PİYASA
Dünya

ABD Kara Kuvvetleri Javelin füzeleri için 215 milyon dolarlık sözleşme imzaladı

ABD Kara Kuvvetleri Javelin füzeleri için 215 milyon dolarlık sözleşme imzaladı Fotoğraf: Lance Cpl. Jacob Wilson · Kamu malı · Wikimedia Commons

Özet

ABD Kara Kuvvetleri, Javelin tanksavar sistemleri için Lockheed Martin ve Raytheon ortaklığına 215 milyon dolarlık üretim anlaşması verdi. Yeni dönemde üretilecek komuta ve fırlatma birimleri ağırlık ve boyut açısından ciddi oranda küçülecek.

Öne çıkanlar

  • Sözleşmenin toplam bedeli 215 milyon dolar olarak açıklandı.
  • Yeni LWCLU birimleri yüzde 25 daha hafif ve yüzde 30 daha küçük üretiliyor.
  • Geliştirilen sistem önceki modellere kıyasla iki kat daha yüksek hedef tespit kapasitesi sunuyor.

Haberin Detayı

Askeri alandaki modernizasyon çalışmalarını sürdüren ABD Kara Kuvvetleri, envanterinde bulunan tanksavar kapasitesini artırmak adına yeni bir adım attı. Bu kapsamda Raytheon ve Lockheed Martin şirketlerinin ortak girişimine, Javelin füze sistemlerinin yenilenmesi amacıyla 215 milyon dolarlık resmi bir bütçe aktarıldı. Yapılan anlaşma çerçevesinde, sahada görev yapan birliklerin yükünü hafifletecek teknolojik güncellemelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Fotoğraf: Lance Cpl. Jonathan Willcox · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons

İmzalanan anlaşmanın en dikkat çekici unsuru, LWCLU adı verilen komuta ve fırlatma birimlerinin fiziksel özelliklerindeki değişim oldu. Geliştirilen yeni nesil donanım, önceki sürümlere kıyasla yüzde 25 oranında hafifletilirken hacim olarak da yüzde 30 küçültüldü. Bu boyut ve ağırlık avantajı sayesinde askerlerin intikal hızının artması ve operasyonel esneklik kazanması bekleniyor.

Boyutlarındaki küçülmeye rağmen donanım tarafında kapasite artışına gidilmesi projeyi öne çıkaran bir diğer detay oldu. Yeni sistem, eskiye kıyasla iki kat daha yüksek hedef tespit ve tanıma başarısı göstererek askerî personele kritik bir avantaj sağlıyor. Ayrıca bu birimlerin, Javelin ailesinin halihazırdaki bütün füze varyantlarıyla tam uyumlu çalışabildiği belirtiliyor.

Üretim hattından çıkan ilk parti teslimatların halihazırda ABD Kara Kuvvetlerine ulaştırıldığı ifade edildi. Sahadaki birliklerin yeni ekipmanları test etmeye başladığı ve operasyonel geri bildirimlerin toplandığı öğrenildi. Savunma sanayiinde hafifleme ve yüksek performans odaklı bu tür projelerin, gelecekteki tedarik süreçlerine de yön vermesi öngörülüyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Ordu envanterindeki taşınabilir tanksavar teknolojilerinin ağırlık merkezini değiştiren bu adım, piyade birliklerinin mobilite ihtiyacını doğrudan karşılıyor. Önceki nesil ağır donanımlarla kıyaslandığında yüzde 25 hafifleme, zorlu arazi koşullarında görev yapan askerlerin intikal süresini doğrudan kısaltacaktır. 215 milyon dolarlık bütçenin teknolojik verimliliğe dönüştüğü bu süreç, savunma devlerinin ortak üretim modellerinin hız kazandığını gösteriyor. Gelecekte benzer hafifletme projelerinin diğer füze ailelerine de uyarlanması kaçınılmaz bir yönelim olacaktır.

Kaynak: ssbulten.com.tr Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Teknoloji
• ShiftDelete

Türkiye'nin S-400 tercihi nedeniyle programdan çıkarılmasıyla ABD'de kalan 6 adet F-35A uçağının geleceği belirsizliğini koruyor. Aynı savunma sistemine sahip Hindistan'ın Amerikan uçaklarıyla tatbikat yapması ise savunma politikalarındaki çifte standart tartışmalarını alevlendirdi.

  • Türkiye programdan çıkarılırken ABD'de kalan 6 adet F-35A depolarda tutuluyor.
  • Türkiye projeye ortak olarak katılmış ve yaklaşık 1,4 milyar dolar ödeme yapmıştı.
  • Hindistan'ın S-400 kullanmasına rağmen F-35 tatbikatına katılması soru işaretleri yarattı.

Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçakları programından çıkarılmasıyla birlikte Washington'da bekletilen uçakların durumu yeniden gündeme geldi. Ankara, 2002 yılında Müşterek Taarruz Uçağı projesine ortak olarak dahil olmuş ve süreç boyunca 100 adet F-35A almayı planlamıştı. Bu kapsamda savunma sanayii şirketleri üretimde rol üstlenirken Türkiye toplamda yaklaşık 1,4 milyar dolarlık ödeme gerçekleştirdi.

Ancak Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerinin tedarik edilmesi iki ülke arasında kriz çıkardı. Temmuz 2019 tarihinde ABD yönetimi Türkiye'yi programdan resmi olarak çıkardı. Türk pilotların eğitimi için üretilen ve test aşamasında kullanılan 6 adet F-35A savaş uçağı ise ABD'deki depolarına çekilerek teslim edilmedi.

Washington yönetimi bu kararın arkasındaki temel gerekçe olarak S-400 radarlarının F-35 uçaklarının düşük görünürlük verilerini toplayabilme riskini gösterdi. Siyasi krizin ardından Aralık 2020'de Savunma Sanayii Başkanlığına CAATSA yaptırımları uygulandı. Ayrıca 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın 1245. maddesi, S-400 meselesi çözülmeden uçakların transferini yasal olarak engelliyor.

Tartışmaları alevlendiren son gelişme, Hindistan'da düzenlenen Tarang Shakti 2026 tatbikatına ABD'ye ait F-35A uçaklarının katılması oldu. Benzer şekilde Rus hava savunma sistemine sahip olan Hindistan'ın bu tatbikatta yer alması, uygulanan politikaların tutarlılığı konusunda soru işaretleri doğurdu. Öte yandan Hint personelinin uçaklara erişiminin sıkı güvenlik tedbirleriyle sınırlandırıldığı bildirildi.

Yaşanan bu süreç sadece geçmişteki yatırımları değil, Türkiye'nin uzun vadeli hava gücü stratejisini de etkiliyor. Düşük görünürlük ve gelişmiş sensör kabiliyetlerine sahip bu uçakların yokluğunda, Türkiye bir yandan milli muharip uçak KAAN projesiyle dışa bağımlılığı azaltmayı ve kendi teknolojisini geliştirmeyi hedefliyor.

AI YORUMU

S-400 ve F-35 ikilemi, yalnızca teknik güvenlik endişelerinden ibaret olmayıp iki ülke arasındaki stratejik dengelerin somut bir yansımasıdır. Türkiye'nin projeye yaptığı 1,4 milyar dolarlık ödemenin karşılığını alamaması ve uçakların ABD hangarlarında bekletilmesi, savunma sanayiinde tedarik güvenliğinin ne denli kırılgan olabileceğini gösteriyor. Benzer sistemleri kullanan diğer ülkelerle kurulan farklı ilişkiler göz önüne alındığında, Ankara'nın kendi savaş uçağı projesi olan KAAN'a yönelmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu durum, yerli üretim hamlelerinin hızlandırılmaması durumunda dışa bağımlılığın operasyonel kabiliyetleri doğrudan riske atacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

Dünya
• Yeni Şafak
Tom Barrack: Yemen'e ABD kara birlikleriyle girmek anlamsız
Fotoğraf: Yeni Şafak

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Washington yönetiminin Yemen'deki Husilere yönelik kara müdahalesini doğru bulmadığını açıkladı. Doha'daki Küresel Güvenlik Forumu'nda konuşan Barrack, bölge ülkelerinin kendi güvenlik çözümlerini üretmesi gerektiğini vurguladı.

  • Tom Barrack, ABD'nin Yemen'e kara müdahalesinin anlamsız göründüğünü belirtti.
  • Büyükelçi, Washington'un geçmişte 23 farklı rejim değişikliği girişiminde bulunduğunu açıkladı.
  • İran ile müzakerelerde İslamabad mutabakatının yeni bir temel oluşturabileceği ifade edildi.

Washington'un Suudi Arabistan'a lojistik destek sunduğunu belirten Barrack, Yemen sahasındaki Husilere karşı ABD'nin kara birlikleriyle operasyon düzenlemesinin mantıklı olmadığını dile getirdi.

Bölgesel krizlerin çözümünde Washington'a odaklanmak yerine yerel iş birliklerinin kurulması gerektiğini savunan Barrack, ABD'nin ortaklarını arkasında bırakmadığını ancak her çatışmayı tek başına bitiremeyeceğini kaydetti. Suudi Arabistan, Husiler ve arabulucuların masaya oturmasının diplomatik anlamda daha güçlü bir alternatif sunduğunu aktardı.

Tahran ile Washington arasındaki gerilim başlığında ise Beyaz Saray'ın askeri tırmanış yerine barışçıl bir anlaşma aradığını ifade etti. Başkan Donald Trump'ın müzakere masasına açık olduğunu söyleyen diplomat, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile yaşanan güven krizinin uzlaşma önündeki en büyük engel olmayı sürdürdüğünü ekledi.

Geçmişteki askeri hamleleri eleştiren Barrack, ABD'nin daha geniş coğrafyada 23 kez rejim değişikliği denediğini ve her müdahalenin hata olarak sonuçlandığını dile getirdi. İsrail ile yürütülen operasyonların nükleer tehdidi engellemek amacıyla başladığını vurgulayan diplomat, ortaya çıkan tablonun istenmeyen sonuçlar doğurduğunu belirtti.

AI YORUMU

Büyükelçi Barrack'ın açıklamaları, Washington'un Ortadoğu'daki askeri angajmanlarını doğrudan sınırlandırma arayışında olduğunu net biçimde gösteriyor. 23 farklı rejim değişikliği girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmesi, ABD dış politikasında diplomatik ağırlıklı yeni bir dönemin sinyallerini veriyor. Bölgesel aktörlerin kendi güvenlik mimarilerini kurması gerektiği tezi, özellikle Körfez ülkeleri ile İran arasındaki dengeleri tamamen değiştirebilir. Diplomatik kanalların tıkanması durumunda ise Yemen ve çevresindeki lojistik krizlerin kronikleşmesi kaçınılmaz görünüyor.

Kaynak: Yeni Şafak Haberin tam sayfası →

Dünya
• CNN Türk
Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya erken seçimler öncesinde destek verdi
Fotoğraf: CNN Türk

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ekim seçimleri yaklaşırken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Trump, Netanyahu'nun süreçten zaferle çıkacağını savunarak kendisine övgüler dizdi.

  • ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya erken seçimler öncesinde açık destek açıkladı.
  • Görüşmede Netanyahu'nun haksız muameleye maruz kaldığını savunan Trump, onu gerçek bir savaşçı olarak nitelendirdi.
  • İsrail'de 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimler öncesinde anketler Netanyahu ile muhalefet arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor.

İsrail'de 27 Ekim tarihinde yapılması planlanan erken seçimler siyasi arenada hareketliliği artırırken, ABD Başkanı Donald Trump'tan Binyamin Netanyahu'ya açık destek mesajı geldi. Trump, İsrail Başbakanı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde seçimlerden büyük bir zaferle ayrılacağına olan inancını dile getirdi. Netanyahu'ya hitaben yanında görmek istediği liderin kendisi olduğunu belirten ABD Başkanı, ikili ilişkilerin güçlü seyrine vurgu yaptı.

Görüşme sırasında Netanyahu'ya yönelik övgülerini sürdüren Trump, İsrail liderinin kendi ülkesinde ve uluslararası alanda haksız muameleye uğradığını savundu. Netanyahu'yu gerçek bir savaşçı olarak tanımlayan Trump, bu durumun yakında kanıtlanacağını ifade etti. Netanyahu ise bu desteğe teşekkür ederek iki ülke arasındaki ittifakın geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyük başarılara imza atacağını belirtti.

İsrail Başbakanı, Trump'ı özgür dünyanın lideri ve ülkesinin Beyaz Saray'daki en büyük dostu olarak nitelendirdi. İki ismin ortaklaşa yürüteceği daha çok iş olduğunu belirten Netanyahu'nun sözleri, bölgede İran'a yönelik olası askeri adımların yeniden değerlendirilmesine yol açtı. Bu açıklamaların, İsrail iç siyasetindeki dengeleri nasıl etkileyeceği siyasi gözlemciler tarafından yakından izleniyor.

Erken seçimlere sayılı günler kala yapılan bu görüşme, İsrail'deki siyasi rekabetin en üst seviyeye ulaştığı bir dönemde gerçekleşti. Trump'ın verdiği bu stratejik desteğin sandık sonuçlarına nasıl yansıyacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

AI YORUMU

Donald Trump'ın doğrudan müdahalesi, İsrail iç siyasetindeki dengeleri sarsarak muhalefet bloku karşısında Netanyahu'ya moral üstünlük kazandırabilir. Anketlerin başa baş gittiği bu kritik eşikte dışarıdan gelen bu destek, milliyetçi seçmen tabanını konsolide etme potansiyeli taşıyor. Eğer muhalefet lideri Gadi Eisenkot bu hamleye karşı ekonomik ve sosyal konuları öne çıkaran bir kampanya yürütemezse, seçim dengeleri kabine lehine dönebilir. Bu durum, iki ülke arasındaki askeri ve stratejik koordinasyonun önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

Dünya
• وكالة الانباء العراقية (واع)
ABD Temsilcisi Barrack, İran ile barış ve Hürmüz Boğazı hamlesini duyurdu
Fotoğraf: وكالة الانباء العراقية (واع)

Washington yönetimi, Tahran ile ilişkilerde yeni bir sayfa açarak bölgedeki gerilimi düşürmeyi planlıyor. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, stratejik su yolunun yeniden ulaşıma açılmasının hedeflendiğini belirtti.

  • Tom Barrack, Trump yönetiminin İran ile barış hedeflediğini açıkladı.
  • Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılması planlanıyor.
  • Bölgesel gerilimi azaltmak için diplomatik adımların atılması öngörülüyor.

Küresel enerji nakil hatlarının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı için Washington'dan yeni bir diplomatik sinyal geldi. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, bölgesel istikrarı sağlamak amacıyla Tahran hattında yürütülen stratejik planları paylaştı. Açıklanan yeni vizyonda, iki ülke arasındaki tansiyonun düşürülmesi ve diplomatik kanalların işletilmesi öncelikli başlıklar arasında yer aldı.

Yapılan açıklamaların merkezinde, deniz ticaretinin güvenliği ve enerji akışının kesintisiz sürmesi yer alıyor. Uzun süredir askeri ve siyasi gerilimlerin eksik olmadığı bölgede, su yolunun tam kapasiteyle faaliyete geçmesi küresel piyasalar açısından büyük önem taşıyan bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Washington tarafı, çatışma ortamı yerine uzlaşı zeminini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Diplomatik temasların artmasıyla birlikte, taraflar arasında yıllardır süren tıkanıklıkların aşılması için yeni bir zemin doğabilir. Özellikle ticaret gemilerinin güvenli geçişini sağlayacak uluslararası düzenlemelerin hayata geçirilmesi bekleniyor. Bu süreç, bölgedeki ekonomik hareketliliğin yanı sıra akaryakıt fiyatları üzerinde de doğrudan belirleyici olacak.

Gözlemciler, açıklanan hedeflerin fiiliyata dökülmesinin uzun soluklu müzakereler gerektireceğini ifade ediyor. Taraflar arasındaki güvensizlik duvarının aşılması, atılacak somut adımların hızına ve karşılıklı güven mekanizmalarının işletilmesine bağlı bulunuyor. Önümüzdeki dönemde diplomatik trafiğin yoğunlaşması bekleniyor.

AI YORUMU

Washington'ın diplomatik kanalları yeniden açma girişimi, bölgesel ticaret rotalarındaki riskleri minimuma indirmeyi amaçlıyor. Hürmüz Boğazı gibi kritik bir geçiş noktasının güvenliğe kavuşması, enerji ithalatçısı ülkeler için maliyetleri doğrudan düşürecek bir etken oluşturuyor. Ancak tarafların geçmişteki güvensizlikleri göz önüne alındığında, bu niyet beyanının sahada karşılık bulması uzun vadeli ve sabırlı bir müzakere sürecini zorunlu kılıyor.

Kaynak: وكالة الانباء العراقية (واع) Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…