Hatay'da yaşanan büyük depremlerin ardından İskenderun Teknik Üniversitesi öğrencileri, bina kolonlarının dayanıklılığını yapay zeka ile anlık takip eden bir sistem geliştirdi. AURACORE isimli projeleriyle TEKNOFEST'te ikincilik kazanan ekip, olası afetlerde korozyon ve nem kaynaklı riskleri önceden belirleyerek can kayıplarını en aza indirmeyi hedefliyor.
Öne çıkanlar
AURACORE cihazı kolonlardaki nem, yorulma ve bükülmeleri yapay zeka ile anlık analiz ediyor.
Proje, Şanlıurfa TEKNOFEST'te Akıllı Şehirler ve Ulaşım kategorisinde ikincilik ödülü aldı.
Sistem, taşıyıcı sistemlerdeki deformasyonu belirleyerek risk durumuna göre otomatik uyarı mesajları gönderiyor.
Haberin Detayı
Hatay merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşayan İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) öğrencileri ve akademisyenleri, afet bilinciyle teknolojik bir çözüm geliştirmek için bir araya geldi. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdulla Sakallı'nın öncülüğünde kurulan İSTEM Takımı, depremin yarattığı hasarları yerinde gözlemleyerek bina taşıyıcı sistemlerini izleyecek bir proje üzerine yoğunlaştı.
Geliştirilen bu teknoloji, bina kolonlarının temel direnç noktalarını sürekli takip altında tutuyor. Cihaz, yapılarda zamanla oluşan nem artışını, korozyonu ve fiziksel yorulma etkilerini ölçerek veriye dönüştürüyor. Elde edilen bu veriler, yapay zeka algoritmaları aracılığıyla işlenerek kolonların o anki deforme katsayısı hesaplanıyor. Böylece bina depreme maruz kalmadan önce, yapının genel durumu ve riskli taşıyıcı bölgeler hakkında ilgili kişilere somut bilgiler aktarılıyor.
Öğrenciler, bu projeyle 30 Eylül ile 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda gerçekleştirilen TEKNOFEST'e katılım sağladı. Yarışmanın Akıllı Şehirler ve Ulaşım kategorisinde jüri karşısına çıkan takım, geliştirdikleri akıllı izleme sistemiyle ikincilik başarısına ulaştı. Ekip üyeleri, cihazı daha işlevsel hale getirmek için üniversite bünyesindeki Teknopark alanında çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
Sistemin işleyişi hakkında bilgi veren Endüstri Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Akın Tanrıverdi, sadece sarsıntıların değil, yağmur ve rutubetin de binalar için uzun vadeli risk oluşturduğunu ifade etti. Cihazın taşıyıcı kolonlarda meydana gelen değişimleri sürekli izlediğini belirten Tanrıverdi, herhangi bir olumsuz durumda risk seviyesinin otomatik olarak belirlendiğini ve gerekli tadilat sürelerine kadar uyarıların iletildiğini vurguladı.
Proje danışmanı Prof. Dr. Abdulla Sakallı ise asıl amaçlarının depreme karşı önceden önlem alarak can kayıplarını en aza indirmek olduğunu belirtti. İlerleyen süreçte sistemin AFAD gibi yetkili kurumların veri ağlarıyla entegre çalışması hedefleniyor. Bu entegrasyon sayesinde, afet sonrasında hasar alan binaların durumu anlık olarak tespit edilerek müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor.
Gelecekte akıllı şehirler inşa etme vizyonuyla yola çıkan ekip, bu cihazın prototip aşamasından seri üretime geçebilmesi için test çalışmalarını sürdürüyor. Deprem bölgesindeki acı tecrübeleri teknolojik bir süzgeçten geçiren öğrenciler, yerli imkanlarla geliştirilen bu sistemin Türkiye genelindeki tüm yapı stoklarında kullanılmasını hedefliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Afet sonrası izleme sistemlerinin manuel kontrollerden otonom yapay zeka süreçlerine geçmesi, kentsel dönüşüm süreçlerinde yanlış müdahale riskini azaltacaktır. İSTEM Takımının geliştirdiği sistem, korozyon gibi uzun vadeli yapısal bozulmaları sürekli veri akışıyla takip ederek, binaların ömrünü uzatacak bir model sunuyor. Özellikle AFAD ile entegrasyon sağlanması durumunda, deprem anında veya hemen sonrasında hangi binaların acil tahliye edilmesi gerektiğine dair saniyelerle yarışan kritik kararların doğruluğu artabilir. Manuel incelemelerin günler sürdüğü düşünülürse, yapay zekanın gerçek zamanlı veri sağlama hızı, mühendislik denetimlerinde yeni bir standart oluşturabilir.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Özcan Özen, kentteki yapı stokuna dair uyarılarda bulundu. Özellikle 2018 öncesi inşa edilen binalar ile İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşmanın olası depremlerde riski artırdığı vurgulandı.
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 yılında yürürlüğe girdi.
2000 öncesi binalarda nervürsüz demir ve düşük beton kalitesi görülüyor.
İlkadım ilçesindeki yoğun yapılaşma olası deprem riskini yükseltiyor.
Samsun genelindeki yapı stokunun güncel durumu ve kentin olası bir afete hazırlık seviyesi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi tarafından masaya yatırıldı. Şube Başkanı Özcan Özen, risklerin azaltılması adına yapı denetim mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini belirtti. Riskli yapıların tespit edilip kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, kentin geleceği açısından elzem görünüyor.
Mevcut düzenlemelerin gelişim sürecine değinen Özen, 2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin önemine işaret etti. Bu metnin temel gayesinin güvenli yapılar tasarlamak olduğunu hatırlatan uzman isim, daha önce 2007 yönetmeliğinin uygulandığını aktardı. Uluslararası standartlar baz alınarak hazırlanan kuralların sahasında eksiksiz uygulanabilmesi için sıkı bir denetime ihtiyaç duyuluyor.
Geçmiş depremlerde yaşanan yıkımların nedenlerine dikkat çeken Özen, 2000 yılı öncesi yapım tekniklerindeki hatalara işaret etti. Kahramanmaraş merkezli felaketlerde de görülen nervürsüz demir kullanımı ve zayıf beton kalitesinin Samsun'daki eski yapılarda da risk yarattığı ifade edildi. Sürecin yalnızca inşaat mühendisliğiyle değil, tüm ilgili disiplinlerin ortak çalışmasıyla yürütülmesi isteniyor.
Samsun'un ilçe bazındaki risk dağılımına bakıldığında özellikle İlkadım ilçesi öne çıkıyor. Bölgedeki yapılaşma yoğunluğunun yanı sıra 2018 yönetmeliğinden önce inşa edilmiş binaların fazlalığı dikkat çekiyor. Yetkililer, afet öncesinde bu binaların envanterinin çıkarılması ve zemin özellikleriyle birlikte bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini savunuyor.
AI YORUMU
Yapı stoğunun dönüşümü, afet anındaki can kayıplarını önlemek için ertelenemez bir zorunluluktur. 2000 yılı öncesi standartlarda inşa edilen binaların barındırdığı nervürsüz demir ve düşük beton kalitesi, olası bir sarsıntıda yıkım ihtimalini katlıyor. İlkadım gibi yoğun nüfuslu ve eski yapılaşmanın baskın olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlar için risk doğrudan artıyor. Yerel yönetimlerin, 2018 yönetmeliği öncesi binaların envanterini tamamlayıp denetimleri sıkılaştırmaması durumunda, yaşanabilecek felaketlerin faturası çok ağır olacaktır.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde düzenlenen çalıştayda, depremlerin meydana gelmesinden saatler veya günler önce tahmin edilmesini sağlayabilecek yeni gözlem ve analiz yöntemleri masaya yatırıldı. Bilim insanları çok parametreli yer sistemi yaklaşımıyla habercileri incelemeyi hedefliyor.
Çalıştayda depremlerin 10 gün öncesinden birkaç saat öncesine kadar tahmin edilebilmesi hedeflendi.
Litosfer, atmosfer ve iyonosferdeki elektromanyetik etkileşimler ile Radon gazı salınımı inceleniyor.
Türkiye Deprem Tahmin Merkezi kurularak tüm gözlem verilerinin tek çatıda toplanması önerildi.
Türkiye'nin aktif sismik kuşakları arasında yer alan Erzincan, yer bilimleri alanında dikkat çeken bilimsel bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü çatısı altında organize edilen 29. Aktif Tektonik Araştırmalar Grubu Çalıştayı, deprem habercilerinin tespiti ve erken tahmin süreçlerine odaklandı.
Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Levent Gülen tarafından sunulan özel bildiri, katılımcıların yoğun ilgisini çekti. Sunumda, sarsıntılar öncesinde yerküre ve atmosfer katmanlarında meydana gelen elektriksel ile elektromanyetik değişimlerin izlenmesi gerektiği vurgulandı.
Yüksek basınç altında kalan kayaçlardaki elektrik akımları, elektromanyetik emisyonlar ve Radon gazı salınımları gibi fiziksel ve kimyasal süreçlerin çok yönlü incelenmesi önerildi. Gözlem sistemleri ve veri analiz yöntemlerinin geliştirilmesiyle sarsıntıların önceden öngörülebilmesi için çalışılıyor.
Önerilen zaman diliminin kesin bir tahmin kapasitesinden ziyade henüz sınanması gereken bilimsel bir hedef olduğu özellikle belirtildi. Sismik, manyetik, su ve atmosferik gözlem istasyonları ile uydu verilerinin yapay sinir ağları ve makine öğrenmesiyle işlenmesi planlanıyor.
Toplantıda ayrıca ulusal düzeyde bir kurumsal yapılanmaya gidilmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut ağların yaygınlaştırılması ve tüm verilerin tek merkezde birleştirilmesi amacıyla Türkiye Deprem Tahmin Merkezi kurulması önerisi katılımcılarla paylaşıldı.
AI YORUMU
Yer bilimcilerin çok parametreli yaklaşımları sismoloji çalışmalarında yeni bir kapı aralayabilir ancak bu modellerin güvenilirliği ancak geçmiş verilerle yapılacak sıkı testlerle doğrulanabilir. Yapay öğrenme tekniklerinin sismik ve atmosferik verilerle harmanlanması, on binlerce insanın hayatını etkileyen afet yönetim stratejilerinde ezber bozabilir. Manuel istasyon ağlarının tek merkezde toplanması, veri akışındaki gecikmeleri azaltmazsa sistemin erken uyarı başarısı sınırlı kalacaktır.
Türkiye'nin Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından başlattığı büyük yeniden inşa süreci, Rusya'nın köklü medya kuruluşlarından Komsomolskaya Pravda tarafından detaylı şekilde haberleştirildi. Dijital platformda geniş yer bulan çalışmalarda konutlardan altyapıya kadar pek çok alan ele alındı.
KP.ru platformu, 15. günde temeli atılan kalıcı konutları ve 45. günde teslim edilen köy evlerini manşetine taşıdı.
Çalışmalarda 200 bin civarında mimar, mühendis ve işçi görev alarak saatte 23 konut yapım hızına ulaştı.
Japonya'nın finansman desteğiyle Hatay ve Kahramanmaraş'ta enkaz dönüşüm pilot tesisleri kuruldu.
Kahramanmaraş merkezli sarsıntıların ardından başlatılan kapsamlı ihya ve inşaat seferberliği, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının koordinasyonunda sürdürülen faaliyetler, Rusya medyasının da öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Yüz yılı aşkın süredir yayın yapan Komsomolskaya Pravda, internet sitesi üzerinden aktardığı dosya haberde sürecin ulaştığı boyutları okuyucularına aktardı.
Paylaşılan bilgilere göre yürütülen faaliyetler yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmayıp ticaret merkezleri, eğitim kurumları ve altyapı ağlarını da kapsıyor. Sürecin ilk aşamalarında hızla harekete geçilerek 15. günde ilk kalıcı konutların temelleri atılırken kırsal alandaki ilk köy evleri 45. günde hak sahiplerine verildi. Genişleyen şantiye ağı sayesinde 174 farklı bölgede toplam 3 bin 481 ayrı noktada eş zamanlı inşaat faaliyeti icra edildi.
Yaklaşık 200 bin mühendis, mimar ve şantiye emekçisinin ter döktüğü projelerde, yoğun dönemeçte saatte 23 ila günde 550 konut inşa etme kapasitesi yakalandı. Malatya İkizce, Adıyaman İndere, Hatay Dikmece ve Kahramanmaraş Altınova gibi bölgeler adeta sıfırdan kurulan uydu şehirlere dönüştü. Bununla birlikte Hatay'da Tarihi Uzun Çarşı, Kurtuluş Caddesi, Meclis binası ve Asi Nehri çevresi gibi simge noktalar tarihi dokusuna uygun biçimde yeniden ele alındı.
Bölgesel altyapı yatırımları kapsamında 11 il genelinde içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon hatlarını içeren 11 bin kilometreden uzun şebeke yenilendi. İskenderun sahilinde ise 3,5 kilometrelik kıyı şeridi ile 303 bin metrekarelik alan halkın kullanımına yönelik olarak yeniden düzenlendi. Öte yandan enkaz kaldırma çalışmalarına paralel olarak kurulan geri dönüşüm tesisleri de dikkat çeken bir başka detay oldu.
Japonya hükümetinin sağladığı 4,83 milyon dolarlık finansal destekle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve bakanlık iş birliğinde Hatay ile Kahramanmaraş'ta iki pilot tesis faaliyete geçirildi. Temin edilen üç mobil kırma ünitesi sayesinde tehlikeli malzemeler ayrıştırılarak beton atıkları yol temeli ve kaldırım taşı üretiminde yeniden değerlendiriliyor. Sadece Hatay'daki tesis saatte yaklaşık 500 ton malzeme işleme kapasitesiyle sürece katkı sunuyor.
AI YORUMU
Uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye'deki yeniden inşa sürecini bu denli kapsamlı incelemesi, milyarlarca dolarlık altyapı ve konut hamlesinin sınır ötesindeki yankılarını net biçimde gösteriyor. Yaklaşık 200 bin çalışanın görev aldığı ve saatte 23 konut üretilebilen böylesine devasa bir şantiye organizasyonu, dünya genelindeki benzer afet sonrası operasyonlarla kıyaslandığında eşine az rastlanır bir lojistik kapasite ortaya koyuyor. Özellikle enkaz dönüşüm tesislerinin kurulması, sadece barınma değil aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik açısından da kritik bir eşiğin aşıldığını doğruluyor.
İnşaat Mühendisi Defne Muratoğlu, artan maliyetler sebebiyle yapılarda tasarrufa gidilirken güvenlikten taviz verilmemesi gerektiğini açıkladı. Taşıyıcı sistem, malzeme ve denetimden yapılan kesintilerin deprem güvenliğini riske attığını belirten Muratoğlu, doğru mühendislikle hem ekonomik hem güvenli yapıların üretilebileceğini söyledi.
Malzeme kalitesi, işçilik ve denetimden yapılan kısıntılar deprem güvenliğini doğrudan tehlikeye atıyor.
Doğru mühendislik hesaplamalarıyla hem bütçe dostu hem dayanıklı yapılar inşa edilebilir.
İnşaat sektöründe yükselen girdi maliyetleri üreticileri tasarruf odaklı planlamalara yönlendirirken, yapılan tercihlerin bina sağlamlığına doğrudan yansıdığı belirtiliyor. İnşaat Mühendisi Defne Muratoğlu, bütçeyi kontrol altında tutma arayışının yapıların deprem dayanımını zayıflatacak tavizlere dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Doğru bir mühendislik yaklaşımıyla hem ekonomik hem de sarsıntılara dayanıklı binaların inşa edilebileceğini söyleyen Muratoğlu, tasarruf kavramı ile kaliteden ödün vermenin birbirine karıştırılmaması gerektiğini dile getirdi.
Yapıların deprem karşısındaki mukavemetinde taşıyıcı sistemin birincil role sahip olduğunu vurgulayan Muratoğlu, bütçe kaygılarının hiçbir koşulda güvenliğin önüne geçemeyeceğini kaydetti. Kolon, kiriş ve temel unsurlarını kapsayan bu kısımlarda yapılan hatalı kesintilerin olası bir afette telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğini anlatan Muratoğlu, maliyetlerin azaltılması sürecinde temel mühendislik ilkelerinden asla sapılmaması gerektiğini bildirdi.
Bina güvenliğinin temelde üç sacayağına dayandığına işaret eden Muratoğlu; malzeme seçimi, uygulama işçiliği ve bağımsız yapı denetiminin hayati değerde olduğunu vurguladı. Maliyeti düşürmek adına kalitesiz malzeme kullanılması, tecrübesiz işçilikle yetinilmesi ya da denetim mekanizmalarının gevşetilmesinin can güvenliğini doğrudan tehlikeye sokacağını belirten Muratoğlu, teknik kriterlere tam uyum sağlanarak da bütçe dengesinin korunabileceğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Defne Muratoğlu'nun işaret ettiği taşıyıcı sistem ve denetim hassasiyeti, enflasyonist baskı altındaki sektörün ilk vazgeçtiği noktaların aslında en ölümcül tercihler olduğunu gösteriyor. Betondan, demirden ya da usta işçiliğinden kısılan harcamalar, olası bir sarsıntıda doğrudan bina çökmesine ve can kayıplarına kapı aralıyor. Konut alıcılarının lüks kaplamalar yerine statik projeleri ve denetim tutanaklarını sorgulayan bilinçli bir tüketici refleksi geliştirmesi gerekiyor.