PİYASA
Bilim

NASA'nın Perseverance Aracı Mars'ta 45 Kilometreyi Aşarak Rekor Kırdı

NASA'nın Perseverance Aracı Mars'ta 45 Kilometreyi Aşarak Rekor Kırdı Fotoğraf: DonanımHaber

Özet

NASA'nın Mars yüzeyinde görev yapan keşif aracı Perseverance, 45,22 kilometre yol katederek Opportunity'ye ait olan sürüş rekorunu geride bıraktı. Kızıl Gezegen'deki görev süresi 2028 sonuna kadar uzatılan aracın toplamda 100 kilometre hedefine ulaşması öngörülüyor.

Öne çıkanlar

  • Perseverance, 45,22 kilometre katederek Opportunity'nin 45,16 kilometrelik rekorunu geride bıraktı.
  • Katettiği mesafenin yüzde 90'ından fazlasını otonom sürüş sistemiyle tamamladı.
  • NASA, aracın görev süresini 2028 yılı sonuna kadar resmen uzattı.

Haberin Detayı

Kızıl Gezegen'e 2021 yılının şubat ayında iniş yapan NASA'nın Perseverance keşif aracı, Jezero Krateri'ndeki araştırmalarında tarihi bir mesafeyi geride bıraktı. Görevindeki 2.006'ncı Mars gününde 45,22 kilometre toplam sürüşe ulaşan araç, böylece gezegen yüzeyindeki en uzun mesafeyi katetmiş oldu. Bir önceki rekor, 2004 ile 2018 yılları arasında 5.111 Mars günü görev yapan ve 45,16 kilometrelik yolculuğu yaklaşık 14 yılda bitiren Opportunity aracına aitti.

NASA'nın Perseverance Aracı Mars'ta 45 Kilometreyi Aşarak Rekor Kırdı — haber fotoğrafı
Fotoğraf: DonanımHaber büyütmek için tıkla

Perseverance için hazırlanan ilk mühendislik planlarında toplam yolculuğun yalnızca 20 kilometre civarında kalması hedefleniyordu. Başlangıçtaki beklentileri ikiye katlayan aracın dayanıklılığı üzerine NASA, görevin bitiş tarihini 2028'in sonuna kadar uzattı. Mühendisler, yeni rotalar ve genişletilen program sayesinde aracın toplamda 100 kilometrelik bir mesafeyi geride bırakabileceğini öngörüyor.

Yolculuğun yüksek verimle sürdürülmesinde gelişmiş otonom navigasyon kabiliyeti belirleyici rol oynuyor. Elde edilen resmi verilere göre katedilen mesafenin yüzde 90'ından fazlası aracın kendi kendine karar verdiği yapay zeka ve rota algoritmalarıyla tamamlandı. 1997'de sadece 100 metre ilerleyebilen Sojourner'dan ve halen 38 kilometre civarında yol almış olan Curiosity'den elde edilen tecrübeler, Perseverance'ın tekerlek ve yazılım mimarisine aktarılmıştı.

Rekorun ardından keşif aracı, Jezero Krateri'nin güneyindeki krater sırtına doğru yöneldi. Bilim insanları burada bulunan ve kraterin çarpma öncesi dönemine ait olduğu değerlendirilen antik kayaçları inceleyecek. Güzergâhtaki Rainbow Falls bölgesinde suyla temas sonucu oluşabilen kaolinit türü kil minerallerinin aranması, Mars'ın erken dönem jeolojisine ve geçmişteki olası mikrobik yaşama dair somut deliller sunabilir.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Opportunity'nin 14 yılda tamamladığı mesafeyi Perseverance'ın sadece 5,5 yılda geçmesi, gezegenler arası robotik araştırmalarda otonom sürüş yazılımlarının insan kontrolüne kıyasla ne denli devasa bir hız kazandırdığını belgeliyor. Jezero Krateri'nin güney sırtındaki kaolinit avı, kayaç örneklerinin dünyaya getirilmesi hedeflenen gelecekteki Mars Sample Return görevinin toplayacağı numunelerin bilimsel değerini doğrudan belirleyecek.

Kaynak: DonanımHaber Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Bilim
• ShiftDelete
NASA, Ay'ın Aşırı Soğuk Şartlarına Dayanıklı Katı Hal Batarya Üretti
Fotoğraf: ShiftDelete

NASA, Ay'ın dondurucu ortamlarında görev yapabilecek katı hal batarya prototiplerini tanıttı. SPEARS projesi kapsamında geliştirilen yeni enerji hücreleri, -170 dereceye varan soğuklarda fiziksel bütünlüğünü koruyor.

  • Prototip batarya hücreleri -170 dereceye kadar fiziksel hasar almıyor.
  • Sıvı elektrolit yerine katı seramik veya polimer tabanlı yapılar kullanılıyor.
  • Hücreler -80 dereceye kadar aktif çalışmayı sürdürebiliyor.

Uzay araştırmalarında enerji yönetimi, özellikle ekstrem sıcaklıkların görüldüğü gök cisimlerinde en büyük teknik engellerden biri olmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda çalışmalarını yürüten uzay ajansı, Ay yüzeyindeki zorlu termal koşullara uyum sağlayabilecek yeni nesil bir enerji depolama sistemi üzerinde önemli bir başarı elde ettiğini duyurdu. Geliştirilen yenilikçi prototip hücreler, gelecekteki insanlı ve insansız Artemis misyonlarının enerji verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

Yürütülen SPEARS projesi çerçevesinde, Langley Araştırma Merkezi'nde kapsamlı termal vakum testleri gerçekleştirildi. Yapılan bu deneyler sonucunda, batarya hücrelerinin -60 ile -80 derece aralığında başarılı bir performans gösterdiği ve -80 dereceye kadar aktif şekilde enerji üretebildiği saptandı. Daha düşük sıcaklıklarda ise enerji çıkışı durmasına rağmen, hücrelerin fiziksel yapısında herhangi bir bozulma veya hasar meydana gelmediği gözlemlendi.

Klasik lityum iyon sistemlerinde kullanılan sıvı elektrolitler, Ay gecelerinde görülen -200 dereceye varan donma noktalarında ciddi güvenlik riskleri barındırıyor. Yeni katı hal teknolojisinde ise sıvı yerine seramik veya polimer esaslı katı elektrolitlere yer veriliyor. Bu mimari, hem yangın risklerini ortadan kaldırıyor hem de bataryanın aşırı soğuklarda bile kalıcı zararlar görmesini engelliyor.

Ay'ın karanlık yüzünde veya uzun gecelerinde keşif araçlarının çalışır durumda kalabilmesi için yüksek miktarda enerji harcanıyor. Geliştirilen dayanıklı bataryalar sayesinde, her kullanım öncesi sürekli ısıtma zorunluluğu ortadan kalkabilir ve sadece operasyon sırasında küçük ısıtıcılarla hücreler istenen çalışma sıcaklığına getirilebilir. Bu durum uzay araçlarındaki toplam enerji tüketimi ile ağırlık yükünü hafifletebilir.

Ajans yetkilileri, ilerleyen dönemde farklı elektrot materyalleri deneyerek kapasiteyi artırmayı hedefliyor. Uzay görevlerinin yanı sıra bu teknolojinin havacılık ve taşınabilir elektronik sektörlerinde de değerlendirilebileceği öngörülüyor, ancak nihai kullanım için ileri aşama testlerin tamamlanması bekleniyor.

AI YORUMU

Geleneksel bataryaların uzayın uçucu termal döngülerinde yetersiz kalması, katı hal teknolojisini uzay endüstrisinin kilit noktası haline getiriyor. Isıtma maliyetlerinin azalması, Ay yüzeyindeki uzun vadeli keşif bütçelerini doğrudan rahatlatacaktır. Önümüzdeki süreçte bu malzemenin Dünya'daki ticari havacılık ve zorlu iklim cihazlarına ne kadar hızlı uyarlanacağı merak konusu.

Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

Teknoloji
• CHIP Online

Uzay ajansı NASA, Artemis keşif programında değerlendirilmek üzere eksi 200 dereceye dayanabilen katı hal pilleri tasarlıyor. SPEARS etiketli girişim, Ay yüzeyindeki sert iklim koşullarında enerji depolama problemlerini aşmayı hedefliyor. Geliştirilen bu yenilikçi donanımın gelecekte Dünya'daki pek çok elektronik cihazda da rol oynaması bekleniyor.

  • SPEARS projesi kapsamında eksi 200 dereceye dayanıklı piller üretiliyor.
  • Yeni katı hal tasarımı sıvı elektrolitlerin donma sorununu ortadan kaldırıyor.
  • Başarılı olması durumunda teknoloji Dünya'daki cihazlarda da kullanılabilecek.

Uzay araştırmalarında sürdürülebilir enerji yönetimi kritik bir rol oynarken, uydumuzun yüzeyindeki aşırı sıcaklık dalgalanmaları mevcut donanımlar için büyük bir engel teşkil ediyor. Gündüz vakti sıcaklık seviyeleri 100 santigrat dereceyi bulurken, özellikle güney kutup bölgesindeki gecelerde bu değer eksi 200 derecelere kadar geriliyor. Geleneksel lityum iyon sistemler bünyesindeki sıvılar, bu denli sert soğuklarda donarak işlevini yitiriyor veya ısınıp bozulabiliyor.

Amerikan Uzay Ajansı, bu dezavantajları bertaraf etmek adına SPEARS projesini hayata geçirdi ve sıvı bileşenler yerine seramik ya da polimer bazlı katı materyallere yöneldi. Katı hal mimarisi sayesinde piller, dondurucu ortamlarda bile fiziksel bütünlüğünü muhafaza edebiliyor. Üstelik bu yapı, pillerin ideal derecede tutulması için harcanan termal yönetim enerjisini de minimuma indiriyor.

Her ne kadar bu donanımların çalışabilmesi için yine de belirli bir ısıya ihtiyaç duyulsa da, maruz kaldıkları buz gibi havadan hasar görmemeleri en büyük artıları arasında gösteriliyor. Enerji tasarrufunun hayati önem taşıdığı Artemis misyonlarında bu durum önemli bir operasyonel avantaj sağlayacaktır.

Ay ve Mars gibi zorlu coğrafyalarda görev yapacak araçlar için tasarlanan bu teknoloji, uzun vadede sadece uzayla sınırlı kalmayabilir. Dünyada da aşırı iklim koşullarında faaliyet gösteren endüstriyel elektronik sistemlerin bu pillerden faydalanabileceği öngörülüyor. Tabii ki nihai başarının laboratuvar testleri ve sahadaki pratik performans sonuçlarıyla netleşmesi bekleniyor.

AI YORUMU

Uzay keşiflerinin önündeki en büyük engellerden biri olan enerji depolama ve sıcaklık yönetimi sorunu, katı hal pil teknolojisiyle aşılmaya çalışılıyor. Bu hamle sadece Artemis gibi devasa bütçeli uzay programlarının güvenliğini artırmakla kalmayıp, Dünya üzerindeki zorlu iklimlerde çalışan elektrikli araçlar ve mobil cihazlar için de bir dönüm noktası olabilir. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin ticari pazara ne kadar sürede uyarlanacağı sektörel dönüşümün hızını belirleyecek.

Kaynak: CHIP Online Haberin tam sayfası →

Donanım
• DonanımHaber
NASA, -170°C'ye Dayanabilen Katı Hal Batarya Prototipi Geliştirdi
Fotoğraf: DonanımHaber

Prototipler -80°C'ye kadar çalışabilirken daha düşük sıcaklıklarda fiziksel hasar göstermedi, ancak enerji üretebilmek için ısıtma gerekir. Bu özellik, Ay'ın aşırı soğuk bölgelerinde enerji yönetimini iyileştirme potansiyeli taşıyor.

  • Bataryalar -80°C'ye kadar çalışabilir
  • -170°C'de fiziksel hasar yok
  • Enerji üretimi için hücrelerin ısıtılması gerekir

Langley Araştırma Merkezi'nde gerçekleştirilen termal vakum testlerinde, katı hal batarya hücrelerinin -60°C ila -80°C arasındaki sıcaklıklarda performansları incelendi ve bu aralıkta istikrarlı enerji çıkışı sağladıkları gözlendi.

Testler, prototiplerin -80°C altındaki sıcaklıklarda çalışmayı sürdürdüğünü, fakat bu seviyenin altına düştüğünde enerji üretiminin durduğunu gösterdi. Ancak hücreler -170°C'ye kadar soğukta maruz bırakıldıklarında fiziksel bir bozulma yaşamadı; bu, katı seramik ya da polimer elektrolitlerin aşırı soğukta dayanıklılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Geleneksel lityum‑iyon bataryalar sıvı elektrolitleri nedeniyle çok düşük sıcaklıklarda donar ve performans kaybı yaşar. Katı hal bataryalar ise sıvı yerine katı elektrolit kullandıkları için hem yanıcı riskleri azaltıyor hem de sıcaklık dalgalanmalarına karşı daha dirençli oluyor. Bu özellik, Ay'ın Güney Kutbu gibi -200°C'ye kadar düşebilen bölgelerinde enerji sistemlerinin güvenilirliğini artırabilir.

Ay yüzeyinde görev yapan keşif araçları, bilimsel ölçüm cihazları ve astronot ekipmanları için bataryaların ısıtılması ek enerji tüketimine yol açıyor. Katı hal bataryaların soğuğa hasar görmeden dayanması, sürekli ısıtma ihtiyacını azaltarak enerji tasarrufu ve sistem ağırlığının düşürülmesine katkı sağlayabilir. NASA araştırmacıları, hücrelerin yeniden kullanılabilirliğini artırmak için ısıtma süreçlerini yalnızca gerektiğinde uygulamayı planlıyor.

Ancak geniş çaplı uygulamaya geçiş, bataryaların uzun vadeli performansının ve dayanıklılığının daha fazla test edilmesiyle mümkün olacak.

AI YORUMU

Katı hal bataryaların aşırı soğuğa dayanması, uzay görevlerinde enerji verimliliğini artırarak ekipmanların güvenilirliğini yükseltebilir. Özellikle Ay'ın kutup bölgelerinde çalışan araç ve cihazlar bu gelişmeden doğrudan fayda sağlayacak. Teknoloji henüz ısıtma gerektirdiği için tam bağımsız bir çözüm olmasa da, ilerleyen testlerle enerji tüketimindeki tasarrufun ne kadar büyük olacağı izlenmeli. Uzay dışı uygulamaların ötesinde, benzer soğuk ortamlar için de yeni tasarım fırsatları doğabilir.

Kaynak: DonanımHaber Haberin tam sayfası →

Bilim
• Rize Takip
Cem Gürçay Uyardı: Küçük Sarsıntılar Büyük Deprem Riskini Sıfırlamıyor
Fotoğraf: Rize Takip

Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara Denizi'nde son dönemde yaşanan küçük depremlerin beklenen büyük sarsıntının habercisi sayılamayacağını ve faydaki gerilimi güvenli düzeye indirmediğini açıkladı. Gürçay, bölgedeki tehlikenin günlük titreşimler yerine fay sisteminin uzun vadeli davranışıyla incelenmesi gerektiğini belirtti.

  • Cem Gürçay, küçük depremlerin Marmara'daki gerilimi güvenli seviyeye indirmediğini belirtti.
  • 7 büyüklüğündeki deprem, 3 büyüklüğündeki sarsıntıdan yaklaşık 1 milyon kat fazla enerji yayıyor.
  • Yalova açıklarında 10 ve 11 Ekim tarihlerinde 3.5 ve 2.9 büyüklüğünde depremler kaydedilmişti.

Marmara Denizi ve çevresinde zaman zaman hissedilen sismik hareketlilik kamuoyunda tedirginliğe yol açarken, yer bilimciler kaydedilen verileri analiz etmeyi sürdürüyor. Yalova açıklarında 10 Ekim günü ölçülen 3.5 büyüklüğündeki ilk kırılmanın ardından 11 Ekim'de kaydedilen 2.9 büyüklüğündeki sarsıntı ve Ağustos ayında Adalar civarında yaşanan deprem dizisi, bölgedeki fayların durumuyla ilgili soru işaretlerini çoğalttı.

Bölgedeki hareketleri değerlendiren Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, yer kabuğundaki mikro kırılmaların büyük bir afetin yaklaştığı biçiminde yorumlanamayacağını aktardı. Marmara Denizi altındaki yapının tek bir kırık hattından ibaret olmadığını hatırlatan Gürçay, Kuzey Anadolu Fay Zonu çatısı altında çok sayıda ikincil parçanın yer aldığını ve her segmentin mekanik özelliklerinin birbirinden farklı çalıştığını dile getirdi.

Küçük depremlerin biriken enerjiyi boşaltarak büyük sarsıntı tehlikesini ortadan kaldırdığı algısının yanıltıcı olduğunu vurgulayan uzman, büyüklük ölçümlerinin logaritmik formüle dayandığına işaret etti. Paylaşılan teknik bilgiye göre 7 büyüklüğündeki bir depremin açığa çıkardığı kinetik enerji, 5 büyüklüğündeki olaydan yaklaşık bin kat, 3 büyüklüğündeki küçük bir titreşimden ise ortalama bir milyon kat daha fazla bir boyuta ulaşıyor. Bu devasa uçurum, birkaç küçük hareketin faydaki ana yükü tüketmeye yetmeyeceğini somutluyor.

Bir sarsıntının daha büyük bir depremin öncüsü olup olmadığının ancak ana şok geliştikten sonra geriye dönük tespit edilebildiğini hatırlatan Gürçay, birkaç günlük tablodan felaket ya da rahatlama kehaneti üretilemeyeceğini söyledi. Anadolu levhasının batıya doğru kesintisiz ilerlediğini belirten mühendis, fayın kilitli kalan parçalarında biriken gerilim miktarının esas bilimsel takip noktası olması gerektiğini vurguladı.

AI YORUMU

Toplum genelinde her küçük sarsıntının ardından oluşan rahatlama hissi ne yazık ki jeofizik kurallarıyla bağdaşmıyor. Cem Gürçay'ın 7 ile 3 büyüklüğü arasındaki bir milyon katlık enerji farkına işaret etmesi, küçük depremlerle güvende olunduğu yanılgısını tümüyle geçersiz kılıyor. Bireysel ve kentsel hazırlıkların anlık sarsıntıların yarattığı psikolojik dalgalanmalara göre değil, Marmara'nın yüzyıllara yayılan tektonik yük gerçeğine göre sürdürülmesi şart.

Kaynak: Rize Takip Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Marmara Fayı'nda Sürünme Hareketleri Bilim Dünyasının Gündeminde Bilim

Marmara Fayı'nda Sürünme Hareketleri Bilim Dünyasının Gündeminde

Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Fayı'nın bazı kesimlerinin deprem üretmeden sürtünme eğilimi gösterdiğini belirten yeni bir araştırma paylaştı. 25 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan çalışma, manto kaynaklı akışkanların fay davranışlarını nasıl değiştirdiğini ortaya koyuyor. Araştırma, bölgedeki tektonik yapıların ve derin jeodinamik süreçlerin deprem potansiyeli üzerindeki etkilerini inceliyor.

8 saat önce • 1 dk okuma
Bilim İnsanları Yeşil Renkli Beyaz Cüce Yıldızı Keşfetti Bilim

Bilim İnsanları Yeşil Renkli Beyaz Cüce Yıldızı Keşfetti

Astronomlar, insan gözüyle yeşil olarak algılanabilecek nadir bir beyaz cüce yıldız tespit etti. Bu yıldız, kalsiyum, sodyum ve lityum gibi elementlerin karışımı sayesinde yeşil bir spektrum sergiliyor. Çalışma, 151 beyaz cüce arasında 65 ışık yılı uzaklıktaki bir nesneyi inceledi ve renk skalasının beklenenden daha geniş olabileceğini gösterdi. Uzmanlar, gelişen spektral analiz tekniklerinin benzer keşifleri artıracağını belirtiyor.

11 saat önce • 1 dk okuma