Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
2026 Küresel Emeklilik Endeksi açıklandı: Türkiye son sırada
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: ehnmark · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons
Özet
Marsh CFA Enstitüsü tarafından yayımlanan 2026 Küresel Emeklilik Endeksi, dünya nüfusunun yüzde 66'sını kapsayan 55 sistemi değerlendirdi. Araştırma sonucunda Türkiye, incelenen 19 Avrupa ülkesi arasında son sırada yer aldı.
Öne çıkanlar
Türkiye, 19 Avrupa ülkesi arasında gelir ve sürdürülebilirlikte en düşük puanı aldı.
Hollanda 100 üzerinden 85,8 puan alarak listede dördüncü kez birinci oldu.
Raporda emeklilik yaşının ortalama yaşam beklentisine endekslenmesi öneriliyor.
Haberin Detayı
Dünya genelinde artan yaşam süresi ve düşen doğum oranları, sosyal güvenlik sistemlerini mali açıdan zorlamaya devam ediyor. Marsh CFA Enstitüsü tarafından hazırlanan 2026 Küresel Emeklilik Endeksi, dünya nüfusunun yüzde 66'sını temsil eden elli beş emeklilik sistemini masaya yatırdı.
Yayımlanan raporda sistemler gelir yeterliliği, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik kriterleri üzerinden incelendi.
Türkiye; emekli maaşlarının yeterliliği, finansman yapısı ve sistemin uzun vadeli sürdürülebilirliği başlıklarında Avrupa'daki en düşük puanları topladı. Aktif çalışanların primleriyle mevcut maaşların ödendiği dağıtım esaslı modellerdeki demografik bozulma mali dengeleri sarsıyor.
Endekste yüz üzerinden seksen beş virgül sekiz puan elde eden Hollanda dördüncü defa zirveye yerleşti. Hollanda'nın bu başarısında devlet emekliliğinin yanı sıra yaygın işyeri emeklilik planları ile yatırım fonlarının varlığı etkili oldu.
Avrupa'daki diğer ülkelerde ise farklı tablolar dikkat çekiyor; İspanya gelir yeterliliğinde seksen üç puana ulaşırken sürdürülebilirlikte otuz üç puanda kaldı. Fransa ise yeterlilikte seksen beş puan almasına rağmen sürdürülebilirlik kriterinde kırk dokuz virgül üç puan elde etti.
Uzmanlar sistemin dengesini koruması için emeklilik yaşının yaşam beklentisine bağlanmasını ve çalışma süresinin uzatılmasını öneriyor. Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel de iki bin otuz bir sonrasında benzer bir uygulamanın değerlendirilebileceğini belirtti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sosyal güvenlik harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisindeki payı ve demografik dönüşüm hızı dikkate alındığında, mevcut prim toplama mekanizmalarının sürdürülebilirliği sorgulanmaktadır. Hollanda'nın seksen beş virgül sekiz puanlık performansına karşılık Türkiye'nin Avrupa ortalamasının gerisinde kalması, fon çeşitliliğinin ne denli eksik olduğunu göstermektedir. Yapısal reformların ötelenmesi durumunda çalışanların emeklilik dönemindeki refah kaybı derinleşecektir. Otomatik katılım ve özel tasarruflarla desteklenmeyen kamu modelleri, önümüzdeki yıllarda daha sert bütçe kısıtlamalarına yol açabilir.
Kaynak:
Sözcü Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Piyasa katılımcıları anketindeki öngörüler doğrultusunda, yıl sonuna kadar oluşacak enflasyon farkıyla emekli maaşlarına yüzde 11,11 oranında zam yapılması bekleniyor. Temmuz ve eylül ayları arasındaki ilk üç aylık dönemde yüzde 5,56'lık artış şimdiden kesinleşti.
Temmuz-eylül döneminde yüzde 5,56'lık zam oranı kesinleşti.
Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63 olarak açıklandı.
En düşük emekli maaşı 23.552 TL'den 26.168 TL'ye çıkacak.
Milyonlarca SSK ve Bağ-Kur emeklisinin gözü kulağı önümüzdeki ocak ayında maaşlara yansıyacak resmi artış oranına çevrilmiş durumda. Yılın ikinci yarısının ilk üç aylık dilimini kapsayan temmuz, ağustos ve eylül aylarına ait tüketici enflasyonu verileri yüzde 5,56 olarak açıklandı. Böylece emekliler yılın başında alacakları zam oranının ilk kısmını şimdiden ceplerine koymuş oldu.
Geriye kalan ekim, kasım ve aralık aylarındaki fiyat artışlarının ne yönde seereceği ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan Piyasa Katılımcıları Anketi ile netleşmeye başladı. Anket sonuçlarına göre yıl sonu tüketici enflasyonunun yüzde 29,63 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Bu oran, temmuz ve aralık aylarını kapsayan altı aylık dönemin toplam enflasyon farkının yüzde 11,11 olacağını ortaya koyuyor.
Piyasa beklentilerinin bu şekilde gerçekleşmesi halinde, hesaplanan zam oranı doğrudan taban aylıklara da yansıtılacak. Hâlihazırda 23 bin 552 Türk Lirası olarak ödenen en düşük emekli maaşı, yüzde 11,11'lik artışla birlikte 2 bin 616 Türk Lirası tutarında bir prim alarak 26 bin 168 Türk Lirası seviyesine yükselecek.
Ocak ayında yapılacak resmi düzenlemenin ve taban aylık eşiğine dair nihai kararın, aralık ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının hemen ardından kesinlik kazanması bekleniyor. Emekliler, yılın son çeyreğindeki ekonomik göstergeleri yakından izleyerek nihai gelir artışlarını bekliyor.
AI YORUMU
Emekli maaşlarındaki artış beklentileri, enflasyonla mücadele sürecinde alım gücünün korunması açısından doğrudan taban aylık seviyesine odaklanmayı zorunlu kılıyor. Yüzde 11,11 olarak hesaplanan altı aylık zam oranı, özellikle 23.552 TL olan mevcut en düşük sınırın 26.168 TL'ye yükselmesini öngörüyor. Sabit gelirli kesimin geçim koşulları hesaba katıldığında, açıklanan bu oranların piyasa gerçekliğiyle ne ölçüde örtüştüğü ocak ayındaki nihai rakamlarla test edilecek. Yıl sonu enflasyon hedefi tutmazsa, öngörülen taban maaş senaryosunda da rakamsal sapmalar kaçınılmaz olacaktır.
Avrupa genelindeki doğal gaz maliyetleri, 2022 dönemindeki zirve noktasına ulaştı. Bölge genelinde enerji piyasaları yeni bir fiyat dalgalanmasıyla karşı karşıya kalırken, artışın tüketiciye ve sanayiye yansımaları yakından izleniyor.
Avrupa enerji piyasalarında doğal gaz fiyatları 2022 zirvesini yeniden gördü.
Fiyat artışları bölge genelinde ekonomik dengeleri zorlamaya başladı.
Enerji maliyetlerindeki yükselişin sektörel etkileri değerlendiriliyor.
Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar Avrupa kıtasını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Son dönemde kaydedilen verilere göre, kıta genelindeki doğal gaz fiyatları 2022 yılındaki en yüksek seviyelerine tırmandı. Bu durum, enerji arzı ve maliyetleri konusunda geçmişteki endişelerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Piyasalardaki bu hareketlilik, özellikle sanayi üretimini ve konut ısınma masraflarını doğrudan tehdit ediyor. Ülkeler arası enerji ticaretinde yaşanan dengesizlikler ve stoklama süreçlerindeki maliyet artışları, birim fiyatların yukarı yönlü ivme kazanmasında etkili oldu. Uzmanlar, tedarik zincirindeki kırılganlıkların fiyat dalgalanmalarını tetiklediğini belirtiyor.
Tüketiciler ve üreticiler açısından ek maliyet yükü getiren bu durum, enflasyon baskısını da artırabilecek nitelikte. Özellikle sanayi tesislerinin artan enerji giderleriyle nasıl başa çıkacağı sorusu, ekonomi yönetimlerinin masasında yer alıyor. Alternatif enerji kaynaklarına yönelim hız kazanırken, kısa vadede gaz fiyatlarındaki yüksek seyrin sürmesi bekleniyor.
Hükümetler ve ilgili kurumlar olası kriz senaryolarına karşı hazırlık yaparken, depolama tesislerindeki doluluk oranları da titizlikle izleniyor. Önümüzdeki dönemin piyasa koşulları, enerji maliyetlerinin seyrini belirlemede ana unsurlar arasında bulunuyor.
AI YORUMU
Enerji piyasalarındaki bu maliyet artışı, sanayi üreticileri ve hanehalkı bütçeleri için doğrudan bir risk unsuru oluşturuyor. 2022 dönemindeki tepe noktasına yeniden ulaşılması, tedarik zincirindeki yapısal sorunların hâlâ çözülemediğini gösteriyor. Eğer fiyatlar bu seviyelerde kalmaya devam ederse, üretim maliyetleri tüketici ürünlerine zam olarak yansıyacaktır.
Visual Capitalist tarafından hazırlanan yeni bir araştırmada, Avrupa kıtasındaki kırk iki ülkenin borsa değerine göre en büyük şirketleri listelendi. Türkiye adına sıralamaya dahil olan ASELSAN, otuz bir milyar doları aşan piyasa değeriyle yirminci basamakta yer aldı. Listenin zirvesinde ise çip teknolojilerinde öncü olan Hollanda merkezli ASML bulunuyor.
ASELSAN otuz bir virgül kırk üç milyar dolar piyasa değeriyle yirminci sırada yer aldı.
Hollandalı çip makinesi üreticisi ASML, altı yüz yetmiş milyar dolarla zirveye oturdu.
Araştırma kırk iki Avrupa ülkesinden borsadaki en yüksek değere sahip şirketleri kapsıyor.
Küresel finans ve ekonomi analizleriyle bilinen Visual Capitalist platformu, Avrupa coğrafyasındaki ülkelerin borsa piyasalarında en yüksek değere sahip olan dev kuruluşlarını bir araya getiren kapsamlı bir çalışma yayımladı. Hazırlanan bu özel listede Türkiye'yi savunma sanayi alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen ASELSAN temsil etti.
Eylül ayının son günlerine ait piyasa verilerinin baz alındığı bu çalışmada şirketlerin genel merkezlerinin bulunduğu ülkeler esas alındı. Buna göre savunma teknolojilerindeki gücüyle öne çıkan Türk şirketi, otuz bir virgül kırk üç milyar dolarlık piyasa büyüklüğüyle kıta genelindeki sıralamada yirminci basamağa adını yazdırdı.
Kıta genelindeki liderlik yarışında ise teknoloji üreticileri ve finans devleri dikkat çekti. Çip üretim süreçlerinde hayati önem taşıyan makineler geliştiren Hollanda menşeli ASML, altı yüz yetmiş milyar doları aşan devasa piyasa değeriyle listenin ilk sırasında konumlandı.
Listenin üst sıralarında finans ve sağlık sektörlerinin ağırlığı göze çarptı. Birleşik Krallık'tan HSBC üç yüz kırk iki milyar doların üzerindeki değeriyle ikinciliği elde ederken, İsviçreli ilaç devi Roche ise hemen ardından üçüncü sırada yer aldı. Genel tablo incelendiğinde bankacılık, sigortacılık ve yatırım alanındaki kuruluşların on sekiz ülkede liderliği elinde tuttuğu görüldü.
AI YORUMU
Bu tür kıtasal araştırmalar, yerli endüstriyel devlerin uluslararası finans çevrelerindeki ağırlığını somut bir şekilde gözler önüne sermesi açısından değerlidir. Gelişmiş ekonomilerin devasa teknoloji ve finans kuruluşlarıyla aynı listede yer almak, savunma alanındaki kabiliyetlerin ekonomik karşılığını da netleştiriyor. Önümüzdeki dönemde bu tür küresel endekslerde daha fazla Türk şirketinin üst sıralara tırmanması, ülkenin sermaye piyasalarının derinliği adına kritik bir eşik olacaktır.
HDBank, tarım ve üretim sektöründeki bireysel borçlular ile mikro işletmeler için faiz oranlarında yıllık yüzde 1,5 indirim sağladı. Banka, bu kapsamda ek 5.000 milyar VND tutarında finansal kaynak tahsis ettiğini duyurdu.
HDBank, bireysel ve mikro işletme kredileri için 5.000 milyar VND kaynak ayırdı.
Üretim ve tarım borçlanmalarında yıllık yüzde 1,5 oranında faiz indirimi uygulanıyor.
Mevduat faiz oranlarında da yıllık yüzde 0,5 oranında aşağı yönlü düzenleme yapıldı.
Ticari bankacılık sektöründe atılan son adımlar kapsamında HDBank, bireysel müşteriler ile mikro işletmelerin finansal yükünü hafifletmek amacıyla yeni bir kredi programı başlattı. Daha önce ekim ayında duyurulan 10.000 milyar VND tutarındaki paketin ardından devreye alınan bu yeni adım, üretim, tarımsal kalkınma ve ticari faaliyetleri finanse etmeyi hedefliyor. Kurum, tahsis ettiği ek 5.000 milyar VND ile toplamda 15.000 milyar VND büyüklüğünde bir ekonomik destek hacmine ulaştı.
Uygulanan program çerçevesinde, ülke genelinde tarım ve işletme alanında borçlanan hak sahibi müşterilere yıllık yüzde 1,5 oranında faiz indirimi yansıtılacak. Sağlanan bu tercihli sermaye imkanı, borçluların maliyet baskısını azaltarak yatırımlarını daha güvenli planlamalarına olanak tanıyor. Böylece fonların verimli kullanılması ve sermaye ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanıyor.
Kredi maliyetlerindeki indirimin yanı sıra banka, mevduat faiz oranlarında da yıllık yüzde 0,5 oranında düşüş gerçekleştirdi. Bu düzenleme, genel borçlanma maliyetlerinin aşağı çekilmesi yönündeki politika yönergeleriyle uyumlu bir adım olarak öne çıkıyor. Sİstem genelindeki tüm birimleri kapsayan bu süreçte katılımcıların, belirlenen kredi geçmişi ve ödeme şartlarını sağlaması gerekiyor.
Gerçekleştirilen bu iki aşamalı kredi paketi ve faiz ayarlamaları, yetkili mercilerin sermayeyi öncelikli sektörlere yönlendirme hedefleriyle paralel ilerliyor. HDBank yönetimi, sağlanan ek kaynaklar sayesinde ekonomik hareketliliğin artmasını, gelir düzeyinin yükselmesini ve istihdam olanaklarının desteklenmesini hedefliyor.
AI YORUMU
Bankaların faiz oranlarında yaptığı bu tür aşağı yönlü revizyonlar, daralma eğilimindeki mikro işletmelerin nakit akışını doğrudan rahatlatıyor. Tahsis edilen 5.000 milyar VND tutarındaki ek kaynak, özellikle tarımsal üretim ve küçük ölçekli ticari faaliyetler yürüten kesimler için maliyet avantajı yaratıyor. Mevduat oranlarındaki yüzde 0,5'lik geri çekilme ile birlikte düşünüldüğünde, bu hamle fonlama maliyetlerini dengelemeyi amaçlıyor. Benzer ölçekteki diğer finans kurumlarının da benzer faiz indirimlerine gitmemesi durumunda, bu paket HDBank müşterileri için rekabetçi bir avantaj doğuracaktır.