PİYASA
İnternet

Martı, RoboMartı’yla Sürücüsüz Paylaşımlı Yolculukta İlk Testi Tamamladı

Martı, RoboMartı’yla Sürücüsüz Paylaşımlı Yolculukta İlk Testi Tamamladı

Özet

Martı, yapay zekâ destekli otonom araç projesi RoboMartı’nın test sürüşlerini başarıyla tamamladığını duyurdu. Proje, yüksek çözünürlüklü kamera, lidar ve radar sensörleriyle 360 ° algılayarak şehir içi paylaşımlı ulaşımı hedefliyor. Testlerin nerede yapıldığı ve hizmete giriş tarihi henüz açıklanmadı.

Öne çıkanlar

  • RoboMartı test sürüşlerini başarıyla tamamladı
  • Araçlar lidar, radar ve 360 ° kamera ile donatıldı
  • Paylaşımlı yolculuk modeliyle şehir içi ulaşım hedefleniyor

Haberin Detayı

Martı, yapay zekâ tabanlı sürücüsüz araç projesi RoboMartı’yı tanıtarak, test aşamasını tamamladığını bildirdi. Şirketin kurucusu Oğuz Alper Öktem, projenin amacının otonom sürüş teknolojisini paylaşımlı ulaşım modeliyle birleştirerek şehir içi taşımacılığı dönüştürmek olduğunu vurguladı. Test sürüşlerinin sorunsuz geçtiği belirtilirken, detaylı bir açıklama yapılmadı.

RoboMartı, yüksek çözünürlüklü kameralar, lidar ve radar sensörleri sayesinde çevresini 360 ° algılayabiliyor. Bu donanım, trafik ışıklarını, yayaları, diğer araçları ve yol koşullarını gerçek zamanlı analiz ederek sürüş kararlarını otomatik olarak alabiliyor. Yapay zekâ destekli algoritma, bu verileri işleyerek güvenli bir sürüş deneyimi sunmayı amaçlıyor.

Şirket, projenin teknoloji ortakları ve otonom sürüş seviyesi hakkında henüz bilgi vermedi. Testlerin gerçekleştirildiği lokasyon ve koşullar da açıklanmadı, bu da ilerleyen aşamalarda düzenleyici izinlerin nasıl alınacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Martı, bu eksik bilgileri ilerleyen dönemlerde paylaşmayı planlıyor.

RoboMartı’nın hedeflediği paylaşımlı yolculuk modeli, mevcut toplu taşıma ve taksi hizmetlerine alternatif sunmayı amaçlıyor. Şirket, aracın şehir içinde belirli noktalara konumlandırılması ve kullanıcıların uygulama üzerinden rezervasyon yapmasıyla hizmet vermesini planlıyor. Bu yaklaşım, özellikle yoğun şehir trafiğinde esnek ve maliyet etkin bir seçenek sunabilir.

Gelecek aylarda RoboMartı’nın hizmete alınacağı şehirler, kullanılacak araç sayısı ve tarifeler gibi detayların netleşmesi bekleniyor. Projenin başarılı olması durumunda, Türkiye’de otonom araçların ticari kullanımına öncülük etmesi ve benzer girişimlerin artmasına zemin hazırlaması muhtemel.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

RoboMartı’nın test aşamasını sorunsuz tamamlaması, otonom paylaşım modeli için kritik bir geçiş noktası. 360 ° sensör ve lidar entegrasyonu, güvenli sürüş için teknik bir gereklilik; bu da projenin gerçekçi bir yol haritası çizdiğini gösteriyor. Şehir içi kullanıcılar, taksi ve toplu taşıma maliyetlerine alternatif bir seçenek bulabilir. Ancak, benzer projelerle kıyaslandığında, Martı’nın henüz hizmet tarihini ve araç sayısını açıklamaması, pazar payı kazanma konusunda belirsizlik yaratıyor.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    İnternet
    Legora 550 Milyon Dolar Yatırım Aldı, Değerlemesi 8,8 Milyar

    Yapay zeka destekli hukuk teknolojisi girişimi Legora, Atreides Management liderliğindeki E serisi turunda 550 milyon dolar yatırım topladı ve 8,8 milyar dolarlık bir değerleme elde etti. Şirket, 2.400'den fazla hukuk bürosu ve 140 bin profesyonelin kullandığı platformu ABD pazarına genişletmeyi hedefliyor.

    • 550 milyon dolar E serisi yatırımı, Atreides Management liderliğinde
    • Legora'nın değerlemesi 8,8 milyar dolar seviyesinde
    • Platform 80'den fazla pazarda 2.400'den fazla hukuk bürosu tarafından kullanılıyor

    Legora, Max Junestrand tarafından kurulan ve İsveç merkezli bir yapay zeka hukuk platformu. Şirket, hukuk büroları ve şirket içi hukuk ekipleri için belge inceleme, sözleşme oluşturma ve hukuki araştırma süreçlerini otomatikleştiren bir çözüm sunuyor. Bu hizmet, günlük iş akışlarını hızlandırarak avukatların verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

    Toplam 550 milyon dolar toplanarak Legora'nın değerlemesi 8,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu, Avrupa merkezli hukuk teknolojisi girişimleri arasında en büyük fonlamalardan biri olarak kayıtlara geçti.

    Şu anda Legora platformu 80'den fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 2.400'ün üzerinde hukuk bürosu ile şirket içi hukuk ekipleri tarafından aktif olarak kullanılmakta. 140 binin üzerinde hukuk profesyoneline ulaşan sistem, ABD pazarındaki büyüme hedefiyle rekabetçi bir konuma yerleşiyor. Özellikle ABD merkezli Harvey gibi rakiplerin de bulunduğu pazarda, Legora'nın geniş kullanıcı tabanı ve yüksek yatırım desteği dikkat çekiyor.

    Legora, yapay zekâ tabanlı çözümlerle hukuk hizmetlerini dönüştürmeyi sürdürüyor. Şirket, gelecekte daha fazla veri entegrasyonu ve otomatik sözleşme analizi özellikleri ekleyerek platformunu zenginleştirmeyi planlıyor. Bu adım, hukuk sektöründe dijital dönüşümün hız kazanmasına ve daha fazla şirketin yapay zekâ destekli hizmetlerden faydalanmasına olanak tanıyacak.

    AI YORUMU

    Legora'nın 550 milyon dolarlık yeni fonlaması, hukuk teknolojileri alanında ciddi bir ölçeklenme sinyali veriyor. 8,8 milyar dolarlık değerleme, şirketin pazar payını hızla artırabileceğini gösteriyor. Özellikle 140 bin hukuk profesyoneline ulaşması, sektördeki rakiplerine göre büyük bir avantaj sağlıyor. Bu büyüklükteki yatırım, Avrupa dışındaki pazarlarda, özellikle ABD'de rekabet gücünü artırarak Harvey gibi firmalarla daha doğrudan rekabet etmeyi mümkün kılıyor.

    Haberin tam sayfası →

    İnternet
    İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle ödeme teknolojilerini anlattı

    İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, Webrazzi Summit 2026 oturumunda ödeme sistemlerinin geleceğini ve yenilenen Maximum Mobil deneyimini paylaştı. Banka yetkilisi, İşCep entegre edilen akıllı alışveriş ajanının detaylarını ve temassız kullanım oranlarını aktardı.

    • Maximum kart ailesi 12 milyon müşteriye ve 600 binden fazla iş yerine ulaştı.
    • İşCep içinde test edilen akıllı alışveriş ajanı Pazarama altyapısıyla çalışıyor.
    • Türkiye genelindeki her 10 kartlı işlemin 9 adedi temassız gerçekleşiyor.

    Webrazzi Summit 2026 kapsamında düzenlenen Ödemenin Yeni Hali oturumunda konuşan Sezgin Lüle, finans teknolojilerinin kat ettiği mesafeyi ve kullanıcı alışkanlıklarındaki dönüşümü ele aldı. Maximum markasının 25 yıllık geçmişine vurgu yapan Lüle, markanın bugün 12 milyon müşteriye ulaştığını ve 600 binden fazla anlaşmalı üye iş yerini kapsadığını açıkladı. Ayrıca gelecekte yeni banka iş birliklerinin de duyurulacağının sinyali verildi.

    Oturumun en dikkat çekici başlıklarından biri, İşCep içerisine entegre edilen yapay zeka tabanlı alışveriş ajanı oldu. Pazarama altyapısını kullanan bu yeni uygulama, kullanıcıların aradıkları ürünleri konuşarak tarif etmesine imkan tanıyor. Ürün bulma, sepete ekleme ve ödeme adımlarını tek bir akışta birleştirmeyi hedefleyen bu yapının henüz test aşamasında olduğu ve kullanıcı alışkanlıklarının zamanla şekilleneceği belirtildi.

    Mobil ödeme ve alışveriş deneyimini sadeleştirmek amacıyla yenilenen Maximum Mobil uygulaması da katılımcılara anlatıldı. Geçmişte aynı çatı altında toplanan hizmetlerin kullanıcı deneyimini karmaşıklaştırdığı tespit edilirken, yapılan son güncellemeyle kart işlemlerine ve kampanyalara erişim kolaylaştırıldı. Arayüz yeniliğine yönelik ilk kullanıcı geri dönüşlerinin oldukça olumlu olduğu ifade edildi.

    Türkiye'deki ödeme alışkanlıklarının mevcut tablosuna değinen Lüle, temassız işlemlerin pazar payındaki ezici üstünlüğüne dikkat çekti. Ülke genelindeki her 10 ödemeden 9'unun temassız yapıldığı, buna karşın kullanıcıların çoğunlukla fiziksel kartlarını POS cihazına dokundurmayı seçtiği aktarıldı. QR kod ile yapılan ödemelerin toplam cirodaki payı yüzde 10 seviyesinde kalırken, telefondan mobil temassız kullanım oranının ise henüz düşük düzeyde seyrettiği bildirildi.

    Gelecekteki ödeme altyapıları arasında stablecoin projelerinin de bankaların ve küresel kuruluşların gündemine girdiğini belirten Lüle, bu alandaki uluslararası konsorsiyumlara dahil olduklarını söyledi. Öte yandan kimlik avı ve dolandırıcılığa karşı güvenliğin öncelikli olduğunu vurgulayan yetkili, yapay zeka ajanlarına alışveriş yetkisi verilmesi sürecinde güvenlik yatırımlarının artarak sürmesi gerektiğinin altını çizdi.

    İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle ödeme teknolojilerini anlattı — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Bankacılık sektörünün yapay zeka ajanları ve akıllı asistanları mobil uygulamalara entegre etmesi, e-ticaret süreçlerini kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye pazarında temassız işlemlerin her 10 ödemeden 9'unu oluşturması gibi yüksek bir oran, kullanıcıların hız beklentisini net biçimde ortaya koyuyor. Buna karşın, yapay zeka tabanlı alışveriş ajanlarına tam yetki verilmesi aşamasında dolandırıcılık riskleri ve güvenlik önlemleri pazarın büyüme hızını doğrudan belirleyecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    Yapay zeka modellerinde dil farklılıkları eşitsiz maliyet yaratıyor

    Yapay zeka modellerinin farklı dillerdeki performans farkları, ana dili İngilizce olmayan kullanıcılar için gizli bir maliyet oluşturuyor. Küresel ölçekte geliştirilen bu sistemler, İngilizce dışındaki dillerde daha düşük doğruluk payı ve yüksek işlem süresi sergileyerek kullanıcı deneyimini doğrudan sınırlıyor.

    • İngilizce dışındaki diller yapay zeka sistemlerinde gizli bir vergi etkisi oluşturuyor.
    • Modellerin çok dilli performansındaki düşüş, kullanıcılar için ek veri maliyeti doğuruyor.
    • Düşük doğruluk oranları, ana dili farklı olan kullanıcılar için operasyonel kayıplara yol açıyor.

    Yapay zeka teknolojilerinin dünya genelinde yaygınlaşmasıyla birlikte, sistemlerin dil işleme kapasitelerindeki eşitsizlikler daha belirgin hale geliyor. Geliştirilen büyük dil modelleri genellikle İngilizce veri setleri üzerine inşa edildiği için, diğer dillerde işlem yaparken ciddi performans sorunları yaşıyor. Kullanıcılar, kendi ana dillerinde daha az hassas sonuçlarla karşılaşırken, bu durum sistemin verimliliğini düşüren gizli bir engel haline geliyor.

    Dil bariyerleri yalnızca anlamsal hatalarla sınırlı kalmayıp, modellerin işlem mantığını da doğrudan etkiliyor. İngilizce dışındaki dillerde eğitim verisi eksikliği, sistemlerin bağlamı doğru kavrayamamasına ve daha fazla hata üretmesine neden oluyor. Bu durum, özellikle profesyonel iş akışlarında veya akademik çalışmalarda sistemden alınan verimin düşmesine yol açarak kullanıcıların daha fazla vakit kaybetmesine sebebiyet veriyor.

    Yapay zeka modellerinin çok dilli yetenekleri, farklı bölgelerdeki dijital uçurumu derinleştiren bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce konuşan kullanıcılar sistemden yüksek hız ve doğruluk alırken, diğer dilleri kullananlar bu teknolojiye ulaşmak için daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalıyor. Geliştirici şirketlerin veri setlerini çeşitlendirme konusunda yaşadığı zorluklar, bu teknolojik dengesizliğin temel nedenleri arasında yer alıyor.

    Sistemlerin işlem süreçleri incelendiğinde, farklı dillerin teknik altyapılarda ek bir yük getirdiği gözlemleniyor. Karmaşık komutların İngilizce dışındaki dillerde işlenmesi, sunucu tarafında daha fazla hesaplama gücü gerektirirken, kullanıcı tarafında ise tatmin edici olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Bu teknik kısıtlamalar, yapay zekanın demokratikleşmesi önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

    Gelecek dönemde dil çeşitliliğine odaklanan modellerin, bu eşitsizliği gidermek adına daha yerel veri setlerine yönelmesi hedefleniyor. İngilizce merkezli bir yapıdan uzaklaşan sistemlerin, küresel ölçekte daha adil bir hizmet sunması için yatırımların bu yöne kayması bekleniyor. Ancak mevcut durumda, kullanıcıların karşılaştığı dil kaynaklı bu gizli maliyetler, dijital dünyadaki fırsat eşitliğini zedelemeye devam ediyor.

    Yapay zeka modellerinde dil farklılıkları eşitsiz maliyet yaratıyor — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Yapay zeka modellerini yalnızca İngilizce merkezli bir yapıda tutmak, teknolojinin küresel kapsayıcılığını sınırlayan bir tercihtir. Geliştiriciler, veri setlerinde İngilizce dışındaki dilleri yeterince temsil etmediği sürece bu sistemlerin sunduğu verim, dil bazlı bir eşitsizlik yaratacaktır. Özellikle çok dilli iş süreçlerinde İngilizce kullanan bir şirket ile başka bir dili kullanan şirket arasındaki çıktı kalitesi farkı, rekabeti adaletsiz kılar. Yerel veri setlerine yatırım yapılmadığı sürece, bu modellerin sunduğu avantajlar belirli bir coğrafi sınırın ötesine geçemeyecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    Habokado sistemiyle haber özetleme sürecinde beş kişi hayatını kaybetti

    Habokado platformunun haber özetleme sistemini kullandığı sırada beş Filistinli sivil hayatını kaybetti. Yaşanan bu trajik olay, dijital içerik tüketen kullanıcıların güvenlik durumu hakkında ciddi soru işaretleri doğururken, bölgedeki teknolojik araçların kullanımına dair tartışmaları da beraberinde getirdi.

    • Habokado sistemi kullanımı sırasında beş Filistinli sivil yaşamını yitirdi
    • Dijital haber özetleme araçlarının çatışma bölgelerindeki güvenliği tartışmaya açıldı
    • Yaşanan can kaybı platformun içerik sunma yöntemiyle ilişkilendiriliyor

    Habokado isimli platformun otomatik içerik özetleme hizmetini kullanan beş Filistinli sivil, meydana gelen bir olay sonucunda hayatını kaybetti. Söz konusu uygulama, kullanıcıların haberleri daha hızlı tüketebilmesi için geliştirilen bir yapay zeka tabanlı özetleme sistemi olarak faaliyet gösteriyor. Olayın yaşandığı esnada kişilerin hangi haberleri takip ettikleri veya sistemin bu süreçteki doğrudan rolü henüz net olarak aydınlatılmış değil.

    Bölgedeki yerel kaynaklardan gelen bilgilere göre, söz konusu beş kişinin ölümüyle sonuçlanan durum, dijitalleşen haber takibi alışkanlıklarının fiziksel dünyadaki risklerini gözler önüne seriyor. Özellikle çatışma bölgelerinde internet ve yapay zeka araçlarına erişim, bireylerin anlık gelişmeleri takip etmesi için yoğun şekilde kullanılıyor. Ancak bu araçların sağladığı verilerin veya sistemlerin konum üzerindeki dolaylı etkileri, teknik bir tartışmanın ötesine geçerek insani bir boyuta ulaşıyor.

    Sistemin işleyiş mantığı, uzun haber metinlerini kısa ve öz hale getirmek üzerine kurulu olsa da, bu tür trajik sonuçlar teknolojik güvenlik standartlarını sorgulatıyor. Habokado gibi platformların, sundukları hizmetin kullanıldığı coğrafi konumun hassasiyetini gözetip gözetmediği konusu, incelemelerin ana odak noktalarından birini oluşturuyor. Teknoloji dünyasında veri güvenliği kadar, bu verinin hangi şartlar altında tüketildiğinin de denetlenmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiş oldu.

    Yaşanan bu acı kayıp, dijital haberleşme ağlarının güvenliği konusunda teknoloji geliştiricilerini ve kullanıcıları düşündürüyor. Yazılım mimarileri genellikle içerik kalitesine odaklansa da, bu sistemlerin fiziksel risk taşıyan bölgelerdeki kullanıcılar üzerindeki etkileri yeterince analiz edilmiyor olabilir. Beş kişinin hayatını kaybetmesi, yalnızca bir yazılım hatası değil, aynı zamanda dijital araçların kullanım senaryolarındaki eksiklikleri de ortaya koyuyor.

    Bundan sonraki süreçte, benzer platformların sunduğu hizmetlerin kapsamı ve güvenlik protokollerinin yeniden düzenlenmesi bekleniyor. Özellikle savaş veya kriz bölgelerinde, yapay zeka sistemlerinin konum tabanlı veri paylaşımlarının sınırlandırılması veya daha güvenli hale getirilmesi, olası benzer durumların önüne geçmek adına atılabilecek adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kullanıcıların dijital araçları kullanırken maruz kaldığı fiziksel riskler, teknoloji sektörünün önümüzdeki dönemde ciddiyetle ele alması gereken bir konu haline geldi.

    AI YORUMU

    Yapay zeka tabanlı özetleme araçları, sundukları hızın ötesinde, kullanıcıların konum güvenliğini tehlikeye atmayacak güvenlik protokollerine sahip olmalıdır. Beş sivilin hayatını kaybettiği bu olay, platformların teknik başarıdan ziyade kullanıcı güvenliğini merkeze alması gerektiğini kanıtlıyor. Dijital içerik servisleri, veri işleme süreçlerinde coğrafi riskleri göz ardı ettiği sürece, sağladıkları hızın kullanıcıya hiçbir faydası kalmıyor. Eğer bu tür platformlar, çatışma bölgelerindeki konum verilerini anonimleştirme konusunda daha katı önlemler almazsa, benzer trajik sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz hale gelecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler