Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Antalya’da Çöpte Kâbus: 1915’teki Askeri Sedye Çanakkale’yi Şaşırttı
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: 43MZrinyiII · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Muratpaşa’da çöp konteynerinde bulduğu 1915 damgalı sedye, Çanakkale Savaşları Müzesi’ne bağışlandı. Teklif eden belediye memuru, sedyenin tarihi ve kan lekeleriyle dikkat çeken asıl askeri objeyi tespit etti.
Öne çıkanlar
46 yaşındaki belediye memuru İbrahim Uysal, çöp konteynerinde 1915 damgası olan sedyeyi fark etti.
Sedyenin ahşap kolları, demir işçiliği ve kan lekeleri, Birinci Dünya Savaşı dönemine ait bir askeri sedye olduğunu gösterdi.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, sedyenin resmi tescilini yaptı ve müzeye bağış olarak kabul etti.
Haberin Detayı
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zabıta memurlarından İbrahim Uysal, Muratpaşa’da bir çöp konteynerinde 1915 yılına ait damgalı bir sedyeyi fark etti. İlk başta bir hobi ürünü sanan Uysal, sedyenin kollarında 1915 damgasını ve el emeğiyle işlenmiş demir ve ahşap detaylarını gördüğünde tarihi bir askeri objeyi tanıdı.
Sedyenin üzerindeki çok sayıda kan lekesi ve parçalanmış kumaş, bir şehit sedyesi olma ihtimalini artırdı. Uysal, sedyenin görüntülerini Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’na gönderdi ve üç ay sonra yetkililerden gerçek bir Birinci Dünya Savaşı sedyesi olduğu doğrulaması geldi.
Birinci Dünya Savaşı döneminde kullanılan askeri sedyelerle benzeyen bu eserin Çanakkale Savaş Müzesine teslim edilip tescillenmesiyle birlikte, hem yerel hem de ulusal tarih açısından önemli bir kazanım sağlandı.
Uysal, sedyenin Çanakkale’deki müzeye bağışlanmasının, şehitlerin anısına ve Türkiye’nin tarihine bir katkı olduğunu belirtti. Mahalledeki Giritli göçmenlerle paylaşılan tarihi bağlam da, olayın toplumsal yankısını güçlendirdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Bu olay, beklenmedik bir yerde tarih bulmanın ne kadar şaşırtıcı olabileceğini gösteriyor. Çöpte bulan bir memurun gözlem yeteneği, bir dönemin silah sanatını gün yüzüne çıkardı ve cesurca adım atarak Çanakkale’nin tarihine yeni bir parça ekledi. Böylece hem halkla kurulan bağ güçleniyor, hem de tarihçilerin araştırma merakı tazeleniyor.
Kaynak:
Kemer Gözcü
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Güney Kore Ulusal Müzesi Müdürü Yu Hong-jun, Japon işbirliği yapan bir aktivistin hat sanatını bağımsızlık aktivisti eseri olarak sergilemesi ve koleksiyonuna ait olduğu ortaya çıkması üzerine istifa edeceğini duyurdu. 15 aylık görev süresi sonunda, müzenin itibarını yeniden kazanmak için görevi bırakacağını belirtti.
Yu Hong-jun, 15 aylık müdürlük görevinden istifa ediyor
Yanlış tanıtılan eser, 1910-1945 dönemi Japon işbirliği aktivistinin eseri
Müze çalışanları ve muhalefet, özürün yeterli olmadığını savunuyor
Müze müdürü Yu Hong-jun, Yonhap ajansının haberine göre, Ulusal Müzede sergilenen bir eserin kimliğiyle ilgili hatanın ortaya çıkması üzerine istifa edeceğini açıkladı. Söz konusu eser, Japonya’nın Kore’yi sömürge olarak yönettiği 1910‑1945 döneminde Japonlarla iş birliği yapan bir aktivistin hat sanatına aitken, müze tarafından bağımsızlık aktivistinin eseri olarak tanıtılmıştı. Bu yanlış tanıtım, müzenin güvenilirliğine yönelik eleştirileri alevlendirdi.
15 aylık müdürlük görevini hayatının en büyük onuru olarak nitelendiren Yu, uzun süredir hazırlık aşamasında olan “Bizim Sofra” sergisinin bu tartışmanın gölgesinde kalmamasını temenni etti. Ayrıca, bağımsızlık aktivistinin yakınlarından ve müze çalışanlarından özür diledi.
Kore Ulusal Müzesi de istifa kararına ilişkin açıklamasında, Yu’nun tüm sorumluluğunu üstlenerek istifa niyetini bildirdiğini belirtti. Parlamento oturumunda iki kez özür dileyen müdür, kültür sektörü temsilcileri ve muhalefet siyasetçileri ise bu özürün yeterli olmadığını savunarak istifasını talep etti.
AI YORUMU
Müze yöneticisinin istifası, hatalı sergi sunumunun kurum itibarına ne denli zarar verebileceğini gösteriyor. 15 aylık görev süresince yaşanan bu hatanın sorumluluğunu tek başına üstlenmesi, yöneticilikte şeffaflık ilkesinin önemine işaret ediyor. Çalışanlar, bağımsızlık aktivistinin yakınları ve kültür çevreleri doğrudan etkilenirken, benzer kurumlar benzer hatalardan kaçınmak için koleksiyon denetimini güçlendirmeli. Önceki benzer skandallar, müzelerin güvenilirliğini yeniden tesis etmede daha sık denetim ve uzman görüşü gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Antalya'da görev yapan bir zabıta memuru, çöp konteynerinin yanında bulduğu 1915 damgalı askeri sedyeyi yetkililere teslim etti. Yaklaşık üç buçuk aylık inceleme sürecinde orijinal olduğu kanıtlanan eser, Çanakkale'deki savaş müzesinde sergilenmeye başlandı.
Antalya'da çöpte bulunan 1915 damgalı askeri sedye Çanakkale'ye bağışlandı.
Tarihi objenin orijinal olduğu 3,5 aylık detaylı inceleme sonucunda tescillendi.
Eserin üzerinde Birinci Dünya Savaşı döneminden kalma kan izleri olabileceği belirtiliyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan zabıta memuru İbrahim Uysal, rutin bir günde evinin yakınındaki çöp konteynerlerinin civarında dolaşırken komşusunun dikkati sayesinde eski bir askeri malzemeyle karşılaştı. Katlanmış durumdaki ahşap kollarının yıprandığı ve kumaşının parçalandığı görülen sedyenin ahşap bölümlerinde 1915 tarihli damgalar yer alıyordu. Tarihi bir değer taşıyabileceğini fark eden Uysal, durumu hemen Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına aktararak inceleme talep etti.
Esere ait görsel ve video kayıtlarını yetkililere ulaştıran zabıta memurunun başvurusunun ardından uzmanlar tarafından resmi inceleme süreci başlatıldı. İlk değerlendirmeler, bulgunun Birinci Dünya Savaşı yıllarında cephede kullanılan askeri sedyelerle büyük benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Bunun üzerine Antalya'dan Çanakkale'ye nakledilen obje, yaklaşık 3,5 ay süren titiz bir araştırma ve doğrulama aşamasından geçirildi.
Yapılan detaylı incelemelerin ardından orijinal olduğu tescillenen askeri sedye, Çanakkale Savaş Müzesi envanterine kaydedilerek sergi alanındaki yerini aldı. Dünyadaki benzer örneklerinin sadece İngiltere'de ve Türkiye'de bulunduğunu belirten yetkililer, sedyenin üzerinde hala şehit kanı olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Sedyenin kumaşındaki lekelerin kökenine yönelik bilimsel araştırmaların önümüzdeki dönemde derinleştirilmesi bekleniyor.
Eseri maddi kazanç sağlama amacıyla açık artırmalara veya müzayedelere sunması yönünde teklifler aldığını belirten İbrahim Uysal, bu teklifleri reddederek doğru kararı verdiğini ifade etti. Yediden düvele karşı verilmiş bağımsızlık mücadelesinin anısını yaşatan bu tür objelerin sadece savaş müzelerine ait olması gerektiğini savunan Uysal, gelecek nesillere tarihi mirası aktarmaktan onur duyduğunu dile getirdi. Eseri yerinde görmek üzere 18 Mart tarihinde Çanakkale'yi ziyaret edeceğini açıklayan Uysal adına, müzede özel bir pirinç levha yer alacağı bilgisi paylaşıldı.
AI YORUMU
Birinci Dünya Savaşı yıllarından kalma nadide bir askeri malzemenin hurdalık veya çöp kenarından kurtarılarak müze envanterine kazandırılması, kültürel miras bilincinin bireysel duyarlılıkla nasıl korunduğunu gösteriyor. Satış tekliflerini geri çevirerek eseri Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına teslim eden zabıta memuru İbrahim Uysal, tarihi objelerin ticari meta olmadığını somut bir şekilde ortaya koydu. İngiltere'deki benzeriyle birlikte dünyada nadir bulunan bu tür sedyelerin koruma altında olması, gelecek nesillerin tarihi yerinde öğrenmesi açısından büyük önem taşıyor.
Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi, 6 Şubat 2023 depreminin zararlarını gören yapı, kapsamlı restorasyonun ardından yeniden açıldı. Müze, hem gündüz hem de gece ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. 1903’te inşa edilen konak, modern müzecilik anlayışıyla yeniden düzenlendi.
Müze, 6 Şubat 2023 depreminin ardından 250‑300 gün süren restore çalışmasından sonra açıldı
1903’te kurulan Avrupa‑Türk mimarisiyle inşa edilen yapı, 11 Nisan 2009’da hizmete açıldı
Ziyaretçiler, kurtuluş mücadelesine dair 12 kahramanın mumyalanmış heykellerini ve tarihî silahları sergilenirken memnuniyetini dile getirdi
Şanlıurfa merkezinde bulunan Kurtuluş Müzesi, 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından ciddi hasar gördü. Şehrin tarihi dokusunu yansıtan 1903’te inşa edilen bu yapı, depremin izlerini silmek için kapsamlı bir güçlendirme ve restorasyon sürecinden geçti.
Restorasyon sürecinde, konak mimarisinin Avrupa tarzı konak ile Urfa evi estetiğini birleştiren özgün detayları korunarak yeniden yapılandırıldı. Şehirdeki valilik yetkilileri tarafından yürütülen titiz onarımlar sonucunda, yapı 11 Nisan 2009’da resmi olarak Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi olarak halkın hizmetine sunuldu.
Yeni düzenlenmiş müze, kentin kurtuluş mücadelesinde kullanılan tarihî silahlar, araç gereçler ve 12 kahramanın mumyalanmış heykelleriyle ziyaretçilere sunuyor. Gece saatlerinde de açılan müze, kültür turizmini canlandırmak amacıyla gün ışığından farklı bir atmosfer sağlıyor.
Ziyaretçiler, müzede geçirdikleri zamanın onları geçmişe götürdüğünü ve sergilenen eserlerden büyük etkilenme yaşadığını ifade ediyor. Özellikle genç nesiller için tarihî olayları yakından tanıma fırsatı sunan mekan, şehrin kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.
Müzenin yeniden açılması, Şanlıurfa’nın tarihi ve kültürel değerlerine olan ilgiyi yeniden canlandırırken, bölgenin kültür turizmi potansiyelini artırıyor. Ziyaretçi akını, bölgenin ekonomik canlılığını da olumlu yönde etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor
AI YORUMU
Müzenin yeniden açılması, 6 Şubat 2023 depreminin yıkıcı etkilerinden sonra Şanlıurfa halkının tarihî mirse yeniden bağlanmasını sağladı. Restorasyon sürecinde 250‑300 gün süren çalışmalar, yapının 1903’teki orijinal mimari değerini korurken modern müzecilik standartlarına uyum sağladı. Bu, tarihî yapıların deprem sonrası korunmasında örnek bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Bölgedeki turist akını, kültür turizminin ekonomik katkısını artırırken, genç nesillere tarihî olayları daha yakın hissetme fırsatı sunuyor. Kısa sürede 11 Nisan 2009’ta hizmete açılmış yapı, yeniden açılışıyla şehirdeki kültürel yaşamı canlandırdı.
Çanakkale'nin Biga ilçesinde sabaha karşı yerin sekiz kilometre derinliğinde hafif şiddetli bir sarsıntı yaşandı. Kandilli Rasathanesi verilerine göre deprem, ilçe merkezine bağlı Gerlengeç bölgesinde meydana geldi.
Gerlengeç-Biga merkez üsslü deprem 2.0 büyüklüğünde ölçüldü.
Sarsıntı 20 Ekim 2026 tarihinde saat 03.36'da kaydedildi.
Depremin derinliği 8 kilometre olarak rapor edildi.
Çanakkale genelinde gece saatlerinde yaşanan sarsıntı bölge sakinlerinde kısa süreli hareketliliğe neden oldu. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından paylaşılan teknik verilere göre, yer hareketinin merkezi ilçe sınırları içerisindeki Gerlengeç yerleşkesi olarak tespit edildi.
Gerçekleşen sarsıntının büyüklüğü uzmanlar tarafından 2.0 olarak ilan edildi. Aynı ölçümlere göre yer altındaki hareketin derinliği ise tam 8 kilometre seviyesinde ölçüldü. Bu tür hafif sarsıntılar bölgedeki fay hatlarının anlık hareketliliğini gözler önüne seriyor.
Bilimsel gözlem birimleri tarafından paylaşılan coğrafi koordinat verilerinde depremin konumu 40.3243 enlem ve 27.4265 boylam olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar bu ölçekteki sarsıntıların genellikle yüzeyde herhangi bir yıkıcı etki yaratmadığını belirtiyor.
Gece yarısı meydana gelen doğa olayı sonrasında bölgede herhangi bir olumsuz ihbarın yapılmadığı öğrenildi. İlgili kurumlar bölgedeki sismik hareketliliği anlık olarak izlemeye devam ederken vatandaşlar da rutin yaşamlarına geri döndü.
AI YORUMU
Küçük ölçekli sarsıntılar her ne kadar yıkıcı olmasa da bölgedeki fay hatlarının sürekli aktif olduğunu hatırlatıyor. Gerlengeç merkezli bu olay, yerel halkın ve yerel yönetimlerin yapı stokunu gözden geçirmesi için bir hatırlatma niteliği taşıyor. İki büyüklüğündeki bir deprem genellikle binalarda hasar bırakmasa da sismik hareketliliğin takibini zorunlu kılıyor.