İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

Bağdat ile YBŞ anlaştı: 4 bin 165 savaşçı Irak kurumlarına dahil edilecek

Bağdat ile YBŞ anlaştı: 4 bin 165 savaşçı Irak kurumlarına dahil edilecek

Fotoğraf: Rudaw

Özet

Irak hükümeti ile Şengal merkezli YBŞ arasında varılan yeni mutabakat uyarınca toplam 4 bin 165 silahlı unsur Irak güvenlik bünyesine alınıyor. Süreç kapsamında YBŞ, YJŞ ve Ezidxan Asayişi mensupları farklı bakanlık birimlerine dağıtılarak resmileştirilecek.

Öne çıkanlar

  • Toplam 4 bin 165 YBŞ, YJŞ ve Ezidxan Asayişi mensubu Irak güvenlik kadrosuna alınıyor.
  • Bin kişilik grup 74'üncü Tugay bünyesinde Heşdi Şabi çatısı altında görev yapacak.
  • Şengal dışından gelen yabancı danışmanların bölgeyi terk ederek kendi bölgelerine dönmeleri bekleniyor.

Haberin Detayı

Şengal Aşiretler Meclisi Başkanı Şeyh Dexil Murad, Irak hükümeti ile Şengal'de faaliyet gösteren YBŞ güçleri arasındaki yeni güvenlik mutabakatının tüm detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Yapılan düzenlemenin temelinde, 2014 yılından bu yana bölgede varlık gösteren silahlı grupların Irak'ın resmi güvenlik kurumlarına entegre edilmesi süreci yer alıyor. Bu kapsamda YBŞ, YJŞ ve Ezidxan Asayişi bünyesinde bulunan toplam 4 bin 165 savaşçı, devlet kadrolarına dahil edilecek.

Sürecin operasyonel dağılımına bakıldığında, bin kişilik bir grubun 74'üncü Tugay bünyesinde Heşdi Şabi çatısı altında görev alması kararlaştırıldı. Bu tugay bünyesindeki unsurlar, Kuzey ve Güney taburları şeklinde iki ayrı birime ayrılmış durumda. Ayrıca bin 500 savaşçı, Ezidi Kürtlerin kutsal türbelerinin ve dini mekanlarının korunmasıyla görevlendirilen özel bir birlik yapısı içerisinde yer alacak.

Polis teşkilatına yönelik atılan adımlar da mutabakatın parçası olarak öne çıkıyor. Toplam bin 500 savaşçı yerel polis ve toplum polisi kadrolarına dahil edilirken, bu grubun içerisinde yaklaşık 200 kadın savaşçı da bulunuyor. Kadın unsurlar, özellikle dini merkezlerin ve türbelerin güvenliğinin sağlanması noktasında aktif rol üstlenecek. Geriye kalan savaşçıların diğer kısmı ise doğrudan Irak Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığına bağlı federal polis birimleri bünyesine geçiş yapacak.

YBŞ içinde bulunan ve Irak dışından gelen silahlı üyelerin durumu da anlaşmada netleştirildi. Şeyh Dexil Murad, bu kişilerin artık sadece danışman statüsünde bulunduğunu ve bölgeden ayrılmalarının önünde herhangi bir engel kalmadığını belirtti. Danışmanların Duhok, Erbil veya Süleymaniye gibi bölgelere dönmeleri için görüşmelerin devam ettiği ifade edilirken, bu kişilerin süreç içerisinde Şengal'den ayrılmaları bekleniyor.

Anlaşmanın kapsamı konusunda açıklamalarda bulunan Murad, Irak Anayasası'nın 140'ıncı maddesinin şu aşamada görüşmelerin ana gündem maddesi olmadığını vurguladı. Bölgenin yeniden imarı ve tazminat süreçlerinin Enbar veya Selahaddin gibi vilayetlere kıyasla daha yavaş ilerlediğine dikkat çeken Murad, hükümetin bu konulardaki adımlarının beklentileri karşılamadığını dile getirdi. Ayrıca Ezidilerin kimlik tartışmalarına da değinen Murad, siyasi farklılıkların toplum içinde ayrışmaya neden olmaması gerektiğini belirterek Kürt halkı ile olan bağın korunması mesajını verdi.

Irak yönetimi ile yapılan bu mutabakatın sahada nasıl bir karşılık bulacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Özellikle 2014 sonrası oluşan güvenlik boşluğunun doldurulması ve bölgesel asayişin resmi yapılarla sağlanması hedefleniyor. Murad, geçmişte Ezidilerin yaşadığı mağduriyetlere atıfta bulunarak, devletin artık bölgedeki dini ve askeri yapıları kalıcı bir sistem içine yerleştirmek istediğinin altını çizdi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Şengal'deki silahlı varlığın merkezi hükümet çatısı altına alınması, bölgedeki çok başlı güvenlik yapısını sona erdirmeyi amaçlayan bir adım olarak okunmalı. 4 bin 165 savaşçının resmi kadrolara dahil edilmesi, yalnızca bir güvenlik entegrasyonu değil aynı zamanda Bağdat'ın yerel unsurlar üzerindeki denetimini artırma stratejisidir. Özellikle 200 kadın savaşçının türbelerin korunması gibi sembolik görevlere atanması, toplumsal kabulü artırmayı hedefleyen bir tercih. Sürecin başarısı, dışarıdan gelen unsurların bölgeden ne kadar sürede ayrılacağı ve tazminat taleplerinin merkezi hükümet nezdinde ne kadar karşılık bulacağıyla yakından ilgilidir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Irak, 2027'ye kadar silahlı milisleri dağıtmaya kararlı

    Irak hükümeti, devletin dışındaki silahlı güçlerin 30 Haziran 2027 tarihine kadar tamamen silahsızlandırılacağını açıkladı. Direnen gruplar hakkında cezai işlemler gündeme geldi. Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığı da süreçte kritik rol oynuyor.

    • Devlet dışı silahlı güçlerin varlığı 30 Haziran 2027'de sona erecek.
    • Silah bırakmayı reddeden gruplara karşı cezai işlem uygulanacak.
    • Süreçte Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığı tartışma konusu oldu.

    Bağdat yönetimi, ülkede uzun süredir varlığını sürdüren devlete bağlı olmayan silahlı grupların geleceği için net bir takvim belirledi. Hükümetin yeni stratejisi, 30 Haziran 2027 tarihine kadar Irak sınırları içinde merkezi otorite dışında hiçbir silahlı gücün kalmamasını hedefliyor. Bu süre, milislerin silahlarını tamamen devlet denetimine devretmesi için verilen son şans olarak değerlendiriliyor.

    Yapılan açıklamada, silah bırakmayı reddeden veya süreci sabote etmeye çalışan gruplara karşı hukuki ve cezai adımlar atılacağı vurgulandı. Özellikle İran destekli bazı milislerin bu sürece sıcak bakmaması, Bağdat ile Tahran arasına siyasi mesafe koyma riski taşıyor. Hükümet, devlet tekelindeki güvenlik gücünün inşası amacıyla kararlılığını sürdürüyor.

    Söz konusu düzenleme yalnızca iç güvenliği değil, bölgedeki dış güçlerin nüfuzunu da doğrudan etkiliyor. Irak'ta bulunan yabancı askeri varlıkların durumu, silahsızlanma sürecinin işleyişiyle iç içe geçmiş durumda. Bu bağlamda Türkiye'nin kuzeydeki askeri varlığı ve güvenlik iş birliği, tartışmaların merkezinde yer alıyor.

    Uygulamanın başarısı, sadece Bağdat'ın kararlılığına değil, sahadaki dengelerdeki değişime de bağlı. Milislerin silahsızlandırılması, Irak devletinin egemenlik alanını genişletirken, bölgesel aktörler için yeni diplomatik zorunluluklar doğurabilir. Sürecin takviminin aşılmaması, tarafların masaya dönmesini gerektirecek.

    Olası bir çatışma senaryosunda, Irak'ta güvenlik istikrarının bozulması kaçınılmaz görünüyor. Ancak hükümetin sert tutumu, silah trafiği ve yasadışı gruplar üzerine kurulu ekonomik yapıların da çöküşüne yol açabilir. Bu geçiş dönemi, Irak toplumunun gelecekteki güvenliği ve siyasi yapısı açısından belirleyici olacak.

    AI YORUMU

    Irak'ın 30 Haziran 2027 sınırı, dış destekli milislerin fiili özerklik dönemini sona erdirmeye yönelik cesur ama riskli bir hamle. Bu sürenin dolması ve silahların toplanmaması halinde, Bağdat'ın İran destekli gruplara karşı askeri güç kullanması olasılığı artar; bu da Mezhepçi şiddet dalgasını tetikleyebilir. Sürecin başarısı, Türkiye'nin ve ABD'nin Irak'taki askeri duruşunu da yeniden şekillendirecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Bakan Fidan Bağdat'ta İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısına Katıldı

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bağdat'ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılarak Türkiye'nin dönem başkanlığını Irak'a devretti. Fidan, temasları kapsamında Iraklı yetkililer ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

    • Hakan Fidan Türkiye'nin İİT dönem başkanlığını Irak'a devretti.
    • Ziyaret kapsamında İran ve Mısırlı mevkidaşlarıyla bir araya geldi.
    • Iraklı liderlerle ticaret, enerji ve güvenlik başlıkları ele alındı.

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı Ellinci İkinci Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı için Irak'ın başkenti Bağdat'a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında Türkiye'nin Haziran iki bin yirmi beş tarihinden beri sürdürdüğü dönem başkanlığı görevi ev sahibi ülkeye devredildi. Toplantı salonundaki oturumlarda küresel meselelerin yanı sıra İslam coğrafyasını yakından ilgilendiren ortak problemler masaya yatırıldı.

    Bakan Fidan, genel oturumda yaptığı konuşmada ortak hareket etme bilincinin ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Özellikle Filistin topraklarında yaşanan trajedilerin durdurulması yönündeki çabaların artırılması gerektiğini vurgulayan Fidan, üye ülkelerin bölgesel krizler karşısında sessiz kalmaması çağrısında bulundu. Toplantı marjında diplomatik temaslarını aralıksız sürdüren Türk dış politikası temsilcisi, birçok isimle ayrı ayrı bir araya geldi.

    Bağdat'taki temaslar zincirinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ile ikili görüşmeler yapıldı. Bu mülakatlarda çevredeki çatışma ortamlarının yatıştırılması ve diplomatik çözümlerin üretilmesi adına atılabilecek somut adımlar masaya yatırıldı. Ayrıca Irak tarafı ile gerçekleştirilen ikili oturumlarda iki komşu ülke arasındaki ekonomik bağların güçlendirilmesi hedeflendi.

    Fidan, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin gibi üst düzey yetkililerle makamlarında görüştü. Yapılan bu temaslarda ticaret hacminin artırılması, enerji nakil hatlarının güvenliği ve sınır güvenliği gibi stratejik başlıklar detaylıca incelendi. Ziyaretin sonunda Türk heyetinin misafirperverlikten duyduğu memnuniyet dile getirildi ve bölgesel refah için ortak irade beyan edildi.

    AI YORUMU

    Dönem başkanlığının devri ve Bağdat'ta gerçekleştirilen bu yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin komşu coğrafyadaki istikrar arayışlarında aktif rol oynamaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle İran ve Mısır dışişleri bakanlarıyla aynı masada bölgesel çatışmaların ele alınması, Ankara'nın çok yönlü arabuluculuk ve diyalog politikasının somut bir yansımasıdır. Önümüzdeki süreçte enerji ve güvenlik eksenli ikili anlaşmaların uygulama takvimi, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Hürmüz Boğazı'nda gemi yangını: İngiltere'den güvenlik uyarısı

    İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Birimi, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir ticari gemide yangın çıktığını rapor etti. Bölgedeki gemi trafiği için güvenlik uyarısı yayınlanırken, olayla ilgili detaylı inceleme süreci başlatıldı.

    • İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Birimi Hürmüz Boğazı'nda bir gemide yangın çıktığını duyurdu.
    • Bölgede seyir halindeki diğer deniz araçlarına dikkatli olmaları için güvenlik çağrısı yapıldı.
    • Olayın nedeni ve geminin durumu hakkındaki ayrıntılı bilgiler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

    İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Birimi (UKMTO), Hürmüz Boğazı sularında seyreden bir ticari gemide yangın vakası yaşandığını resmi kanallar üzerinden bildirdi. Bölgedeki deniz trafiğinin yoğunluğu göz önüne alındığında, olayın meydana geldiği konumun lojistik rotalar için kritik bir geçiş noktası olduğu ifade edildi. Yangının hangi koşullar altında başladığı ve gemi mürettebatının mevcut durumu hakkında henüz kesin bir veri paylaşılmış değil.

    Denizcilik otoriteleri, yangın ihbarının ardından bölgedeki diğer tüm gemilere yönelik kapsamlı bir güvenlik uyarısı yayınladı. Gemi kaptanlarına rotalarını gözden geçirmeleri ve herhangi bir olağandışı hareketlilik tespit etmeleri durumunda derhal rapor vermeleri gerektiği hatırlatıldı. Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzının önemli bir kısmının taşındığı deniz yolu olması nedeniyle, bu tarz olaylar dünya genelindeki ticaret çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.

    Yaşanan yangın vakası, bölgedeki deniz güvenliği protokollerinin yeniden tartışılmasına yol açtı. UKMTO ekipleri, geminin teknik özellikleri ve olayın kesin koordinatları hakkında teknik analizlerini sürdürürken, bölgede görevli diğer deniz unsurlarının da yardıma hazır bekletildiği belirtildi. Geminin taşıdığı yükün türü ve yangının büyüklüğü gibi detayların, yapılacak incelemeler sonrasında netlik kazanması bekleniyor.

    Olayın arka planında, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin denizcilik faaliyetleri üzerindeki etkisi bir kez daha gün yüzüne çıktı. Ticari gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla bölgede bulunan uluslararası koalisyon güçleri ve yerel otoriteler, yangının bir saldırı mı yoksa teknik bir arıza mı olduğu sorusuna yanıt arıyor. Henüz somut bir kanıt sunulmamış olması, bölgeyi kullanan nakliye şirketlerinin tedbirlerini en üst seviyeye çıkarmasına neden oldu.

    Önümüzdeki saatlerde geminin genel durumu ve çevre güvenliği hakkında daha detaylı raporların kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor. Denizcilik sektörü temsilcileri, Hürmüz Boğazı'ndaki bu aksaklığın tedarik zinciri üzerinde yaratabileceği olası gecikmeleri değerlendiriyor. Yetkililer, bölgeden geçiş yapacak olan kaptanların resmi bültenleri anlık olarak takip etmeleri gerektiğini vurgularken, herhangi bir risk durumunda güvenli limanlara yönelmeleri tavsiye ediliyor.

    AI YORUMU

    Denizcilik güvenliğinin, küresel ticaretin merkezinde yer alan bu tür stratejik geçiş noktalarında ne kadar hassas olduğunu bu yangın olayı ile bir kez daha görüyoruz. UKMTO tarafından paylaşılan veriler, gemi trafiğinin güvenliğini sağlamak adına anlık müdahale ve şeffaf bilgi akışının ne kadar elzem olduğunu kanıtlıyor. Özellikle enerji nakliyatının yoğun olduğu Hürmüz Boğazı gibi yerlerde, teknik bir arıza ile bir dış müdahale arasındaki ince çizgi, lojistik maliyetlerini ve sigorta primlerini doğrudan etkileyebilir. Olayın nedeni tam olarak aydınlatılmadan, gemi trafiğinde yaşanacak rota değişikliklerinin küresel petrol fiyatları üzerinde geçici bir dalgalanma yaratması oldukça muhtemel bir senaryodur.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Donald Trump, Korgeneral Sylvia'yı gizli belgeleri sızdırmakla suçladı

    ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından görevden alınan Korgeneral Sylvia’yı Pentagon’dan gizli bilgi sızdırmakla itham etti. Güney Carolina mitingi öncesinde açıklamalarda bulunan Trump, sızıntı yapan isimlerin uzun vadeli ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacağını belirterek sürece dair kararlı bir tutum sergiledi.

    • Trump, Korgeneral Sylvia'yı Pentagon'daki gizli belgeleri dışarıya sızdırmakla doğrudan suçladı.
    • Savunma Bakanı Pete Hegseth, sızıntı iddialarının ardından Korgeneral Sylvia'yı görevden aldı.
    • Bilgi sızdıranlara karşı yürütülen çalışmalarda ağır yaptırımların uygulanacağı ifade edildi.

    ABD Başkanı Donald Trump, Güney Carolina eyaletinde gerçekleştireceği Cumhuriyetçi Parti mitingine gitmek üzere Washington'dan ayrılmadan önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündemdeki en dikkat çekici başlık, Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından kısa süre önce görevinden uzaklaştırılan Korgeneral Sylvia hakkındaki iddialar oldu. Trump, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, söz konusu komutanın Pentagon bünyesindeki gizli belgeleri izinsiz şekilde dışarıya aktardığını öne sürdü.

    Pentagon kaynaklı bilgi sızıntıları konusundaki tavrını oldukça sert belirleyen Trump, Korgeneral Sylvia'nın ciddi bir yasal süreçle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Sylvia'nın mevcut durumu hakkında "Başı dertte" ifadesini kullanan Trump, askeri kademelerde bilgi güvenliğinin ihlal edilmesine karşı tolerans gösterilmeyeceğinin altını çizdi. Bu gelişme, Washington'daki savunma bürokrasisi içerisinde güvenlik protokollerinin yeniden sorgulanmasına yol açtı.

    Hükümetin bilgi sızdıran kişileri tespit etmek amacıyla kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü belirten Trump, bu tür eylemlerin ağır bedelleri olacağını ifade etti. Bilgi güvenliğini ihlal edenlerin peşinde olduklarını yineleyen Başkan, "Kendisi çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalacak. Hem de uzun vadeli sorunlar" diyerek sürecin sadece görevden almayla sınırlı kalmayacağının sinyalini verdi. Söz konusu sızıntıların içeriğine dair detaylar henüz kamuoyuyla tam olarak paylaşılmadı.

    Korgeneral Sylvia'nın görevden alınması ve ardından gelen bu sert açıklamalar, ABD savunma camiasında geniş yankı uyandırdı. Savunma Bakanı Hegseth'in hamlesinin, kurum içerisindeki disiplin ve gizlilik politikalarının bir parçası olduğu belirtiliyor. Trump'ın ifadeleri, sızıntıların Pentagon'un operasyonel güvenliğini riske attığına dair yaygın görüşü destekler nitelikte değerlendiriliyor.

    Bundan sonraki süreçte, sızdırılan bilgilerin niteliği ve olası yasal kovuşturmanın hangi boyuta ulaşacağı merakla bekleniyor. Trump, bilgi sızdıranlara yönelik kararlı duruşunun, kurum içerisindeki diğer personel için caydırıcı bir etki yaratacağını umuyor. ABD yönetimi, savunma sistemlerinin korunması adına yürütülen soruşturmaların şeffaf ve sonuç odaklı ilerleyeceğini vurguluyor.

    Korgeneral Sylvia hakkındaki iddiaların somut bir yargı sürecine evrilip evrilmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Pentagon'un iç denetim birimleri ve adli makamların eşgüdümlü çalışmasıyla, sızıntının kaynağına dair daha fazla ayrıntının ortaya çıkması bekleniyor. Başkan Trump'ın bu konudaki söylemleri, yönetiminin savunma güvenliğine verdiği önceliği bir kez daha kanıtlıyor.

    AI YORUMU

    Askeri bürokraside gizli verilerin korunması, devlet yönetiminin temel güvenlik direklerinden biridir. Trump’ın Sylvia’ya yönelik doğrudan ithamları, sızıntı yapanların sadece mesleki kariyerlerini değil, aynı zamanda uzun vadeli hukuki geleceklerini de riske attığını net bir şekilde gösteriyor. Bu durum, Pentagon içerisindeki tüm personelin güvenlik disiplini konusunda çok daha temkinli hareket etmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Eğer sızıntının boyutu tahmin edilenden daha genişse, yalnızca bir komutanın görevden alınması yeterli gelmeyecek ve daha geniş çaplı bir soruşturma süreci kaçınılmaz olacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler