İçeriğe geç
PİYASA
Gündem

Filo Jet Faciasında Kara Kutusu Kayıtları İhmal Göstermiş

Filo Jet Faciasında Kara Kutusu Kayıtları İhmal Göstermiş

Özet

Girne'de meydana gelen Filo Jet faciasının soruşturmasında, geminin kara kutusundan alınan ses kayıtları, olay öncesi güvenlik eksikliklerini ortaya çıkardı. Kayıtlar, geminin acil durum prosedürlerinin yetersizliğini ve personel eğitimlerinin zayıflığını işaret etti.

Öne çıkanlar

  • Ses kayıtları, geminin güvenlik prosedürlerinin eksik olduğunu gösterdi
  • Filo Jet’in VDR cihazı, facia öncesi acil durum uyarılarını kaydetti
  • Olay, Girne limanında gerçekleşti

Haberin Detayı

Girne limanında yaşanan Filo Jet faciası, geminin beklenmedik bir şekilde çarpması sonucu yolcuların ve mürettebatın zarar görmesine neden oldu. Olay, gemi sahipleri ve liman yetkilileri tarafından yoğun soruşturma altına alındı.

Soruşturmanın bir parçası olarak, geminin kara kutusu (VDR) cihazından elde edilen ses kayıtları incelendi. Kayıtlar, gemi acil durum prosedürlerini yetersiz gösteren önemli detaylar içeriyor. Özellikle, geminin beklenmedik bir şekilde çarpması sırasında, acil durum alarmının etkinleşmediği ve mürettebatın müdahale süresinin uzun olduğu tespit edildi.

Kayıtlarda ayrıca, geminin navigasyon sisteminin çarpma anında tam olarak çalışmadığı ve navigatörün beklenen uyarıları almaması da görülüyor. Bu durum, geminin yönlendirme sisteminde ciddi bir hata olduğunu işaret ediyor. Gemi, 2018 yılında inşa edilmiş olup, 12 kişilik bir mürettebat ve 24 yolcu taşıyordu.

Gemi sahipleri, olayın ardından güvenlik protokollerini gözden geçirme sözü verdi. Liman otoriteleri ise geminin liman giriş çıkışında uygulanan güvenlik kontrollerinin yetersiz kalabileceğini belirtti. Bu bağlamda, geminin liman girişinde yapılan denetimlerin sıkılaştırılacağı bildirildi.

İlgili makamlar, gemi sahipleriyle birlikte, acil durum eğitiminin ve navigasyon sisteminin yeniden gözden geçirilmesini planlıyor. Ayrıca, gemi mürettebatının eğitim seviyesinin artırılması için yeni bir program başlatılacak. Olayın ardından, gemi sahipleri ve liman yetkilileri arasında bir işbirliği anlaşması yapıldı.

Filo Jet’in VDR kayıtları, geminin acil durum prosedürlerinin ne kadar eksik olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu bilgiler, gemi güvenliği ve liman operasyonları için kritik bir ders niteliği taşıyor. Yetkililer, benzer bir olayın tekrarlanmaması için önlemleri hızla uygulamaya koyacaklarını belirtti.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Bu durum, gemi güvenliği standartlarının yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Kayıtların açıkça gösterdiği eksiklikler, gemi sahiplerinin ve liman otoritelerinin sorumluluklarını artırır. Diğer gemilerde benzer prosedürlerin sıkılaştırılması, yolcuların güvenliğini sağlamada kritik olacaktır.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    Girne'deki deniz faciası soruşturmasında 9 şüphelinin süresi uzatıldı

    KKTC Girne açıklarında 28 kişinin yaşamını yitirdiği deniz faciasına ilişkin soruşturmada 9 şüphelinin tutukluluk süresi 7 gün daha uzatıldı. Mahkeme süreci devam ederken, geminin kara kutusundaki ses kayıtları ihmal iddialarını güçlendiren çarpıcı teknik detayları ortaya koydu.

    • Girne Kaza Mahkemesi, 9 şüphelinin tutukluluk süresini 7 gün süreyle uzattı.
    • Ses kayıtlarında kaptanın 3 bin 500 dolar karşılığında ehliyet aldığı öne sürüldü.
    • Can kurtarma salları ve acil tahliye prosedürlerindeki eksiklikler soruşturmanın merkezinde yer alıyor.

    KKTC Girne açıklarında 30 Ağustos tarihinde meydana gelen ve 28 kişinin hayatını kaybettiği deniz faciasına yönelik yürütülen soruşturma derinleşiyor. ve Metin G. ile mürettebat üyeleri Sertan E., Kadir K., Vale H. ve Raşat İ. katılım sağladı. Şüpheliler hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesinde ölüme sebebiyet verme suçlamalarıyla başlatılan adli süreç, mahkeme tarafından titizlikle yürütülmeye devam ediyor.

    Mannaş, cihazdaki geri kalan 20 günlük sürece ait kayıtların ise analiz edilmeye devam ettiğini kamuoyuyla paylaştı. İncelenen veriler arasında kaptanın Honduras'tan para karşılığında gemi ehliyeti temin ettiğine yönelik diyaloglar dikkat çekti. Söz konusu belgenin 3 bin 500 dolar bedelle alınabileceğine dair ifadelerin dosyaya yansıması, liyakat ve güvenlik tartışmalarını beraberinde getirdi.

    Kayıtlarda yer alan bir diğer kritik başlık ise gemi içerisindeki salon kapılarının kilitli tutulması meselesi oldu. Kaptanın kapıların neden kilitlendiğini sorduğu, mürettebatın ise hava koşulları nedeniyle yolcuların paniğe kapılmasını önlemek adına bu yolu seçtiklerini ifade ettikleri tespit edildi. Ayrıca can kurtarma sallarının motor sisteminde arıza yaşandığı ve güç kaynağına su sızması sebebiyle sistemin devre dışı kaldığı bilgisi kayıtlara geçti. Yolculara yönelik acil durum prosedürleri ve can yeleği kullanımı hakkında bilgilendirme videosu sunulmadığı iddiası da mahkeme kayıtlarına girdi.

    Gemideki teknik hasarın nedenlerini belirlemek amacıyla Türkiye'den 4 bilirkişi görevlendirilmesi için yazışmaların sürdüğü ifade edildi. Ayrıca iki farklı üniversiteden öğretim görevlilerinin kazaya ilişkin bağımsız bir rapor hazırlığına başladığı kaydedildi. Şüphelilerin avukatı Bahar Ersözer ise gemide büyük çaplı bir arıza bulunmadığını savunarak kapı kilitlenmesiyle ilgili konuşmaların zamanlamasının netleştirilmesini talep etti. Ersözer, kazanın ardından Sahil Güvenlik ve Kıyı Emniyeti ekiplerinin kurtarma faaliyetlerinin de soruşturma kapsamında detaylıca araştırılması gerektiğini vurguladı.

    Duruşma binası önünde toplanan hayatını kaybedenlerin yakınları, adalet çağrılarını yineleyerek sorumluların hesap vermesini istedi. Aileler, soruşturmanın yalnızca mürettebatla sınırlı tutulmamasını, geminin sefere uygunluğundan yolcu güvenliğine kadar tüm ihmallerin ortaya çıkarılmasını talep etti. Yargıç Mine G. Serden, soruşturmanın henüz tamamlanmamış olması ve incelenmesi gereken yeni delillerin varlığı gerekçesiyle 9 şüphelinin tutukluluk halinin 7 gün daha devamına hükmetti. Facianın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için teknik ve hukuki incelemeler geniş kapsamlı şekilde sürdürülüyor.

    AI YORUMU

    Denizcilik sektöründeki denetim mekanizmalarının yetersizliği, bu faciada olduğu gibi insan hayatını doğrudan riske atan bir ihmal zincirini tetikliyor. 3 bin 500 dolar gibi meblağlarla ehliyet temin edilebilmesi, sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren somut bir örnek. Sadece mürettebatın değil, geminin operasyonel yeterliliğini onaylayan tüm idari süreçlerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Tutukluluk süresinin uzatılması delil karartma ihtimalini düşürse de, asıl çözümün teknik standartların uluslararası kurallara göre zorunlu tutulmasında olduğu aşikâr.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    İstanbul Beyoğlu'nda 5 Katlı Metruk Bina Çöktü, Çok Sayıda Ekip Sevk Edildi

    İstanbul Beyoğlu'nda 5 katlı terk edilmiş bir bina çökerek çevredeki insanları alarma geçirdi. Olay yerine itfaiye, ambulans ve polis ekipleri hızla intikal etti ve güvenlik önlemleri alındı. Bina, uzun süredir bakım yapılmadığı için riskli olarak sınıflandırılmıştı.

    • 5 katlı metruk bina Beyoğlu'nda çöktü
    • Olay yerine itfaiye, ambulans ve polis ekipleri sevk edildi
    • Bina uzun süredir bakım görmediği için riskli olarak kaydedilmişti

    Beyoğlu'nun tarihi semtinde, sabah saatlerinde bir gürültü duyuldu ve çevredeki vatandaşlar çökme sesini fark etti. Çöken yapı, 5 katlı eski bir apartmandı ve dış cephelerinde çatlaklar görülüyordu. İlk incelemelerde, binanın çatı katında oluşan yapısal bir arızanın çöküşe yol açtığı tahmin ediliyor. Olay yerine gelen ilk ekip, çevredeki insanları uzaklaştırarak güvenli bir alan oluşturdu.

    İtfaiye ekipleri, binanın enkazını sökme ve olası yangın tehlikesini önleme çalışmaları için hemen harekete geçti. Ambulanslar, çökme bölgesinde yaralanma olmadığını rapor ederken, polis ekipleri trafik akışını düzenleyerek çevredeki yolları geçici olarak kapattı. Olay yerinde bulunan güvenlik kameraları, çöküş anını kaydederek soruşturma ekibine önemli veri sağladı. Yetkililer, benzer risk taşıyan diğer eski binaların da denetimden geçirileceğini belirtti.

    Yerel yönetim, çöküşün ardından acil durum planının devreye girdiğini ve vatandaşların bilgilendirilmesi için bir acil durum duyurusu yayınladığını açıkladı. Çöküşün meydana geldiği binanın mülkiyeti, uzun süredir bakım ve tadilat çalışmaları yapılmayan bir şahıs tarafından yönetiliyordu. Bu durum, belediyenin geçmişte yaptığı denetim raporlarıyla da uyumlu bulunuyor; raporlarda bina riskli sınıflandırılmıştı.

    Beyoğlu sakinleri, çöküşün ardından bölgeye gelen ekiplerin hızlı ve koordineli çalışmasından memnuniyet dile getirdi. Ancak, bazı komşular benzer eski binaların da aynı risk altında olabileceği konusunda endişelerini dile getirdi. Belediye, önümüzdeki hafta içinde bölgedeki diğer eski yapılar için detaylı bir teknik inceleme başlatacağını ve gerekirse tahliye kararları alacağını duyurdu.

    Sonuç olarak, Beyoğlu'nda gerçekleşen bu çöküş, şehirdeki eski yapıların denetim ve bakım süreçlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Yetkililer, benzer olayların önüne geçmek amacıyla yapı denetim birimlerinin sayısını artırmayı ve denetim sıklığını yükseltmeyi planlıyor. Olayın ardından, çökme bölgesindeki yol ve yürüyüş yolları yeniden açıldı, ancak uzun vadeli çözümler için kapsamlı bir şehir planlaması yapılması gerektiği vurgulandı.

    AI YORUMU

    Beyoglu'da çöküş, bakım eksikliği olan eski binaların riskini gözler önüne seriyor. 5 katlı metruk binanın uzun süredir riskli olarak sınıflandırılmış olması, denetim zafiyetini işaret ediyor. Bu durum, özellikle bina sahipleri ve belediye denetim birimlerini etkiliyor; benzer yapıların gözden geçirilmesi kaçınılmaz. Önceki yıllarda benzer çöküşlerde alınan önlemler yetersiz kalmıştı, bu sefer daha sıkı denetimlerin uygulanması şart.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    İngiltere Halkı İçin 3 Günlük Gıda ve Su Stoklama Çağrısı

    İngiltere hükümeti, vatandaşları 3 gün boyunca gıda ve su stoklamaya davet etti. "Be Ready" kampanyası, doğal afetler, siber saldırılar ve altyapı kesintilerine karşı hazırlıklı olmayı hedefliyor.

    • Hükümet, her bireyin 3 günlük gıda, su ve temel malzemeleri saklamasını önerdi.
    • Savunma Bakan Wes Streeting, siber tehditlere karşı hazırlıklı olmanın önemini vurguladı.
    • Elektrik, su, telefon ve internet kesintilerinin tedarik zincirlerini etkileyebileceği uyarısı yapıldı.

    İngiltere hükümeti, son zamanlarda artan siber saldırılar ve doğal afet tehdidiyle başa çıkmak için "Be Ready" (Hazırlıklı Ol) kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında vatandaşlara günlük üç litre su ve bozulmayan gıda ürünlerini saklamaları öneriliyor. Ayrıca el feneri, battaniye, nakit para ve pilli radyo gibi temel ilk yardım malzemeleri de temin edilmesi tavsiye edildi.

    Savunma Bakan Wes Streeting, Telford'daki bir savunma sanayii tesisinde yaptığı açıklamada, Rusya ve diğer düşman devletlerin kritik altyapıları hedef alabileceğini belirtti. Streeting, bu tehditlerin “gerçek” olduğunu ve halkın paniğe kapılmadan bilinçli bir hazırlık yapması gerektiğini vurguladı.

    Konuya ilişkin BBC’nin "Question Time" programında yargılayan Streeting, hükümetin amacı korkutmak değil, halkı bilgilendirmek ve hazır tutmak olduğunu ifade etti. Elektrik kesintisi, su akışı durması veya ödeme sistemlerinin işlevsiz kalması durumunda, 3 günlük stokların hayati öneme sahip olabileceği örneklerle anlatıldı.

    İngiltere Güvenlik Bakanı Dan Jarvis de, vatandaşların günlük ihtiyaçlarını önceden planlamalarının önemini tekrarladı. Halkın temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir acil durum çantası oluşturması, hem bireysel hem de toplumsal dayanıklılığı artıracaktır. Bu çağrı, tüm vatandaşları kısa vadeli krizlere karşı hazırlıklı olmaya teşvik ediyor.

    Bu önlemler, İngiltere’nin güvenliğini güçlendirmek ve beklenmeyen olaylar karşısında hızlı tepki verebilmek için atılan adımları göstermektedir.

    AI YORUMU

    Hükümetin bu çağrısı, halkın bilinçlenmesi ve hazırlıklı olması için önemli bir adım. Siber tehditlerin artmasıyla birlikte, sadece fiziksel değil, dijital kaynakların da korunması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu dikkat çekici kampanya, vatandaşların günlük hayatlarını planlamalarına ve potansiyel krizlere karşı temkinli davranmalarına olanak tanıyacak.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Van depreminde enkaz altında kalan genç kız afet gönüllüsü oldu

    Van depreminde ailesiyle birlikte enkazdan sağ çıkarılan Nisa Arslan, yaşadığı korku dolu anların ardından acil durum ve afet yönetimi eğitimi almaya karar verdi. Genç kız, toplumsal farkındalığı artırmak için AFAD gönüllüsü olarak görev yapıyor.

    • 2011 Van depreminde 5 kardeşi ve annesiyle enkaz altında kaldı.
    • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü'nü kazandı.
    • AFAD gönüllülük sistemi eğitimlerini tamamlayarak sahada görev almaya başladı.

    Türkiye'nin geçmişinde derin izler bırakan afetlerin etkileri, aradan geçen yıllara rağmen bireylerin hayat yönelimlerini doğrudan şekillendirmeyi sürdürüyor. Kentte 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki sarsıntı, Tuşba ilçesindeki bir ailenin yaşamını altüst etti. Alaköy Mahallesi'ndeki konutlarının çökmesi sonucu anne ve beş çocuk yıkıntıların arasında mahsur kaldı. Korku dolu o anlar, aile fertlerinin hafızasından silinmeyen zorlu bir dönemin başlangıcı oldu.

    Yıkılan yapının altından dayısının ve komşuların hızlı müdahalesiyle çıkarılan o dönemin çocuk yaştaki bireylerinden biri, yaşadığı travmayı meslek tercihine dönüştürdü. Olay sırasında ayağından yaralanan ve uzun süre tedavi gören genç birey, aradan geçen 15 yıla rağmen hafızasından atamadığı korkuyu avantaja çevirdi. Devletin sağladığı barınma imkanlarıyla hayata tutunan aile, zor günleri geride bırakırken genç kız gelecekteki hedeflerini bu olay doğrultusunda çizdi.

    Eğitim hayatını bu doğrultuda şekillendiren Nisa Arslan, bu yıl Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü'ne kayıt yaptırdı. Profesyonel bir arama kurtarma personeli olmak için hazırlıklarını sürdüren üniversite öğrencisi, teorik bilgilerini pratik saha çalışmalarıyla destekliyor. Toplumda afet bilincini yükseltmek amacıyla çeşitli etkinliklerde yer alan genç öğrenci, çevresindekileri de bilinçlendirmek için yoğun çaba harcıyor.

    Afet Gönüllülük Sistemi bünyesinde verilen eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayan Arslan, resmi gönüllü kimliğini alarak çalışmalarına hız kazandırdı. Aldığı eğitimleri yakın çevresiyle paylaşarak daha fazla insanın sisteme dahil olmasını sağlayan genç gönüllü, tek bir hayatı bile kurtarmanın kendisi için en büyük sorumluluk olduğunu vurguluyor. Yaşanan felaketlerin ardından kazanılan bu tür bilinçli duruşlar, toplumsal hazırlık seviyesinin artmasında kritik bir rol oynuyor.

    AI YORUMU

    Bireysel travmaların doğru yönlendirildiğinde toplumsal bir değere dönüşebileceğinin en net örneklerinden biri yaşanıyor. 15 yıl önceki depremde edinilen acı tecrübenin akademik bir kariyere evrilmesi, afet yönetimi alanında yetişmiş insan kaynağının ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Benzer felaketleri yaşayan gençlerin profesyonel kadrolara dahil olması, arama kurtarma kapasitesinin geleceği açısından umut verici bir senaryo sunuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler