Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Varto jeotermal enerji projesine sekiz ay sonra yanıt verildi
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: İlke TV
Özet
Muş Varto'da planlanan jeotermal enerji santrali için yapılan başvurulara Tarım ve Orman Bakanlığı sekiz ay gecikmeyle yanıt verdi. Bakanlık, bölge halkının hassasiyetlerinin göz önünde bulundurulduğunu ve proje şirketinin bazı çevresel raporları henüz sunmadığını açıkladı.
Öne çıkanlar
Tarım ve Orman Bakanlığı, DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz'un soru önergesini sekiz ay sonra yanıtladı.
ABD merkezli IGNIS H2 şirketi tarafından planlanan projeye karşı bölge halkı 3 Mayıs'tan beri nöbet tutuyor.
Proje sahasındaki hukuki süreç kapsamında 2 Kasım tarihinde bilirkişi keşfi gerçekleştirilecek.
Haberin Detayı
Muş ilinin Varto ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan jeotermal enerji santrali girişimi bölgede tartışma yaratmaya devam ediyor. ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından yürütülmesi öngörülen arama ve tesis çalışmaları, yerel halkın tepkisini çekiyor. Projeye karşı çıkan köylüler ve çevre sakinleri, kış aylarından bu yana sürdürdükleri itirazları 3 Mayıs tarihinde başlattıkları nöbet eylemiyle kararlılıkla sürdürüyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Muş Milletvekili Sümeyye Boz, 27 Şubat 2026 tarihinde konuyu Meclis gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın yanıtlaması talebiyle sunulan soru önergesinde, bölge halkının itiraz dilekçelerinin reddedilmesi eleştirildi. Önergede ayrıca Xwarik köyü sınırlarında yer alan mera alanlarının tahsisi için alınan kamu yararı kararının bilimsel dayanakları sorgulandı.
Mera Kanunu kapsamında korunan bu arazilerin hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceği vurgulandı. Yeraltı su kaynakları, içme suyu rezervleri ve deprem fay hattı üzerindeki olası riskler de gündeme getirildi. Proje sahasında hidrojeolojik değerlendirme veya çevresel etki raporu hazırlanıp hazırlanmadığı, yerel halkın karar süreçlerine katılıp katılamadığı soruldu.
Yaklaşık sekiz aylık bir gecikmeyle gelen resmi yanıtta, bölge halkının görüşlerinin dikkate alındığı ifade edildi. Bakanlık açıklamasında, yatırımcı şirketin içme suyu kaynaklarına olası etkileri gösteren Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu'nu henüz sunmadığı kaydedildi. Buna karşın projenin ekosistem üzerindeki yansımalarının değerlendirildiği bilgisi paylaşıldı.
Bölgede hukuki mücadele de eş zamanlı olarak sürüyor. Santral projesine karşı açılan davalar çerçevesinde 2 Kasım tarihinde uzman bilirkişilerin sahada inceleme ve keşif yapması bekleniyor. Yerel halk, meraların ve su kaynaklarının korunması için hukuki ve fiili direnişini devam ettiriyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sekiz aylık gecikmeyle gelen bu açıklama, bürokratik süreçlerin yerel tepkiler karşısındaki yavaşlığını net biçimde gösteriyor. Şirketin henüz hidrojeolojik rapor sunmamış olması, projenin ekolojik risklerinin tam olarak hesaplanmadığına işaret ediyor. Hayvancılıkla geçinen köylüler için meraların kaybı, kırsal ekonomide telafisi güç zararlar doğurabilir. Bilirkişi keşfinin yapılacağı 2 Kasım tarihi, projenin geleceği açısından kritik bir hukuki eşik oluşturuyor.
Kaynak:
İlke TV
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İstanbul'daki sel felaketinde dere yataklarının yapılaşmaya açılmasını eleştirdi. Bakırhan, iktidarın belediyelerle mücadele etmek yerine kentin risklerine odaklanması gerektiğini vurguladı.
Tuncer Bakırhan, İstanbul sel felaketinde 7 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Bakırhan, dere yataklarının imara açılmasının felaketleri tetiklediğini belirtti.
İktidarın son iki yıldır belediyelerle mücadeleye odaklandığı ifade edildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bir bölümünü İstanbul'da yaşanan ve yedi vatandaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan sel felaketine ayıran Bakırhan, yönetimlerin afet politikalarını eleştirdi.
İstanbul, Kocaeli ve Sakarya gibi büyük kentlerde uzun yıllardır dere yataklarının daraltıldığını ve su havzalarının yapılaşmaya açıldığını dile getiren Bakırhan, yeşil alanların yerini beton yığınlarının aldığını ifade etti. Yaşanan felaketlerin aşırı yağışlardan ziyade yanlış imar kararlarından kaynaklandığını savundu.
İktidar kanadından gelen yağış miktarını öne süren açıklamalara tepki gösteren Bakırhan, suyun kendi hafızası ve doğal yolları olduğunu hatırlattı. Dere yataklarına inşaat izni verilmesinin ve yolların kapatılmasının sonuçlarına dikkat çekerek, bu zihniyetin değişmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kanal İstanbul gibi mega projelerin tartışmaya açılmasını eleştiren Bakırhan, kentin yeni projelere değil afet risklerinden korunmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Son iki yıldır İstanbul başta olmak üzere yerel yönetimlerle uğraşıldığını belirten Bakırhan, iktidara sorunların çözümüne odaklanma çağrısı yaptı.
Yerel yönetimlerin değiştirilmesinden ziyade ranta dayalı anlayışın dönüştürülmesi gerektiğini belirten Bakırhan, doğayı savunmaya ve yerel demokrasiyi korumaya devam edeceklerini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
AI YORUMU
Yerel yönetimlerin karşı karşıya kaldığı baskılar ile altyapı yetersizlikleri birleştiğinde, kentlerin afet direnci tamamen ortadan kalkıyor. Dere yataklarının imara açılması gibi yapısal hatalar düzeltilmediği sürece, yaşanacak her sağanak benzer insani kayıplarla sonuçlanmaya mahkumdur. Bu tür felaketler karşısında siyasi tartışmalar yerine somut kentsel dönüşüm adımlarının atılması, milyonlarca insanın günlük yaşam güvenliğini doğrudan etkiliyor.
Görüşmede terörün sona ermesinin toplumsal maliyetleri düşüreceği vurgulandı.
Özgür Özel ve DEM Parti heyeti genel merkezde 1 saat 45 dakika görüştü.
Barış sürecinin hayata geçmesiyle savunma harcamalarından kalkınmaya bütçe aktarılabileceği ifade edildi.
Erken seçim tartışmalarına değinen Özel, anayasaya aykırı muvazaalı işlemlere kapalı olduklarını vurguladı.
Yaklaşık 1 saat 45 dakika süren bu kritik buluşmanın akabinde ortak bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda taraflar, ülkenin demokratikleşmesi ve toplumsal huzurun tesisi için atılacak adımları ele aldı.
Basın toplantısında söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, barış ikliminin siyasi partiler arasında bir rekabet alanı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Sürecin sadece belirli bir kesimi değil 86 milyonun tamamını ilgilendirdiğini belirten Bakırhan, tüm siyasi yapıların bu zeminde ortak sorumluluk üstlenmesi zorunluluğuna dikkat çekti. Demokratik adımların atılmasının toplumsal barış için şart olduğunu dile getirdi.
Özgür Özel ise demokratik standartların muhalefetin rahat çalışabilmesiyle ölçüldüğünü belirterek mevcut iktidarın baskıcı tutumlarına işaret etti. Terörün son bulmasının ve silah bırakılmasının bu topraklar üzerinde yaşayan hiç kimseye zarar vermeyeceğini savunan Özel, sürecin herkes için karlı bir tablo ortaya koyacağını ifade etti. Ülkenin yeni acılar yaşamamasının yanı sıra bütçenin terörle mücadeleden kalkınmaya kaydırılacağını kaydetti.
Toplantının devamında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un gündeme getirdiği erken seçim iddialarına yanıt verdi. Adalet ve Kalkınma Partisi ile MHP'nin vekil sayısının tek başına karar almaya yetmediğini, muhalefet gruplarının ise bu yönde bir görüşmesi olmadığını söyledi. Anayasanın arkasından dolaşma anlamına gelecek muvazaalı işlemlere kapalı olduklarını belirterek Meclis aritmetiğine dikkat çekti.
AI YORUMU
Siyasi partiler arasında yürütülen bu diyalog trafiği, terörsüz bir geleceğin inşası için parlamenter zeminde ortak akıl arayışının somut bir göstergesidir. 280 milletvekiline sahip iktidar blokunun tek başına erken seçim kararı alamayacak olması, muhalefetin bu süreçteki tutumunu daha da belirleyici kılıyor. Geçmişteki sert kutuplaşma senaryoları düşünüldüğünde, bütçe kaynaklarının savunmadan kalkınmaya kaydırılması vaadi ekonomik kriz ortamında yeni bir denge arayışına işaret ediyor. Ancak bu tür diyalogların somut yasal adımlara dönüşmemesi, toplumun geniş kesimlerinde eski tartışmaların yeniden alevlenmesi riskini barındırıyor.
Muş'ta eğitim faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçekleştirilen Kıymetli Tecrübeler buluşmasında, öğrencilere sınav süreci ve motivasyon üzerine tavsiyeler verildi. İki gün süren etkinlikte valilik, üniversite ve vakıf temsilcileri gençlerle bir araya geldi.
Muş Vakfı tarafından toplam 1749 öğrenciye eğitim desteği sağlanıyor.
Şehit Yücel Kurtoğlu Güzel Sanatlar Lisesi konferans salonunda iki günlük program başladı.
Vali Avni Çakır sınav hazırlık döneminde günde 8 saat çalıştığını paylaştı.
Muş genelindeki eğitim kalitesini artırmak ve öğrencilerin sınav süreçlerine destek olmak amacıyla geniş katılımlı bir buluşma gerçekleştirildi. Şehit Yücel Kurtoğlu Güzel Sanatlar Lisesi konferans salonunda yapılan toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Farklı kurumların ortaklaşa düzenlediği bu etkinlik, gençlerin akademik başarılarını artırmayı hedefleyen konuşmalara ev sahipliği yaptı.
Programda söz alan Muş Valisi Avni Çakır, üniversite sınavına hazırlanan gençlerin düzenli çalışmasının başarıyı getireceğini vurguladı. Sadece soru çözmekle kalınmaması gerektiğini, konuların sürekli tekrarlanarak hataların en aza indirilmesi gerektiğini belirtti. Kendi hayatından örnekler veren Çakır, kaymakamlık sınavına hazırlanırken günlük sekiz saat çalıştığını ve anayasayı defalarca incelediğini dile getirdi.
Eğitim alanındaki imkanların geçmişe kıyasla çok daha iyi durumda olduğunu ifade eden yetkililer, gençlerin bu olanakları en verimli şekilde değerlendirmesini istedi. Muş Vakfı Başkanı Ulvi Eroğlu ile İl Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay da öğrencilere hitaben birer konuşma gerçekleştirdi. Vakfın halihazırda 1749 öğrenciye burs ve benzeri imkanlarla destek olduğu açıklandı.
İki gün boyunca devam edecek olan etkinliklere vali yardımcıları, çeşitli fakültelerden akademisyenler ve çok sayıda kurum amiri katılım sağladı. Uzak köylerdeki okulları ziyaret ettiğinde öğrencilerin kendilerini rahatça ifade edebilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren yetkililer, gençlerin özgüveninin önemine dikkat çekti. Program, öğrencilerin merak ettiği soruları sorması ve uzmanların tavsiyeleriyle sürdü.
AI YORUMU
Düzenlenen bu tür buluşmalar, özellikle merkezi sınavlara hazırlanan taşra öğrencilerinin motivasyonunu artırma potansiyeli taşıyor. 1749 öğrenciye sağlanan destek, ekonomik dezavantajları bir ölçüde dengeleyerek fırsat eşitliğine katkı sunuyor. Yetkililerin kendi zorlu geçmişlerinden örnekler vermesi, gençlerin karşılaştıkları engelleri aşmasında psikolojik bir rahatlama sağlayabilir. Uzun vadede bu tür rehberlik faaliyetlerinin akademik başarılara ne kadar yansıyacağı, okullardaki bireysel takip mekanizmalarının işletilmesine bağlı.
DEM Partili belediyeler, bünyelerinde dil geliştirme birimleri kurabilmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na başvuru yaptı. Alınan karar doğrultusunda norm kadro cetvellerinin güncellenmesi talep edildi.
Bakanlığa mevzuat değişikliği için resmi başvuru yapıldı
Büyükşehirlerde daire başkanlığı kurulması hedefleniyor
İl ve ilçe belediyeleri için müdürlük statüsü isteniyor
Partinin yerel yönetimler biriminin düzenlediği konferans sonucunda önemli bir adım atıldı. Büyükşehir belediyelerinde ayrı bir daire kurulması, diğer yerel yönetimlerde ise müdürlük açılması yönünde karar alındı.
Alınan bu kararın sahada uygulanabilmesi amacıyla çeşitli araştırmalar yürütüldü. Ancak mevcut mevzuat kuralları çerçevesinde bazı kısıtlamalarla karşılaşıldığı görüldü ve alternatif yöntemler aranmaya başlandı.
Norm kadro cetvellerinde yer alan birim adlarının güncellenmesi için hazırlanan talep yazıları bakanlığa iletildi. Bu doğrultuda ilgili genelge bütün belediyelere resmi olarak gönderildi.
Yasal süreç devam ederken yerel yönetimlerin anadili alanındaki diğer çalışmalarına da hız kesmeden devam edeceği belirtildi. Kurumsallaşma adımlarının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı.
AI YORUMU
Mevcut kadro yönetmeliklerinin bu tür kurumsal yeniliklere uyarlanması uzun vadeli idari tartışmaları beraberinde getirecektir. Bakanlığın atacağı adımlar, benzer taleplerde bulunacak diğer yerel yönetimler için de bağlayıcı bir emsal oluşturabilir. Yapılacak olası bir değişiklik sadece ilgili dairelerin kurulmasını sağlamakla kalmayıp kamu hizmetlerinin sunum biçimini de dönüştürecektir.