Güney Afrika'da düzenlenen yerel seçimler, ülkeyi 1994'ten beri yöneten ANC partisinin siyasi geleceği için dönüm noktası oluşturuyor. Yolsuzluk ve hizmet eksikliği şikayetleriyle karşı karşıya kalan parti, 2004'te yüzde 70 seviyesinde olan oy oranını son dönemde yüzde 40'a kadar gerilemiş durumda buluyor.
Öne çıkanlar
ANC'nin genel seçim oy oranı 2004'ten bu yana yüzde 70'ten yüzde 40'a düştü.
Seçimler yaklaşık 300 belediyenin su, elektrik ve çöp toplama hizmetlerini belirleyecek.
2024-2025 raporlarına göre sadece 39 belediye temiz denetim sertifikası almaya hak kazandı.
Haberin Detayı
Güney Afrika genelinde seçmenler yerel yönetimleri belirlemek üzere sandık başına giderken, iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi (ANC) hem saha kampanyalarında hem de kamuoyu nezdinde zorlu bir sınav veriyor. Seçim süreci, adayların bozuk yollardaki çukur içinden yürüdüğü veya halkın günlük yaşamına dahil olduğu oldukça hareketli bir atmosferde geçiyor. Yaklaşık 300 belediyenin yönetimini belirleyecek bu oylama, vatandaşın temel hizmetlere erişimindeki memnuniyetsizliğini de gün yüzüne çıkarıyor.
Ülke genelinde su temini, elektrik kesintileri ve atık yönetimi gibi konularda yaşanan aksaklıklar, ANC'nin geleneksel seçmen kitlesini ciddi ölçüde zayıflatmış durumda. Johannesburg yakınlarındaki Alexandra yerleşim bölgesinde yaşayan vatandaşlar, yıllardır süren altyapı yetersizlikleri ve temizlik sorunlarından dolayı sandığa gitme konusunda kararsızlık yaşıyor. Bölgedeki bir seçmen olan Sanele Ntombela, değişimin mümkün olabileceğine dair inancını koruyarak oy kullanacağını belirtirken, birçok genç hizmet eksikliği nedeniyle süreci boykot etme eğiliminde olduğunu ifade ediyor.
Siyasi analizler ve denetim raporları, belediyelerin performansındaki düşüşü somut verilerle destekliyor. Sayıştay benzeri bir kurumun 2024-2025 dönemi incelemelerine göre, ülkedeki yüzlerce belediyeden sadece 39'u en yüksek hizmet puanı olan temiz denetim statüsüne ulaşabildi. Johannesburg, Tshwane ve Ekurhuleni gibi büyük metropollerin bu başarılı listeye girememesi, halkın hizmet kalitesine yönelik tepkilerinin temel gerekçesini oluşturuyor. Bu durum, özellikle şehir merkezleri ve gecekondu mahalleleri arasındaki yaşam standardı uçurumunu derinleştiriyor.
Sandton gibi lüks alışveriş merkezleri ve gökdelenlerle dolu bölgelerin yanı başında, atıkların yığıldığı ve kanalizasyon kokusunun yoğun hissedildiği mahalleler arasındaki keskin fark, seçmen öfkesini besleyen ana unsurlardan biri. Soweto gibi köklü bölgelerde yaşayan 45 yaşındaki Mduduzi Makhubo, yerel liderlerin tavrını kibirli olarak nitelendirerek, oylarını mevcut statükoyu değiştirmek için kullanacağını vurguluyor. Halkın bu arayışı, ANC'nin 1994'ten bu yana sahip olduğu parlamenter çoğunluğu koruma konusundaki direncini zorluyor.
Parti lideri ve Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ise seçim mitinglerinde seçmen desteğinin artacağı yönünde iyimser açıklamalar yapsa da, gerçek saha gözlemleri ve anketler tablodaki erimenin devam ettiğini gösteriyor. 1994'te ırkçı apartheid sisteminin sona ermesinden bu yana ülkenin tek hâkimi olan ANC için bu yerel seçim, yönetme kapasitesini kanıtlama adına son şanslardan biri olarak değerlendiriliyor. Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, yerel yönetimlerdeki dengelerin nasıl şekilleneceği ve partinin ulusal siyasetteki ağırlığını koruyup koruyamayacağı netleşecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
ANC, son yirmi yılda oy oranını %30 gibi ciddi bir oranda kaybederek halk desteğinin nasıl eriyebileceğine dair somut bir örnek teşkil ediyor. Yerel yönetimlerin 300 belediyede sergilediği düşük performans, sadece bir yönetim krizi değil, aynı zamanda vatandaşın devlete olan güveninin temelden sarsıldığını gösteriyor. Parti, tabanındaki genç ve kararsız kitleyi geri kazanamazsa, sadece yerel değil ulusal ölçekte de iktidarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak. Seçimler, hizmet altyapısındaki aksaklıkların siyasi sonuç doğurması açısından demokrasinin işleyişini doğrudan yansıtan bir gösterge olacak.
Üsküdar Belediye Meclisi, vefat eden başkan vekilinin ardından yeni ismi belirlemek üzere toplandı. Yapılan üç tur oylamanın ardından AK Parti'li Muhammed Emin Sarıoğlu yeni başkan vekili oldu.
AK Partili Meclis Üyesi Muhammed Emin Sarıoğlu 24 oyla başkan vekili seçildi.
Yeni Parti ve CHP grupları ortak aday konusunda anlaşamayarak seçime katılmadı.
Seçimin üçüncü turunda salt çoğunluk olan 24 oy sağlanarak sonuç alındı.
Üsküdar Belediye Meclisi, eski başkan vekili Dündar Ziya Gültekin'in vefatı dolayısıyla yeni bir oylama gerçekleştirmek üzere bir araya geldi. Meclis salonunda en yaşlı üye sıfatıyla oturumu yöneten Ahmet Başbaydar'ın çağrısıyla toplanan mecliste AK Parti ve MHP grupları hazır bulundu. Divan katibinin valilik kararını okuduğu esnada yaşanan duygusal anlar nedeniyle metnin okunmasına kısa bir süre ara verildi.
Ana muhalefet partisi ile Yeni Parti cephesi ise ortak bir isim üzerinde uzlaşma sağlayamadı. Bu anlaşmazlık sonucunda iki parti grubu da başkan vekilliği oylamasına katılmama kararı aldı. Yeni Parti yetkilileri seçim binası önünde yaptıkları açıklamalarda aritmetik çoğunluk tartışmalarına değinirken, CHP tarafı da değerlendirmeler neticesinde oylamada yer almayacaklarını duyurdu.
Oturumda AK Parti ve MHP gruplarının ortak adayı olan Muhammed Emin Sarıoğlu için üç aşamalı bir oylama süreci işletildi. İlk turda aranan üçte iki çoğunluk sağlanamazken, ikinci turda da gerekli sayıya ulaşılamadı. Son olarak salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda sandıktan çıkan 24 oyun tamamını alan Sarıoğlu, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği görevine getirildi.
Yeni başkan vekili Sarıoğlu, seçim sonuçlanmasının ardından yaptığı teşekkür konuşmasında merhum Gültekin'i andı. İlçeye hizmet yolunda aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini belirten Sarıoğlu, Üsküdar'ın her mahallesine ve sokağına adil hizmet götürme önceliğiyle hareket edeceklerini ifade etti.
AI YORUMU
Yerel meclislerdeki bu tür oy birliği krizleri, gruplar arası uzlaşmazlıkların yerel yönetimi kitlediği anları net biçimde gösteriyor. Seçime katılmama kararı alan partilerin meclisteki toplam sayısal gücüne rağmen ortak bir aday çıkaramaması, muhalefet cephesindeki stratejik dağınıklığı gözler önüne seriyor. Bu durum, 24 oyun tamamını alan iktidar bloğunun mecliste rahatça karar alabilmesini sağlarken, muhalefetin denge unsuru olma fırsatını da ortadan kaldırıyor.
Maine eyaletinde seçmen katılımının yüzde 65‑70 arasında olacağı bildirildi. Eyalet Sekreteri Shenna Bellows, oy kullanma sürecinin sorunsuz yürümesini vurguladı. Bu oran, eyalette önceki seçimlerde elde edilen katılım seviyesini aşarak yeni bir rekor oluşturabilir.
Maine eyaletinde seçim süreci hızla ilerliyor ve katılım oranları yakından izleniyor. Eyalet Sekreteri Shenna Bellows, eyalette sandığa gitme oranının şu an yüzde 65 ila 70 arasında gerçekleşeceğini belirtti. Bu oran, Maine’deki seçimlerde görülmüş en yüksek katılım seviyesinin üstüne çıkabilir.
Bellows, eyaletteki sandık merkezlerini ziyaret ederek görevlilerden bilgi topladı. Seçim merkezlerinde oy verme işlemlerinin herhangi bir aksaklık yaşanmadan sürdüğünü bildirdi. Şehrin Portland, South Portland, Westbrook ve Biddeford kentlerinde gözlemlerini tamamladı.
Eyaletin seçim yönetiminden sorumlu isimlerin gözlemleri, seçmenlerin yüksek ilgiyle sandığa gittiğini gösteriyor. Bellows, seçmenlerin yüzde 65 ile yüzde 70 arasında sandığa gitmesinin beklendiğini ifade etti. Bu rakam, Maine’deki önceki seçimlerde elde edilen katılım oranlarını geride bırakabilir.
Sosyal medya ve yerel basın, eyaletteki bu yüksek katılım beklentisini geniş kitlelere duyuruyor. Seçmen sayısının artması, eyaletteki politikaların daha temsilci olmasını sağlayabilir. Şu anki rakamlar, Maine halkının demokratik sürece aktif katılımını yansıtıyor.
Bellows, seçmenlerin oy kullanma sürecine olan güvenini ve sandıkların düzenli işleyişini öne çıkardı. Seçim görevlilerinin performansının olumlu değerlendirildiği belirtildi. Bu, eyaletteki seçim organizasyonunun güçlü yönlerinden biri olarak gösterildi.
Gelecekte, Maine’deki yüksek katılım oranı, diğer eyaletler için de örnek teşkil edebilir. Seçim sürecinin bu kadar yoğun olması, eyaletin demokratik katılımını artırarak siyasi temsilciliği güçlendirebilir. Bellows’un açıklamaları, eyaletteki seçimlerin şeffaf ve sorunsuz yürümesini vurguluyor.
AI YORUMU
Maine’de katılımın yüzde 70’e yaklaşması, eyaletteki demokratik katılımın güçlenmesi anlamına gelir. Shenna Bellows’un gözlemleri, seçmenlerin oy kullanma süreçlerine güvenini gösterirken, bu yüksek oran eyaletteki siyasi temsilciliği artırabilir. Diğer eyaletler için bir örnek olabilecek bu gelişme, demokratik süreçlerin daha kapsayıcı hale gelmesini sağlayabilir.
Donald Trump yönetimi, Güney Afrika ve Ruanda'nın ticari ayrıcalıklar sağlayan Agoa programından 1 Ocak 2027 tarihi itibarıyla çıkarılacağını duyurdu. Karara gerekçe olarak ulusal güvenlik endişeleri ile ticaret politikalarındaki uyumsuzluklar gösterildi.
Güney Afrika ve Ruanda, 1 Ocak 2027 itibarıyla Agoa ticaret programından çıkarılacak.
ABD yönetimi, iki ülkenin programın uygunluk kriterlerini karşılamadığını ve ticaret engelleri yarattığını belirtti.
Ruanda savunma bakanlığı, DR Kongo'daki çatışmalara müdahalesi nedeniyle ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldı.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'ye sunduğu bildirimde Güney Afrika ve Ruanda'nın 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası (Agoa) kapsamından çıkarılacağını duyurdu. Bu program, uygun görülen Afrika ülkelerinin binlerce ürünü Amerika Birleşik Devletleri pazarına gümrüksüz olarak ihraç etmesine olanak tanıyordu. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, yıllık incelemeler neticesinde her iki ülkenin de programın gereklilikleriyle bağdaşmayan uygulamalara girdiğinin tespit edildiğini ifade etti.
Washington yönetimi, söz konusu kararı alırken ticari yatırımların önündeki engelleri, ulusal güvenlik kaygılarını ve dış politika önceliklerini temel gerekçe olarak sundu. Ruanda özelinde ise Washington, insan hakları ihlalleri, siyasi çoğulculuğun zayıflaması, hukukun üstünlüğü ve işçi hakları konularında ciddi çekinceler dile getirdi. Bu adım, Ruanda Savunma Bakanlığı'nın Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusundaki silahlı isyanlarda rol aldığı gerekçesiyle ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırıma maruz bırakılmasından yalnızca bir hafta sonra geldi.
ABD Hazine Bakanlığı, Ruanda ordusunun M23 isyancılarına silah, lojistik, eğitim ve ekipman desteği sağlayarak binlerce askeri çatışma bölgelerine yönlendirdiğini iddia etti. Greer, Trump yönetiminin Afrika'daki ortaklarının uygunluk kriterlerine uyum sağlaması için gerekli adımları atmasını zorunlu kıldığını vurguladı. ABD'nin bu politikası, bölgedeki diplomatik ve ticari ilişkilerin son dönemde yaşadığı gerilimi açıkça gözler önüne seriyor.
Güney Afrika Ticaret Bakanı Parks Tau, Washington'ın kararını talihsiz olarak nitelendirerek, ABD'nin 2025 yılından bu yana devam eden ticaret müzakerelerinde gündeme getirmediği yeni sorunlar öne sürdüğünü savundu. Bakan Tau, istihdamı korumak amacıyla Güney Afrika'nın ihracat pazarlarını çeşitlendirme çalışmalarına hız vereceklerini belirtti. ABD'nin Güney Afrika Büyükelçisi Leo Brent Bozell III ise kararın, Güney Afrika hükümetinin ABD tarafından dile getirilen gerçek endişeleri reddetmesinin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu savundu.
Güney Afrika tarafında yaşanan bu gerilim, geçmişte Trump'ın Pretoria yönetimine yönelik suçlamalarıyla da daha derin bir boyuta taşınmıştı. Trump, daha önce Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile yaptığı bir görüşmede beyazlara yönelik soykırım iddialarını gündeme getirerek Afrikanerler için özel bir mülteci yolu açmıştı. İki ülke arasında devam eden bu diplomatik sürtüşmeler, ticaretin ötesinde bir karşılıklı güvensizlik iklimini de beraberinde getiriyor.
Gelinen noktada, Agoa kapsamından çıkarılma tehdidi, her iki ülkenin de ABD ile sahip olduğu tercihli ticaret düzenlemelerine erişimini büyük ölçüde kısıtlıyor. Washington, uygunluk kriterlerini karşılamayan ülkelerle ticaret anlaşmalarında katı bir tutum sergilemeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Güney Afrika ve Ruanda'nın bu karara karşı atacakları bir sonraki diplomatik adım merakla beklenirken, ticaret hacmindeki olası kayıpların yerel ekonomiler üzerindeki etkileri şimdiden tartışılmaya başlandı.
AI YORUMU
Washington'ın Agoa programından iki ülkeyi çıkarma kararı, Afrika'daki ekonomik stratejisini artık daha katı siyasi kriterlere bağladığını kanıtlıyor. Bu hamle, özellikle Güney Afrika gibi ihracat odaklı ekonomiler için pazara girişte ciddi maliyet artışları ve rekabet dezavantajı yaratabilir. 2027 yılına kadar sürecek olan bu geçiş dönemi, ülkelerin ABD ile ticaret müzakerelerinde esneklik göstermemeleri durumunda ihracat gelirlerinde keskin bir düşüş riski barındırıyor. Programdan çıkarılan ülkelerin ticaret portföyünü Çin veya Avrupa pazarlarına kaydırması, ABD'nin bölgedeki uzun vadeli ekonomik nüfuzunu zayıflatabilir.
Avustralya'da One Nation partisi gönüllüsüne yönelik beyzbol sopalı saldırı sonucu iki kişi gözaltına alındı. Melbourne'un 100 kilometre güneybatısındaki Torquay kasabasında gerçekleşen olayda, yaralanan gönüllü hastaneye kaldırıldı. Siyasi tartışmaların şiddetlendiği dönemde yaşanan bu fiziksel saldırı, ülke genelindeki güvenlik endişelerini beraberinde getirdi.
37 yaşındaki erkek ve 14 yaşındaki çocuk saldırı şüphesiyle gözaltına alındı.
Saldırı Torquay'de, gönüllünün evinin önünde seçim afişlerine müdahale sonrası gerçekleşti.
Victoria seçim kampanyası sürerken, politik söylemlerin şiddeti tetiklediği tartışmaları alevlendi.
Avustralya'da sağ kanat popülist partisi One Nation için çalışan bir gönüllü, evinin yakınında gerçekleşen fiziksel saldırı sonucu hastanelik oldu. Olayın, şüphelilerin gönüllünün mülkünde bulunan seçim afişlerine zarar vermeye çalışmasıyla tetiklendiği öne sürülüyor. Polis ekipleri, 37 yaşındaki bir erkek ile 14 yaşındaki bir çocuğun saldırı şüphesiyle gözaltına alındığını doğruladı.
Melbourne'un yaklaşık 100 kilometre güneybatısında konumlanan Torquay kasabasında yaşanan olayda, yaralanan gönüllünün hayati tehlikesinin bulunmadığı açıklandı. Yetkililer, yetişkin şahsın saldırı suçlamasıyla mahkemeye sevk edilerek tutukluluk halinin devamına karar verildiğini, 14 yaşındaki çocuğa ise yasal uyarı verildiğini belirtti. Olayın ardından bölgedeki güvenlik önlemleri ve siyasi kampanya atmosferi yeniden değerlendirilmeye başlandı.
One Nation partisinin Victoria bölge lideri Warren Pickering, olayın kabul edilemez olduğunu belirterek sert açıklamalarda bulundu. Pickering, siyasi görüşlerin sandıkta ifade edilmesi gerektiğini, kimsenin görüşleri nedeniyle fiziksel şiddet veya tehdide maruz kalmaması gerektiğini savundu. Kırmızı, mavi, turuncu veya yeşil tişört giymenin bir önemi olmadığını belirten lider, gönüllülerin sadece inandıkları değerler için sahada bulunduğunu vurguladı.
Saldırı, Victoria eyalet seçim kampanyasının hareketli olduğu bir dönemde gerçekleştiği için geniş yankı buldu. Avustralya genelinde siyasi tartışmaların tonunun düşürülmesi çağrıları sıklaşırken, politik şiddet vakaları kamuoyunun temel gündem maddelerinden biri haline geldi. Geçtiğimiz ay Federal Milletvekili Helen Haines'e yönelik düzenlenen ve ciddi yaralanmalarla sonuçlanan başka bir saldırı, ülkedeki toplumsal huzursuzluğun boyutlarını gözler önüne serdi.
Hukuk uzmanları ve siyaset bilimciler, kamusal söylemin sertleşmesinin şiddet tehdidini doğrudan körüklediğini savunuyor. Resmi makamlar, son saldırı için henüz net bir motivasyon açıklamasa da, politik figürlere yönelik artan saldırgan tutumun demokratik süreci tehdit ettiği konusunda hemfikir. Yerel seçim atmosferinde yaşanan bu tür olaylar, siyasetin her kademesinde güvenlik tartışmalarını derinleştiriyor.
AI YORUMU
Siyasetin kutuplaşması, demokratik yarışın yerini fiziksel tehdide bırakmasına neden oluyor. 14 yaşında bir çocuğun dahi bu şiddet sarmalına dahil olması, toplumdaki nefret dilinin nesiller arası bir bozulmaya yol açtığını kanıtlıyor. Eğer bu sertleşme durdurulmazsa, gönüllülerin sahada aktif çalışma motivasyonu tamamen ortadan kalkabilir. Geçmiş dönemdeki tartışmalarla kıyaslandığında, şiddetin artık doğrudan bireylerin evlerine ve yaşam alanlarına sıçramış olması, güvenliğin en büyük risk olduğunu gösteriyor.