Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
İstanbul Barajlarındaki Su Seviyesi Dört Günde Yüzde 52,43'e Ulaştı
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: İstanbul Ticaret Gazetesi
Özet
İstanbul'da son günlerde aralıksız süren sağanak yağışlar sayesinde baraj doluluk oranları hızla yükseldi. Kent genelindeki ortalama su seviyesi kısa sürede yüzde 38'den yüzde 52,43 oranına ulaştı.
Öne çıkanlar
Baraj doluluk oranı dört günde 14,37 puan artış gösterdi.
Elmalı Barajı yüzde 77,48 doluluk oranıyla zirvede yer alıyor.
Pabuçdere Barajı yüzde 3,58 ile en düşük seviyede ölçüldü.
Haberin Detayı
Mega kent genelinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağışlar, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan su kaynaklarına can suyu oldu. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin paylaştığı güncel istatistiklere göre, birkaç gün öncesine kadar dip seviyelerde seyreden su oranları yağışlarla birlikte toparlanma sürecine girdi.
Yapılan son ölçümlere dayanarak, 14 Ekim tarihinde yüzde 38,06 seviyesinde bulunan ortalama su miktarı 18 Ekim itibarıyla yüzde 52,43 düzeyine tırmandı. Böylece sadece dört günlük zaman diliminde yüzde 14'ün üzerinde belirgin bir artış kaydedilmiş oldu.
Barajların doluluk oranları kendi içinde büyük farklılıklar barındırıyor. En yüksek su tutma oranına sahip tesis yüzde 77,48 ile Elmalı Barajı olurken, Pabuçdere yüzde 3,58 ve Kazandere yüzde 8,08 seviyeleriyle geride kalan su kaynakları arasında kaydedildi.
Kurumun paylaştığı yıllık istatistikler, kentin su ihtiyacını karşılamak için devreye sokulan alternatif sistemleri de gözler önüne seriyor. Yıl içinde Melen ve Yeşilçay hatlarından toplamda 572,12 milyon metreküp su temin edilirken, arıtma tesislerinden şehre 918 milyon metreküpten fazla içme suyu dağıtıldı.
Geride kalan yılların aynı dönemiyle mukayese edildiğinde, geçen yılın ekim ayında yüzde 24,51 olan oranların bu sezon iki katından fazla arttığı görülüyor. 2026 yılındaki mevcut yüzde 52,43'lük seviye, 2017 ve 2018 yıllarındaki sonbahar dönemi ölçümleriyle benzer bir grafik çiziyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yüzde 38 seviyelerinden aniden yüzde 52 sınırını aşan su miktarı, kent sakinlerine kısa soluklanma alanı sağlasa da su tasarrufu alışkanlıklarının elden bırakılmaması gerekiyor. Özellikle Pabuçdere ve Kazandere gibi düşük kapasiteli hatlardaki yüzde 4 ila 8 arasındaki oranlar, yer altı ve dış kaynaklara bağımlılığın ne denli yüksek olduğunu açıkça kanıtlıyor.
Kaynak:
İstanbul Ticaret Gazetesi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan sağanak yağışlar, İstanbul'un su kaynaklarında hızlı bir toparlanma sağladı. İSKİ verilerine göre kent genelindeki baraj doluluk oranı son bir haftada büyük bir ivme yakalayarak yüzde 52,43 seviyesine ulaştı.
İstanbul genelindeki baraj doluluk oranı bir günde yüzde 4 artarak yüzde 52,43 oldu.
Son bir hafta içinde su rezervlerinde toplam yüzde 14 oranında artış kaydedildi.
Elmalı Barajı yüzde 77,48 ile en yüksek doluluğa sahip kaynaklar arasında yer alıyor.
Hafta ortasından itibaren Marmara genelinde etkisini gösteren yoğun yağış dalgası, megakentin su ihtiyacını karşılayan havzalara can suyu oldu. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından paylaşılan son ölçüm sonuçlarına göre, geride kalan hafta yüzde 38 bandında seyreden toplam rezerv miktarı kısa süre içinde ciddi bir ivme yakaladı.
Günlük verilere yansıyan tablolara göre, sadece son yirmi dört saatlik zaman diliminde bile doluluk oranlarında yüzde 4'lük bir sıçrama yaşandı. Havzalara düşen yağmur sularının baraj göletlerine ulaşmasıyla birlikte, genel doluluk seviyesi yüzde 52,43 sınırını geride bıraktı ve böylece son bir haftadaki toplam artış oranı yüzde 14 olarak kayıtlara geçti.
İlçe genelindeki barajların doluluk oranlarında ise havzalara göre belirgin farklılıklar göze çarpıyor. Elmalı Barajı yüzde 77,48 doluluk oranıyla zirvede yer alırken, Darlık Barajı yüzde 75,75 ve Alibey Barajı yüzde 75,03 seviyeleriyle bu kaynakları takip ediyor. Öte yandan Ömerli Barajı yüzde 66,62, Istrancalar ise yüzde 70,48 oranında doluluk gösteriyor.
Listenin diğer ucunda yer alan bazı su kaynaklarında ise düşük doluluk seviyeleri dikkat çekiyor. Büyükçekmece Barajı yüzde 30,18, Sazlıdere Barajı yüzde 30,95 ve Terkos Barajı yüzde 36,67 doluluk oranına sahip bulunuyor. Yağışlardan en az istifade eden Kazandere barajı yüzde 8,08, Pabuçdere barajı ise yüzde 3,58 seviyelerinde ölçüldü.
AI YORUMU
Bir hafta içinde yüzde 38 seviyesinden yüzde 52,43 oranına çıkan toplam su rezervi, ani yağışların İstanbul'un su güvenliğine doğrudan etkisini açıkça gösteriyor. Elmalı ve Darlık gibi havzalardaki yüksek oranlar sevindirici olsa da, Pabuçdere ve Kazandere gibi noktalardaki düşük seviyeler su tasarrufunun hâlâ elzem olduğunu hatırlatıyor.
AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, gıdanın bir silah olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek israfın önlenmesi ve tarımsal kaynakların korunması gerektiğini vurguladı. Küresel gıda güvenliğinin sağlanmasında su ve toprak verimliliğinin hayati öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gıdanın ticari bir emtia değil temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı.
Tatlı su kaynaklarının yüzde 72'si tarımsal üretimde tüketilmektedir.
Karadeniz Tahıl Koridoru milyonlarca ton tahılı dünya pazarlarına ulaştırdı.
İzmir Ticaret Odasında gerçekleştirilen Dünya Gıda Günü etkinliğinde konuşan Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, küresel ölçekteki açlık ve israf çelişkisine dikkat çekti. Milyonlarca insanın sağlıklı gıdaya ulaşamamasına rağmen yiyeceklerin büyük bir bölümünün tüketilmeden ziyan edildiğini ifade eden Kasapoğlu, bu durumun sadece yiyecek kaybı olmadığını, aynı zamanda su, enerji ve emek kaybı anlamına geldiğini dile getirdi.
Savaşların ve çatışmaların gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini belirten Kasapoğlu, Gazze örneği üzerinden sivillerin suya ve yiyeceğe erişiminin engellenmesini eleştirdi. Açlığın insan eliyle bir araç haline getirilmesine tepki gösteren siyasetçi, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi gibi projelerle kriz bölgelerine destek sağladığını hatırlattı.
İzmir'in tarımsal potansiyeline de değinen Kasapoğlu, azalan su kaynakları ve kuraklık karşısında geleneksel tarım yöntemlerinin bilimsel birikimle birleştirilmesi gerektiğini söyledi. Tatlı suyun büyük kısmının tarımda kullanıldığına işaret eden yetkili, sulama sistemlerinin modernleştirilmesi ve atık suların yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Tarımsal kalkınmanın ancak güçlü bir insan kaynağıyla mümkün olabileceğini belirten Kasapoğlu, kadınların ve gençlerin üretim süreçlerinde daha aktif rol almasının şart olduğunu ifade etti. Üniversiteler, teknoparklar ve üreticiler arasındaki iş birliğinin artırılmasının hem şehre hem de ülkeye katma değer sağlayacağını sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Kasapoğlu'nun tatlı su kaynaklarının yüzde 72'sinin tarımda kullanıldığına yönelik hatırlatması, yaklaşan kuraklık tehlikesine karşı acil eylem planlarının devreye sokulması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor. Özellikle yerel dinamiklerin üniversite ve teknoparklarla ortak akıl üretmesi, plansız tarımın yarattığı maliyetleri düşürmek adına hayati bir eşik oluşturuyor.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, kentteki şebeke suyuna kanalizasyon karıştığına yönelik iddiaların asılsız olduğunu duyurdu. Günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp suyun sürekli denetlendiği ve bağımsız laboratuvarlar tarafından incelendiği açıklandı.
Günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp içme suyu dağıtılıyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü 39 ilçeden düzenli numune alıyor.
Su kalitesi 7 gün 24 saat çevrim içi sistemlerle takip ediliyor.
Son günlerde sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve şehir şebekesine lağım suyu karıştığı yönündeki iddialar üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki yetkili merci kapsamlı bir bilgilendirme yayımladı. Kurum, paylaşılan içeriklerin tamamen gerçek dışı olduğunu ve halk sağlığını tehdit eden herhangi bir olumsuzluğun bulunmadığını net bir dille ifade etti.
Açıklamada, kentin su ihtiyacını karşılayan kaynakların arıtma tesislerinden musluklara ulaşana kadar her aşamada sıkı bir süzgeçten geçirildiği vurgulandı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan ilgili yönetmelik esas alınarak akredite laboratuvarlarda gerçekleştirilen testlerin kesintisiz sürdürüldüğü bilgisi paylaşıldı.
Yalnızca kurum içi denetimlerle yetinilmediği, İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin metropolün 39 ilçesindeki farklı noktalardan periyodik olarak numuneler topladığı da aktarıldı. Bu bağımsız incelemelerin, şebekeye verilen suyun yürürlükteki kalite kriterlerini eksiksiz şekilde karşıladığını tescillediği belirtildi.
On altı milyonluk kentin güvenli suya erişimi için yürütülen faaliyetlerin hassasiyetle devam ettiği hatırlatılırken, temelsiz paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiği yinelendi. Resmî mercilerin dışındaki kaynaklardan yayılan iddiaların karmaşa yaratmayı amaçladığına dikkat çekilerek vatandaşların yalnızca yetkili kurum duyurularını dikkate alması istendi.
AI YORUMU
Sosyal medyada hızla yayılan dezenformasyon dalgaları, özellikle kritik altyapı hizmetlerinde toplumsal paniği tetikleyebiliyor. Günlük 3 milyon 200 bin metreküp su tüketen devasa bir metropolde bu tür asılsız iddiaların tahlil sonuçlarıyla çürütülmesi şeffaflık açısından elzemdir. Vatandaşların resmi kurum denetimlerine güvenmesi ve doğrulanmamış içeriklere karşı temkinli yaklaşması gerekiyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, 2025 ile 2026 yılları arasındaki su döneminde Türkiye genelinde metrekareye 741,6 kilogram yağış düştü. Uzun yıllar ortalamasının ve geçen sezonun miktarını büyük oranda geride bırakan bu oran, ülke genelinde 66 yılın zirvesine ulaştı.
Türkiye genelinde metrekareye ortalama 741,6 kilogram yağış düştü.
2026 su yılı yağışları son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Rize metrekareye 1641 kilogramla en çok yağış alan il oldu.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan son 12 aylık alansal kümülatif veriler, ülkenin su kaynakları bakımından oldukça bereketli bir dönemi geride bıraktığını gösterdi. Ekim 2025 ile Eylül 2026 arasını kapsayan süreçte, Türkiye genelindeki ortalama yağış miktarı 573,4 kilogram olan normal seviyenin ve 422,5 kilogramlık geçen yıl değerinin oldukça üzerine çıktı.
Bölgesel bazda incelendiğinde yurdun yedi coğrafi bölgesinin tamamında hem normallerin hem de önceki sezonun aşılması dikkat çekti. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri yüzde 45 artış oranıyla öne çıkarken; Akdeniz son 66 yılın, Doğu Anadolu son 38 yılın, İç Anadolu son 15 yılın, Ege son 11 yılın ve Karadeniz ise son 10 yılın en yüksek yağış değerlerini kaydetti.
İl bazındaki dağılıma bakıldığında ise en yüksek yağış miktarı 1641 kilogram ile Rize'de ölçülürken, en düşük seviye 396,1 kilogramla Iğdır sınırlarında kaldı. Artvin ve Tekirdağ haricindeki tüm illerde yağışlar normallerinin üzerine çıkarken, bazı illerde rekor seviyedeki artışlar su yönetimi politikalarına doğrudan yansıdı.
AI YORUMU
Meteoroloji verilerinde yer alan metrekareye düşen 741,6 kilogramlık ortalama, uzun süredir kuraklık tehlikesiyle boğuşan tarım sektörü ve baraj doluluk oranları açısından hayati bir rahatlama sundu. Özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki yüzde 45'lik artış, yaz aylarındaki sulama maliyetlerini düşürebilir. Ancak bu yoğun su miktarının altyapı sistemleri ve olası taşkın risklerine karşı dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.