Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Kerkük’teki 200 yıllık tarihi Germav Kanalı Dünya Mirası Listesi’nde
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
iFotoğraf: Internet Archive Book Images · No restrictions · Wikimedia Commons
Özet
Kerkük’ün Şwan nahiyesinde bulunan yaklaşık iki asırlık Germav Kanalı, dünyanın en eski sulama projeleri arasında gösterilerek tescillendi. Osmanlı döneminden bu yana aktif olarak kullanılan su yolu, bölgedeki tarımsal üretimin devamlılığını sağlıyor.
Öne çıkanlar
Kerkük Şwan nahiyesindeki 200 yıllık Germav Kanalı Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Osmanlı döneminden kalan tarihi su yolu köy halkının içme ve sulama ihtiyacını karşılıyor.
Kanalda arıtılmamış suyla nar, incir ve zeytin gibi kaliteli tarım ürünleri yetiştiriliyor.
Haberin Detayı
Irak'ın Kerkük kentine bağlı Şwan nahiyesindeki Naroze Hacı Cercis köyünde yer alan Germav Kanalı, uluslararası alanda tescillenerek koruma altına alındı. Dünyanın en eski sulama projelerinden biri kabul edilen bu yapı, Fransa'nın Marsilya kentinde düzenlenen Uluslararası Sulama Konferansı'nda sertifika aldı. Osmanlı İmparatorluğu döneminden bugüne ulaşan su kaynağı, yüzyıllardır bölge coğrafyasının tarımsal hafızasını temsil ediyor.
Yaklaşık iki asırlık geçmişine rağmen işlevini kaybetmeyen kanal, yerel halkın günlük yaşamında kritik bir rol oynamaya devam ediyor. Köylülerin kendi imkânlarıyla ve nesiller boyu aktarılan emeklerle defalarca onardığı su yolu, çevresindeki bahçelere hayat veriyor. Yağış rejimine bağlı olarak su seviyesi değişkenlik gösterse de, bölge sakinleri tarımsal faaliyetlerini aksatmadan sürdürüyor.
Kanalın sularıyla sulanan topraklarda kimyasal gübre kullanılmadan nar, incir ve zeytin gibi tarım ürünleri yetiştiriliyor. Köy sakinlerinden 69 yaşındaki Fazıl Maruf Hasan, atalarından miras kalan bu sistem sayesinde iki incir ve bir zeytin bahçesinden verim aldığını belirtiyor. Mevsim şartlarının elverişli olması durumunda su miktarının tüm bahçelerin sulanmasına fazlasıyla yettiği ifade ediliyor.
Şwan Nahiyesi Müdürü Biryâr Şwani, bölgenin yalnızca bu su yapısıyla değil, köprüleri ve bin civarındaki arkeolojik kalıntısıyla da zengin bir geçmişe sahip olduğunu vurguluyor. UNESCO'nun dikkatini çeken yüzlerce yıllık tarımsal sistem, geçmişin mühendislik birikimini bugüne taşıyor. Tarihî yapıların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, yerel kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından önem arz ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Tarihi su yapıları modern çağın getirdiği betonlaşma ve kuraklık tehdidiyle karşı karşıyayken tescil edilmeleri yalnızca kültürel koruma sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yerel üreticilerin geleneksel yöntemlerle hayatta kalmasını destekliyor. İki asırdır kesintisiz akan Germav Kanalı, binlerce yıllık tarım kültürünün ne kadar dayanıklı olabileceğini somut rakamlarla kanıtlıyor. Bölgedeki bin civarındaki arkeolojik alanın da benzer koruma statülerine kavuşması, tarihi mirasın tahrip edilmesinin önüne geçilmesi için tek çare olarak duruyor.
Kaynak:
Rudaw
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Özbekistan'ın tarihi ve bilimsel birikimi, UNESCO'nun Paris merkezindeki buluşmada uluslararası uzmanlar tarafından masaya yatırıldı. İpek Yolu döneminden günümüze uzanan entelektüel mirasın daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. Düzenlenen oturumlarda, bölgenin evrensel bilgi hazinesine sunduğu katkılar detaylıca incelendi.
Özbekistan'ın tarihi bilim mirası Paris UNESCO merkezinde incelendi.
Taşkent'te kurulan yeni araştırma kurumları projeye dahil edildi.
İpek Yolları dönemine ait entelektüel birikim uluslararası alanda tanıtılıyor.
Tarih boyunca ticaretin yanı sıra kültürlerin ve fikirlerin de kesişim noktası olan İpek Yolları'nın önemli duraklarından biri, küresel çapta yürütülen kültürel koruma çalışmalarının odağı haline geldi. Özbekistan sınırları içerisinde yer alan köklü medeniyet merkezleri, geçmişte üretilen bilginin gün yüzüne çıkarılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kapsamlı girişimler yürütüyor. Bu kapsamda atılan adımlar, sadece ülkenin kendi sınırları içindeki değerleri korumakla kalmayıp, küresel ortak hafızaya da katkı sunmayı amaçlıyor.
Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan UNESCO karargâhında bir araya gelen bilim insanları ve araştırmacılar, bölgenin geçmişten devraldığı entelektüel zenginliği masaya yatırdı. Gerçekleştirilen oturumlarda, özellikle Taşkent merkezli yeni araştırma kurumlarının yürüttüğü çalışmalar ön plana çıktı. Uzmanlar, Semerkant ve çevresindeki bilginlerin matematik, astronomi ve tıp alanlarında insanlığa bıraktığı mirasın modern akademik dünyayla daha etkin bir şekilde buluşturulması gerektiğini vurguladı.
Tarihsel metinlerin ve arşiv belgelerinin dijitalleşmesi ile birlikte, bu kadim bilginin dünyanın dört bir yanındaki akademisyenler ve meraklılar için daha erişilebilir hale geldiği belirtiliyor. Toplantılarda, kültürel diplomasi faaliyetlerinin artırılması ve ortak miras bilincinin uluslararası platformlarda pekiştirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı. Yetkililer, bu tür akademik buluşmaların farklı kültürler arasında köprü kurma işlevi gördüğüne dikkat çekti.
AI YORUMU
Bu tür uluslararası kültürel diplomasi hamleleri, sadece geçmişin tozlu sayfalarını aralamakla kalmıyor; aynı zamanda coğrafyaların küresel bilgi ağındaki konumunu yeniden tanımlıyor. Özbekistan'ın bilimsel ve tarihi köklerini Paris gibi merkezlerde akademik temelde anlatması, ülkenin turizm potansiyelinin ötesinde bir cazibe merkezi haline gelmesine zemin hazırlayabilir. Gelecek dönemde bu arşivlerin ortak projelerle zenginleştirilmesi, akademik dünyadaki işbirliği potansiyelini katlayacaktır.
Görüşmede AK Parti'den Kürşad Zorlu da hazır bulundu.
Irak'ın başkenti Bağdat'taki Temsilciler Meclisi, ülkenin yönetim kademesindeki eksiklikleri gidermek amacıyla yakın zamanda kapsamlı bir oylama oturumuna ev sahipliği yaptı. Bu süreçte yapılan kritik seçimler neticesinde yeni görev dağılımları netleşti ve bazı isimler resmi olarak kabinedeki yerini aldı.
Söz konusu meclis oylamasının ardından Türkiye'ye gelen Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve aynı zamanda Kerkük Valisi olan Mehmet Seman Ağa, başkent Ankara'da üst düzey temaslarda bulundu. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuk ismi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul ederek bir araya geldi.
Gerçekleştirilen bu stratejik görüşmede iki taraf arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmeler de ele alındı.
Siyasi gözlemciler ve yetkililer tarafından yapılan değerlendirmelerde, bu yeni atamanın Türkmen toplumunun merkezi hükümet nezdindeki temsil gücünü artıracağı ifade ediliyor. Görüşme sonrasında Kürşad Zorlu da sosyal medya ve ilgili mecralar üzerinden yeni bakanı tebrik ederek başarı dileklerini iletti.
AI YORUMU
Bu tür diplomatik temaslar, bölgedeki Türkmen varlığının kurumsal haklarının güvence altına alınması ve merkezi yönetimle ilişkilerin dengelenmesi açısından kritik bir eşik oluşturuyor. Bağdat yönetiminde üst düzey sorumluluklar üstlenilmesi, uzun vadede sahadaki dengelerin yerel unsurlar lehine koordine edilmesine zemin hazırlayabilir. Ankara'nın bu süreçteki desteği, bölgesel istikrarın korunması ve diplomatik kanalların açık tutulması hedefiyle yakından takip edilmelidir.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Washington yönetiminin Yemen'deki Husilere yönelik kara müdahalesini doğru bulmadığını açıkladı. Doha'daki Küresel Güvenlik Forumu'nda konuşan Barrack, bölge ülkelerinin kendi güvenlik çözümlerini üretmesi gerektiğini vurguladı.
Tom Barrack, ABD'nin Yemen'e kara müdahalesinin anlamsız göründüğünü belirtti.
Büyükelçi, Washington'un geçmişte 23 farklı rejim değişikliği girişiminde bulunduğunu açıkladı.
İran ile müzakerelerde İslamabad mutabakatının yeni bir temel oluşturabileceği ifade edildi.
Washington'un Suudi Arabistan'a lojistik destek sunduğunu belirten Barrack, Yemen sahasındaki Husilere karşı ABD'nin kara birlikleriyle operasyon düzenlemesinin mantıklı olmadığını dile getirdi.
Bölgesel krizlerin çözümünde Washington'a odaklanmak yerine yerel iş birliklerinin kurulması gerektiğini savunan Barrack, ABD'nin ortaklarını arkasında bırakmadığını ancak her çatışmayı tek başına bitiremeyeceğini kaydetti. Suudi Arabistan, Husiler ve arabulucuların masaya oturmasının diplomatik anlamda daha güçlü bir alternatif sunduğunu aktardı.
Tahran ile Washington arasındaki gerilim başlığında ise Beyaz Saray'ın askeri tırmanış yerine barışçıl bir anlaşma aradığını ifade etti. Başkan Donald Trump'ın müzakere masasına açık olduğunu söyleyen diplomat, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile yaşanan güven krizinin uzlaşma önündeki en büyük engel olmayı sürdürdüğünü ekledi.
Geçmişteki askeri hamleleri eleştiren Barrack, ABD'nin daha geniş coğrafyada 23 kez rejim değişikliği denediğini ve her müdahalenin hata olarak sonuçlandığını dile getirdi. İsrail ile yürütülen operasyonların nükleer tehdidi engellemek amacıyla başladığını vurgulayan diplomat, ortaya çıkan tablonun istenmeyen sonuçlar doğurduğunu belirtti.
AI YORUMU
Büyükelçi Barrack'ın açıklamaları, Washington'un Ortadoğu'daki askeri angajmanlarını doğrudan sınırlandırma arayışında olduğunu net biçimde gösteriyor. 23 farklı rejim değişikliği girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmesi, ABD dış politikasında diplomatik ağırlıklı yeni bir dönemin sinyallerini veriyor. Bölgesel aktörlerin kendi güvenlik mimarilerini kurması gerektiği tezi, özellikle Körfez ülkeleri ile İran arasındaki dengeleri tamamen değiştirebilir. Diplomatik kanalların tıkanması durumunda ise Yemen ve çevresindeki lojistik krizlerin kronikleşmesi kaçınılmaz görünüyor.
World Population Review 2026 verilerine göre Asya ve Afrika kentleri küresel nüfus artışında başı çekiyor. Endonezya'nın başkenti Cakarta, Tokyo'yu geride bırakarak dünyanın en kalabalık kenti oldu.
Cakarta 41,9 milyon nüfusuyla 33,4 milyonluk Tokyo'yu geride bıraktı.
Hindistan'ın Ghaziabad kenti yüzde 5,2 yıllık büyüme oranıyla zirvede.
Türkiye'den İstanbul 15 milyon nüfusuyla listenin 18inci sırasında yer aldı.
Küresel nüfus verilerini derleyen World Population Review, 2026 yılına ait en hızlı büyüyen ve en kalabalık şehirler sıralamasını kamuoyuyla paylaştı. Yayımlanan son rakamlar, dünya genelindeki kentsel dengelerin Asya ve Afrika ekseninde hızla değiştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Endonezya'nın idari merkezi Cakarta, ulaştığı 41,9 milyonluk devasa nüfusla uzun süredir zirvede yer alan Tokyo'yu geride bırakarak dünyanın en büyük şehri unvanını ele geçirdi. Japonya'nın başkenti Tokyo ise 33,4 milyonluk nüfusuyla listenin ikinci sırasında konumlanırken, Bangladeş'in başkenti Dakka 36,6 milyonluk nüfusuyla bu iki devi takip etti.
Yıllık büyüme hızı incelendiğinde ise Hindistan şehirlerinin ağırlığı göze çarpıyor. Delhi yakınlarında bulunan Ghaziabad kenti, kaydettiği yüzde 5,2'lik yıllık artış oranıyla listenin ilk sırasında yer alırken; onu Gujarat eyaletindeki Surat yüzde 4,99, Afganistan'ın başkenti Kabil yüzde 4,74 ve Nijerya'nın Lagos şehri yüzde 4,44 ile izledi.
Beş yıllık kümülatif nüfus değişiminde Hindistan'ın güneyindeki Kerala eyaletine bağlı Malappuram yüzde 44 artışla liderliği göğüsledi. Uzmanlar, dünya nüfusunun yüzde 55'inin kentlerde yaşadığını ve bu oranın 2050 yılı itibarıyla yüzde 68 seviyesine yükseleceğini öngörüyor.
Şehirleşme hızı ekonomik fırsatları beraberinde getirse de altyapı sorunlarını da tetikliyor. Örneğin Lagos'ta halkın yüzde 10'undan azının kanalizasyon bağlantısına sahip evlerde oturduğu, şebeke suyuna erişimin de yüzde 20'nin altında kaldığı belirtiliyor.
AI YORUMU
Megakentlerin altyapı kapasitelerini aşan bu kontrolsüz nüfus dalgası, yakın gelecekte sadece yerel yönetimleri değil, ulusal ekonomileri de çıkmaza sokabilecek yapısal krizlerin sinyallerini veriyor. Cakarta'nın 41,9 milyona ulaşan devasa nüfusu, geleneksel metropol planlaması anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini kanıtlıyor. Önlem alınmazsa özellikle Asya ve Afrika'daki hızla şişen bu yerleşimlerde temel hizmetlere erişim imkansızlaşacak.