeti gibi teknik riskler minimize edilebildiği sürece bu tür otomatize taramalar koruyucu hekimliğin standart yüzü haline gelecektir.

    Kaynak: Sağlık Aktüel Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler