İçeriğe geç
PİYASA
Kültür

Kültür Bakanlığı yerel lezzetleri 32 şehre taşımayı hedefliyor

Kültür Bakanlığı yerel lezzetleri 32 şehre taşımayı hedefliyor i

Özet

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Yolu Festivalleri kapsamında şehirlerin geleneksel lezzetlerini sunan yerel restoranları yıl boyunca tanıtmaya başladı. Bu yıl 26 ilde düzenlenen organizasyonun gelecek yıl 32 şehre ulaşması planlanıyor. Projeyle yerel mutfak kültürünün korunması ve işletmelerin ekonomik yönden desteklenmesi amaçlanıyor.

Öne çıkanlar

  • Festival bu yıl 26 şehirde düzenlenirken gelecek yıl 32 şehre ulaşacak.
  • Antalya'da 40'tan fazla mekanda 440'tan fazla kültür ve sanat etkinliği yapılıyor.
  • Seçilen restoranlar Go Türkiye platformunda listelenerek yıl boyunca uluslararası düzeyde tanıtılacak.

Haberin Detayı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye genelinde yürüttüğü Kültür Yolu Festivalleri çerçevesinde geleneksel mutfak kültürünü öne çıkaran yeni bir adım attı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, organizasyon kapsama alanının genişlediğini ve gastronomi ögesinin etkinliklerin merkezine yerleştirildiğini duyurdu. Yapılan çalışmayla her şehrin köklü yemek reçetelerini yaşatan restoranlar belirlenerek uluslararası ölçekte tanıtılacak. Bu hamle sayesinde hem yerel lezzetlerin unutulması engellenecek hem de kent gastronomisi turizme daha güçlü entegre edilecek.

Bu yıl Antalya'da 4'üncüsü gerçekleştirilen festival, kentin sanat ve kültür yaşamına hareket getirirken mutfak mirasını da vitrine çıkarıyor. Antalya programı dahilinde 40'tan fazla ayrı mekanda 440'ın üzerinde etkinlik ziyaretçilerle buluşturuluyor. Konserlerden geleneksel sanatlara, operadan tiyatroya ve sergilere kadar geniş bir yelpazede hazırlanan takvim, her yaş grubundan katılımcıya hitap ediyor. Ziyaretçi yoğunluğunun yüksek olduğu turizm merkezinde gastronomiye verilen bu özel önem, kent kimliğinin tanıtımına doğrudan katkı sağlıyor.

Festival ağının etki alanını hızla artırdığına değinen Bakan Ersoy, bu yıl 26 farklı şehirde düzenlenen organizasyonun önümüzdeki yıl 32 şehre ulaşmasını hedeflediklerini bildirdi. Tanıtım stratejisinin sadece festival dönemleriyle kısıtlı kalmayacağını vurgulayan Ersoy, belirlenen lezzet noktalarının 365 gün boyunca destekleneceğini ifade etti. Uluslararası şeflerin yer aldığı uzman jüriler, şehirlerdeki restoranları inceleyerek menüsünde eski ve özgün reçetelere yer veren işletmeleri tespit ediyor. Bu işletmeler haritalandırılarak Go Türkiye gibi küresel tanıtım platformlarında paylaşılıyor.

Mutfak kültürünü yaşatan lokantaların listelenmesi, sektördeki hizmet standartlarını yukarı çekmeyi ve işletmeler arasında sağlıklı bir rekabet ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Yerli ve yabancı turistler rehber niteliğindeki bu listeler sayesinde şehirlerin özgün lezzetlerini güvenle deneyimleme imkanı buluyor. Geleneksel yemekleri menüsünde koruyan esnafın desteklenmesi, yerel işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sunuyor. Böylece gastronomi turizmi sadece dönemsel bir etkinlik olmaktan çıkıp sürekli gelir üreten bir yapıya kavuşuyor.

Projenin bir diğer ayağını ise dünyaca ünlü Michelin yıldızlı şeflerin yerel üreticilerle buluşturulması oluşturuyor. Festivaller kapsamında farklı illere konuk olan uluslararası şefler, yerel tedarikçileri ve kadın kooperatiflerini ziyaret ederek doğrudan iletişim kuruyor. Bakanlık, bu buluşmalar aracılığıyla kadın kooperatifleri ile şefler arasında yıl boyunca geçerli olacak tedarik ve satın alma anlaşmalarının yapılmasını teşvik ediyor. Bu sayede yerel üretimin desteklenmesi ve ekonomik katma değerin doğrudan üreticiye ulaşması hedefleniyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, gastronomi odaklı bu yaklaşım ile hem ziyaretçi memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmayı hem de turizm gelirlerini artırmayı amaçlıyor. Sürecin tüm aşamalarında kalite standartlarının yükseltilmesi ve yerel ekonominin canlandırılması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Yıl boyunca sürecek tanıtım çalışmaları ve tedarik zinciri iş birlikleri sayesinde Türkiye'nin zengin mutfak mirası geleceğe aktarılırken, kentlerin turizm potansiyeli de 12 aya yayılmış oluyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Gastronomi stratejisinin geçici panayır mantığından çıkarılıp sürekli bir tedarik zincirine dönüştürülmesi yerel lokantalar için hayati bir imkan sunuyor. Kadın kooperatifleri ile kurulan doğrudan alım bağlantıları, küçük üreticinin büyük turizm pastasından pay almasını kolaylaştırıyor. Ancak Go Türkiye listelerine girecek restoranların denetimi sıkı tutulmazsa lezzet kalitesinde standart yakalamak zorlaşabilir. Sadece festival tarihlerinde değil tüm yıl boyunca sürdürülen bu denetim modeli başarılı olursa gastronomi turizminde sürdürülebilir bir büyüme sağlanır.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Kültür
    Bakan Ersoy, Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü evi müzeye dönüştürdü

    Dr. Aziz Sancar'ın Mardin Savur'daki çocukluk evini müze olarak açtı. Tarihi yapının restorasyonu tamamlanarak geleceğin bilim insanlarına ilham vermesi amacıyla ziyarete açıldı.

    • Nobel ödüllü Aziz Sancar'ın Mardin Savur'daki çocukluk evi müzeye dönüştürüldü.
    • Bina 1938 öncesine uzanan mimari dokusu korunarak titizlikle restore edildi.
    • Müzenin bodrum ve diğer katları okuma salonu ile bilim merkezi olarak hizmet verecek.

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Mardin ilinin Savur ilçesinde hayata geçirilen Aziz Sancar Müzesi'nin açılış törenini gerçekleştirdi. Açılış programında Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, ilçe kaymakamları, belediye başkanları ve Sancar ailesi hazır bulundu. Gerçekleştirilen proje ile bilim insanının hayatı ve çalışmaları gelecek kuşaklara aktarılıyor.

    Tarihi 1938 öncesine uzanan dört katlı kâgir yapı, bölgenin geleneksel konut mimarisinin özelliklerini taşıyor. Yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarında yapısal güçlendirme, taş temizliği, derz ve yalıtım uygulamaları yapıldı. Özgün karakterin korunması amacıyla çörtenler, bacalar ve taş motifler özenle onarıldı.

    Yapının 395 metrekarelik birinci katı müze olarak düzenlenirken üç ayrı salon oluşturuldu. Bu salonlarda Aziz Sancar'ın fotoğrafları, tıp aletleri, diplomaları, cübbeleri ve aldığı ödüller ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Koleksiyon, bilim insanının mütevazı bir evden uluslararası başarılara uzanan yolculuğunu gözler önüne seriyor.

    Açılışta konuşan Bakan Ersoy, gençlerin hayal kurabilmesinin bir ülkenin geleceğini şekillendirdiğini vurguladı. Tarihi yapının sadece bir müze olmayacağını, aynı zamanda Mardin Valiliği tarafından bodrum ve diğer katlarının okuma salonu ile bilim merkezi olarak değerlendirileceğini açıkladı.

    AI YORUMU

    Bir bilim insanının köklerine vefa göstermek, genç kuşakların hayal kurma cesaretini doğrudan besleyen en somut adımdır. Mardin Savur'daki 395 metrekarelik bu yapının müzeye dönüştürülmesi, sadece geçmişi korumakla kalmayıp bölgedeki çocuklara bilim yolunda yeni bir ufuk açıyor. Eğer bu tür merkezler yerel okuma salonlarıyla desteklenmezse sadece turistik bir durakta kalabilirdi; ancak binanın bilim merkezine dönüştürülmesi projeyi kalıcı kılıyor. Sadece bir sergi alanından ibaret olmayan bu yatırım, gençlerin kendi topraklarından çıkarak küresel ölçekte neler başarabileceğini kanıtlıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Bakan Ersoy, ABD'den Türkiye'ye getirilen yeni eserleri duyurdu

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD'den Türkiye'ye bu hafta yeni kültür varlıklarının getirildiğini ve detayların yakında paylaşılacağını açıkladı. Antalya Kültür Yolu Festivali'nde konuşan Bakan Ersoy, dokuz aylık turizm gelirinin de yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolara ulaştığını belirtti.

    • ABD'den bu hafta yeni tarihi eserler getirildi ve anlaşmalı ülke sayısı 14 oldu.
    • Türkiye'nin 9 aylık turizm geliri yüzde 2,4 artarak 51 milyar 278 milyon doları buldu.
    • Yabancı ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 119,9 dolara yükseldi.

    Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin iadesine yönelik yürütülen diplomatik ve hukuki mücadeleye dair açıklamalarda bulundu. Bakan Ersoy, yürütülen yoğun çalışmalar neticesinde bu hafta Amerika Birleşik Devletleri'nden yeni kültür varlıklarının Türkiye'ye getirildiğini açıkladı. Yurt dışındaki eserlerin izini sürmeye kararlılıkla devam edeceklerini belirten Bakan, kaçırılan parçaların doğduğu topraklara döndürülmesi sürecinde taviz verilmeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin kaçakçılıkla mücadele birimini daire başkanlığı seviyesine çıkararak kurumsal altyapısını güçlendirdiği belirtildi.

    Kültür varlıklarının iadesi konusunda uluslararası işbirliklerini artıran Türkiye, bugüne kadar 14 ülkeyle resmî anlaşma imzaladı. Bakan Ersoy, eserlerin kökenini kesinleştirmek amacıyla arşiv kayıtlarından, eski fotoğraflardan, kazı belgelerinden ve ileri düzey bilimsel analizlerden yararlandıklarını ifade etti. Halihazırda ABD, İsviçre, Japonya, Özbekistan, Yunanistan, Danimarka ve Çin gibi pek çok ülkeyle ortak operasyonlar yürütüldüğü kaydedildi. Türkiye'nin bu alanda kazandığı uzmanlık sayesinde yabancı temsilcilerin ülkeye gelerek eğitim aldığı ve Türk tecrübesinden faydalandığı aktarıldı.

    Toplantıda turizm verilerine de değinen Bakan Ersoy, bölgesel çatışmalar ile artan ulaşım ve enerji maliyetlerine rağmen sektörün direnç gösterdiğini ifade etti. Yılın üçüncü çeyreğinde turizm gelirlerinin geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 5 artarak 25 milyar 526 milyon dolara yükseldiğini aktardı. Böylece ilk 9 aylık toplam turizm geliri yüzde 2,4 büyümeyle 51 milyar 278 milyon dolar seviyesine ulaştı. Yıl sonu için hedeflenen toplam gelirin ise 65 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.

    Turizmde pazar ve ürün çeşitliliğine odaklandıklarını vurgulayan Ersoy, ziyaretçi sayısının yanı sıra kişi başı harcamayı artırmayı hedeflediklerini belirtti. Verilere göre dokuz aylık dönemde yabancı turistlerin kişi başı gecelik ortalama harcaması 119,9 dolar oldu. Tüm ziyaretçi grupları dâhil edildiğinde ise ortalama gecelik harcama yüzde 4,6 artış kaydederek 107,7 dolara çıktı. Aynı dönemde turistlerin ortalama kalış süresi ise 10,34 gece olarak kayıtlara geçti.

    Uluslararası alanda yürütülen tanıtım hamlelerine değinilerek 74 ülkede gerçekleştirilen dijital kampanyaların 7,1 milyar gösterime ulaştığı bilgisi verildi. Ayrıca 2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan 10 farklı mini dizinin toplamda 10,5 milyar gösterim elde ettiği açıklandı. Türkiye'nin yeniden Formula 1 takviminde yer alması, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olması ve Antalya'nın COP31 için seçilmesi ülkeye olan küresel güveni pekiştirdi.

    Kültür yatırımları kapsamında Diyarbakır Cezaevi'nin müze ve kültür alanına dönüştürülmesi projesinde de son aşamaya gelindi. Bakan Ersoy, söz konusu alandaki dönüşüm çalışmalarını yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini dile getirdi. Türkiye, hem tarihi mirasını koruma hem de turizm gelirlerini artırma yönündeki kararlı adımlarını sürdürmeyi amaçlıyor.

    AI YORUMU

    Tarihi eserlerin iadesinde 14 ülkeyle kurulan resmî diplomatik ağ, kökünden sökülmüş kültür mirasını korumada kalıcı bir kurumsal güce dönüşmek zorundadır. ABD'den getirilen yeni parçalar ve yabancı turistlerin gecelik 119,9 dolara ulaşan harcaması, kültürel diplomasinin ekonomiyle doğrudan bağ kurduğunu kanıtlıyor. Bu bütüncül yaklaşım, hem turizm sektöründeki işletmeleri hem de arkeoloji camiasını doğrudan destekleyen stratejik bir zemin oluşturuyor. Küresel ölçekte yürütülen dijital kampanyalar sürdürüldüğü takdirde, Türkiye kriz dönemlerinde bile yıllık 65 milyar dolar olan gelir hedefini rahatlıkla aşabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Tell Me Troy Dizisi Kuzey Ege'nin Mitolojik Mirasını Ekranlara Taşıyor

    Go Türkiye projesinin yeni mini dizisi Tell Me Troy, Kuzey Ege'nin tarihi ve mitolojik dokusunu uluslararası izleyicilerle buluşturmaya hazırlanıyor. Çekimleri tamamlanan yapımda Halit Özgür Sarı ve Özge Yağız başrolleri paylaşıyor. Dizi, genç sinema öğrencilerinin bölgedeki maceralarını ve yarım kalan bir aşk hikayesini konu alıyor.

    • Tell Me Troy mini dizisinin çekimleri tamamlandı ve ekran macerasına hazırlanıyor.
    • Yapımın başrollerinde Halit Özgür Sarı ve Özge Yağız yer alıyor.
    • Çekim rotası Troya, Assos, Cunda, Bergama ve Foça gibi tarihi bölgeleri kapsıyor.

    Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren Go Türkiye Mini Dizileri projesi, dijital dünyadaki erişim ağını genişletmeye devam ediyor. Bugüne kadar çok sayıda yapımı izleyici karşısına çıkaran bu platformun en son halkası olan Tell Me Troy projesinde çekim süreçleri başarıyla nihayete erdi. Kuzey Ege'nin binlerce yıllık geçmişini, kadim efsanelerini ve kültürel birikimini küresel ölçekte tanıtmayı amaçlayan yapım, şimdiden merak uyandırmayı başardı.

    Storymagez şirketinin yapımcılığını üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunu Emre Kavuk ile Mustafa Uğur Yağcıoğlu ortaklaşa paylaşıyor. Yapımın başrol kadrosunda ise Aras karakterine hayat veren Halit Özgür Sarı ile Bade karakterini canlandıran Özge Yağız bulunuyor. Senaryo projeleri için ilham arayan genç sinema öğrencilerinin İstanbul'dan başlayıp Kuzey Ege'ye uzanan yolculuğu, izleyicilere hem görsel bir şölen hem de duygusal bir hikaye vadediyor.

    Kurgunun merkezinde yer alan gençler, Homeros'un ölümsüz destanları İlyada ve Odisseia'dan izler taşıyan bu coğrafyada kendilerini sarmalayan sürpriz olaylarla yüzleşiyor. Bu akademik ve yaratıcı arayış süreci, Aras ile Bade'nin geçmişte yarım kalmış olan romantik geçmişini de yeniden alevlendiriyor. Karakterlerin kendi içsel yolculukları, bölgenin arkeolojik zenginlikleriyle harmanlanarak ekranlara yansıtılıyor.

    Kameranın açısı Troya antik kentinden Assos'a, Kaz Dağları'ndan Antandros'a, Cunda adasından Bergama ve Foça'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Doğal güzelliklerin tarihi yapılarla buluştuğu bu özel güzergah, projenin estetik altyapısını güçlendiriyor. Macera ve romantizm unsurlarını aynı sette buluşturan yapım, bölgenin turizm potansiyeline katkı sunmayı hedefliyor.

    AI YORUMU

    Uluslararası dijital platformlarda milyonlarca etkileşim alan Go Türkiye mini dizi stratejisinin bu yeni halkası, kültür turizmi açısından stratejik bir hamle niteliği taşıyor. Popüler kültür unsurlarıyla arkeolojik mirası harmanlayan bu tarz projeler, yabancı turistlerin bölgeye olan ilgisini doğrudan artırabilir. Ancak bu tür yapımların başarısı, sadece görsel estetikle değil, küresel izleyicide bırakacağı duygu ve merak uyandırma kapasitesiyle ölçülecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Kültür
    Haydarpaşa ve Sirkeci garları 2027 yılında kültür merkezi oluyor

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, tarihi Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının kültür ve sanat merkezine dönüştürülmesi projesinde takvimi açıkladı. İstanbul'un simgeleşmiş iki noktasının ilk etapları, koruma ilkelerine uygun olarak 2027 yılı içerisinde kamuoyunun kullanımına sunulacak.

    • Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının ilk etapları 2027 yılında hizmete açılacak.
    • Proje süreci bilimsel tespitler ve koruma gereklilikleri gözetilerek yürütülüyor.
    • Bakan Ersoy, yeni merkezlerin şehrin kültür ve sanat yaşamına katkı sağlayacağını belirtti.

    Şehrin ulaşım tarihinde önemli bir yere sahip olan Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının işlevlendirilmesi konusu uzun süredir gündemde yer alıyordu. Bakan Ersoy, bu yapıların kültür ve sanat odaklı birer merkez haline getirilmesi çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirtti.

    Yürütülen dönüşüm sürecinde izlenecek takvim hakkında ilk resmi açıklama da bu etkinlikte geldi. Bakan Ersoy, projelerin uygulama takvimini bilimsel veriler ve tarihi yapıların korunması gerekliliklerine göre titizlikle planladıklarını ifade etti. Belirlenen yol haritası doğrultusunda, garların ilk etap bölümlerinin 2027 yılında kapılarını ziyaretçilere açması hedefleniyor.

    Tarihi dokunun korunması, hem yerel yönetimler hem de ilgili bakanlıklar için en hassas konuların başında geliyor. Bu nedenle, garlardaki çalışmaların her aşamasında uzman görüşlerine başvurulduğu ve yapının orijinal mimari karakterinin bozulmamasına özen gösterildiği vurgulandı. 2027 yılı hedefi, hem restorasyon sürecinin tamamlanması hem de içeriklerin işlevsel hale getirilmesi için kritik bir eşik olarak görülüyor.

    İstanbul'un merkezi noktalarında bulunan bu tarihi mekanların kültür sanat alanına dahil edilmesi, şehirdeki sosyal etkinlik kapasitesini artırabilir. Özellikle hem Anadolu hem de Avrupa yakasındaki bu iki devasa noktanın, müze veya sanat sergi alanları gibi çeşitli işlevlerle donatılması bekleniyor. Vatandaşlar ve turistler için alternatif birer durak olması planlanan garlar, şehrin turizm potansiyelini de destekleyecek nitelikte bir yapıya bürünecek.

    Bundan sonraki süreçte, açıklanan 2027 hedefine ulaşılması için restorasyon çalışmalarının hız kazanması bekleniyor. Bakanlık tarafından yürütülen bilimsel tespit çalışmaları, yapıların hangi bölümlerinin ne şekilde kullanılacağını da netleştirecek. İstanbul halkı için nostaljik anlamı olan bu alanların modern sanatla buluşması, kentin tarihi mirasının yaşatılması adına izlenen en kapsamlı projelerden biri olarak öne çıkıyor.

    AI YORUMU

    2027 hedefi, restorasyon projelerinin uzun soluklu doğası dikkate alındığında oldukça iddialı bir zaman dilimi olarak değerlendirilebilir. Tarihi yapıların güçlendirilmesi ve işlevsel hale getirilmesi, sadece inşaat hızıyla değil, aynı zamanda kurul onayları ve bilimsel koruma süreçleriyle de doğrudan bağlantılıdır. Özellikle Haydarpaşa gibi sembolik mekanlarda, restorasyonun modern sanat ihtiyaçlarını karşılarken özgün dokuyu nasıl koruyacağı projenin başarısını belirleyecektir. Bu dönüşüm, İstanbul'daki sanat etkinliklerinin merkezini Tarihi Yarımada ve Kadıköy ekseninde daha geniş bir alana yayma potansiyeli taşıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler

    Kütüphaneler, Sanat Koleksiyonlarını Dijitalleştirerek Erişimi Artırdı Kültür

    Kütüphaneler, Sanat Koleksiyonlarını Dijitalleştirerek Erişimi Artırdı

    Kültür Medeniyet Vakfı’nın "ODAK" projesi kapsamında Karaköy Palas'ta düzenlenen oturumda, kütüphanelerin ve arşivlerin dijitalleştirildiği 30 milyon potu ve 13 dijital erişim noktasından bahsedildi. Katılımcılar, fiziksel koleksiyonların dijital ortama aktarımının kültür mirasını koruma ve halka açma açısından kritik olduğunu vurguladı. Dijitalleşme çabalarının, gelecekte veri kaybı riskini azaltacağını belirten konuşmacılar, mevcut altyapının genişletilmesi gerektiğini dile getirdi.

    13 saat önce • 1 dk okuma