Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
HÜDA PAR Van İl Başkanı Sayğın'dan deprem riskine karşı çağrı
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Van Haber
Özet
HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın, deprem yıl dönümünde yaptığı açıklamada yüksek katlı yapılaşma ve zemin sıvılaşması tehlikesine dikkat çekti. Kentteki kaçak yapılaşmanın ve ruhsat maliyetlerinin acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.
Öne çıkanlar
Resmi verilere göre Van genelinde 31 bin 870 konut ağır hasarlı tespit edildi.
Sahil bandındaki alüvyonlu zeminler nedeniyle sıvılaşma riski bulunuyor.
Ruhsat maliyetlerinin düşürülmesi ve kaçak yapılara yıkım şart.
Haberin Detayı
Van depreminin yıl dönümünde il başkanlığında basın açıklaması düzenleyen Hür Dava Partisi Van İl Başkanı Rasim Sayğın, 2011 yılında yaşanan felaketlerin ardından kentte yürütülen çalışmaları değerlendirdi. Olası sarsıntılara karşı hazırlanan kapsamlı raporu paylaşan Sayğın, kayıp yaşayan ailelere başsağlığı dileyerek kentin dirençli hale gelmesi gerektiğini ifade etti.
Afet sonrasında Edremit, Kalecik ve Bostaniçi bölgelerinde yeni yerleşim alanları kurulduğunu hatırlatan Sayğın, merkezdeki ruhsatlandırma, yapı denetimi ve hasarlı binaların dönüşüm sürecinde eksikliklerin sürdüğünü aktardı. Resmi verileri paylaşan İl Başkanı, il genelinde 31 bin 870 konut ile 8 bin 849 iş yerinin ağır hasarlı, 18 bin 181 konutun ise orta hasarlı olduğunu kaydetti.
Şehir merkezindeki yaklaşık 44 bin bina incelendiğinde 12 bin 236 yapının ağır, 3 bin 244 yapının orta ve 15 bin 510 yapının az hasarlı kategoride yer aldığını belirten Sayğın, orta hasarlı binaların güçlendirme çalışmalarının titizlikle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Yalnızca sıva ve boya gibi yüzeysel tadilatlarla bırakılan hasarlı yaparların ciddi tehlike barındırdığını vurguladı.
Zemin koşullarının yapılaşmada mutlaka göz önüne alınması gerektiğini belirten Sayğın, kentin batısında ve Van Gölü sahilinde yer altı su seviyesi yüksek alüvyonlu zeminlerin sıvılaşma riski taşıdığına işaret etti. Kalenin alt kesimleri ile sahil boyunca yüksek katlı yapılara izin verilmesinin risk yarattığını söyleyen Sayğın, kat yüksekliklerinin sınırlandırılmasını istedi.
Kaçak yapılaşma sorununun da çözülmesi gerektiğini belirten Sayğın, para cezası ödenerek inşaatların sürdürülmesi uygulamasına son verilmesini talep etti. Ruhsat maliyetlerinin ve bürokratik engellerin azaltılmasının vatandaşları yasal ve güvenli yapılara yönlendireceğini belirten parti temsilcisi, yapı stokunun dijital envanterinin çıkarılması çağrısında bulundu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Van gibi deprem kuşağında yer alan bir şehirde ruhsatsız yapılaşma ve zemin sıvılaşması tehlikesinin para cezalarıyla geçiştirilmesi büyük bir güvenlik açığı oluşturmaktadır. Resmi verilere göre 31 bini aşkın ağır hasarlı konutun bulunduğu bölgede, sahil bandındaki yüksek katlı yapı izinleri denetlenmezse olası bir sarsıntıda can kaybı riski katlanacaktır. Belediyelerin ruhsat maliyetlerini düşürerek vatandaşları yasal projelere teşvik etmesi, kaçak binalara göz yumulmasından çok daha hayatî bir tedbirdir.
Kaynak:
Van Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
HÜDA PAR Van İl Başkanlığı, büyük felaketin 15'inci yılı münasebetiyle kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırladı. Hazırlanan raporda kentteki yapı stokunun durumu ve alınması gereken önlemler detaylı şekilde ele alındı.
Van depreminin 15'inci yıl dönümünde kapsamlı rapor yayımlandı.
HÜDA PAR Van İl Başkanlığı tarafından hazırlanan çalışmada kentteki yapı stoku ele alındı.
Olası afetlere karşı şehir genelinde acil dönüşüm ve hazırlık çağrısı yapıldı.
Van İl Başkanlığı, bölgede derin izler bırakan büyük sarsıntının on beşinci yıl dönümünde yetkililere ve kamuoyuna yönelik kapsamlı bir rapor sundu. Hazırlanan metinde, geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmaması adına şehir genelindeki mevcut yapı stokunun acilen gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Bölgenin deprem kuşağında yer aldığı gerçeği hatırlatılarak yapısal dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması talep edildi.
Paylaşılan değerlendirmede, kent merkezindeki ve ilçelerdeki binaların dayanıklılık testlerinden geçirilmesinin hayati bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Özellikle zemin etütlerinin titizlikle yapılması ve imar planlarının afet riskleri göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi. Denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması gerektiğine de raporda geniş yer ayrıldı.
Raporda ayrıca halkın afet bilincinin artırılması için eğitim programlarının yaygınlaştırılması gerektiği kaydedildi. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve olası bir afet anında devreye girecek acil eylem planlarının güncel tutulması gerektiği dile getirildi. Şehrin geleceğinin güvenli bir temele oturtulması için tüm paydaşların sorumluluk alması gerektiği yinelendi.
Yerel yönetimler ve merkezi idarenin iş birliği içinde çalışarak riskli alanlardaki kentsel dönüşüm projelerini hızla tamamlaması gerektiği raporda altı çizilen hususlar arasında yer aldı. Vatandaşların güvenli konutlarda yaşama hakkının korunması için atılacak adımların geciktirilmemesi çağrısında bulunuldu.
AI YORUMU
Geçmişte yaşanan büyük felaketlerin acı tecrübeleri, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin kentsel dönüşüm politikalarını ne kadar ciddiyetle ele alması gerektiğini net biçimde gösteriyor. Van İl Başkanlığı tarafından paylaşılan 15'inci yıl raporu, yapı stokunun yenilenmesi sürecindeki eksikliklerin giderilmesi için somut bir uyarı niteliği taşıyor. Bölgedeki konutların dayanıklılığının artırılması, yalnızca olası bir sarsıntıda can kaybını önlemekle kalmayıp şehrin ekonomik ve sosyal direncini de doğrudan yükseltecektir.
Van Depremi'nin 15. yıl dönümünde yazılı açıklama yapan DEM Parti, aradan geçen zamana rağmen depremzedelerin sorunlarının çözülmediğini belirtti. Yapılaşmada rant odaklı anlayışın terk edilmesi gerektiği vurgulandı.
Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti.
Depremzedelere yönelik geçmişte verilen vaatlerin tutulmadığı açıklandı.
Yapılaşma süreçlerinde rant yerine yaşam hakkının savunulması istendi.
Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesinde büyük yıkıma yol açan 23 Ekim 2011 tarihli Van Depremi'nin üzerinden tam 15 yıl geçti. Bu büyük felaketin yıl dönümünde DEM Parti tarafından resmi kanallardan yazılı bir açıklama paylaşıldı. Açıklamada, aradan geçen uzun yıllara rağmen bölgedeki acıların taze kaldığı ve deprem sonrasında verilen sözlerin yerine getirilmediği ifade edildi.
Partinin kamuoyuyla paylaştığı mesajda, afetlerin yıkıcı sonuçlarının temel nedeninin doğa olayları olmadığına dikkat çekildi. "Depremler değil, ihmaller öldürüyor" vurgusunun yapıldığı açıklamada, kentlerin güvenliğini artıracak adımların atılması gerektiği belirtildi. Yapı denetimi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan eksikliklerin insan hayatını doğrudan tehlikeye attığı dile getirildi.
Açıklamanın devamında yerel yönetimler ve merkezi idare için çağrıda bulunularak yeni bir vizyonun şart olduğu savunuldu. Şehirlerin yeniden inşa sürecinde ticari çıkarların ön planda tutulmaması gerektiği ifade edildi. Bunun yerine insan hayatını koruyan politikaların derhal hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Son bölümde ise partinin yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm alanındaki denetim faaliyetlerini sürdüreceği bildirildi. Depreme dayanıklı yerleşim alanları oluşturulana kadar konunun takipçisi olunacağı vurgulanarak mesaj sonlandırıldı.
AI YORUMU
Afetlerin yıl dönümlerinde yapılan açıklamalar, geçmişte atılmayan adımların ne kadar büyük maliyetler doğurduğunu hatırlatmak açısından kritik bir işlev görüyor. Rant odaklı kentsel planlama anlayışı değişmediği sürece, milyonlarca yurttaşın yaşam hakkı risk altında kalmaya devam edecektir. Gelecekte yaşanabilecek olası felaketlerin önüne geçmek için yerel ve merkezi yönetimlerin somut denetim mekanizmalarını şeffaf biçimde çalıştırması şarttır.
Bursa kenti için kritik önem taşıyan sismik geçmiş, düzenlenen oturumlarda detaylıca masaya yatırıldı. Uzman isimler geçmişteki sarsıntıları inceleyerek mevcut tehlikelere karşı alınması gereken tedbirleri paylaştı.
Bursa'nın sismik geçmişi ve yapı stoku uzmanlar tarafından ayrıntılı şekilde incelendi.
Toplantılarda geçmişteki depremlerin izleri ve kentin gelecekteki olası riskleri tartışıldı.
Yerel ölçekte alınacak afet önlemleri ve kentsel hazırlık süreçleri değerlendirildi.
Türkiye'nin en önemli sanayi ve nüfus merkezlerinden biri olan Bursa, sismik hareketliliğiyle her dönem dikkat çeken bölgeler arasında yer alıyor. Kentin yapısal dönüşümü ve geçmişte yaşadığı sarsıntılar, düzenlenen yeni bir programla yeniden gündeme taşındı. Yerel basında ve uzman çevrelerde geniş yankı uyandıran bu buluşmada, şehrin altındaki fay hatlarının durumu ve tarihsel kayıtlar mercek altına alındı.
Yeni Dönem Gazetesi'nin aktardığı bilgilere göre gerçekleştirilen oturumlarda, geçmişteki sarsıntıların bıraktığı izler ve gelecekte meydana gelebilecek olası senaryolar detaylıca ele alındı. Uzmanlar, Bursa ovasının zemin yapısının getirdiği riskleri ve düzensiz kentleşmenin yarattığı dezavantajları katılımcılarla paylaştı. Yapı stokunun mevcut durumunun acilen gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanırken, mühendislik hizmetlerinin önemi bir kez daha hatırlatıldı.
Toplantı boyunca, sadece büyük ölçekli depremlerin değil, aynı zamanda küçük ve orta şiddetteki sarsıntıların da kent üzerindeki yıkıcı etkileri tartışıldı. İlgili kurumların ve yerel yönetimlerin ortak hareket etmesinin şart olduğu belirtilirken, halkın afet bilincinin artırılması için yapılması gereken çalışmalar sıralandı. Uzmanlar, kentsel dönüşüm projelerinin sadece bina yenilemekten ibaret olmadığını, zemin etütlerinin de titizlikle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Gerçekleştirilen bu kapsamlı değerlendirmeler, Bursa'nın gelecekteki olası bir afet senaryosuna ne kadar hazır olduğunun röntgenini çekti. Katılımcılar, bilimsel veriler ışığında hazırlanan raporların yetkili mercilere sunulacağını ve uygulama aşamasında takipçisi olunacağını ifade etti. Şehrin tüm paydaşlarının katılımıyla sürdürülen bu tür çalışmaların, toplumsal farkındalığın artırılmasında kritik bir rol oynaması bekleniyor.
AI YORUMU
Bursa gibi büyük bir sanayi merkezinde sismik geçmişin tartışılması yalnızca akademik bir toplantıdan ibaret kalamaz; yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin bu uyarıları acilen somut projelere dönüştürmesi şarttır. Tarihsel kayıtlardaki büyük sarsıntılar göz önüne alındığında, mevcut yapı stokunun hızla dirençli hale getirilmesi hayati bir zorunluluktur. Eğer gerekli kentsel dönüşüm adımları zaman kaybedilmeden atılmazsa, olası bir afet anında karşılaşılabilecek maliyet ekonomik ve insani açıdan çok yüksek olacaktır.
Tarihi mirasıyla bilinen kent, kurulusunun 700. yil dönümünde geçmişte yaşanan yıkıcı sarsıntıları ele alıyor. Düzenlenen programlar, sismik olayların kentin yapısal geleceğine dair önemli veriler sunmasını hedefliyor.
Bursa'nın kurulusunun 700. yil dönümü etkinlikleri kapsamında 1855 depremi masaya yatırıldı.
Tarihsel sarsıntının izleri günümüz yapılaşması ve kentsel dönüşüm süreçleriyle ilişkilendiriliyor.
Etkinlikler aracılığıyla geçmişteki afet tecrübelerinin gelecekteki risk yönetiminde rehber olması amaçlanıyor.
Köklü geçmişiyle öne çıkan kent, kuruluşunun 700. yılı vesilesiyle tarihinin en sarsıcı olaylarından biri olan 1855 depremini yeniden gündeme taşıdı. Geçmişte yaşanan bu büyük felaket, sadece tarihsel bir olay olarak kalmayıp, kentin gelecekteki yapısal güvenliği için bir inceleme alanı oluşturuyor. Uzmanlar ve araştırmacılar, dönemin şartlarında meydana gelen yıkımın izlerini bugünkü yerleşim planlarıyla karşılaştırmalı olarak ele alıyor.
Tarihi kayıtlarda derin izler bırakan söz konusu sarsıntı, kentin mimari dokusunda köklü değişimlere yol açmıştı. Düzenlenen anma ve bilgi paylaşım programları sayesinde, o dönemde ayakta kalan yapılar ile yıkılan yapılar arasındaki farklar detaylıca inceleniyor. Bu incelemeler, sismik hareketliliğe karşı dirençli yerleşim alanları oluşturulmasında coğrafi ve tarihsel bilincin ne denli gerekli olduğunu gözler önüne seriyor.
Gerçekleştirilen oturumlar ve panellerde, depremin kentsel hafızadaki yeri geniş bir katılımla tartışılıyor. Katılımcılar, geçmişin tecrübelerini modern mühendislik yaklaşımlarıyla harmanlayarak olası afetlere karşı hazırlık seviyesini artırmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar, kentin hem kültürel mirasının korunmasını hem de güvenli bir geleceğin inşa edilmesini sağlıyor.
Tarih bilincini kentsel planlamayla buluşturan bu tür çalışmalar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yakından takip ediliyor. Yapılan değerlendirmeler, sadece bir geçmiş okuması olmaktan öte, bugünün şehirleşme politikalarına yön veren somut birer rehber niteliği taşıyor. Bursa'nın 700 yıllık yolculuğu, kentsel dirençliliğin artırılması adına yeni bir bakış açısı sunuyor.
AI YORUMU
Tarihsel olayların bugünkü şehircilik kararlarına temel oluşturması, yerel risklerin doğru okunması açısından belirleyicidir. 1855 yılında yaşanan sarsıntının bıraktığı izler, modern yapı denetim mekanizmalarının ve zemin etütlerinin ne kadar hayati olduğunu açıkça gösteriyor. Bu tür anma ve inceleme programları, kentin gelecekteki olası felaketlere karşı hazırlık kapasitesini doğrudan etkiler. Eğer geçmişteki yıkım verileri mevcut yapılaşma planlarına tam olarak entegre edilmezse, benzer senaryoların tekrarlanma riski her zaman masada kalacaktır.