İçeriğe geç
PİYASA
Dünya

ABD okullarında kitap yasakları 12 bine yaklaştı

ABD okullarında kitap yasakları 12 bine yaklaştı

Özet

ABD'de 2025-2026 eğitim yılında devlet okullarında 11.982 kitap yasaklandı. Bu rakam, veri takibinin başladığı 2021'den bu yana kaydedilen en yüksek yıllık rekoru ifade ediyor. Yasaklamalardan özellikle genç yetişkin edebiyatı ve kurmaca eserler etkilendi.

Öne çıkanlar

  • 2025-2026'da 11.982 kitap yasaklama vakası kaydedildi
  • Texas eyaleti 8.100 vaka ile listenin ilk sırasında
  • Yasaklanan eserlerin %80'inden fazlası kurmaca türünde

Haberin Detayı

ABD'deki devlet okullarında kitap erişimine yönelik kısıtlamalar, 2025-2026 eğitim yılında tarihin en yüksek seviyesine tırmandı. İfade özgürlüğü savunucusu kuruluş PEN America'nın 5 Ekim 2026'da kamuoyuyla paylaştığı rapora göre, bir yıllık süreçte tam 11.982 kez yasaklama kararı alındı. Bu rakam, kuruluşun 2021'den beri derlediği verilere bakıldığında bugüne kadar ulaşılan en üst eşiği temsil ediyor.

Raporun verilerine göre bu yoğun yasaklama döneminde 7.370 farklı kitap doğrudan etkilendi. Bu eserlerin 4 bin 500'ü, kuruluşun hazırladığı yasaklı kitaplar indexinde ilk kez yerini aldı. Yasaklama kararlarının 114 farklı okul bölgesinde uygulanması, sorunun yerel yönetimlerin ötesine geçerek sistematik bir hale geldiğini gösteriyor.

Coğrafi dağılıma bakıldığında tahakküm Texas ve Florida eyaletlerinde yoğunlaşıyor. Texas'ta 8.100'ü aşkın yasaklama vakası tespit edilirken, Florida'da bu sayı 3.200'ün üzerinde kaldı. İki yıl üst üste ilk sırada yer alan Florida, bu dönemde liderliği Texas'a bırakmak zorunda kaldı.

PEN America, bu artışın arkasında iki ana faktörün bulunduğunu belirtiyor. İlk olarak eyalet düzeyinde yürürlüğe giren yeni yasalar, özellikle Texas'taki SB 13 sayılı düzenleme, okullara geniş kapsamlı sınırlamalar getirdi. İkinci olarak ise okulların, içerikleri taratmak ve 'sakıncalı' buldukları kitapları tespit etmek için yapay zekâ araçlarını kullanmaya başlaması, süreçleri hızlandırdı.

Yasaklanan kitapların tür dağılımı, hedef kitlenin genç olduğunu ortaya koyuyor. Listelerdeki eserlerin yarısından fazlası genç yetişkin (YA) edebiyatından oluşuyor. Ayrıca yasaklanan kitapların yüzde 80'inden fazlasının kurmaca olduğu, bu türdeki genç yetişkin kitaplarının ise yüzde 90'ından fazlasının kurgu içerikli olduğu raporlanıyor.

Bireysel eserler bazında en çok yasaklanan kitap, insan ticareti ve cinsel sömürü temalarını işleyen Patricia McCormick'in 'Sold' (Satılık) adlı romanı oldu. Stephen King, üst üste ikinci yıl en çok yasaklanan yazarlar listesinde zirveyi korudu. Margaret Atwood'un 'Damızlık Kızın Öyküsü' ve Laurie Halse Anderson'ın 'Speak' eseri de sıkça hedef alınan başlıca kitaplar arasında yer aldı.

Kuruluş, yasaklanan içeriklerin büyük çoğunluğunun ırkçılık, LGBTQ+ karakterler, toplumsal cinsiyet ve cinsellik gibi temaları barındırdığını vurguluyor. PEN America, okul kütüphaneleri aracılığıyla öğrencilerin farklı bakış açıları ve anlatılarla buluşmasının kısıtlandığına dair uyarılarını yineliyor. 2021'den bu yana biriken toplam yasaklama vaka sayısı 34 bine yaklaşmış durumda.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Kitap yasaklamalarının bu denli kitlesel hale gelmesi, eğitim politikalarının ideolojik filtrelerden geçirildiğinin somut kanıtıdır. Özellikle Texas'taki SB 13 yasasının yarattığı baskı, 8.100'ü aşkın yasaklama vakasıyla sistemin ne kadar hızlı kısıtlandığını gözler önüne seriyor. Bu durum, okul kütüphanesine giren her öğrencinin potansiyel okuyucu havuzunu daraltarak zihinsel çeşitliliği zayıflatır. Yapay zekâ destekli taramaların yaygınlaşması, içerik sansürünün insan evi arayışından çıkıp algoritmik bir otomasyona dönüştüğüne işaret ediyor; bu da itiraz mekanizmalarını daha da zorlaştırıyor.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Trump: Seçimler dürüst olursa sonuca saygı duyarım

    Donald Trump, Texas seyahati öncesinde gazetecilere verdiği demeçte seçim sonuçlarına yaklaşımını netleştirdi. Başkan, oylamanın dürüstlüğüne bağlı olarak mağlubiyeti kabul etmeyi taahhüt etti.

    • Trump, dürüst yapılan seçimlerin sonucuna saygı göstereceğini beyan etti
    • Demokratlar Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu alabilir, Senato başa baş
    • Muhalifler kazanırsa önceki başkanların güttüğü uzlaşma çizgisini izleyeceğini söyledi

    ABD siyasetinin geleceğini şekillendirecek günler öncesinde, Donald Trump Washington'dan Texas'a hareket ederken havalimanında bekleyen gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Miting öncesi soruları yanıtlayan Başkan, özellikle muhalif partinin seçimi kazanması durumunda izleyeceği politikayı masaya yatırdı. Bu soruya 'Bir yolunu buluruz' yanıtını veren Trump, son derece yumuşak ve diplomatik bir dil kullandı.

    Trump, başkanlık yetkileri içindeki veto gücüne işaret ederek, böyle bir senaryonun gerçekleşmesini beklemediğini ancak geçmişte yaşanan benzer durumlarda diğer başkanların nasıl davrandığını hatırlattı. Önceki liderlerin çatışma yerine uzlaşmayı tercih ettiğini dile getiren Trump, kendisinin de bu geleneksel çizgiyi takip edeceğinin sinyalini verdi. Bu sözler, olası bir iktidar değişikliğinde kurumsal dengenin korunacağına dair bir güvence niteliği taşıyor.

    Seçim sonuçlarına dair en kritik soru olan 'Her koşulda sonucu kabul edecek misiniz?' sorusuna ise Trump, koşullu bir yanıt verdi. 'Seçimler dürüst yapılırsa ben de saygı duyarım' şeklindeki ifadesi, hile iddialarının gündeme gelmesi halinde tutumunun değişebileceğine kapı aralıyor. Bu şartlı kabul, ABD'deki seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirmesi beklenen bir cümle olarak kayda geçti.

    Son dönemde yayımlanan anket verileri, 2026 ara seçimlerinde Demokrat Partinin Temsilciler Meclisi'ndeki koltuk sayısı açısından avantajlı konumda olduğunu gösteriyor. Senato için ise tablo oldukça belirsiz; iki parti arasındaki rekabet başa baş seyrediyor. Yüz yüze gelen bu belirsizlik, Trump'ın havalimanında verdiği sözlerin siyasi ağırlığını artırıyor. Partisi iktidarda kalırken muhalefetin meclisi ele geçirmesi, yasama sürecinde ciddi bir tıkanma yaratabilir.

    Analistler, Trump'ın bu açıklamalarını şimdiden topluma yönelik bir mesaj olarak değerlendiriyor. Hile endişesi taşıyan seçmen tabanını sükunete çağırırken, potansiyel rakiplerine de çatışma istemediğini gösteriyor. Uzlaşma vurgusu, olası bir parti içi krizin önlenmesi açısından stratejik bir hamle olarak okunuyor. Başkan, siyasi rakiplerini doğrudan hedef almadan, süreç odaklı bir dil tercih etti.

    Texas'taki mitingde Trump'ın bu açıklamaları geniş kitlelere aktarması bekleniyor. Anketlerdeki Cumhuriyetçilerin dezavantajı, Demokratların seçim stratejisini agresifleştirebilir. Senato'daki başa baş yarış, eyalet bazlı sonuçlara göre şekillenecek. Önümüzdeki haftalarda yapılacak diğer anketler, bu başa baş tablonun kırılıp kırılmayacağını gösterecek. Seçim takvimi hızla ilerlerken, tarafların söylem savaşı da şiddet kazanıyor.

    Bu süreçte izlenecek en önemli nokta, Trump'ın 'dürüstlük' tanımının yargısal boyutunun nasıl şekilleneceği olacak. Olası bir itiraz durumunda Yüksek Mahkeme'nin rolü devreye girebilir. Şu anki belirsizlik, hem Cumhuriyetçi hem Demokrat kanatlar için risk taşıyor. Kurumsal mekanizmaların ne kadar esnek davrandığı, ABD demokrasisinin sağlamlığını da test edecek.

    Trump: Seçimler dürüst olursa sonuca saygı duyarım — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Trump'ın 'dürüstlük' şartı, olası bir seçim itirazında yargı sistemine baskı kurma potansiyeli taşıyor. Veto yetkisini uzlaşma araçları arasında sayması, kurumsal bir risk oluşturuyor. Bu yaklaşım, Temsilciler Meclisi çoğunluğu değiştiğinde yasama sürecini kilitleyebilir. Senato'daki başa baş durum, bu gerilimin ne kadar genişleyeceğini belirleyecek. ABD siyasetindeki kurumsal dengenin, liderin kişisel şartlarına göre şekillenmesi riskli bir emsal yaratıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Stadyum gösterisi faciayla bitti: Halatla inen asker hayatını kaybetti

    Texas eyaletindeki bir stadyumda gerçekleştirilen maç öncesi etkinlikte halatla iniş denemesi yapan Hava Kuvvetleri personeli hayatını kaybetti. Yaklaşık 52 metre yükseklikten düşen askerin vefatının ardından olayla ilgili resmi soruşturma açıldı.

    • Texas eyaletindeki Alamodome Stadyumu'nun çatısı yaklaşık 52 metre yükseklikte bulunuyor.
    • Maç öncesi seremoni için halatla inmeye çalışan asker metrelerce yükseklikten düştü.
    • Nellis Hava Üssü, hastaneye kaldırılan personelin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını açıkladı.

    Amerika Birleşik Devletleri'nin Texas eyaletindeki San Antonio şehrinde yer alan Alamodome Stadyumu, trajik bir kaza ile sarsıldı. Silahlı kuvvetler ile gazilere destek amacıyla organize edilen müsabaka öncesinde planlanan gösteriler, beklenmedik bir acıyla sonuçlandı. Etkinlik kapsamında havadan iniş provası yapan bir Hava Kuvvetleri mensubu, planlandığı gibi inemeyerek zemine çakıldı.

    Sosyal medya platformlarında hızla yayılan görüntülerde, askerin metrelerce yükseklikten düştüğü anlar kameralara yansıdı. Yetkili mercilerden alınan bilgilere göre, dev spor kompleksinin çatısının yaklaşık 52 metre yükseklikte olduğu kaydedildi. Bu denli yüksek bir mesafeden gerçekleşen düşüşün ardından güvenlik tedbirleri ve gösteri protokolleri derhal masaya yatırıldı.

    Ağır yaralı olarak hastaneye sevk edilen askerin kurtarılamadığı, Nellis Hava Üssü tarafından yapılan resmi yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Yaşanan ölüm olayının ardından askeri ve sivil otoriteler ortak bir soruşturma süreci başlattı. Gösteride kullanılan ekipmanların durumu ve olası ihmaller detaylı bir şekilde inceleniyor.

    Benzer toplu etkinliklerde uygulanan dikey iniş ve benzeri akrobatik gösterilerin tehlike boyutunu bir kez daha gözler önüne seren olay, spor camiasında derin bir üzüntü yarattı. Soruşturmanın tamamlanmasıyla birlikte, bu tür organizasyonlardaki güvenlik standartlarının yeniden düzenlenmesi bekleniyor.

    AI YORUMU

    Askeri törenler ve sportif organizasyonlar kapsamındaki hava gösterileri, en ufak bir hesap hatasında telafisi imkansız sonuçlar doğuruyor. Yaklaşık 52 metre yükseklikten yapılan bu tür riskli operasyonlar, en üst düzey teknik hazırlık gerektirir. Güvenlik protokollerinin eksiksiz uygulanmaması, hem personelin hayatını tehlikeye atıyor hem de halka açık etkinliklerin güvenilirliğini zedeliyor. Soruşturmanın sonuçları, benzer gösterilerin geleceği açısından yol gösterici olacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Trump, Demokrat şehirlere Ulusal Muhafız gönderme planını duyurdu

    ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimleri öncesinde liberal belediyelerin yönettiği şehirlere gerek duyulduğu takdirde Ulusal Muhafız birliklerini sevk edeceğini açıkladı. Katıldığı radyo programında soruları yanıtlayan Trump, yerel idareciler iş birliği yapmasa dahi müdahale noktasına gelebileceklerini belirtti. Karar için valilerin çağrısının esas olduğunu vurguladı.

    • Donald Trump, ihtiyaç duyulması halinde Demokratların yönettiği şehirlere askeri birlik gönderebileceğini açıkladı.
    • Görevlendirme için valilerin veya belediye başkanlarının resmî çağrıda bulunması gerektiğini hatırlattı.
    • Daha önce suç ve göç gerekçesiyle Memphis ile New Orleans'a askeri müdahale yapılmıştı.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, yaklaşan Kongre ara seçimleri sürecini değerlendirmek üzere katıldığı bir radyo yayınında iç güvenlik politikalarına dair kritik mesajlar verdi. Telefonla bağlandığı Dan Bongino Show isimli programda soruları yanıtlayan Trump, seçim sürecinin yanı sıra muhtemel sandık sonuçlarının ülkedeki şehirlere nasıl yansıyacağını detaylıca ele aldı. Özellikle muhalefetteki Demokratların yönetiminde bulunan eyalet ve kentlerdeki güvenlik durumları, yayındaki ana gündem maddelerinden birini oluşturdu.

    Program sunucusunun, belediye başkanları federal yönetimle iş birliği yapmaya yanaşmasa dahi liberal kentlere asker gönderilip gönderilmeyeceği yönündeki doğrudan sorusu üzerine Trump açık kapı bıraktı. ABD Başkanı, yerel idarecilerin tutumundan bağımsız olarak şartların gerektirmesi halinde Ulusal Muhafız birliklerini bu bölgelere sevk etmekten çekinmeyeceğini net ifadelerle dile getirdi. Trump, kamu düzeninin bozulduğu ve güvenlik ihtiyacının kaçınılmaz bir noktaya ulaştığı durumlarda bu müdahalenin nihai bir çözüm olarak gerçekleşeceğini ifade etti.

    Müdahale mekanizmasının hukuki çerçevesine de değinen Trump, askeri birliklerin konuşlandırılması için mevcut yasal prosedürlerin eksiksiz izlenmesi gerektiğine işaret etti. Birliklerin bir kente sevk edilebilmesi için ilgili eyaletin valisi ya da kentin belediye başkanı tarafından açık bir davet yapılması gerektiğini bildirdi. Yerel makamların talebi olmadan bu tür bir adımı atmanın idari sınırlarını hatırlatan Trump, sürecin tamamen resmî davet hatları üzerinden yürüyeceğinin altını çizdi.

    Geçmiş dönem uygulamalarından somut örnekler sunan ABD Başkanı, daha önceki kararlarında benzer kriz anlarında nasıl hareket edildiğini dinleyicilerle paylaştı. Trump, 2025 yılı içerisinde tırmanan suç oranlarıyla mücadele etmek ve derinleşen göçmen krizini kontrol altına almak amacıyla federal imkânların devreye sokulduğunu hatırlattı. Bu gerekçeler doğrultusunda Memphis ve New Orleans gibi büyük kentlerde hem federal ajanların hem de Ulusal Muhafız güçlerinin sahada aktif olarak görevlendirildiğini aktardı.

    Memphis ve New Orleans örneklerinde sürecin pratikte nasıl işlediğini detaylandıran Trump, her iki olayda da harekete geçmek için ilgili eyalet valisinden gelen telefonu beklediğini dile getirdi. Eyalet valisinin kişisel olarak kendisini arayıp yardım istemesinin ardından askeri ve federal unsurların derhal ilgili şehirlere sevk edildiğini kaydetti. Kararların tamamen yerel yönetimin çağrısı ve koordinasyonuyla şekillendiğini vurgulayan Trump, gelecekteki olası müdahalelerde de aynı yasal yöntemin izleneceğini belirtti.

    Yayın sırasında sunucu ise Demokrat partili yerel yöneticilerin güvenlik politikalarına ve uygulamalarına sert eleştiriler yönelterek tartışmaya dahil oldu. Eyaletlerde uygulanan polis bütçelerinin kesilmesi odaklı yaklaşımların kentlerdeki asayiş durumunu ciddi şekilde riske atabileceğini iddia eden sunucu, seçmen tercihlerinin kamu güvenliği üzerindeki sonuçlarına dikkat çekti. Trump ise bu iddialar karşısında federal hükümetin asayişi sağlama kararlılığını yineleyerek ara seçimler öncesinde asayiş konusunu siyasi söyleminin merkezine koydu.

    Trump, Demokrat şehirlere Ulusal Muhafız gönderme planını duyurdu — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Federal askeri gücün eyalet yönetimlerinin rızası olmadan iç güvenlikte bir araç haline getirilmesi, Amerikan anayasal dengesini doğrudan sarsar. Trump'ın 2025 yılında Memphis ve New Orleans örneklerinde olduğu gibi vali çağrısını şart koşması, yetki sınırlarının hukuki zorunluluğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle Demokrat belediyelerce yönetilen büyükşehirlerde yaşayan milyonlarca kent sakininin günlük yaşamını ve yerel kolluk kuvvetlerinin idari bağımsızlığını etkiliyor. Eğer seçimler sonrası federal idare ile eyaletler arasındaki gerilim tırmanırsa, vali daveti olmadan yapılacak tek taraflı bir müdahale eyaletler arası büyük bir anayasa krizine yol açabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Yemen hükümeti, İranlı 21 uzmanın Husileri yönettiğini açıkladı

    Yemen İçişleri Bakanı İbrahim Haydan, İran ve Lübnan Hizbullahı'nın Husilerin askeri operasyonlarını doğrudan yönettiğini iddia etti. Yapılan açıklamada, ülkedeki stratejik noktalarda 21 yabancı askeri uzmanın görev yaptığı ve balistik füze ile İHA geliştirme çalışmalarını denetlediği belirtildi.

    • İran ve Hizbullah'a mensup 21 askeri uzmanın Husileri sahada yönettiği öne sürüldü.
    • İran Devrim Muhafızları'ndan 14, Hizbullah'tan ise 7 uzmanın Yemen'de olduğu açıklandı.
    • Uzmanların balistik füze, İHA geliştirme ve Kızıldeniz seyrüsefer tehditlerini yönettiği bildirildi.

    Yemen hükümeti tarafından yapılan son resmi açıklamalarda, ülkedeki askeri dengeleri değiştirebilecek nitelikte ciddi iddialara yer verildi. İçişleri Bakanı İbrahim Haydan, başkent Sana ve stratejik kentlerdeki askeri eylemlerin doğrudan dış güçler tarafından komuta edildiğini aktardı. Haydan, hükümet birliklerine karşı yürütülen operasyonların arkasında yabancı uzmanların yer aldığını belirtti. Resmi makamlar, bu durumun ulusal güvenliği ve bölgesel istikrarı doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığını bildirdi.

    İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan yazılı belgede, sahada aktif olarak çalışan uzman kadronun sayısal dağılımı detaylandırıldı. Açıklamaya göre, İran Devrim Muhafızları mensubu 14 uzman ile Lübnan Hizbullahı'na bağlı 7 uzman Yemen topraklarında bulunuyor. Bu 21 kişilik ekibin Sana'nın yanı sıra Hudeyde, Sada, Hacce ve Amran vilayetlerinde görev yaptığı kaydedildi. Bakan Haydan, varlığı tespit edilen bu uzmanların İran'ın finans ve silah yardımından operasyonel sevk ve idare aşamasına geçtiğini gösterdiğini vurguladı.

    Yabancı askeri personelin sorumluluk alanlarının yalnızca kara operasyonlarını yönetmekle sınırlı kalmadığı ifade edildi. Bakanlık iddialarına göre bu uzmanlar, balistik füze sistemleri ve insansız hava araçlarının (İHA) geliştirilmesi projelerini de bizzat idare ediyor. Söz konusu askeri faaliyetlerin, küresel ticaret açısından büyük önem taşıyan Babulmendeb Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki seyrüsefer emniyetini riske attığı savunuldu. Bölgedeki deniz yollarına yönelik bu tehditlerin uluslararası güvenliği etkilediği kaydedildi.

    Yemen'de süregelen çatışma ortamı, İran destekli Husilerin Eylül 2014 tarihinde başkent Sana'yı ve çevresindeki kritik bölgeleri ele geçirmesiyle başlamıştı. Ülkedeki meşru yönetimin kontrolü kaybetmesi üzerine Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri Mart 2015 itibarıyla müdahalede bulunarak Yemen hükümetine destek vermeye başladı. O tarihten bu yana süren iç savaş ve askeri kamplaşma, bölgesel aktörlerin müdahaleleriyle karmaşık bir hal almayı sürdürüyor.

    Bölgedeki son askeri hareketlilik ise Eylül ayında Kızıldeniz kıyısında yer alan Hudeyde vilayetinden Taiz yönüne doğru başlatılan saldırılarla yeniden tırmandı. Husi güçlerinin stratejik Babulmendeb Boğazı'na doğru ilerleme kaydetmesi, dağlık Taiz bölgesinde çatışmaları alevlendirdi. Askeri uzmanların denetiminde gerçekleştiği öne sürülen bu hamleler, bölgedeki stratejik noktaların kontrolü için yürütülen çatışmaların şiddetini daha da artırdı.

    İçişleri Bakanı Haydan'ın açıklamaları, Yemen krizinde taraf olan bölgesel güçlerin askeri varlığına ilişkin tartışmaları yeniden tetikledi. Hükümet kanadı, yabancı uzmanların varlığının kanıtlanmasıyla birlikte uluslararası toplumun konuya müdahil olması gerektiğini ifade ediyor. Husilerin kontrolündeki alanlarda yürütülen bu askeri koordinasyonun engellenmesi amacıyla güvenlik tedbirlerinin artırılması talep ediliyor. Saha raporları, bölgedeki gerilimin önümüzdeki süreçte de devam edeceğine işaret ediyor.

    Yemen hükümeti, İranlı 21 uzmanın Husileri yönettiğini açıkladı — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    Yemen'deki 21 yabancı uzmanın varlığı, vekalet savaşlarının doğrudan askeri müdahaleye dönüştüğünü gösteriyor. İran Devrim Muhafızları'ndan 14 ve Hizbullah'tan 7 uzmanın füze ile İHA teknolojisini yönetmesi, sahadaki çatışmanın teknik kapasitesini radikal biçimde yükseltiyor. Bu durum Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'nı kullanan uluslararası deniz taşımacılığı şirketleri için doğrudan bir güvenlik krizine yol açıyor. Yabancı askeri danışmanların sahadaki varlığı devam ettiği sürece, Mart 2015'ten bu yana süren koalisyon müdahalesinin askeri bir çözüme ulaşması imkansız hale gelecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler