Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Bakan Bayraktar: Dünyada modern zamanların en büyük enerji krizi var
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: European Communities · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel çatışmalar ve lojistik sorunların modern zamanların en büyük enerji krizini tetiklediğini açıkladı. Türkiye dışa bağımlılığı azaltmak için çalışmalar yürütüyor.
Öne çıkanlar
Bakan Bayraktar krizin 1973 petrol sıkıntısından farklı olduğunu söyledi.
Pandemi ve savaşlar enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
Türkiye'nin enerji ithalatı ekonomideki cari açık baskısını artırıyor.
Haberin Detayı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara Üniversitesi'ndeki akademik yıl açılışında yaptığı konuşmada, gezegenin sıra dışı bir dönemeçten geçtiğini belirtti. Küresel ölçekteki çatışmaların ve tedarik zinciri kırılmalarının enerji güvenliğini her zamankinden daha hassas hale getirdiğini ifade etti. Türkiye'nin enerji talebini karşılaması ve ithalata dayalı yapıyı dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.
Mevcut tablonun geçmişteki 1973 petrol krizine veya 1979 İran Devrimi sonrasına benzemediğini dile getiren Bayraktar, 2020 pandemisi ile 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının piyasaları altüst ettiğini aktardı. Ticaret savaşları ve lojistik aksaklıkların da eklenmesiyle ülkelerin korumacı politikalara yöneldiğini kaydetti. Günlük yaşamın sürdürülebilirliği için elektrik, doğal gaz ve akaryakıta kesintisiz erişimin hayati olduğunu hatırlattı.
Enerji arzının çoğunlukla fatura artışları veya kesintiler yaşandığında hatırlandığını söyleyen Bakan, bu sektörde gece gündüz çalışan büyük ekiplerin emeklerinin genellikle görünmediğine dikkat çekti. Rusya gibi bazı enerji zengin ülkelerde bile akaryakıt kuyrukları oluştuğunu örnek gösterdi. Negatif gündemlerle anılsalar da asıl amacın 365 gün kesintisiz hizmet sunmak olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin ekonomik kırılmalarının temelinde enerji ve maden ithalatının payı bulunduğunu belirten Bayraktar, turizm gibi döviz kazandıran kalemlere rağmen dış ticaret açığının sürdüğünü kaydetti. Gelecekte elektrikli ulaşım, yapay zekâ çağının getirdiği yoğun veri merkezi ihtiyaçları ve su arıtma gibi alanlarda talebin katlanacağını bildirdi. Bu nedenle yerli kaynaklara yönelmenin kaçınılmaz bir hedef olduğunu yineledi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Enerji ithalatına dayalı büyüme modeli, Türkiye ekonomisinin en kırılgan damarlarından birini oluşturuyor ve cari açık üzerinde kalıcı bir baskı yaratıyor. Bakan Bayraktar'ın işaret ettiği modern kriz tablosu, sanayi tesislerinden hanehalkına kadar herkesin maliyet yükünü doğrudan artırıyor. Eğer yerli kaynak yatırımları planlanan takvimde ilerlemezse, küresel dalgalanmalar iç piyasadaki fiyatları doğrudan yukarı çekecektir. Uzun vadede bu bağımlılığın maliyeti, ülkenin rekabet gücünü zayıflatma riski taşıyor.
Kaynak:
Sabah Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Türkiye’de eylül 2025’te trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı 486 359’a yükseldi; yıllık bazda %52,4 artış. Toplam otomobil sayısı 18 115 875’e ulaşırken elektrikli araçların pazar payı %2,68 oldu. Hibrit otomobillerin sayısı ise 915 892’ye çıktı, payı %5,06 oldu.
Elektrikli otomobiller 486 359
Yıllık artış %52,4
Hibrit araç sayısı 915 892
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, eylül 2025’te trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 18 115 875’e ulaştı. Bu sayı, önceki yıllara göre sabit bir büyüme gösteriyor. Elektrikli otomobillerin sayısı ise 2015’te 565 olan rakamdan 2025’te 486 359’a çıktı, bu da yıllık %52,4’lik bir artışa işaret ediyor.
Elektrikli araçların popülaritesi, Togg’un piyasaya sürülen yeni modelleri ve şarj altyapısının yaygınlaşmasıyla hızlandı. Bu gelişme, düşük karbon emisyonu, enerji verimliliği ve gürültü kirliliğinin azalması gibi çevresel faydalar da sağlıyor. Elektrikli otomobillerin pazar payı 2025’te %2,68 olarak ölçüldü.
Hibrit otomobiller de dikkat çekiyor; 2011’de yalnızca 23 kayıtlı araç iken 2025’te 915 892’ye yükseldi. Hibritlerin pazar payı 2025’te %5,06 oldu. Bu artış, tüketicilerin daha fazla enerji verimliliği ve düşük emisyonlu araçlara yöneldiğini gösteriyor.
Türkiye’de elektrikli ve hibrit araçların yükselen sayısı, otomotiv sektöründe bir dönüşüm sinyali olarak değerlendiriliyor. Şarj istasyonlarının yaygınlaşması ve devlet teşvikleri bu trendi desteklemeye devam ediyor. Bu gelişmeler, hem çevre hem de ekonomik açıdan önemli sonuçlar doğurabilir.
Elektrikli ve hibrit araçların artan sayısı, Türkiye’nin ulaşım sektöründeki karbon ayak izini azaltma hedefleriyle uyumlu. Ayrıca, yerli otomotiv üreticilerinin rekabet gücünü artırarak ihracat potansiyelini yükseltmesi bekleniyor.
Bu büyüme, enerji altyapısının kapasitesine, tüketici tercihlerine ve devlet politikalarına bağlı olarak devam edebilir. Şarj ağı ve batarya teknolojisindeki gelişmeler, gelecekteki büyüme hızı üzerinde belirleyici rol oynayabilir.
AI YORUMU
Elektrikli ve hibrit otomobillerin hızla yükselen sayısı, Türkiye’nin sürdürülebilir ulaşım hedeflerine ulaşmasında kritik bir adım. Bu trend, hem çevresel hem de ekonomik açıdan olumlu etkiler yaratıyor; enerji maliyetlerini düşürürken, yerli otomotiv endüstrisini güçlendiriyor. Ancak, şarj altyapısının yeterliliği ve tüketici kabulü konularında hâlâ zorluklar var. Gelecekte batarya teknolojisindeki ilerleme ve devlet desteklerinin sürekliliği bu büyümeyi sürdürebilir.
Vietnamlı önde gelen işletmeler, ülkenin tedarik zincirleri ve endüstriyel ekosistemlerinin yapı taşlarını oluşturuyor. Bu şirketlerin stratejik konumu, üretim süreçlerinin verimliliğini ve bölgesel iş birliğini güçlendiriyor. Çeşitli sektörlerdeki lider firmalar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir uygulamalarla tedarik zincirlerini optimize ediyor. Bu gelişme, Vietnam’ın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Önde gelen şirketler tedarik zincirini şekillendiriyor
Endüstriyel ekosistemlerin temelini oluşturuyor
Stratejik konumları üretim verimliliğini artırıyor
Vietnam ekonomisinin hızlı büyümesi, ülkenin üretim altyapısının gelişimine paralel olarak önde gelen şirketlerin rolünü öne çıkardı. Bu firmalar, tedarik zincirlerinin her aşamasında kritik bağlantı noktaları olarak faaliyet göstererek, üretim sürecinin sürekliliğini ve kalite standartlarını koruyor. İşletmeler, teknoloji entegrasyonu ve veri analitiği ile tedarik zincirlerini dijitalleştirerek maliyetleri düşürürken, süreç şeffaflığını artırıyor. Böylece, ham madde alımından son tüketiciye ulaşmaya kadar olan zincir daha esnek ve hızlı hale geliyor. Endüstriyel ekosistemler içinde, işbirliği ve ortaklık modelleri öne çıkıyor. Öncü şirketler, tedarikçi ve dağıtım ağlarıyla yakın ilişkiler kurarak, yenilikçi ürünlerin geliştirilmesini ve pazar taleplerine hızlı yanıt verilmesini sağlıyor. Son olarak, sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk da bu şirketlerin stratejilerinde önemli bir yer tutuyor. Enerji verimliliği, atık yönetimi ve yeşil lojistik uygulamaları, hem ulusal hem de uluslararası standartlara uyum sağlayarak, Vietnam’ın global rekabet avantajını güçlendiriyor.
AI YORUMU
Bu gelişme, Vietnam’ın küresel tedarik zincirinde daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayacak. Önde gelen şirketlerin stratejik yaklaşımları, sektördeki diğer firmalara da örnek teşkil edecek. Ancak, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik çabalarının devamı, uzun vadeli başarı için kritik olacak.
Gelecek yılın bütçe teklifinde yer alan vergi istisnası desteği, asgari ücret için olası zam senaryolarını gündeme taşıdı. Destek tutarında öngörülen artış oranı, yeni maaş hesaplamaları için baz oluşturdu.
Vergi istisnası desteği yüzde 33,7 artışla 1 trilyon 460 milyar liraya çıkarılıyor.
Aynı oran yansıtılırsa net asgari ücret 37 bin 536 liraya yükselecek.
Bürüt rakam 44 bin 161 lira, işverene maliyet ise 54 bin 649 lira olacak.
Önümüzdeki dönemin bütçe teklifinde yer alan finansal detaylar, çalışanların gelir beklentilerine yönelik yeni hesaplamaların yapılmasına zemin hazırladı. Hazırlanan taslak metinde, maaşlara uygulanan vergi istisnası desteğinin artırılması öngörüldü.
Planlanan düzenlemeyle birlikte söz konusu destek kalemi 1 trilyon 460 milyar Türk Lirası seviyesine çıkarıldı. Geçtiğimiz yıl aynı kalem için ayrılan ödenek yaklaşık 1 trilyon 92 milyar Türk Lirası düzeyindeydi ve bu durum finansal kaynakta yüzde 33,7 oranında bir genişleme sağladı.
Destek tutarındaki bu oranın maaşlara da birebir yansıtılması durumunda, net asgari ücret 37 bin 536 Türk Lirası seviyesine ulaşacak. Mevcut dönemde net 28 bin 75 Türk Lirası olarak uygulanan taban ücret, olası senaryonun gerçekleşmesi halinde milyonlarca çalışanın eline geçecek rakamı belirleyecek.
Yapılan hesaplamalar yalnızca net tutarla sınırlı kalmayıp brüt rakamları da şekillendirdi. Buna göre brüt taban ücret 44 bin 161 Türk Lirası sınırını aşarken, işverenler açısından aylık toplam maliyet yükü ise 54 bin 649 Türk Lirası düzeyine tırmanacak.
Ekonomi yönetiminden yapılan değerlendirmelerde, vergi istisnasındaki bu artış oranının doğrudan kesinleşmiş bir zam kararını temsil etmediği özellikle vurgulandı. Oranın sadece olası senaryolardan biri olarak masada durduğu ve ilerleyen dönemde netleşeceği ifade edildi.
AI YORUMU
Bütçe taslaklarında yer alan bu tür oranlar kesin bir maaş artışını garanti etmese de devletin vergi feragat büyüklüğünü göstermesi açısından yönlendiricidir. Rakamların 1 trilyon 460 milyar liraya ulaşması, enflasyonla mücadele sürecinde kamunun üstlendiği mali yükün boyutunu net biçimde ortaya koymaktadır. Ücretli kesimin alım gücü ile işverenlerin maliyet dengesi gözetilmediği takdirde, bu tür senaryolar piyasada fiyat artışlarını tetikleme riski taşır. Geçmiş dönem ödenekleriyle kıyaslandığında ortaya çıkan yüzde 33,7'lik büyüme, önümüzdeki yılın zam pazarlıklarında temel referans noktası olarak kabul edilecektir.
Amerikalı otomotiv devi General Motors, üçüncü çeyrekte analist beklentilerini geride bırakarak mali tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Şirket, finansal gücünü artırmak amacıyla 20 milyar dolarlık devasa bir hisse geri alım programının düğmesine bastı.
General Motors, üçüncü çeyrek gelirini 50,02 milyar dolar olarak duyurdu.
Şirket, 20 milyar dolarlık yeni bir hisse geri alım programı başlattı.
Düzeltilmiş hisse başına kar beklentisi 12,75-13,75 dolar aralığına güncellendi.
Küresel otomotiv endüstrisinin önde gelen oyuncularından General Motors, üçüncü çeyrek finansal sonuçlarıyla Wall Street tahminlerini geride bırakmayı başardı. Şirket, geride kalan dönemde elde ettiği gelir ve kar rakamlarıyla beklentileri aşarken yıl sonu öngörülerinde de değişikliğe gitti. Otomotiv devi, serbest nakit akışı hedefini yukarı yönlü revize ederken yatırımcılarını heyecanlandıracak yeni bir sermaye hamlesini kamuoyuyla paylaştı.
Açıklanan verilere göre dev şirketin üçüncü çeyrekteki toplam geliri 50,02 milyar dolara ulaştı. Analistlerin ön gördüğü 48,7 milyar dolarlık sınır aşılırken, düzeltilmiş hisse başına kar rakamı ise 3,70 dolar olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı döneminde 1,3 milyar dolar olan net kar, bu çeyrekte 3,3 milyar dolara yükseldi. Elde edilen 4,1 milyar dolarlık düzeltilmiş EBIT miktarının 3,6 milyar doları ise Kuzey Amerika pazarındaki operasyonlardan elde edildi.
Şirket yönetimi, yılın kalan dönemi ve gelecek projeksiyonları doğrultusunda finansal tahminlerini yeniledi. Yıl sonu düzeltilmiş hisse başına kar beklentisi 12-14 dolar aralığından 12,75-13,75 dolar seviyesine çıkarıldı. Otomotiv faaliyetlerinden elde edilen düzeltilmiş serbest nakit akışı tahmini ise 11,5-12,5 milyar dolar bandına taşındı. Ocak ayında duyurulan 6 milyar dolarlık eski programın tamamlanmasının ardından devreye alınan 20 milyar dolarlık yeni hisse geri alımı, birden fazla yıla yayılarak uygulanacak.
Maliyet baskıları ve küresel ekonomik koşullar şirket gündemindeki yerini koruyor. Emtia fiyatlarındaki artışın getirdiği yükün 2 milyar doları bulması beklenirken, bu kalemde lojistik giderleri ile DRAM çip fiyatları öne çıkıyor. Gümrük tarifelerinin yaratacağı brüt maliyetlerin tahmin aralığının alt sınırında kalacağı öngörülüyor. Tamamen elektrikli araç yatırımlarında ise geçen yılın ikinci yarısından bu yana kaydedilen 11,2 milyar dolarlık gider sürecinin büyük ölçüde tamamlandığı açıklandı.
Üst yönetici Mary Barra, enflasyonist baskılara rağmen stratejik ürün hamleleri ve kalite artışlarıyla operasyonel verimliliği koruduklarını ifade etti. Şirket, nakit yükümlülüklerinin belirli bir kısmını öderken bilanço sağlığını korumaya odaklanıyor. Piyasada geniş yankı uyandıran bu adımlar, otomotiv pazarındaki rekabet dengelerini yeniden şekillendirecek potansiyele sahip.
AI YORUMU
Otomotiv sektöründe yaşanan maliyet artışlarına rağmen şirketlerin yüksek nakit yaratma kapasitesini koruyabilmesi, uzun vadeli stratejilerin ne kadar esnek kurulduğunu gösteriyor. General Motors'un açıkladığı 20 milyar dolarlık geri alım tutarı, şirketin elindeki serbest nakit akışını hissedar değerine dönüştürme konusunda ne kadar agresif bir politika izleyeceğini net biçimde ortaya koyuyor. Çip ve lojistik giderleri gibi enflasyonist baskılar karlılık üzerinde risk oluşturmaya devam ederken, Kuzey Amerika operasyonlarından gelen güçlü gelir tablosu bu riskleri dengeleyen temel unsur oluyor.