Bartın'ın Ulus ilçesinde kaydedilen 2,5 ve 1,9 büyüklüğündeki art arda sarsıntılar, komşu il Kastamonu'nun Cide ilçesinde de kısa süreli paniğe neden oldu. Gece saatlerinde yaşanan hafif şiddetli depremler sonrası bölgede herhangi bir olumsuzluk rapor edilmedi.
Öne çıkanlar
Bartın Ulus'ta 15 Ekim 2026 tarihinde 2,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
İkinci sarsıntı 16 Ekim 2026 tarihinde 1,9 büyüklüğünde ölçüldü.
Depremler yaklaşık 5 ila 7 saniye sürdü ve Cide'de hissedildi.
Haberin Detayı
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı verilerine göre, Batı Karadeniz bölgesinde sismik hareketlilik yaşandı. Bartın sınırları içerisinde art arda kaydedilen iki ayrı sarsıntı, çevre illerden de hissedilerek kısa süreli endişe yarattı.
İlk olarak 15 Ekim 2026 tarihinde saat 22.54'te Ulus ilçesinde 2,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yerin yaklaşık 5,67 kilometre derinliğinde gerçekleşen bu sarsıntıyı, yaklaşık üç buçuk saat sonra saat 02.19'da aynı bölgede kaydedilen 1,9 büyüklüğündeki ikinci bir hareketlilik izledi.
Yaşanan bu sarsıntılar yalnızca Bartın ile sınırlı kalmadı; komşu il Kastamonu'nun sahil kesiminde yer alan Cide ilçesi ile Kurucaşile çevresindeki yerleşim yerlerinde de hissedildi. Bölge halkı tarafından 5 ila 7 saniye sürdüğü ifade edilen depremler, ev ve iş yerlerinde hafif bir sarsıntıya yol açtı.
Düşük büyüklük oranları sebebiyle herhangi bir yıkım veya can kaybı rapor edilmezken, yetkililer bölgedeki sismik hareketliliğin anlık olarak takip edildiğini bildirdi. Uzmanlar, bu tür küçük ölçekli hareketlerin Karadeniz'in kendi iç dinamikleri çerçevesinde olağan sayılabileceğini ifade ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
15 Ekim 2026 tarihinde Ulus ilçesinde kaydedilen 2,5 ve 1,9 büyüklüğündeki sarsıntılar, halk arasında ufak çaplı bir tedirginlik yaratsa da teknik olarak büyük bir yıkım potansiyeli barındırmıyor. Şiddetleri düşük olsa bile bu tür peş peşe gelen hareketler, yapı stoğunun depreme dayanıklılığını hatırlatması açısından yerel yönetimler ve vatandaşlar için daima bir uyarı niteliğindedir. Bölge halkının olası daha büyük sarsıntılara karşı hazırlıklı olması ve binalarındaki olası riskleri gözden geçirmesi hayati önem arz etmektedir.
Kaynak:
Taşköprü Postası
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
17 Ekim 2026’da Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde 1,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı, 7 kilometre derinlikte gerçekleşti ve Kastamonu merkez ile Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde de hissedildi. AFAD verilerine göre, gece yarısı saat 01.08’de kaydedilen sarsıntı, bölgedeki halkı rahatsız etti.
Deprem 1,5 büyüklükte, 7 km derinlikte
İhsangazi merkezli, 01.08’de gerçekleşti
Kastamonu merkez ve Ilgaz da hissedildi
Kastamonu’nun kuzeyinde yer alan İhsangazi ilçesinde, sabahın erken saatlerinde küçük bir sarsıntı yaşandı. AFAD’ın yayımladığı veriler, depremin 7 kilometre derinliğinde meydana geldiğini ve büyüklüğünün 1,5 olduğunu gösteriyor. Bu düşük büyüklükteki olay, özellikle gece yarısı olduğu için halkı aniden etkiledi.
İhsangazi’de hissedilen sarsıntı, sadece ilçe sınırları içinde kalmadı. Bölgenin komşu şehirleri olan Kastamonu merkez ve Çankırı’nın Ilgaz ilçesi de depremi duydu. Halkın endişesi, özellikle gece vakti meydana gelen bu sarsıntı ile daha da arttı.
AFAD, depremin teknik özelliklerini kamuoyuyla paylaştıktan sonra, olayla ilgili gelişmeleri izlemeye devam edeceğini belirtti. Bu tür küçük depremler, bölgenin jeolojik yapısının aktif olduğunu gösteriyor. Ancak, büyüklüğünün düşük olması nedeniyle yıkıcı bir etki beklenmedi.
Bölgedeki yetkililer, deprem sonrası herhangi bir hasar raporu olmadığını ve vatandaşların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri aldıklarını ifade etti. Ayrıca, benzer küçük sarsıntıların sık sık meydana gelebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu tür olaylar, yerel halkın sismik hazırlık konusundaki bilinçlenmesini gerektiriyor.
Sonuç olarak, Kastamonu’da meydana gelen bu küçük sarsıntı, bölgenin sismik riskini bir kez daha gözler önüne serdi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, halkı bilgilendirmeye ve gerekli önlemleri almaya devam ediyor.
İlgili kurumların verilerine göre, bu tür düşük büyüklükteki depremlerin önceden tahmin edilmesi zor olsa da, sürekli izleme ve erken uyarı sistemleri geliştirilmesi önemli bir adım olarak görülüyor.
Bölgesel sismik aktivitenin izlenmesi, özellikle gece saatlerinde meydana gelen sarsıntıların farkında olunması, halkın güvenliği için kritik önemdedir.
AI YORUMU
Bu olay, Kastamonu bölgesinin sismik açıdan hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. Küçük depremler bile gece vakti yaşanması durumunda halkı endişelendirebiliyor. Bölge sakinlerinin, acil durum planlarını gözden geçirmesi ve sismik risklere karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Ayrıca, yerel yönetimlerin erken uyarı sistemleri ve deprem bilinci kampanyalarıyla halkı bilinçlendirmesi bekleniyor.
İstanbul'da yaşanan şiddetli yağışlar sonrasında Sarıyer Ayazağa'da dere taşmış ve iki kişi kaybolmuştur. Kayıp vatandaşlardan Ahmet Derin'e ait otomobilin sel sularında sürüklendiği anları gösteren yeni görüntülere ulaşılmıştır.
Sarıyer Ayazağa Mahallesi'nde Ayazağa Deresi şiddetli yağış nedeniyle taştı.
Ahmet Derin ve Haşim Ciritoğulları adlı iki kişiden haber alınamıyor.
Ahmet Derin'in aracının akıntıya kapıldığı anlar cep telefonuyla kaydedildi.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul genelinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, Sarıyer ilçesinde hayatı olumsuz etkiledi. Ayazağa bölgesinde yer alan derenin kabarıp taşması neticesinde çok sayıda konut, ticari alan ve park halindeki taşıt suyun altında kaldı.
Felaketin hemen ardından bölgede başlatılan incelemelerde, 63 yaşındaki Ahmet Derin ile 55 yaşındaki Haşim Ciritoğulları'na ulaşılamadığı tespit edildi. Güvenlik birimleri ve arama kurtarma ekipleri, iki kişiyi bulmak amacıyla dere yatağı ile çevresinde kapsamlı bir çalışma başlattı.
Arama faaliyetleri devam ederken, kayıp vatandaşlardan Ahmet Derin'e ait otomobilin akıntıyla sürüklendiği anları barındıran bir video ortaya çıktı. Felaketin ilk gününde çevredeki bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedilen bu görüntüler, suyun taşıdığı şiddetli gücü gözler önüne serdi.
Öte yandan, kayıp olarak aranan bir diğer isim olan Haşim Ciritoğulları'na ait yeni bir ize rastlandı. Ciritoğulları'nın Seyrantepe'deki iş yerinden ayrıldığı anları gösteren güvenlik kamerası kayıtları da soruşturma dosyasına dahil edildi.
AI YORUMU
Ayazağa'daki dere yataklarının yapılaşma ve altyapı yetersizlikleriyle birleşmesi, en küçük aşırı yağışta bile can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Ahmet Derin ve Haşim Ciritoğulları'nın kaybolması, metropollerdeki taşkın risk yönetimi ile erken uyarı sistemlerinin ne denli hayati olduğunu acı bir şekilde hatırlatmaktadır. Arama kurtarma faaliyetleri sürerken, yetkililerin bu tarz afetlerde hızlı müdahale kapasitesini artıracak kalıcı kentsel önlemler alması kaçınılmazdır.
Aksaray, Türkiye'nin deprem tehlikesi en düşük yirmi vilayeti arasında on altıncı basamakta yer alıyor. Uzmanlar, Ege Bölgesi'ndeki sarsıntılar ile İç Anadolu bloğu arasında herhangi bir sismik tetikleme ilişkisi bulunmadığını belirtiyor.
Aksaray, en düşük sismik tehdit sıralamasında 16. sırada bulunuyor.
Tuz Gölü Fay Zonu bölgenin ana diri kırık hattını oluşturuyor.
Hasandağı ve Kırşehir Fayı çevresindeki yerel hatlar riski belirliyor.
Ülke genelinde hissedilen sismik hareketlilikler, fay hatlarından uzak illerde yaşayan vatandaşların yapı stokuna yönelik endişelerini artırıyor. Kütahya'nın Simav ilçesinde meydana gelen son depremler, farklı coğrafyalarda bulunan yerleşim yerlerinde de konunun yeniden masaya yatırılmasına yol açtı. Yerbilimciler ve ilgili kurumların verileri, yaklaşık 555 kilometre uzaklıktaki Ege graben sistemleri ile İç Anadolu bloğunun mekanik olarak birbirinden bağımsız çalıştığını gösteriyor.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ile AFAD tarafından güncellenen haritalar, söz konusu kentin sismik açıdan avantajlı bir konumda bulunduğunu tescilliyor. Ülke genelindeki tehlike ölçekleri incelendiğinde, şehir yirmi vilayetten oluşan düşük riskli gruplama içerisinde on altıncı sırada konumlanıyor. Ancak bu istatistiksel avantaj, bölgenin yer kabuğu hareketlerinden tamamen yalıtılmış olduğu anlamına gelmiyor.
Doğu sınırında uzanan yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki Tuz Gölü Fay Zonu, coğrafyanın en aktif sismik unsuru olarak dikkat çekiyor.
İl Afet Risk Azaltma Planı belgelerinde yer alan veriler, tehlikenin yalnızca tek bir hatla sınırlı olmadığını, Hasandağı çevresindeki lokal kırıkların da yeraltı magmatik hareketleriyle bağlantılı potansiyel alanlar arasında sayıldığını ortaya koyuyor. Kuzey kesimlerde ise Ağaçören ve Ortaköy ilçeleri, güneydeki Tuz Gölü yapılanmasından farklı olarak Kırşehir Fayı gibi çevre hatların komşuluğunda yer alıyor.
Yüzlerce kilometre ötede gerçekleşen sarsıntılar kent için doğrudan bir yıkım senaryosu üretmese de, bölgenin kendi içindeki yerel faylar yapısal direncin sürekli güncel tutulmasını gerektiriyor. Yetkililer, olası senaryolara karşı imar denetimlerinin sıkılaştırılması ve risk azaltma planlarının harfiyen uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
AI YORUMU
Aksaray'ın Türkiye genelindeki sismik risk sıralamasında on altıncı basamakta yer alması rahatlatıcı bir unsur olsa da, 200 kilometre uzunluğundaki Tuz Gölü Fay Zonu gerçeği göz ardı edilemez. Merkez, Güzelyurt ve Gülağaç gibi ilçelerin doğrudan bu hat üzerinde bulunması, yerel yönetimlerin imar planlarında ve zemin etütlerinde tavizsiz bir denetim mekanizması işletmesini zorunlu kılıyor. Uzaktaki depremlerin burayı tetiklemeyecek olması iyi bir haberken, Hasandağı çevresindeki magmatik bağlantılı lokal kırıkların varlığı yerel tedbirlerin asla elden bırakılmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Arama kurtarma ekipleri bölgedeki faaliyetlerini sürdürüyor.
Bosnaköy yakınlarındaki NATO Köprüsü mevkisinde bot alabora oldu
AFAD, jandarma ve dalgıç polisler arama çalışmalarına katılıyor
Irak uyruklu aile beş kişiden oluşuyordu
Edirne sınırları içerisinde yer alan nehir yatağında, kaçak yollarla ülke dışına çıkmaya çalışan düzensiz göçmenleri taşıyan botun devrilmesiyle başlayan faciada acı haber geldi. Bosnaköy mevkisinde meydana gelen kazada, Irak uyruklu aile bireylerini taşıyan botun sulara gömülmesi sonrasında başlatılan kurtarma operasyonları üçüncü gününde sürdürülüyor.
Arama faaliyetleri kapsamında bölgeye sevk edilen AFAD, jandarma su altı timleri ve dalgıç polisler nehir ile kıyı şeridinde detaylı tarama yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde, akıntıya kapılarak kaybolan iki çocuktan kız çocuğunun cansız bedenine ulaşıldı. Sudร้าย çıkarılan naaş, Cumhuriyet savcılığının olay yerindeki ilk incelemelerinin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna nakledildi.
İki gün önce gerçekleşen olayda anne, baba ve üç çocuktan oluşan ailenin botu nehirde devrilmişti. Kazanın hemen ardından anne, baba ve çocuklardan biri yüzerek nehir içerisindeki bir adacığa çıkmayı başarmıştı. Adacıkta mahsur kalan aile fertleri ekiplerce kurtarılarak hastaneye sevk edilmiş, ancak çocuklardan biri yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
Ekiplerin nehirde kayıp olan diğer çocuğu bulmak için başlattığı çalışmalar aralıksız devam ediyor. Su altı ve yüzey taramalarını genişleten güvenlik güçleri, botun devrildiği nokta başta olmak üzere akıntı istikametindeki bölgelerde yoğunlaşmış durumda.
AI YORUMU
Meriç Nehri gibi zorlu coğrafi koşullara ve tehlikeli akıntılara sahip su yolları, düzensiz göç hareketlerinde sıklıkla trajik sonuçlar doğuruyor. Irak uyruklu ailenin yaşadığı bu felaket, sınır hatlarındaki risklerin boyutunu bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle çocukların ve ailelerin bu tür tehlikeli geçişlerde karşılaştığı hayati tehditler, bölgedeki güvenlik ve insani boyutun ne kadar elzem olduğunu ortaya koyuyor.