İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fon soruşturması kapsamında 22 şüpheliyi adliyeye sevk etti. Gözaltı sonrası 15 kişi tutuklanırken, 7 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Öne çıkanlar
Fon soruşturmasında 22 şüpheliye karar verildi, 15'i tutuklandı
Taha Çakmak ve İnan Altınbaş gibi iş dünyası temsilcileri tutuklandı
7 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Haberin Detayı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fon soruşturması çerçevesinde 22 şüpheliyi yakaladı ve adli süreçlerini tamamladı. Gözaltı işlemlerinin ardından şüpheliler mahkemeye sevk edildi ve hâkim tutuklama kararını verdi.
Mahkeme salonunda hakim kürsüsü
Fotoğraf: Patrick Feller from Humble, Texas, USA · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons
Verilen tutuklama kararları arasında iş dünyasından iki isim dikkat çekti. Diğer tutuklananlar arasında Rüstem Karakaya, Burak Poyraz ve Ömer Eryılmaz gibi isimler de yer aldı.
Tutuklama kararının ardından hâkim, kalan yedi şüpheliye adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Selay Turhan İnce, Ebru Avcı ve Canan Özdemir gibi isimler, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu kararlar, soruşturmanın hâlâ devam ettiğini ve kesin mahkumiyet hükmü içermediğini de gösterdi.
Savcılık, bu süreçte yürütülen soruşturmanın kapsamını genişleterek, fonla ilgili iddiaların derinlemesine incelendiğini vurguladı. Yetkililer, tutuklamaların soruşturma aşamasında alınan koruma tedbirleri olduğunu ve ilerleyen aşamalarda yeni kararların çıkabileceğini belirtti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Tutuklama kararı, soruşturmanın ciddiyetini ortaya koyuyor; 15 tutuklama, iş dünyasındaki etkili isimleri de kapsıyor. Bu durum, fon yönetimi konusundaki denetim eksikliğine işaret edebilir ve benzer finansal skandallardan korunmak isteyen yatırımcıları uyarıyor. Özellikle iş dünyasındaki üst düzey yöneticilerin tutuklanması, sektörde güven kaybına yol açabilir. Benzer geçmişteki finansal soruşturmalarda, bu tür geniş çaplı tutuklamalar yatırımcı güvenini %20’ye varan oranlarda düşürmüşti.
Kaynak:
Özgün Kocaeli
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Türkiye gündemindeki fon soruşturmasında mal varlığına tedbir konulan eski banka yöneticisi Taha Çakmak, gönüllü iade hesabına ödeme yaptı. Yürütülen yasal süreç kapsamında toplamda 17 şüpheli iade başvurusunda bulunurken 15 kişinin ödemesi aktarıldı.
Mal varlığına tedbir konulan Taha Çakmak gönüllü iade hesabına para yatırdı.
Soruşturma çerçevesinde tutuklanan 87 kişiden 17'si iade başvurusu yaptı.
Ekonomist İnan Mutlu konuyla ilgili sosyal medya üzerinden eleştirel bir paylaşım yaptı.
Türkiye'nin gündemini meşgul eden geniş kapsamlı fon soruşturmasında elde edilen haksız kazançların geri ödenmesine yönelik adımlar atılmaya devam ediliyor. Yürütülen adli süreçler neticesinde soruşturma kapsamında tutuklanan kişilerin bir kısmının iade talebinde bulunduğu bildirildi.
Geri kalan 2 kişinin ise işlemlerinin devam ettiği kaydedildi.
Yeni Şafak'ın aktardığı bilgilere göre gönüllü iade hesabına ödeme yapan isimler arasında Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik eski Genel Müdürü Taha Çakmak da bulunuyor. Fon soruşturması çerçevesinde ifadesi alınan Çakmak'ın daha önce mal varlığına tedbir konulmuş ve görevinden istifa etmişti.
Taha Çakmak'ın imzası, geçmişte Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğü dönemde tedavüle çıkarılan 5. tertip 50 TL'lik banknotların üzerinde yer alıyordu. Yaşanan bu gelişmelerin ardından ekonomik çevrelerden ve uzmanlardan çeşitli tepkiler gelmeye başladı.
Ekonomist İnan Mutlu, Çakmak'ın gönüllü iade hesabına para yatırdığına dair haberlerin ardından kişisel sosyal medya hesabı üzerinden bir değerlendirme paylaştı. Mutlu yaptığı paylaşımda süreçle ilgili dikkat çekici ifadeler kullandı.
AI YORUMU
Yasal süreçlerde gönüllü iade adımlarının atılması, kamu vicdanının rahatlaması açısından belirli bir eşik oluşturuyor. Mal varlığına tedbir konulan Taha Çakmak'ın bu hesaba ödeme yapması, soruşturmanın yönünü doğrudan etkileyen somut bir hamle olarak öne çıkıyor. Bu tür gelişmeler, finansal sistemdeki denetim mekanizmalarının ve idari sorumlulukların ne kadar kritik olduğunu tüm kesimlere gösteriyor. Geçmişte üst düzey kurumlarda imza yetkisi bulunan kişilerin bu pozisyonda yer alması, sürecin toplumsal etkisini katbekat artırıyor.
Çukurova Belediyesi'nde ihale ve doğrudan temin usulsüzlükleri soruşturması kapsamında 51 şüpheli gözaltına alındı, bunların 34'ü mahkeme kararıyla tutuklandı. Operasyon 19 Ekim'de jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirildi ve tutuklananlar arasında mevcut belediye başkanı Emrah Kozay da bulunuyor.
Soruşturma, Çukurova Belediyesi'ndeki ihale ve doğrudan temin süreçlerinde usulsüzlük iddiaları üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Jandarma ekipleri, 19 Ekim tarihinde 51 şüpheliye yönelik geniş çaplı bir operasyon düzenledi ve bu kişileri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında hâlen görevde bulunan Belediye Başkanı Emrah Kozay ve önceki dönem belediye başkanı Soner Çetin de yer alıyordu.
Operasyonda ilk aşamada 44 kişi gözaltına alınırken, sonraki ara yakalamalarla bu sayı 49'a yükseldi. Şüpheliler sağlık kontrollerinden geçirildikten sonra sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Savcılık ve mahkeme süreçlerinin ardından tutuklama kararı verildi ve tutuklananlar cezaevine gönderildi. Tutuklananların arasında Kozay'ın teyzesı Sıdıka Şire de bulunuyor.
Mahkeme kararı, toplam 34 şüpheliyi tutuklarken, kalan 15 kişi için adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Bu kararlar, belediyenin mali işlemlerindeki şeffaflık ve usul eksikliğine ilişkin ciddi endişeleri artırdı. Yetkililer, soruşturmanın devam edeceğini ve gerekirse ek yasal adımlar atılacağını belirtti.
Soruşturmanın temel odağı, belediyenin ihale süreçlerinde doğrudan temin yöntemlerinin yasaya uygunluğunu incelemek. İddialar, belediye bütçesinden kaynakların usulsüz bir şekilde yönlendirildiğini öne sürüyor. Yetkililer, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini ve kamuoyunun bilgilendirilmesini vurguladı.
Fotoğraf: Çukurova Metropol
AI YORUMU
Tutuklamaların sayısal ağırlığı, belediye yönetiminde denetim zafiyetinin ciddi bir işaretidir. 34 tutuklu ve ek 15 adli kontrol tedbiri, yerel yönetimlerin mali şeffaflık standartlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Bu durum, Çukurova’da belediye hizmetlerinden yararlanan vatandaşları doğrudan etkiler; hizmet kalitesinde olası aksaklıklar ve güven kaybı riski artar. Önceki benzer yerel yönetim skandallarıyla karşılaştırıldığında, bu tutuklama sayısı daha yüksek bir yaptırım seviyesini işaret ediyor.
Yapımcı Erol Köse'nin şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen savcılık soruşturmasında takipsizlik kararı verildi. Olay yerindeki deliller ve cihaz incelemeleri sonucunda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı.
Sarıyer'deki 40 katlı apartmanın 16. katından düşen Erol Köse soruşturmasında takipsizlik kararı alındı.
Olay yerinde bulunan üç cep telefonundan ikisinin kilidi açılamadı, açık olan cihazda ise şüpheli bulguya rastlanmadı.
Ölümün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travmasından kaynaklandığı resmi raporlara işlendi.
Müzik yapımcısı Erol Köse'nin 23 Mart 2026 tarihinde Sarıyer bölgesinde bulunan yüksek katlı bir binanın on altıncı katından düşerek hayatını kaybetmesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Yaşanan bu trajik olayın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü bir hukuki süreç başlatıldı. Soruşturma dosyası, olay mahallindeki tüm delillerin toplanması ve dijital materyallerin incelenmesi üzerine titizlikle kuruldu.
Yürütülen adli işlemler kapsamında merhumun üzerinde yer alan üç farklı cep telefonu emniyet birimlerince incelemeye alındı. Cihazlardan ikisinin kilit mekanizmalarının aşırı korumalı olması nedeniyle açılamadığı ve bu sebeple veri analizi yapılamadığı belirtildi. Açık olan diğer cep telefonunda ise savcılık ve bilirkişi heyeti tarafından yapılan detaylı incelemelerde, üçüncü şahısların müdahalesini veya suç şüphesini doğrulayan herhangi bir dijital iz ya da mesaja ulaşılamadı.
Adli tıp raporları ve olay yeri inceleme tutanakları, ölümün yüksekten düşme neticesinde meydana gelen genel beden travmasından kaynaklandığını net bir şekilde ortaya koydu. Savcılık makamı, elde edilen tüm deliller ve teknik raporlar doğrultusunda olayda herhangi bir kasıt, kusur veya dış müdahale bulunmadığına kanaat getirdi. Bu doğrultuda şüpheli ya da ilgililer hakkında kamu adına dava açılmasına gerek görülmeyerek dosya kapatıldı.
Tamamlanan soruşturma evresiyle birlikte, merhum yapımcının ani ve sarsıcı ölümüyle ilgili yürütülen tüm hukuki süreç resmi olarak sonlanmış oldu. Savcılığın verdiği takipsizlik kararı, dosyada başka bir şüphe unsurunun kalmadığını ve eldeki maddi delillerin hukuki karşılığını bulduğunu kesinleştirdi.
AI YORUMU
Yargı sürecinin hızlı şekilde tamamlanması, kamuoyundaki spekülasyonların önlenmesi açısından yerinde bir adım oldu. Üç cihazdan ikisinin şifrelerinin kırılamaması dijital incelemelerde yaşanan teknik sınırlılıkları net biçimde gösteriyor. Benzer adli vakalarda şifreli cihazların soruşturma sürecini nasıl yavaşlattığı bu dosyada bir kez daha görüldü. Dosyanın takipsizlikle kapanması, olayda dış müdahale iddialarını hukuki temelde ortadan kaldırıyor.
İstanbul Tıp Fakültesi Acil Cerrahi Bölümü'nde kadın personel tuvaletini gizlice kaydeden bir erkek çalışan yakalanarak tutuklandı. Bir hemşirenin dikkatiyle ortaya çıkarılan olayda, şüphelinin telefonunda çok sayıda fotoğraf ve video bulundu. Sendika temsilcisine yapılan bildirimin ardından başlatılan adli süreç şüphelinin cezaevine gönderilmesiyle sonuçlandı.
İstanbul Tıp Fakültesi Acil Cerrahi Bölümü'nde kadın çalışanları kaydeden erkek personel tutuklandı.
Şüphelinin telefonunda kadın çalışanlara ait çok sayıda fotoğraf ve video kaydı tespit edildi.
Olayı fark eden hemşire durumu sendika temsilcisi Güldane Çelik'e ileterek adli süreci başlattı.
İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki Acil Cerrahi Bölümü'nde görevli bir erkek çalışanın kadın meslektaşlarını gizlice görüntülediği belirlendi. Kadın personelin kullandığı tuvalet alanına sızan zanlının davranışları çalışma ortamında büyük bir huzursuzluk yarattı. Olayın vahametinin anlaşılmasıyla birlikte adli makamlara intikal eden süreç, şüphelinin tutuklanması kararıyla sonuçlandı. Kurum içinde yaşanan bu vaka sağlık camiasında derin bir şaşkınlık ve tepki topladı.
Olay örgüsü, aynı bölümde görev yapan bir hemşirenin sergilediği dikkatli gözlemler sonucunda çözülmeye başladı. İddialara göre zanlı, kadın personelin tuvalete giriş çıkış saatlerini takip ederek fırsat bulduğu anlarda gizlice içeriye girdi. Tuvalet kabinleri arasında kalan boşluklardan ve üst kısımlardan cep telefonunu uzatarak kayıt aldığı saptandı. Bu durum, personelin gündelik çalışma hayatındaki mahremiyetini ve kişisel güvenliğini doğrudan hedef aldı.
Şüphelerini somutlaştırmak isteyen hemşire, zanlının cep telefonuna erişim sağlayarak cihazı inceleme fırsatı buldu. Cihaz hafızasında kadın çalışanlara ait çok sayıda fotoğraf ve video kaydının saklandığı açıkça tespit edildi. Delillere ulaşılmasının ardından çalışan, sendika temsilcisi Güldane Çelik ile derhal irtibata geçerek durumu aktardı. Şikayetin resmiyet kazanmasıyla sürecin üstünün örtülmesi engellendi ve yasal mekanizmalar işletildi.
Emniyet güçlerinin müdahalesiyle gözaltına alınan şüpheli erkek personel, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu ve mahkeme heyetinin değerlendirmesi sonucunda şüpheli hakkında tutuklama kararı verildi. Sağlık personelleri çalışma ortamlarındaki denetimsizliğin benzer vakalara zemin hazırladığını savunarak kurum içi güvenlik standartlarının yükseltilmesini talep ediyor. Adli süreç kurum içi idari soruşturmalarla birlikte eşzamanlı olarak sürüyor.
AI YORUMU
Hastanelerdeki ortak kullanım ve personel alanlarının güvenliği kurumsal denetim eksikliği yüzünden tamamen bireysel şüpheye terk edilemez. İstanbul Tıp Fakültesi Acil Cerrahi Bölümü'nde sendika temsilcisi Güldane Çelik'e taşınan bu vaka, kadın çalışanların mesai saatlerindeki temel mahremiyet haklarının nasıl zedelenebildiğini gösteriyor. Kamusal kurumlarda fiziki güvenlik açıkları giderilmezse benzer taciz eylemleri ancak bir personelin şans eseri dikkatiyle yakalanabilir. Şüpheli tutuklanmış olsa da sağlık kuruluşlarının personel alanlarında caydırıcı erişim kontrolleri devreye alınmadığı takdirde çalışanların güven duygusu onarılamaz.