İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

G20'de Lavrov'a fotoğraf boykotu: Resmi kare iptal edildi

G20'de Lavrov'a fotoğraf boykotu: Resmi kare iptal edildi

Fotoğraf: BBC World

Özet

G20 Dışişleri Bakanları Toplantı'sında Avrupa ülkeleri, Rusya temsilcisi Sergey Lavrov'la çekilecek resmi grubu reddederek kriz yarattı. Bu direniş üzerine ev sahibi ABD, geleneksel aile fotoğrafının iptal edildiğini duyurdu. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise Lavrov'a doğrudan suçlamalarda bulundu.

Öne çıkanlar

  • ABD, boykot nedeniyle G20'nin resmi aile fotoğrafını iptal etti.
  • Avrupa temsilcileri Lavrov'la aynı karede yer almayı reddetti.
  • Miliband, Lavrov'u Ukrayna'da sivilleri öldürmekle suçladı.

Haberin Detayı

Amerika Birleşik Devletleri'nin Atlanta şehrinde ev sahipliği yaptığı G20 Dışişleri Bakanları Toplantı'sında diplomatik bir kriz yaşandı. Toplantının sonunda çekilmesi planlanan ve tüm katılımcı ülkelerin temsilcilerini bünyesinde barındıran 'aile fotoğrafı', Avrupa diplomatlarının itirazı üzerine iptal edildi. İki yetkili, bu kararın bizzat ABD tarafı tarafından alındığını ve resmi karede yer almayı reddeden heyetlerin varlığının konuşmaları dağıttığını belirtti.

Fotoğraf: BBC World

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, zirve sırasında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yüz yüze görüşerek sert bir mesaj verdi. Miliband, Lavrov'a 'Bu savaşın saldırganı kim olduğunu hepimiz biliyoruz' diyerek, Rusya yönetimini Ukrayna'da masum sivilleri öldürmekle suçladı. Yetkili, Rusya'nın yürüttüğü savaşın küresel zararlarının enerji tedariki ve gıda güvenliği üzerindeki bozucu etkilerine de dikkat çekerek ekonomik baskıyı artırmaya çağrı yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, fotoğraf çekiminin kaldırılmasında diplomatik bir dikkatsizlikten kaçınmak istediklerini açıkladı. Yetkililer, törensel bir anın diplomatik tartışmalara konu olmasını istemediklerini ve vurgunun maddi görüşmelerde kalması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, Ukrayna bu kez G20'ye davet edilmedi; ancak ülkenin dış politikadaki konumu, toplantıdaki gerilimin temel dinamiklerinden biri olarak öne çıktı.

ABD ve Rusya arasındaki ilişkiler, son haftalarda kısmen yumuşama eğilimi gösterirken, Washington ile Kiev arasındaki gerilim derinleşti. Başkan Donald Trump, Rusya'ya yönelik bazı yaptırımları askıya alarak Rus dizel yakıtının ABD pazarına girişine izin veren bir anlaşmaya imza attı. Bu hamle, iç pazardaki yakıt fiyatlarını düşürme hedefiyle açıklanırken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky tarafından 'Putin'e bir hediye' olarak nitelendirildi ve sert tepkiyle karşılandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptırım muafiyetlerine karşın Ukrayna'ya 2 milyar doları aşkın Patriot füze sistemi satışı onayladığını açıkladı. Bu adım, Kiev'in hava savunma kapasitesini güçlendirme çabalarının devam ettiğini gösteriyor. Rusya, bu yıl başında getirdiği dizel ihracat yasağını kısmen gevşetme sinyali verirken, Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini hâlâ kontrol altında tutuyor. Son haftalarda Kiev ve diğer şehirlerdeki füze ve insansız hava aracı saldırıları da yoğunluğunu sürdürüyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Diplomasi masasında görsel bir simge olan 'aile fotoğrafı'nın iptali, sözlü söylemlerin ötesinde somut bir kopuş noktasına işaret ediyor. Avrupa'nın Lavrov'la aynı karede yer almaya yanaşmaması, yalnızca bir protokol meselesi değil, Batı'nın Rusya'ya karşı ortak duruşunun sarsılmazlığına dair net bir gösterge. Bu durum, Ukrayna için moral desteği sağlarken, Trump yönetiminin yaptırım hafifletme hamlelerinin diplomasi sahasında nasıl algılandığını da sorgulatıyor; çünkü ekonomik entegrasyon sinyalleri, sahada devam eden sıcak çatışma ve Avrupa'nın sert tutumuyla taban tabana zıt bir manzara oluşturuyor. Eğer bu boykot, Batı blokunun iç uyumunu güçlendirirse, Rusya'nın izolasyon baskısı daha da artabilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Putin'den Ukrayna mesaji: Kaybedilen topraklar tarihi Rus topragi

    Rusya Devlet Baskani Vladimir Putin, Ukrayna savasinda kontrol edilen bolgelerin tarihi Rus topragi oldugunu savundu. Moskova'nin askeri hedeflerinden vazgecmedigini belirten Putin, ucayakli temaslar ve diplomatik gorusmeler icin acik kapi birakti.

    • Putin, kontrol edilen bolgelerin tarihi Rus topragi oldugunu ve geri verilmeyecegini soyledi.
    • Ukrayna ordusundan yaklasik 500 bin askerin firar ettigi ve 300 binden fazla dava acildigi iddia edildi.
    • ABD'li muzakereci Steve Witkoff ile uc saatlik gorusme sonrasi yeni temaslar icin mutabakata varildi.

    Rusya Devlet Baskani Vladimir Putin, gazeteci Pavel Zarubin'e verdigi roportajda Ukrayna cephesindeki son durumu ve olasi diplomatik temaslari degerlendirdi. Moskova'nin kontrolunde bulunan bolgelerin geri verilmesinin soz konusu olamayacagini belirten lider, bu alanlarin gecmiste de Rus topraklarina ait oldugunu savundu. Ukrayna Devlet Baskani Vladimir Zelenskiy'nin toprak kaybini kabul edebilecegine yonelik iddialarina karsilik Putin, soz konusu yerlesimlerin karsi tarafin mulkiyetinde bulunmadigini dile getirdi.

    Donbass bolgesinde yasamlarini surdurenlerin referandumla bagimsizlik ve ardindan Rusya ile butunlesme yonunde irade gosterdigini hatirlatan Putin, bu gerekceyle herhangi bir toprak tartismasina girilmeyecegini ifade etti. Iki halkin genetik olarak ayni kokten geldigini savunan Rus lider, askeri hedeflerinden geri adim atmayacaklarini vurguladi. Moskova'nin yurutmekte oldugu operasyonlarin belirlenen tum amaclara ulasacagini belirten Putin, cephede yenilgiye ugramalarinin imkansiz oldugunu iddia etti.

    Avrupa ulkelerine seslenen Rusya Devlet Baskani, kita ulkeleriyle herhangi bir catisma arayisinda olmadiklarini ve bu yonde bir hazirlik yurutmediklerini kaydetti. Avrupa halklarinin Moskova ile savasmak istemedigini dile getiren lider, bolge ulkeleriyle uyumlu bir yasam formulunun bulunmasi gerektigini belirtti. Ayrica Ukrayna cephesindeki zorunlu askerlik uygulamalarini elestirerek cephe hatlarinda ciddi bir motivasyon dususu yasandigini ileri surdu.

    Ukrayna ordusundan yaklasik 500 bin askerin gorevinden kactigini ve bu kapsamda 300 binden fazla adli sorusturma baslatildigini iddia eden Putin, gercek rakamlarin bu sayilarin da uzerinde olabilecegini belirtti. Ote yandan, ABD'li temsilci Steve Witkoff ile gerceklestirdigi uc saatlik gorusmenin ardindan yeni ucayakli temas mekanizmalarinin kurulacagini acikladi. Hedeflerinin yalnizca gecici bir ateskes olmadigini, imzalanacak anlasmayla birlikte tum taraflarin guvenliginin teminat altina alinmasini arzuladiklarini sozlerine ekledi.

    Putin'den Ukrayna mesaji: Kaybedilen topraklar tarihi Rus topragi — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Liderlerin diplomatik temaslara acik oldugunu belirtmesi catismanin seyri acisindan sinyal verici gorunse de, toprak iddialarindaki sert tutum uzlasmayi guclestiriyor. Aciklanan uc yuz binin uzerindeki adli dosya ve yarim milyona yakin firar iddisi, cephedeki insan gucu krizini gozler onune sererken taraflar arasindaki guven aciginin derinligini gosteriyor. Mevcut sartlarda gecici bir ateskes anlasmasi saglanmadigi takdirde, gorusmelerin somut bir guvenlik mimarisine donusmesi zor gorunuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Lavrov'dan Ukrayna açıklaması: Zelenskiy müzakere masasından kaçıyor

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna yönetiminin sivil hedeflere saldırarak müzakerelerden kaçındığını savundu. Bahreyn'deki temaslarında konuşan Lavrov, Zelenskiy'in anlaşma istemediğini iddia etti.

    • Lavrov, Ukrayna'nın sivil tesisleri hedef alarak müzakereleri tıkadığını ileri sürdü.
    • Moskova ve Kiev arasında daha önce ABD Başkanı Donald Trump'ın önerisiyle anlayış birliğine varılmıştı.
    • Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu'nun zirvesi 28-29 Ekim'de Moskova'da düzenlenecek.

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Bahreyn'in başkenti Manama'da gerçekleştirilen Rusya ile Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Stratejik Diyalog Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Toplantı kapsamında gündeme gelen konular arasında Moskova ile Washington arasındaki dizel yakıt anlaşması da yer alırken, Lavrov bu konunun iki ülkeyi doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti. Bölgesel temaslar sürerken, Ukrayna başlığı basın toplantısının en dikkat çeken gündem maddesini oluşturdu.

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'in Batılı ülkelerden sağlanan milyarlarca dolarlık yardımlarla uluslararası toplumun odak noktasında kalmaya çalıştığını belirten Lavrov, Batılı devletlerin enerji piyasalarına zarar verdiğini savundu. Avrupa ülkelerinin Ukrayna yönetimini desteklerken Rusya'daki petrol rafinerileri ve sivil altyapıya yönelik saldırıları teşvik ettiğini öne süren bakan, enerji güvenliğinin OPEC+ ve Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu çerçevesinde sürdürülen ortak bir alan olduğunu hatırlattı. Bu kapsamda, Vladimir Putin'in ev sahipliğinde 28-29 Ekim tarihlerinde Moskova'da gerçekleştirilecek zirvenin küresel enerji piyasalarında istikrarı hedefleyeceği bildirildi.

    Geçmiş dönemdeki diplomatik girişimlere değinen Lavrov, Donald Trump'ın önerisi doğrultusunda Moskova ile Kiev arasında müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda birtakım mutabakatlara ulaşıldığını belirtti. Ancak bu mutabakatların hemen ardından Ukrayna'nın Rusya'daki sivil hedefleri ve tesisleri kasıtlı olarak hedef aldığını iddia eden Lavrov, sahadaki bu hamlelerin barış sürecini sekteye uğrattığını dile getirdi. Zelenskiy'in 2019 Paris mutabakatlarının uygulanmasını engellediğini ve 2025 yazında İstanbul'da yapılan görüşmeleri sonlandırdığını hatırlatan bakan, Abu Dabi'deki üçlü görüşmenin ardından da Rusya'nın inisiyatifi dışında somut bir ilerleme kaydedilemediğini vurguladı.

    Ukrayna liderinin olası bir barış anlaşmasının kendi siyasi sonu anlamına geleceğini bildiği için uzlaşıdan kaçındığını öne süren Lavrov, Moskova'nın bakış açısına göre diplomatik tıkanıklığın temel sebebinin bu olduğunu aktardı. Çatışmaların ve diplomatik çıkmazın derinleştiği süreçte taraflar arasındaki söz düellosu devam ederken, uluslararası toplumun enerji ve güvenlik eksenindeki dengeleri nasıl kuracağı yakından izlenen başlıklar arasında bulunuyor.

    AI YORUMU

    Siyasi liderlerin diplomatik masadaki tavırları, sahadaki askeri hamlelerle doğrudan şekilleniyor. Lavrov'un açıklamaları, Moskova cephesinde müzakere kapısının kapatılmadığı ancak karşı tarafın niyetine dair güven duyulmadığı algısını pekiştiriyor. Liderlerin kendi siyasi varlıklarını koruma refleksi, milyonlarca sivili etkileyen krizlerin çözümünü zorlaştırıyor. Taraflar arasındaki bu karşılıklı güvensizlik iklimi devam ettiği sürece, ekonomik ve enerjisel maliyetlerin katlanarak artması kaçınılmaz görünüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Moskova’da Diplomatik Yaşam: Şiddetli Gözetim ve Sürekli Endişe

    Batı elçileri, Ukrayna savaşı süresince Moskova’da çalışan, Soğuk Savaş dönemini andıran yoğun gözetim ve izlenme altında. Yeni stratejilerle karşı karşıya kalan elçiler, güvenlik tehditleri ve izole bir ortamda çalışmak zorunda.

    • Batı elçileri 2022 sonrası Rusya’da Soğuk Savaş benzeri gözetimle karşı karşıya.
    • Moskova yanıtında elçileri ‘düşman’ ilan edip kısıtlamalar artırdı.
    • Elçilerin güvenlik içi ve dışı tehditlerle başa çıkma yöntemleri değişti.

    2025 yılında Moskova’ya gönderilen ABD büyükelçisi Lynne Tracy, işini ‘kariyerinin en zor görevlerinden biri’ olarak nitelendirdi. Oyun sonunda Ukrayna savaşının beşinci yılında, Rusya’nın Batı elçilerine karşı tutumu, Soğuk Savaş döneminde yaşanan izolasyona benzer bir yoğunlukta. Elçiler, fiziksel gözetim, gizli kulaklıklar ve hatta “casus tozu” gibi tekniklerle izleniyor. Bu durum, diplomatik personelin hem psikolojik hem de operasyonel zorunluluklarını artırıyor.

    Öte yandan, Rusya'nın Batı ülkelerinden eylem planları, elçileri ulusal güvenlikten bağımsız hareket etme yetkisini kısıtlıyor. Örneğin, bir önceki Avrupa elçisi, Moskova’ya giderken evinde her odada kamera kurulacağı uyarısı almıştı. Rus diplomatiklerin Batı'da karşılaştığı baskı, Rus FSB’nin elçilerle temas kurma girişimlerinde de kendini gösteriyor; iki Rus personel, elçilikten ayrılmak zorunda kaldı çünkü FSB’den gizli rapor vermeleri isteniyordu.

    Savaşın başlamasından bu yana, Avrupa ve ABD’li diplomatiklerin Moskova’da kalması için güvenlik önlemleri yoğunlaştı. Rusya, Avrupa ve ABD'den yüzlerce elçi kapatırken, Batı da kendi elçilerini “düşman” ilan ederek personel azaltma yoluna gitti. Bu durum, elçiliklerin uluslararası ilişkileri sürdürme çabalarını karmaşıklaştırıyor. Elçiler, bu ortamda hem ulusal hem de uluslararası görevlerini yerine getirmek zorunda; aynı zamanda Rusya’nın siyasi baskısına karşı dayanma stratejileri geliştirmek zorunda kalıyor.

    Moskova’da diplomatik yaşam, tarafsızlık ilkesinin test edildiği bir sahneye dönüştü. Elçiler, hem yerel hem de küresel krizleri yönetirken aynı zamanda kendilerini sürekli izlenme ve tehdit altında buluyor. Güvenlik, izleme ve izolasyonun birleşimi, diplomatik ilişkilerin geleceği için önemli bir sınav niteliğinde. Bu zorlu koşullar, diplomatiklerin sadece siyasi temsilciler değil aynı zamanda ulusal güvenlik stratejilerinin de savunucuları olmasını gerektiriyor.

    AI YORUMU

    Bu haber, Rusya’nın savaş sonrası diplomatik ortamındaki radikal değişimi net bir dille ortaya koyuyor. Elçilerin karşılaştığı gizli tehditleri anlatarak, uluslararası ilişkilerin ne kadar hassas ve çok katmanlı olduğunu vurguluyor. Okuyucuya, diplomatik güvenliğin sadece bir şehirde değil, küresel çapta bir sorun olduğunu hatırlatıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Türkiye, TDT Dönem Başkanlığı'nı Azerbaycan'dan devraldı

    Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) dönem başkanlığını Azerbaycan'dan resmen devraldı. 13. Zirve kapsamında Beştepe'de yapılan toplantıda kurumsal birikimin somut kazanımlara dönüştürülmesi hedefi açıklandı. Yapay zekâ eylem planı ve kültürel iş birliği öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı.

    • Türkiye, TDT 13. Zirvesi'nde dönem başkanlığını üstlendi
    • Erdoğan, yapay zekâ eylem planının sonuç odaklı yürütüleceğini belirtti
    • Ortak dilin yaygınlaştırılması ve seyahat kolaylıkları öncelikli hedefler

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Sergi Salonu'nda gerçekleşen Turkish Council of Turkic States 13. Devlet Başkanları Konseyi Toplantısı, bölgesel diplomasi açısından kritik bir eşik niteliği taşıyor. Azerbaycan'ın ardından dönem başkanlığını devralan Türkiye, teşkilatın önümüzdeki dönemdeki rotasını şekillendirecek kararları almaya hazırlanıyor. Toplantıda, bir önceki dönem başkanının katkıları için teşekkür edilirken yeni dönemin hedefleri masaya yatırıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin dönem başkanlığı süresince teşkilatın mevcut kurumsal birikimini somut ve ölçülebilir kazanımlara dönüştürme stratejisini vurguladı. Bu çerçevede, üye ülkeler arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirecek adımların atılacağı ifade edildi. Özellikle ortak dilin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve seyahat süreçlerinin kolaylaştırılması, dönemin somut odak noktaları arasında öne çıkıyor.

    Kültürel ve sportif etkinliklerin desteklenmesi de yeni dönem vizyonunun ayrılmaz parçası olarak sıralandı. Erdoğan, bu alanlardaki ilerlemenin ülkeler arası yakınlaşmayı derinleştireceğini belirtti. Ayrıca, dijitalleşme ve teknolojik gelişim konusunda somut bir yol haritası izleneceği açıklandı. Yapay zekâ ve dijital kalkınma eylem planının, mükerrerlikten uzak ve sonuç odaklı bir anlayışla hayata geçirileceği taahhüt edildi.

    Bu süreç, Türk dünyası ülkeleri arasındaki ekonomik ve sosyal entegrasyonun hızlandırılmasını hedefleyen diplomatik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Dönem başkanlığı devri, yalnızca idari bir görev paylaşımı değil, aynı zamanda ortak çıkarlar etrafında daha sıkı bir ittifak kurulması çabasının da yansıması niteliğinde. Teşkilatın karar alma mekanizmalarının daha etkin çalışması, bu yeni dönemle birlikte öncelikli bir beklenti haline geldi.

    Türkiye'nin bu sorumluluğu üstlenmesi, üye devletlerin dış politika ve iç yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek bir dinamik yaratıyor. Özellikle dijital altyapı yatırımları ve sınır ötesi hareketlilik konularında atılacak adımlar, vatandaşlar ve şirketler için yeni fırsatlar doğurabilir. Önümüzdeki aylarda bu planların somutlaşmasıyla birlikte, Türk Devletleri Teşkilatı'nın küresel arenadaki görünürlüğünün de artması bekleniyor.

    AI YORUMU

    Yeni dönem başkanlığının başarısı, söylemsel vaatlerden öte, 13. Zirve'de kararlaştırılan yapay zekâ eylem planının fiilen hayata geçirilmesine bağlı. Erdoğan'ın 'mükerrerlikten uzak' vurgusu, önceki dönemlerde yaşanan bürokratik tıkanıklıklara karşı net bir eleştiri ve düzeltme çağrısı niteliğinde. Bu yaklaşım, özellikle dijital altyapı yatırımları planlayan şirketler ve araştırmacılar için öngörülebilir bir zemin sunacak. Eğer seyahat kolaylıkları ve dil politikaları somut düzenlemelere dönüşürse, üye ülkeler arasındaki ekonomik entegrasyon hız kazanabilir; aksi hâlde dönem başkanlığı yalnızca protokol düzeyinde kalmaya mahkûm olabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler