Yunanistan'da Askeri Boru Hattından Petrol Vurgunu Davası Sonuçlandı
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: CNN Türk
Özet
Komşu ülke Yunanistan'da, orduya ait bir boru hattından yüz binlerce litre akaryakıt sızdıran eski bir askeri personele hapis cezası verildi. Selanik kentindeki olay, kaçakçılıkta kullanılan bir aracın kaza yapması sonucu gün yüzüne çıktı. Hüküm öncesi duruşmadan ayrılan fail kayıplara karıştı.
Öne çıkanlar
Eski astsubay Selanik İstinaf Mahkemesi tarafından 5 yıl hapse mahkum edildi.
Boru hattından toplamda 300 bin litre petrol çalındığı tespit edildi.
Olayla bağlantılı diğer 4 kişiye de farklı hapis cezaları verildi.
Haberin Detayı
Yunan Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yaşanan ve uzun süredir mahkeme salonlarında görüşülen skandal bir akaryakıt hırsızlığı dosyası karara bağlandı. Selanik bölgesindeki Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait stratejik petrol iletim hattının korunmasıyla görevli olan eski bir astsubay, mahkeme huzuruna çıkarıldı. Yargılamanın sonucunda, sanığın devlete ait tesisten on binlerce litre yakıtı organize şekilde kaçırdığı kanıtlandı.
Gerçekleştirilen yasa dışı faaliyetlerin geçmişi 2013 ile 2014 yıllarındaki döneme dayanıyor. Söz konusu beş ayrı hırsızlık vakası, tesadüfi bir kaza sayesinde anlaşılabildi. Akaryakıt taşıyan şüpheli araçlardan birinin su kanalına devrilmesi, askeri birimlerin ve güvenlik güçlerinin dikkatini çekti ve kapsamlı bir soruşturmanın fitilini ateşledi.
Yürütülen soruşturma dosyası derinleştirildikçe, vurgunun büyüklüğü ve suç ortaklarının ağı ortaya çıkarıldı. Mahkeme heyeti, ana fail konumundaki eski astsubaya beş yıl hapis cezası verirken, bu operasyona destek sağladığı belirlenen dört kişiye de çeşitli hapis cezaları kestİ. Duruşma salonunda son kez savunma yapan eski askerin suçlamaları reddederek beraatini istediği bildirildi.
Ancak mahkemenin nihai kararı açıklamasına kısa bir süre kala, sanığın duruşma salonundan ayrılarak izini kaybettirdiği kaydedildi. Güvenlik güçleri firari durumdaki eski askeri yakalamak amacıyla geniş çaplı arama faaliyetleri başlattı. Bu olay, Yunan ordusunda son dönemde artış gösteren disiplinsizlik ve suç vakalarını yeniden kamuoyunun merkezi haline getirdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Bu tür olaylar, sadece mali bir kayıp anlamına gelmiyor; aynı zamanda kritik kurumsal yapılardaki denetim mekanizmalarının ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor. Son haftalarda ordu mensuplarının karıştığı kripto para şebekesi gibi farklı skandalların da ortaya çıkması, güvenlik bürokrasisinde iç denetimlerin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Adalet mekanizmasının işlerliği kadar, kaçan şahsın bir an önce yakalanması kurumların güvenilirliği açısından hayati önem taşıyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
ABD askeri müdahalesiyle alıkonularak New York'a götürülen Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in yargılanma süreci devam ediyor. Duruşmada hakkındaki işkence ve uyuşturucu kaçakçılığı iddialarını reddeden Maduro'nun oğlu Nicolas Maduro Guerra, babasının ve üvey annesinin masum olduğunu belirtti. Soruşturma kapsamındaki bir sonraki duruşmanın 17 Aralık tarihinde yapılması planlanıyor.
Oğul Maduro Guerra, babasının hakkındaki tüm iddiaları reddettiğini ve masum olduğunu söyledi.
Eski lider Maduro ve eşi Cilia Flores, New York'taki cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Mahkeme bir sonraki duruşma tarihi olarak 17 Aralık gününü belirledi.
Amerika Birleşik Devletleri tarafından düzenlenen askeri operasyon sonrasında gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, New York mahkemesinde hakim karşısına çıkarıldı. Çift, suçlamalar arasında yer alan uyuşturucu terörizmi, silah kaçakçılığı ve görev süreleri boyunca bazı kişilere işkence yapılması yönündeki ağır ithamların tamamını reddetti.
Yaşanan hukuki gelişmelerin ardından sosyal medya platformu üzerinden açıklamada bulunan devlet başkanının oğlu Nicolas Maduro Guerra, ailesinin mahkemedeki tutumunu değerlendirdi. Kamuoyunda 'Nicolasito' ismiyle tanınan Guerra, babasının duruşma salonunda kendine güvenen ve kararlı bir tutum sergilediğini dile getirdi.
Guerra yaptığı paylaşımda, babasının kendisine yöneltilen iddiaların önceden kurgulanmış asılsız beyanlardan ibaret olduğunu söylediğini aktardı. Üvey annesi Cilia Flores'in de güçlü bir duruş sergilediğini belirten Guerra, yaşanan bu zorlu dönemin aile ve toplum açısından siyasi ile manevi bir dönüşüm getireceğini savundu.
Daha önce yaptıkları ev hapsi talebi mahkeme heyetince reddedilen Maduro ve Flores çifti, Brooklyn bölgesinde bulunan Metropolitan Gözaltı Merkezinde tutulmaya devam ediyor. Savunma makamının davanın düşürülmesine yönelik sunduğu gerekçeleri inceleyecek olan mahkemenin bir sonraki oturumu 17 Aralık tarihinde gerçekleştirilecek.
AI YORUMU
ABD'nin Venezuela müdahalesi sonrası başlayan bu dava, yalnızca hukuki bir yargılama olmaktan çıkıp uluslararası diplomaside simgesel bir güç gösterisine dönüşmüş durumda. Maduro ailesinin duruşmadaki tavrı ve oğlunun açıklamaları, kamuoyuna direnç mesajı vererek siyasi meşruiyet alanını koruma çabasını gösteriyor. Aralık ayındaki duruşmada savunmanın itirazlarının nasıl değerlendirileceği, davanın seyrini ve Latin Amerika ile ABD arasındaki gerilimin boyutunu doğrudan etkileyecektir.
Yargıtay, evlilik birliği döneminde yaşanılan mülk için eski damadından kira isteyen kayınbabanın talebini reddeden yerel mahkeme kararını onadı. Yüksek mahkeme, taraflar arasında resmi bir kira sözleşmesi bulunmadığına hükmetti.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kira istemini hukuka uygun buldu.
İstanbul'daki dava 2020 yılında açılmıştı.
Mahkeme döviz ve altın alacakları yönünden ise bozma kararı verdi.
İstanbul'da yaşayan bir vatandaşın, kızının eski eşine karşı başlattığı hukuki süreç Yargıtay aşamasından geçti. Davacı taraf, evlilikleri süresince kendisine ait olan konutta ikamet eden damadından geriye dönük beş yıllık kira bedeli talep etmişti.
Aynı dava dilekçesinde, evlilik birliği devam ederken eski damadına elden altın ve döviz cinsinden borç para verdiğini öne süren kayınpeder, bu tutarların da faiziyle birlikte tahsil edilmesini istemişti. Davalı ise iddiaları reddederek aralarında herhangi bir kira akdinin bulunmadığını savundu.
Yerel mahkeme sıfatıyla dosyayı inceleyen Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, hem barınma bedeli hem de borç iddiaları yönünden davanın reddine hükmetti. İstinaf aşamasından da olumlu sonuç alamayan davacı, kararı temyiz ederek Yargıtay'a taşıdı.
Temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira talebiyle ilgili verilen ret kararını yerinde bularak onadı. Kararın gerekçesinde mülkün aile konutu olarak kullanıldığı ve taraflar arasında imzalanmış yazılı bir kira sözleşmesinin mevcut olmadığı vurgulandı.
Öte yandan yüksek mahkeme, altın ve döviz alacaklarına ilişkin uyuşmazlıkta ise yerel mahkeme kararını bozdu. Dosyada damadın el yazısıyla borç miktarını ve alındı ibaresini içeren bir kağıt bulunduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği bu belgenin adi senet niteliği taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerektiği belirtildi.
AI YORUMU
Evlilik birliklerinin sona ermesinin ardından aile içi finansal ilişkilerin yargıya taşınması son derece karmaşık hukuki uyuşmazlıklar doğurabiliyor. Beş yıllık sürede taraflar arasında resmi bir kira kontratı yapılmamış olması, mülk sahibinin sonradan talepte bulunmasını hukuken geçersiz kılıyor. Ancak dosyada yer alan el yazılı belgenin adi senet niteliğiyle yeniden ele alınacak olması, borç alacak ilişkilerinin ispat yükü açısından mahkemelerin titizlikle inceleme yapmasını zorunlu kılıyor.
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 436 sanıklı davanın dördüncü gününde hakim karşısına çıkarak savunmasını tamamladı. Silivri'deki duruşmada iddiaların tümüyle siyasi olduğunu belirten İmamoğlu, suçlamalara karşı rakam vererek yanıt verdi.
Dava Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde 101'inci gününde görülüyor.
İmamoğlu savunmasında iddia edilen meblağların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Silivri'de bulunan Marmara Kapalı Cezaevi'nde devam eden ve 53'ü tutuklu olmak üzere toplam 436 sanığın yargılandığı büyük dava, 101'inci gününde kritik aşamalardan geçiyor. Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ekim ayında başladığı savunmasının dördüncü oturumunu bugün tamamladı.
Konuşmasının başında cezaevinde geçirdiği uzun süreye değinen İmamoğlu, yargı sisteminin geldiği noktayı eleştirdi. 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelere yönelik başlatılan operasyon süreçlerinin Esenyurt ile başladığını hatırlatan İmamoğlu, süreç boyunca yaşananları somut örneklerle eleştirdi.
Savunmasında kendisine yöneltilen mali iddialara da rakam vererek yanıt veren İmamoğlu, başlangıçta 560 milyar olarak konuşulan rakamların daha sonra 160 milyara indirildiğini ve bunların da bakanlık memurları eliyle yanlış hesaplandığını ifade etti. Casusluk ve örgüt üyeliği suçlamalarını reddeden İmamoğlu, delil olarak sunulan fotoğrafların hukuki temelden yoksun olduğunu vurguladı.
Duruşmanın bugünkü oturumunda sanıkların tutukluluk durumlarının gözden geçirilmesi beklenirken, İmamoğlu'nun savunmasının ardından avukatların söz alması öngörülüyor. Yargılama sürecinin ilerleyen aşamalarında tarafların sunumlarıyla devam edeceği kaydediliyor.
AI YORUMU
Yargılamanın bu aşamasında savunma yapılırken paylaşılan rakamsal detaylar ve operasyon süreçlerine dair yapılan eleştiriler, davanın sadece hukuki değil aynı zamanda geniş siyasi yankılar uyandıran bir boyuta sahip olduğunu gösteriyor. İlerleyen günlerde avukatların yapacağı savunmalar ve mahkemenin tutukluluk incelemesi kararları, davanın seyri açısından belirleyici olacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında savunmasına devam eden Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek pusu sistemine karşı kendini korumasını istedi. Silivri'deki duruşmada salonu dolduran kalabalık sık sık sloganlar atarken, dava süreci tüm hızıyla sürüyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülüyor.
İmamoğlu dâhil 53'ü tutuklu toplam 436 sanık yargılanıyor.
Davanın 101'inci gününde salonda yoğun sloganlar atıldı.
İstanbul'da görülen kapsamlı yerel yönetim davasının duruşmaları, Silivri'deki cezaevi kampüsünde yer alan salonda yoğun bir katılımla devam ediyor. Yargılanan yüzlerce isim arasında bulunan Ekrem İmamoğlu, davanın yüz birinci gününde hâkim karşısına çıkarak savunmasına kaldığı yerden devam etti. Salona giriş yaptığı sırada izleyiciler tarafından çeşitli sloganlarla karşılanan İmamoğlu, uzun süredir devam eden hukuki sürecin ülkedeki adalet düzenine olan etkilerini eleştirdi.
Yaptığı uzun savunmada yürütülen yargılamanın siyasi nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, dosyada yer alan iddiaların tamamının siyasi saiklerle hazırlandığını dile getirdi. Toplumun farklı kesimlerine seslenerek son yıllarda atılan adımların muhalefeti hedef aldığını öne sürdü. Bu sürecin ülkenin ortak geleceğine zarar verdiğini belirten sanık, yaşananların hukuki bir temelden uzak olduğunu iddia etti.
Savunmasının ilerleyen bölümlerinde doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunan İmamoğlu, ülke genelinde kurulan bazı düzenlerin tehlikelerine dikkat çekti. Bir hemşehri sıfatıyla yaptığı uyarılarda, yönetim kademelerinde yer alan isimlerin dahi bu mekanizmalardan zarar görebileceğini ifade etti. Türkiye'yi yönetenlerin bu tür olaylardan haberdar olamayabileceğini belirterek çevredeki kurgulara karşı tedbirli olunması gerektiğini kaydetti.
Konuşmasında Mehmet Akif Ersoy'un mısralarına da yer veren İmamoğlu, İstiklal Marşı'ndaki ifadelerin bugünkü ruh haline ışık tuttuğunu söyledi. Mahkeme salonunda bulunan güvenlik görevlileriyle yurttaşlar arasında hiçbir fark olmadığını, kanun önünde herkesin eşit olduğunu vurguladı. Yargı organlarının vereceği kararların gelecekteki toplumsal barış için belirleyici olacağını sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Mart 2025 tarihinden bu yana cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu'nun 436 sanıklı devasa bir dosyada yaptığı bu savunma, sadece hukuki bir savunmanın ötesine geçerek siyasi bir manifestoya dönüşüyor. 53 tutuklu sanığın bulunduğu bu tür kilit davalar, Türkiye'deki adalet mekanizmalarının işleyişine dair tartışmaları derinleştirirken taraflar arasındaki söylem sertleşiyor. Önümüzdeki duruşmalarda mahkeme heyetinin vereceği ara kararlar, hem davanın seyrini hem de ülkedeki siyasi tansiyonun yönünü doğrudan tayin edecek.