Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Düşen petrol faiz baskısını hafifletince altın geriler, gümüş yükselir
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Herbertkikoy · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Petrol fiyatlarındaki düşüş, piyasalardaki faiz baskısını hafifleterek değerli madenler cephesinde farklı hareketlere yol açtı. Bu süreçte altın değer kaybederken, gümüş tarafında yukarı yönlü bir ivme görüldü.
Öne çıkanlar
Petrol fiyatlarının gerilemesi faiz baskısını hafifletti
Altın piyasasında aşağı yönlü bir gerileme kaydedildi
Gümüş fiyatları ise bu dönemde yükseliş eğilimi gösterdi
Haberin Detayı
Küresel piyasalarda enerji fiyatlarının gerilemesi, yatırım araçları arasındaki dengeleri doğrudan değiştirdi. Özellikle petrol tarafındaki düşüş eğilimi, merkez bankalarının faiz politikalarına dair baskıları hafifleten temel etkenler arasında yer aldı. Bu makroekonomik değişim, geleneksel güvenli liman varlıklarında eş zamanlı olmayan fiyat hareketlerini tetikledi.
Enerji maliyetlerindeki gevşemenin ardından altın varlıklarında satış baskısı ön plana çıktı. Ons ve gram bazındaki fiyatlamalarda aşağı yönlü bir ivme gözlenirken, yatırımcıların pozisyonlarını yeniden gözden geçirdiği görüldü. Altın piyasasındaki bu geri çekilme, son dönemdeki zirve seviyelerinin ardından kâr realizasyonlarını da beraberinde getirdi.
Buna karşın gümüş piyasası tablonun geri kalanından ayrışarak değer kazanmayı başardı. Endüstriyel talebin yanı sıra portföy çeşitlendirmesiyle desteklenen gümüş, faiz baskısının hafiflemesinden olumlu yönde etkilendi. Uzmanlar, iki değerli maden arasındaki bu ayrışmanın piyasa dinamiklerindeki sektörel kaymaları açıkça yansıttığını belirtiyor.
Piyasa aktörleri önümüzdeki dönemde enerji verilerini ve faiz kararlarını yakından izlemeye devam edecek. Emtia piyasalarındaki bu dalgalanmanın kalıcı olup olmayacağı, küresel enflasyon oranlarına ve merkez bankalarının atacağı yeni adımlara bağlı bulunuyor. Yatırımcılar ise risk iştahını korumak adına stratejilerini güncelliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Emtia piyasalarındaki bu tür keskin ayrışmalar, yatırımcıların tek bir varlığa odaklanmak yerine portföylerini çeşitlendirmesini zorunlu kılıyor. Petrol fiyatlarının oluşturduğu baskının azalması altın ile gümüşü farklı yönlere sürüklerken, endüstriyel kullanım payı yüksek olan gümüş daha dirençli bir duruş sergiledi. Bu senaryo, faiz beklentilerinin anlık değişimlerinde gümüşün altına kıyasla daha hızlı tepki verebildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kaynak:
Invezz
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Küresel piyasalarda ons altın, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına dair belirsizlikler ve yükselen enerji maliyetlerinin baskısıyla haftayı değer kaybıyla kapattı. ABD'de açıklanan yüksek enflasyon verilerine rağmen Fed yetkililerinden gelen temkinli mesajlar faiz artırımı ihtimalini zayıflattı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını tırmandırması ise kıymetli metal üzerindeki satış baskısını artırdı.
Ons altın haftalık bazda yüzde 0,7 düşüşle 4 bin 165 dolara geriledi.
ABD Eylül ayı ÜFE verisi yüzde 6,3 ile son dönemin rekorunu kırdı.
Orta Doğu'daki gerilimle WTI petrolü haftalık yüzde 10,9 değer kazandı.
Değerli metaller piyasası, ABD'den gelen ekonomik veriler ile küresel enerji krizinin gölgesinde dalgalı bir haftayı geride bıraktı. Dolar endeksindeki gevşeme ve tahvil getirilerindeki düşüş altın için destek oluşturabilecek nitelikte olsa da petrol fiyatlarındaki sert yükseliş bu olumlu etkiyi sınırlandırdı. Ons altın haftalık süreçte yüzde 0,7 gerileyerek 4 bin 165,40 dolar seviyesinde haftayı tamamladı.
Piyasaların odağındaki ana konu olan ABD enflasyon rakamları, makroekonomik tablonun karmaşıklığını bir kez daha ortaya koydu. Eylülde tüketici fiyat indeksi yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, özellikle üretici fiyat indeksinin yüzde 6,3 seviyesine ulaşması dikkat çekti. Enerji kalemlerindeki yüzde 20,4'lük artış manşet rakamları yukarı taşırken, Fed'in yakın vadede faiz artırımına gideceği yönündeki tahminler bir süre güç kazandı.
Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta yaptığı değerlendirmeler, agresif sıkılaşma beklentilerini yumuşattı. Küresel ekonominin dayanıklılığına vurgu yapan Warsh, gelecek dönem politikalarına ilişkin net bir yön çizmekten kaçındı. Bu açıklamaların ardından CME FedWatch verilerinde ekim ayı faiz artış olasılığı yüzde 28'den yüzde 17 seviyesine geri çekildi. Analistler, merkez bankasının daha temkinli ve kademeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.
Altın fiyatları üzerindeki en kritik baskı unsurlarından biri ise enerji piyasasındaki hareketlilik oldu. Orta Doğu'daki stratejik su yollarında yaşanan gerilimler ve sevkiyat hatlarına yönelik riskler nedeniyle Brent petrol yüzde 4,8, ABD ham petrolü ise yüzde 10,9 oranında prim yaptı. Öte yandan teknoloji devlerinin yapay zekalara yönelik borçlanma eğilimleri tahvil piyasasına güvenli liman talebi getirirken, bu durum altındaki gerilemenin daha derinleşmesini engelledi.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki tırmanış ile enflasyonist endişelerin yeniden canlanması, altın yatırımcıları için çift taraflı bir risk ortamı oluşturuyor. Faiz artış ihtimalinin zayıflaması normal şartlarda altını desteklemesi gerekirken, petrol kaynaklı maliyet artışları piyasa dengelerini bozmuş durumda. Önümüzdeki süreçte jeopolitik risklerin seyri ve Fed'in para politikasında izleyeceği hassas denge, kıymetli metalin yönünü belirlemede ana unsur olmaya devam edecektir.
Uzun süredir yüksek seyreden ticari kredi faizleri ve enflasyon baskısı, sanayi sektöründe üretimi durma noktasına getirdi. Fabrikalar vardiya azaltırken, finansmana erişim sorunları nedeniyle istihdam kaybı da kronikleşti.
Ticari kredilerde yüksek faizler ve erişim sorunları sanayiciyi zorluyor.
TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, faizlerin yüzde 30'un altına inmesini talep etti.
İSO Üyesi Hüseyin Çetin, ihracatçıya verilen yüzde 3'lük döviz desteğinin alınamadığını belirtti.
Enflasyonla mücadele sürecinde hedeflerin tutmaması, yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün azalması ve uzun süredir yüksek kalan faizler üreticileri çıkmaza soktu. Birçok tesiste vardiya sayıları düşürülürken satılık ve kiralık fabrika ilanlarında artış görüldü. Sektör temsilcileri mevcut maliyetlerle ayakta kalmanın zorlaştığını vurguluyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Güleç, ağır finansman yükü sebebiyle yatırımların askıya alındığını ifade etti. Güleç, uzun vadeli hedeflerden vazgeçmenin gelecekte büyük sorunlar doğuracağını belirterek, kredi kanallarının açılması ve oranların yüzde 30 seviyesinin altına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Arslan Küçükemre ise ticari kredilerdeki oranların yüksekliğine dikkat çekerek bazı firmaların faaliyetlerini durdurup tesislerini kiraya verdiğini aktardı. Küçükemre, üretim tıkanıklığının aşılmaması durumunda erken sanayisizleşme tehlikesinin baş gösterebileceği konusunda uyardı.
Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Alican Duran, kur ve enflasyon makası nedeniyle sene başından bu yana ciddi oranda erime yaşadıklarını kaydetti. Duran, mevcut faiz yüküyle alınan kredilerin kâr marjıyla ödenmesinin imkansız olduğunu savunarak banka kazançlarına işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çetin, Merkez Bankası'nın ihracatçılara sağladığı yüzde 3 döviz desteğinde limit aşımı gerekçesiyle sorun yaşandığını bildirdi. Çetin, yüksek oranlar sebebiyle ticaretin ve yatırımların durma noktasına geldiğini, yıl sonunda kapanma kararı alan firmaların bulunduğunu söyledi.
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi
AI YORUMU
Ekonomideki dezenflasyon sürecinin faturası, finansman maliyetleriyle boğuşan üreticilere kesiliyor. Yüzde 30 seviyesindeki faiz eşiği aşılamazsa, ihracat odaklı büyüme hedeflerinden uzaklaşma riski artıyor. Finansal giderleri gelirlerini aşan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bankalar birer ortak haline gelirken, bu durum istihdamı doğrudan tehdit ediyor. Eğer kredi kanalları esnetilmezse sanayi tesislerindeki kapanmalar dalga boyunu büyütecektir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Rusya ile ABD arasındaki dizel sevkiyatı anlaşmasından Türkiye'nin pay alacağını duyurdu. Bölgesel krizlerin navlun maliyetlerini artırdığını belirten Bayraktar, yerli üretim ve yeni sondaj projelerine ilişkin güncel verileri paylaştı.
Rusya'nın ABD'ye göndereceği dizel yakıtın bir kısmı Türkiye'de kalacak.
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla günlük navlun bedelleri 1 milyon doları aştı.
Gabar Dağı'nda günlük petrol üretimi 84 bin varile ulaştı.
Yapılan diplomatik görüşmeler neticesinde, Rusya'dan sevk edilecek yakıtın belirli bir miktarının Türkiye'de bırakılmasının kararlaştırıldığı ifade edildi. Küresel çapta yaşanan tedarik sıkıntıları ve kısıtlamalar gözetilerek yürütülen bu sürecin ülke piyasasına doğrudan katkı sağlaması hedefleniyor.
Bölgesel çatışmaların enerji hatları üzerindeki baskısı derinleşirken, günde 20 milyon varil petrolün taşındığı Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmalar maliyetleri yukarı çekti. Günlük navlun bedellerinin 30-40 bin dolar seviyesinden 1 milyon doların üzerine çıktığı, sigorta masraflarının da katlandığı aktarıldı. Türkiye'nin doğalgazda Hürmüz'e bağımlılığının bulunmadığı, petrolde ise bu oranın yüzde 10 civarında seyrettiği kaydedildi.
Yurt içi arama ve üretim faaliyetleri kapsamında Şırnak'taki Gabar Dağı sahasında günlük 84 bin varil petrol çıkarıldığı açıklandı. Bu bölgedeki potansiyelin 100 bin varilin üzerine çıkarılmasının hedeflendiği, yeni rezerv keşifleri için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü bildirildi. Ayrıca Diyarbakır'da kaya gazı ve kaya petrolü aramak amacıyla başlatılan yatay sondaj projelerinin yıl sonuna kadar sonuç vermesi bekleniyor.
Karadeniz'deki doğalgaz üretimini artırmak için Osman Gazi adlı yüzer üretim platformuna yeni bir gemi ekleneceği açıklandı. İmalatı devam eden ve 2027 yılının Aralık ayında Türkiye'ye yola çıkması planlanan yeni platformun, 2028'in ilk çeyreğinde devreye girmesiyle günlük 25 milyon metreküp ilave üretim sağlanacak. Her iki geminin ortak çalışmasıyla toplam üretim 45 milyon metreküpe ulaşarak hanelerin üçte birinin ihtiyacını karşılayacak.
Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nde yürütülen test süreçlerinin titizlikle devam ettiği ve 2026 yılı bitmeden tesise yakıt yüklenerek enerji üretimine başlanmasının hedeflendiği belirtildi. Öte yandan elektrik ve doğalgaz fiyatlarına ekim ile kasım aylarında herhangi bir zam yapılmasının öngörülmediği, mevcut hedeflerin korunduğu vurgulandı.
AI YORUMU
Enerji arz güvenliğinin maliyet baskısı altında olduğu bu dönemde, Rusya ile yapılan anlaşmadan pay koparılması dışa bağımlılık dengesinde stratejik bir hamledir. Hürmüz Boğazı'ndaki navlun maliyetlerinin 1 milyon doları aşması, alternatif tedarik yollarının ne denli hayati olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Karadeniz'deki üretim hedefleri tutturulursa ithalat faturasındaki 3,5 milyar dolarlık düşüş bütçeyi rahatlatacaktır. Fakat nükleer santralin 2026 takvimine uyup uymayacağı ve Gabar'daki hedeflerin gerçekleşme hızı önümüzdeki aylarda yakından izlenecektir.
2008 krizini öngören ekonomist Nouriel Roubini, Dubai'deki bir konferansta altın ve kripto para piyasalarını karşılaştırdı. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altının portföylerde daha güçlü yer bulacağını savundu.
Roubini alternatif yatırımlar arasında altını tercih ettiğini açıkladı
Yatırımcılara portföylerini coğrafi olarak çeşitlendirmeleri çağrısı yapıldı
Açıklamalar Dubai'de düzenlenen SuperReturn konferansında gerçekleştirildi
Küresel finans çevrelerinde 2008 krizine yönelik doğru tahminleriyle tanınan ekonomist Nouriel Roubini, yatırım tercihlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Dubai'de gerçekleştirilen SuperReturn konferansının oturum aralarında konuşan ünlü isim, piyasalardaki güncel durumu ele aldı. Açıklamalarında özellikle jeopolitik belirsizlikler ve küresel ekonomik riskler üzerinde durdu.
Portföy yönetiminde coğrafi çeşitliliğin önemine değinen Roubini, Asya, Orta Doğu ile gelişmekte olan piyasaların yatırımcılara farklı fırsatlar sunduğunu belirtti. Alternatif yatırım araçları kıyaslandığında ise geleneksel güvenli liman olan altının ağırlık kazanması gerektiğini savundu. Kripto varlıklara yönelik mesafeli duruşunu sürdüren ekonomist, belirsizlik ortamlarında altının daha avantajlı olduğunu ifade etti.
Söz konusu konferansta yalnızca yatırım araçları değil, yapay zeka piyasalarından ABD ile Çin arasındaki küresel rekabete kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapıldı. Roubini, sermaye sahiplerinin risk yönetimi yaparken geleneksel varlık sınıflarına odaklanmasının daha güvenli bir strateji olabileceğini vurguladı.
AI YORUMU
Piyasalardaki belirsizlik ortamında güvenli liman arayışının somut bir karşılığı olarak altının öne çıkarılması, risk iştahının düşük olduğu dönemlerde rasyonel bir tercihtir. Roubini'nin Dubai'deki konferansta dile getirdiği coğrafi çeşitlendirme önerisi, sermayenin tek bir bölgeye bağımlı kalma riskini azaltır. Dijital varlıkların volatilitesi göz önüne alındığında, sermaye sahiplerinin geleneksel varlıklara yönelmesi piyasa dalgalanmalarına karşı koruma sağlar.