Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
İngiltere Maliye Bakanı Healey, sermaye kazancı vergisi artışına kapıyı kapattı
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Tilman2007 · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
İngiltere Maliye Bakanı John Healey, sermaye kazancı vergisini yükseltme yönündeki baskıları reddetti. Hükümet yetkililerinin uyarıları ve Hazine verileri, olası bir artışın vergi gelirlerini azaltabileceğini gösteriyor.
Öne çıkanlar
Maliye Bakanı John Healey, sermaye kazancı vergisini artırmayacağını açıkladı.
HMRC verilerine göre oranların artırılması Hazine gelirlerini 3,6 milyar sterlin azaltabilir.
Bakanlar kurulundaki bazı isimler gelirin adil dağılımı için vergi eşitliği savunuyordu.
Haberin Detayı
İngiltere kabinesinde yer alan bazı etkili isimler, sermaye kazancı vergisi ile gelir vergisinin eşitlenmesini savunuyordu. Ancak Maliye Bakanı John Healey, bütçe öncesinde bu vergi türünde bir artışa gitmeyeceğini net bir şekilde ifade etti. Şirket hisseleri veya ikincil mülklerin satışından elde edilen kârlar üzerinden alınan bu verginin mevcut oranları yüzde 18 ile yüzde 24 arasında değişiyor.
Söz konusu hamle, varlıklı bireylerin ülkeyi terk edebileceği veya varlık satışlarını erteleyebileceği yönündeki endişelerin ardından geldi. Geçtiğimiz yıl Hazine ve Gümrük İdaresi tarafından paylaşılan tahminler, yüksek oranlı vergi artışının Hazine gelirlerinde milyarlarca sterlinlik kayba yol açabileceğini ortaya koymuştu. Bu durum, vergi yükünün tabana yayılması yerine sermaye kaçışını tetikleyebileceği kaygılarını artırdı.
Kabine içindeki bazı bakanlar, çalışma gelirlerinin dezavantajlı duruma düşmesini engellemek amacıyla vergilerin eşitlenmesini talep ediyordu. Başbakanın ilk sekreteri Louise Haigh ve Savunma Bakanı Wes Streeting gibi isimler daha önce bu yönde açıklamalar yapmıştı. Buna karşın Healey, geçtiğimiz ay yaptığı konuşmada işletmelerin kâr etmesinin ve yatırım güveninin teşvik edilmesinin öncelikli olduğunu vurgulamıştı.
Muhalefet partileri ve iş dünyası temsilcileri de bütçe öncesinde atılacak adımları yakından izliyor. Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, devlet harcamalarının kısılması ve borçlanmanın azaltılması çağrısında bulunurken, Liberal Demokratlar banka kârlarına yönelik ek vergi getirilmesini öneriyor. 28 Ekim tarihinde açıklanacak ilk bütçe, artan maliyetler ve savunma harcamaları dengesinde kritik bir eşik oluşturuyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Maliye Bakanlığının bu kararı, sermaye kaçışını önleme odaklı pragmatik bir hamle olarak öne çıkıyor. Hazine verilerine göre yüzde 10'luk bir artışın devlete milyarlarca sterlin kaybettirecek olması, siyasi söylemlerin ekonomik gerçeklikle çarpıştığını net biçimde gösteriyor. Yatırımcı güvenini koruma hedefi, dar gelirli kesimlerin vergi yükü altındaki ezilme tartışmalarını ise uzun süre gündemde tutacaktır. Borçlanma kuralları ve artan harcamalar göz önüne alındığında, hükümetin gelir artırıcı alternatifleri oldukça kısıtlı kalıyor.
Kaynak:
BBC Business
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Almanya federal yönetimi, bütçe gelirlerini artırmak ve halkın tüketim alışkanlıklarını dönüştürmek amacıyla tütün mamulleri, şekerli meşrubatlar ile yüksek alkollü içkilerin vergilerinde kapsamlı artışlara gidiyor. Meclis ve kabine onayından geçen yeni düzenlemelerle devlet kasasına milyarlarca avroluk ek kaynak girmesi hedeflenirken, muhalefet kanadı karara tepki gösteriyor.
2027-2030 yılları arasında tütün vergisi artışıyla bütçeye 12 milyar avrodan fazla ek gelir bekleniyor.
Düzenlemenin ardından Almanya'da bir paket sigaranın ortalama fiyatının on yılın sonuna doğru 11 avroyu aşması öngörülüyor.
Temmuz 2027'de yürürlüğe girecek şeker vergisiyle litre başına 0,26 ile 0,32 avro arasında ek kesinti yapılacak.
Alman federal yönetimi, kamu maliyesine ek kaynak yaratmak ve vatandaşların zararlı tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak doğrultusunda yeni vergi paketlerini hayata geçiriyor. Federal Meclis ile hükümet kanadının eş zamanlı olarak onayladığı düzenlemeler, temel ihtiyaç kategorisinde yer almayan ürünler üzerinden milyarlarca avroluk ek gelir elde edilmesini amaçlıyor. Özellikle son dönemde artan bütçe gereksinimleri, parlamentoyu bu tür dolaylı vergi artışlarına yönelten ana etkenler arasında bulunuyor.
Meclis milletvekillerinin onay verdiği tütün mamulleri vergi paketi, ülkedeki sigara fiyatlarını yukarı çekecek en önemli adım olarak öne çıkıyor. Uluslararası ajansların aktardığına göre, planlanan bu mali adımların on yılın sonuna doğru devlet hazinesine 12 milyar avrodan fazla katkı sunması bekleniyor. Bu süreçle beraber bir paket sigaranın ortalama perakende satış fiyatının 11 avro sınırını aşacağı hesaplanıyor. Siyasi muhalefet ise bu politikanın dar gelirli tüketiciler üzerinde baskı oluşturacağını savunarak, yüksek fiyatların karaborsa faaliyetlerini tetikleyebileceği yönünde uyarılar yapıyor.
Tütün ürünlerinin yanı sıra gıda ve içecek sektörü de yeni vergilerden nasibini alıyor. Federal kabinenin kabul ettiği meşrubat düzenlemesine göre, belirli bir miktar şeker içeren içeceklerden litre başına kademeli olarak ek vergi alınacak. Maliye Bakanlığı, bu uygulamadan elde edilecek fonların federal sağlık sigortası sistemindeki açıkların kapatılmasında kullanılacağını belirtiyor. Yetkililerin hesaplamalarına göre, şekerli içecek tüketiminin ülkeye yıllık maliyeti milyarlarca avroyu buluyor.
Alkollü içecek pazarında ise dengeli bir vergi politikası izleniyor. Bira ve klasik sofra şarapları mevcut vergi yapısında bırakılırken, yüksek alkollü içkiler ile köpüklü şarapların vergilerinde yüzde 20 oranında bir artış planlanıyor. İlk defa yirminci yüzyılın başlarında donanmayı finanse etmek için uygulamaya konulan köpüklü şarap vergisinin günümüze kadar taşınması dikkat çekiyor. Avrupa genelindeki benzer uygulamalarla paralel ilerleyen bu süreç, hükümetlerin tüketim alışkanlıklarını mali araçlarla şekillendirme eğiliminin güçlendiğini gösteriyor.
AI YORUMU
Vergi politikalarının sadece bütçe açığını kapatma aracı olmaktan çıkıp kamusal sağlık politikalarını yönlendiren birer müdahale aracına dönüştüğünü net bir şekilde görüyoruz. Özellikle sigara ve şekerli içeceklere getirilen ek yükler, kısa vadede devlete ciddi bir finansal rahatlama sağlasa da, enflasyonist ortamda tüketicinin alım gücünü daha da zorlayabilir. Önümüzdeki süreçte bu tür mali baskıların kayıt dışı ticareti ne ölçüde tetikleyeceği ve hedeflenen sağlık bilincinin gerçekten sağlanıp sağlanamayacağı yakından takip edilmelidir.
Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 29,2'si bütçesini sarsmadan ani harcamaları ödeyemiyor. Kıbrıs'ın güneyinde bu oran yüzde 32 seviyesine ulaşırken, seçim döneminde hanehalkı dayanıklılığı tartışılıyor.
Avrupa Birliği'nde nüfusun yüzde 29,2'si ani masrafları ödeyemiyor.
Güney Kıbrıs'ta beklenmedik harcamaları karşılayamayanların oranı yüzde 32 oldu.
Seçim sürecinde partilerin vatandaşın alım gücünü artıracak vaatler sunması bekleniyor.
Sosyal medyada yayımlanan Avrupa İstatistik Ofisi verileri, hanehalklarının ani ve zorunlu giderler karşısındaki ekonomik dayanıklılığını gözler önüne serdi. Beklenmedik mali masrafları karşılama oranı, bir kişinin bütçesini sarsmadan borç almadan acil durum ödemelerini yapabilme gücünü ifade ediyor.
Açıklanan 2025 verilerine göre Avrupa Birliği genelinde nüfusun yüzde 29,2'si bu tür harcamaların altından kalkamıyor. Güney Kıbrıs'ta bu oran yüzde 32 olarak ölçülürken, Yunanistan'da yüzde 50,5, Almanya'da yüzde 31,9 ve Fransa'da yüzde 28,8 seviyesinde seyrediyor.
Bu tablo, bireylerin buzdolabı arızası veya acil sağlık gideri gibi durumlarda ciddi maddi sıkıntıyla yüzleştiğini gösteriyor. KKTC özelinde doğrudan karşılaştırılabilir resmi bir veri bulunmasa da benzer soruların seçim tartışmalarının merkezine konulması gerektiği vurgulanıyor.
Siyasi partilerin sunduğu vaatlerin fiyatlara etkisi ve alım gücünü kalıcı biçimde nasıl artıracağı önem kazanıyor. Üretimin güçlendirilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve istikrarlı istihdam politikaları bu sürecin temel parçaları arasında yer alıyor.
Sosyal Sigortalar Fonu gibi yapıların mali göstergelerindeki olumlu gelişmelerin, sigortalıların ve emeklilerin sağlık giderlerini azaltmak için değerlendirilebileceği belirtiliyor. Böylece vatandaşların ani sağlık masrafları karşısında yalnız kalmasının önüne geçilebileceği ifade ediliyor.
AI YORUMU
Ekonomik başarıyı yalnızca maaş bordrosundaki rakamlarla ölçmek yerine, o maaşla zor günler için ne kadar biriktirilebildiğine odaklanmak gerekiyor. AB genelindeki yüzde 29,2'lik oran ve Güney Kıbrıs'taki yüzde 32'lik seviye, hanehalkı bütçelerinin ne denli kırılgan olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Seçim döneminde vatandaşların borçlanmadan ani masraf karşılayabilmesini sağlayacak kalıcı politikalar üretilmezse, yaşanan mali sıkıntılar derinleşmeye devam edecektir.
İngiltere'de eylül ayı sonuna kadarki üç aylık dönemde açık iş pozisyonları önemli ölçüde azaldı. Düşüşün arkasında ise artan işçilik maliyetleri nedeniyle alımları askıya alan küçük ölçekli şirketler yer alıyor.
Açık iş pozisyonları 21 bin azalarak 691 bine geriledi.
İşsizlik oranı ağustosa kadar olan üç ayda yüzde 4.7 oldu.
Genç işsizliği yüzde 15.6 seviyesinde kaydedildi.
İngiltere genelinde yeni personel arayışları yılın başından bu yana en sert gerilemeyi kaydetti. Resmi makamların paylaştığı verilere göre, eylül ayını kapsayan üç aylık dönemde toplam açık pozisyon sayısı önemli ölçüde azaldı.
Ulusal İstatistik Ofisi yetkilileri, bu düşüşün temel kaynağının küçük işletmeler olduğunu vurguladı. Artan enerji faturaları, asgari ücret düzenlemeleri ve sigorta primlerindeki artışlar küçük ölçekli iş yerlerinin personel maliyetlerini yukarı çekti.
Buna karşın, ağustos ayına kadar olan üç aylık süreçte genel işsizlik oranı yüzde 4.7 seviyesine gerileyerek son bir yılın en düşük düzeyine indi. İstihdam oranında ise sınırlı bir kıpırdanma gözlemlendi.
Hükümet kanadından yapılan değerlendirmelerde iş gücü piyasasının genel dayanıklılığına dikkat çekilirken, genç nüfus arasındaki işsizlik oranının yüksek kalması kaygı yaratmaya devam ediyor. Özellikle 16 ila 24 yaş arasındaki gençlerde oranın yüzde 15.6 olması yetkilileri harekete geçirdi.
Ekonomistler, işletmelerin karşı karşıya kaldığı maliyet baskısının kısa vadede hafiflemesini beklemezken, işe alım iştahının bir süre daha düşük seyredeceğini öngörüyor. Yeni bütçe açıklaması öncesinde gelen bu veriler ekonomi yönetiminin önündeki en büyük sınavı oluşturuyor.
AI YORUMU
Küçük işletmelerin üzerindeki finansal yük kalkmadığı sürece istihdam piyasasındaki daralma kalıcı hale gelecektir. Artan asgari ücret ve enerji maliyetleri, özellikle kısıtlı bütçeyle ayakta kalmaya çalışan yerel girişimleri yeni eleman alımından vazgeçiriyor. Genel işsizlik oranındaki yüzde 4.7'lik iyileşme olumlu bir tablo sunsa da, genç işsizliğinin yüzde 15.6 gibi yüksek bir seviyede kalması yapısal sorunların çözülemediğini gösteriyor. Bütçe görüşmeleri öncesinde atılacak adımlar, bu dengesizliğin derinleşmesini ya da hafiflemesini belirleyecek.
İngiltere'deki destekli konaklama sisteminin bazı özel şirketler tarafından istismar edildiği ve sakinlere yeterli bakım hizmeti sunulmadığı belirtildi. BBC'nin araştırmasına göre, kamu kaynakları amacından saparken Birmingham Belediyesi yöneticileri bu durumu skandal olarak nitelendirdi.
Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı yalnızca Birmingham için bir yılda 410 milyon sterlin ödeme yaptı.
Birmingham genelinde 34 binden fazla insan destekli konaklama sisteminden yararlanıyor.
Yardım kuruluşları ve milletvekilleri, vergi mükelleflerinin parasının israf edildiğini savunuyor.
İngiltere çapında dezavantajlı grupların barınma ve bakım ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan destekli konaklama sistemi, son dönemde yaşanan tartışmalarla gündeme geldi. Eski mahkûmlar, bağımlılıkla mücadele edenler ve şiddet gören bireyler için tasarlanan modelin bazı noktalarında ciddi denetim eksiklikleri bulunduğu ifade ediliyor. Yardımların doğrudan sakinler yerine kâr amacı gütmeyen kayıtlı kuruluşlara gitmesi ve bu kurumların da özel şirketlerle çalışması finansal takibi zorlaştırıyor.
BBC Panorama ekibinin yaptığı incelemeler, bazı emlak aracılarının sosyal medya platformları üzerinden ücretsiz oda ve eğlence imkânları vadettiğini ortaya koydu. Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı verilerine göre, yalnızca Birmingham bölgesindeki bu konaklama modeli için son mali yılda 410 milyon sterlinlik kaynak aktarıldı.
Bölgede destekli konutlarda yaşayanların sayısı 34 bini aşarken, yedi katından fazla nüfusa sahip Londra'da bu rakamın yaklaşık 22 bin seviyesinde kalması dikkat çekti. Birmingham milletvekili Jess Phillips, bazı yapıların kamu fonlarını almasına rağmen karşılığında gereken hizmeti vermediğini sert bir şekilde eleştirdi. Birmingham Belediye Meclisi Lideri Roger Harmer ise yaşananları kamu parasının açık bir israfı ve skandal olarak değerlendirdi.
Şiddet içeren ilişkisinden ayrıldıktan sonra barınma sorunu yaşayan Alysha adlı vatandaşın yaşadıkları, sistemin gerçek mağdurlar açısından taşıdığı kritik rolü gözler önüne serdi. Uzmanlar ve yerel yöneticiler, fonların amacına uygun harcanması için denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor. Gelişmeler, kamu kaynaklarının dağıtım mekanizmalarının yeniden gözden geçirilmesi yönündeki baskıları artırıyor.
AI YORUMU
Sosyal destek bütçelerinin aracı şirketlerin kâr hırsına kurban gitmesi, kamu denetim mekanizmalarının ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor. Birmingham için harcanan 410 milyon sterlinlik devasa kaynağın yerinde denetlenmemesi, yardıma muhtaç bireylerin barınma hakkını zedelerken bazı işletmelere haksız kazanç kapısı aralıyor. Benzer toplumsal refah projelerinde şeffaflık sağlanmadığı sürece vergi mükelleflerinin parası kötü niyetli yapılara aktarılmaya devam edecektir.