Esnaf ve Sanatkarlar Derneği, el sanatlarını uluslararası boyuta taşıyan projesinin gala programını Ankara'da düzenledi. Etkinlik kapsamında gerçekleşen fotoğraf yarışmasında 798 sanatçının 3 bin 756 eseri değerlendirildi ve dereceye giren isimlere ödülleri takdim edildi.
Öne çıkanlar
Uluslararası El Sanatları Fotoğraf Yarışması'na 798 fotoğrafçı 3 bin 756 eserle katıldı.
Birincilik ödülü, Van'da hallaç zanaatını görüntüleyen Ali İhsan Öztürk'e verildi.
Programda el sanatlarının geleceğini konu alan özel bir belgeselin gösterimi gerçekleştirildi.
Haberin Detayı
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) tarafından yürütülen Uluslararası El Sanatları Projesi, başkent Ankara'da düzenlenen kapsamlı bir gala programı ile kamuoyuna tanıtıldı. Söz konusu etkinlik, geleneksel sanatların günümüzdeki durumunu ve gelecekteki yerini irdeleyen çeşitli faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Programda ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız ve Ulusal Ajans Uzmanı Vahit Sadal konuşmalarını gerçekleştirdi.
Geleneksel dokumacılık ve el zanaatları gösterimi
Etkinliğin en dikkat çeken kısımlarından biri, ESDER üyesi esnafların bizzat sahne aldığı geleneksel Şed Kuşatma Töreni oldu. Tiyatro gösterisi, sanatın kültürel köklerine ve usta-çırak ilişkisinin önemine vurgu yaparken izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. Ayrıca, üç farklı ülkeden zanaatkarlar ve alanında uzman isimlerle yapılan derinlemesine röportajları içeren El Sanatları Belgeseli'nin galası da aynı gün gerçekleştirildi.
Projenin uluslararası ayağını oluşturan Uluslararası El Sanatları Fotoğraf Yarışması, dünyanın dört bir yanından yoğun bir katılımla sonuçlandı. Toplamda 798 fotoğrafçının 3 bin 756 fotoğraf karesiyle rekabet ettiği yarışmada, jüri değerlendirmeleri sonucunda kazananlar belli oldu. Türkiye'den Ali İhsan Öztürk, Van'ın Bahçesaray ilçesinde icra edilen hallaç zanaatını ölümsüzleştirdiği karesiyle birincilik kürsüsüne oturdu.
Yarışmada ikincilik ödülüne Endonezya'dan Maizal Silungkang, songket dokumacılığını konu alan başarılı çalışmasıyla ulaştı. Üçüncülük derecesi ise Myanmar'dan Kyaw Zayar Lin'e, Inle Gölü'ndeki lotus ipliği üretimini yansıtan fotoğrafıyla verildi. Dereceye giren sanatçılara ödülleri, düzenlenen törenle takdim edilerek zanaatın estetiği bir kez daha tescillenmiş oldu.
Programın sonunda değerlendirmelerde bulunan ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Türkiye merkezli bu girişimin dünya ölçeğinde bir kardeşlik köprüsü kurduğunu ifade etti. El sanatlarının sadece ekonomik bir kazanç kapısı değil, aynı zamanda sabır ve kültürel miras aktarımı olduğunu belirten Çelikus, genç nesillerin bu değerleri sahiplenmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye Ulusal Ajansı'nın destekleriyle hayata geçirilen projenin, benzer çalışmalarla gelecek yıllarda da devam ettirilmesi hedefleniyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
El sanatları gibi geleneksel değerlerin fotoğraf sanatı ve belgesel gibi modern araçlarla harmanlanması, somut olmayan kültürel mirasın korunması adına isabetli bir yöntemdir. Özellikle 798 sanatçının katılımı, zanaatın yalnızca yerel bir uğraş olmadığını ve küresel bir ilgi odağı haline gelebileceğini gösteriyor. Genç kuşakların dijital dünyanın hızı yerine zanaatın gerektirdiği sabırla buluşturulması, toplumsal hafızanın devamlılığı için kritik bir eşiktir. Bu tür projelerin yerel zanaatkarların küresel görünürlüğünü artırması, geleneksel ürünlerin ekonomik değerini de doğrudan olumlu yönde tetikleyecektir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara'da ilk etabı 450 milyon dolar büyüklüğündeki dev veri merkezinin temelini attı. Tesisin tüm fazları bittiğinde toplam yatırım tutarı 4,1 milyar dolara ulaşacak. Proje, kamu kurumlarının ve küresel teknoloji şirketlerinin yerli altyapı üzerinden hizmet almasını hedefliyor.
Tesisin ilk etabı 450 milyon dolarlık doğrudan harcamayla faaliyete başlayacak.
Merkez başlangıçta 22 megavatlık operasyonel enerji kapasitesi sunacak.
Tüm fazlar tamamlandığında toplam yatırım tutarı 4,1 milyar doları bulacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Temelli mevkiindeki Başkent Organize Sanayi Bölgesi sahasında inşa edilecek yeni tesisin temel atma programına katıldı. Bakanlık öncülüğünde yürütülen proje, yerli bilgi işlem gücünü büyüterek kritik verilerin sınır güvenliğini sağlamayı hedefliyor. Açılışta konuşan Bakan Kacır, veriyi çağımızın en değerli ekonomik kaynağı şeklinde tanımlayarak doğrudan katma değere dönüştürülecek bu altyapının yerli teknoloji ekosistemine yön vereceğini aktardı.
Hizmete girecek dev merkezin ilk fazında 450 milyon dolarlık doğrudan yatırım yapılacak. Faaliyete başladığı ilk anda 22 megavat düzeyinde kesintisiz enerji gücüyle çalışacak tesis, kamu kuruluşları ile özel sektör şirketlerinin güvenli veri barındırma gereksinimlerini karşılayacak. Bu adım sayesinde kamu kurumlarının ve Türkiye'de faaliyet gösteren küresel ölçekli şirketlerin verileri yurt içindeki güvenli sunucularda işlenebilecek.
Tesisin kapasitesini artırmak için sonraki aşamada 900 milyon dolarlık ikinci bir donanım paketi devreye alınacak. İleri seviye soğutma mimarileri ve yüksek hacimli sunucu altyapısıyla desteklenecek olan bu etap, yüksek işlem gücü gerektiren modern yazılımlara zemin hazırlayacak. Planlanan genişleme adımları sayesinde sunucu merkezinin donanım kabiliyeti aşamalı olarak uluslararası standartların en üst basamağına çıkarılacak.
Projenin tüm etapları nihayete erdirildiğinde Başkent OSB alanında yapılan toplam sabit sermaye yatırımı 4,1 milyar dolara ulaşmış olacak. Gerçekleşecek devasa sermaye akışı, Türkiye'nin bulut bilişim pazarındaki dışa bağımlılığını azaltacak altyapıyı somutlaştıracak. Bakanlık, bu tesis aracılığıyla ülkenin kendi sunucularında tuttuğu veri miktarını kalıcı olarak yükseltmeyi amaçlıyor.
AI YORUMU
Yerli bulut altyapılarının küresel teknoloji devleriyle rekabet edebilmesi, doğrudan sunulan işlem maliyetlerinin düşmesine bağlıdır. Kurulacak 22 megavatlık başlangıç kapasitesi, kamu kurumları ve yerli girişimler için barındırma maliyetlerini aşağı çekme fırsatı yaratıyor. Eğer sunulan depolama ve bant genişliği ücretleri yurt dışındaki rakiplerin altında tutulmazsa, yerli şirketleri bu merkeze çekmek güçleşir. Başarılı bir fiyatlandırma stratejisi izlenirse, özellikle veri güvenliği regülasyonlarına tabi finans ve telekom kuruluşları için vazgeçilmez bir operasyon üssü doğacaktır.
Kayseri'de yaşayan Faik Şahin Şahintürk, kendi saat kordonunu tasarlamakla attığı adımı yıllar içinde mesleğe dönüştürdü. Emekli olduktan sonra dükkan açan Şahintürk, el emeğiyle hazırladığı deri ürünleri Avrupa'daki müzeler ve alıcılarla buluşturuyor.
Faik Şahin Şahintürk, 18 yıl önce kendi saat kordonunu yaparak deri işçiliğine başladı.
2023 yılında emekli olduktan sonra Hunat Mahallesi'nde 'Deri Hikayesi' adlı dükkanı açtı.
Atölyesinde ürettiği el emeği çanta, kemer ve özel tasarım ürünleri yurt dışına ihraç ediyor.
Kayseri'de ikamet eden 49 yaşındaki Faik Şahin Şahintürk, kişisel bir ihtiyacını gidermek amacıyla yöneldiği deri sanatını profesyonel bir meslek haline getirdi. Yaklaşık 18 yıl evvel bir yakınının hediye ettiği kol saatinin kordonu eskidiğinde, piyasadaki yüksek fiyatlar nedeniyle kendi aksesuarını kendisi üretme kararı aldı. Bu süreçte evinin bir odasını küçük bir çalışma alanına dönüştürerek el becerisini ilerleten Şahintürk, aldığı eğitimlerin ardından ustalık belgesi sahibi oldu.
Yıllar süren hazırlık ve amatör çalışmaların ardından 2023 senesinde emekliye ayrılan Şahintürk, Hunat Mahallesi sınırları içerisinde yirmi metrekarelik bir dükkan kiraladı. Mekana 'Deri Hikayesi' adını veren usta, burada cüzdan, kemer, çanta, bıçak kılıfı ve tamamen siparişe özel tasarımlar üretmeye koyuldu. Faaliyet gösterdiği dört yıllık zaman zarfında altı çırak yetiştirerek bu zanaatin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağladı.
Tamamen el emeğiyle imal edilen her bir parçanın hazırlanması ürünün niteliğine göre bir gün ile bir hafta arasında değişiklik gösteriyor. Son dönemde özellikle bıçak kılıflarına yoğun talep olduğunu belirten Şahintürk, önümüzdeki dönemde sıfırdan Avrupa tarzı at eyeri üretmek için AR-GE çalışmalarını tamamladığını aktardı. Bu kapsamda yılbaşından sonra at eyeri yapımına da başlayarak üretim yelpazesini genişletmeyi hedefliyor.
Şahintürk'ün atölyesinde yetişen öğrencilerinden bazıları uluslararası pazarda da boy gösteriyor. Bir öğrencisinin burada üretip götürdüğü el emeği eserleri Avrupa ülkesindeki bir müzeye vermesi ve yılbaşı programlarında alıcı bulması Kayseri adına gurur kaynağı oluyor. Şehri yalnızca ticaretiyle değil, aynı zamanda köklü el sanatlarıyla da tanıutmayı amaçlayan usta, unutulmaya yüz tutmuş bu zanaati yaşatmak için atölyesinin kapılarını öğrenmek isteyen herkese açık tutuyor.
Sağlık ve ekonomik açıdan sentetik imitasyon ürünler yerine hakiki derinin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Şahintürk, kaliteli bir deri montun yirmi yıldan uzun süre kullanılabildiğini ifade etti. İmitasyon ürünlere ödenen paranın boşa gittiğini savunan deneyimli zanaatkar, emeklilik döneminde evde oturmak yerine yeni bir hobi edinmek ve üreterek ekonomik kazanç sağlamak isteyen tüm vatandaşlara kendi elleriyle bir şeyler üretme çağrısında bulundu.
AI YORUMU
Faik Şahin Şahintürk'ün yirmi metrekarelik küçük atölyesinde başlattığı bu girişim, geleneksel zanaatlerin bireysel çabalarla nasıl küresel pazara açabileceğinin somut bir kanıtıdır. Endüstriyel seri üretime karşı el emeğinin değerini koruyan bu tür küçük ölçekli atölyeler, özellikle kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin ihyası açısından hayati bir rol üstlenmektedir. Emeklilik sonrasında atıl kalmak yerine yeni bir beceri kazanarak istihdam ve ihracat halkasına katılmak, hem bireyler hem de yerel ekonomi için örnek teşkil eden bir model sunmaktadır.
Marmaris'te 37. Uluslararası Yat Yarışları ile eş zamanlı düzenlenen Oktoberfest, yerli ve yabancı misafirlerin katılımıyla sonbahar sezonuna hareketlilik getirdi. Üç gün süren etkinlikler kapsamında Yat Limanı renkli kortejlere ve uluslararası gösteri gruplarının sahnelerine ev sahipliği yaptı.
Marmaris'te 37. Uluslararası Yat Yarışları ile eş zamanlı olarak Oktoberfest düzenlendi.
Festival korteji 25 Ekim Pazar günü Anatolia Meydanı'ndan başlayıp Yat Limanı'nda sona erdi.
İtalyan grup Martucci Pop Ensemble ve Kesmeşeker konseri katılımcılara müzik ziyafeti sundu.
Marmaris, sonbahar döneminin hareketli atmosferini 37. Uluslararası Yat Yarışları ile aynı döneme denk gelen Oktoberfest kutlamalarıyla yaşadı. İlçenin merkezindeki Yat Limanı, uluslararası gösteri gruplarının yanı sıra coşkulu kortej yürüyüşüyle tamamen dolup taştı. Yerli ve yabancı çok sayıda tatilcinin bir araya geldiği bu organizasyon, turizm sezonunun süresini uzatmayı hedefleyen kapsamlı bir buluşma olarak öne çıktı. Üç gün boyunca aralıksız süren müzik yayınları ve eğlence unsurları, katılımcıların keyifli vakit geçirmesini sağladı.
Kentin turizm potansiyelini artırmayı amaçlayan bu büyük buluşma, yerel kurum ve işletmelerin ortak iş birliğiyle hayata geçirildi. Marmaris Uluslararası Yat Kulübü başta olmak üzere Netsel Marina, Setur ve Yat Limanı işletmeleri organizasyonun arkasındaki temel destekçiler arasında yer aldı. Marmaris Belediyesi de festivalin sorunsuz bir şekilde tamamlanması için saha çalışmalarına katkı sağladı. Kurumlar arası bu eşgüdüm, etkinliğin hem liman içinde hem de çevre sokaklarda geniş bir alana yayılmasına olanak tanıdı.
Festivalin en dikkat çekici etkinliklerinden biri, 25 Ekim Pazar günü gerçekleştirilen büyük kortej yürüyüşü oldu. Anatolia Meydanı'ndan hareket eden kalabalık, neşelimelodiler eşliğinde yürüyerek Yat Limanı'na ulaştı. Farklı ülkelerden gelen ve rengârenk kostümleriyle dikkat çeken gösteri grupları, çevredeki izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de korteje katılarak organizasyonun yarattığı neşeli tablodan duyduğu memnuniyeti paylaştı.
Yürüyüşün sona ermesinin ardından liman çevresindeki açık alanlarda animasyon grupları sahne alarak katılımcılara hareketli dakikalar yaşattı. Müzik programları kapsamında, İtalya'dan gelen Martucci Pop Ensemble ile Türkiye'nin tanınan alternatif rock topluluklarından Kesmeşeker konser verdi. Grupların seslendirdiği parçalar, limanı dolduran müzikseverlerin beğenisini kazandı. Çeşitli eğlence alternatiflerinin bir arada sunulması, festival alanındaki hareketliliğin gece boyunca sürmesini tetikledi.
Gerçekleştirilen bu tür çok katılımlı etkinliklerin, yaz sezonu dışında da sahil kasabalarına turist çekmek açısından önemli bir rol oynadığı biliniyor. Yat yarışlarıyla birleştirilen eğlence programları, esnafın ve turizm işletmelerinin sonbahar aylarında da ekonomik hareketlilik yaşamasına zemin hazırlıyor. Marmaris'in kültürel ve sportif faaliyetleri harmanlayan bu tarz organizasyonları önümüzdeki yıllarda da genişleterek sürdürmesi bekleniyor.
AI YORUMU
Yaz sezonunun ardından sahil kasabalarında turizm hareketliliğini canlı tutmak için kültürel ve sportif etkinliklerin aynı dönemde planlanması doğru bir strateji sunuyor. Yarışlarla entegre edilen bu tür festivaller, esnafın kasım ayına yaklaşırken ekonomik olarak rahatlamasına doğrudan katkı sağlıyor. Sadece plaj turizmine bağımlı kalmayan tatil bölgeleri, uluslararası gösteri grupları ve alternatif müzik konserleriyle farklı profildeki ziyaretçileri çekme şansı elde ediyor. Bu organizasyonun üç gün gibi kısa bir sürede sınırlı kalması, uzun vadeli bir turizm dönüşümünden ziyade hafta sonu hareketliliği yaratmakla sınırlı kalındığını gösteriyor.
Antalya'nın Kepez ilçesindeki Fevziçakmak Mahallesi'nde şantiyeye isabet eden yoğun rüzgar 5 işçinin ölümüne yol açtı. Valilik, konteynerlerin yıkıldığını ve vincin devrildiğini açıkladı. Arama kurtarma ekipleri, enkaz altında kalan işçileri tespit etmeye çalışıyor.
5 işçi, şantiyedeki konteynerlerin yıkılması sonucu hayatını kaybetti.
Hortum, inşaat alanında kullanılan bir vincin devrilmesine neden oldu.
Vali Şahin, olayın yalnızca o noktada etkili olduğunu belirtti.
Antalya'nın merkezi ilçesi Kepez'de öğle saatlerinde etkili olan şiddetli rüzgar ve fırtına, Fevziçakmak Mahallesi'ndeki bir inşaat şantiyesini tahrip etti. Şantiye alanında bulunan konteynerler, ani gelişen hücre hortumunun etkisiyle yerle bir oldu. Bu yıkıcı etki sonucunda, konteynerlerin altında kalan 5 işçi talihsiz şekilde hayatını kaybetti.
Antalya Valisi Hulusi Şahin, olay yerine giderek incelemelerde bulundu ve acı haberi verdi. Şahin, meteoroloji bölge müdürlüğünün gün içinde yapılan koordinasyon toplantısında ekstrem hava olaylarına karşı uyardığını hatırlattı. Vali, hortumun şehir genelinde değil, yalnızca şantiye çevresinde etkili olan 'hücre hortumu' olarak sınıflandığını ve bu durumun tehlikenin ne kadar odaklı olduğunu gösterdiğini aktardı.
Doğal afet, can kayıplarının yanı sıra ağır maddi hasara da yol açtı. Şantiyedeki bütün site inşaat alanı hortumun etkisiyle kullanılamaz hale geldi. Vali Şahin, ayrıca inşaat alanında bulunan bir vincin de aynı fırtına nedeniyle devrildiğini doğruladı. Ancak vincin devrilmesiyle konteynerlerin yıkılması arasında doğrudan bir bağlantı bulunmadığı ve vincin altında can kaybı yaşanmadığı belirtildi.
Olayın ardından bölgeye çok sayıda kurtarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekipler, hasar gören alanlarda enkaz altında başka işçi bulunma ihtimaline karşı arama çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Kimlik tespit çalışmaları da ölen işçilerin ailelerine haber vermek amacıyla hızla ilerliyor. Valilik, ailelere başsağlığı dileyerek yetkililere destek çağrısında bulundu.
Bu tür lokal hava olaylarının inşaat sektöründe yarattığı risk, çalışma güvenliği önlemlerini gündeme getirdi. Meteoroloji verileri, bu bölgede ani basınç düşüşlerinin olabileceğine işaret etse de, inşaat sahalarının bu tür mikro iklim değişikliklerine karşı ne denli hazır olduğu sorusu tartışma konusu oldu. Olay, Türkiye'nin en büyük turizm ve ticaret merkezlerinden birinde, ani bir doğa olayının ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gözler önüne serdi.
AI YORUMU
Şantiye alanlarının lokal fırtinalara karşı standart güvenlik protokollerinin yetersizliği, 5 can kaybıyla somut bir bedel ödetiyor. Valiliğin 'hücre hortumu' tanımı, olayın geniş çaplı bir afet değil, odaklanmış ve öngörülmesi gereken bir mikro risk olduğunu gösteriyor. Bu durum, inşaat işçilerinin çalışma saatleri ve güvenli alan planlamasının hava koşullarına göre dinamik olarak güncellenmesi gerektiğini kanıtlıyor. Eğer bu tür lokal uyarılar, sahada anında iş durdurma emrine dönüşseydi, can kaybı önlenmiş olabilirdi.