Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Sağlık
Türk hekimler dünyada dördüncü kez görülen zorlu ameliyata imza attı
•2 dk okuma
Paylaş
HSağlık
iFotoğraf: Capt. David Murphy · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
Giresun'da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye giden altmış yedi yaşındaki hastada tıp literatürüne geçecek nadir bir anomali tespit edildi. Uzman ürologlar, dünyada yalnızca üç kişide rastlanan bu karmaşık vakada başarılı bir operasyon gerçekleştirdi.
Öne çıkanlar
Dünyada sadece dördüncü kez görülen pelvik böbrek anomalili mesane kanseri operasyonu Giresun'da yapıldı.
Altmış yedi yaşındaki hastanın leğen kemiğinde yer alan böbreğinde dört atardamar ve üç toplardamar saptandı.
Operasyonu gerçekleştiren dört kişilik üroloji ekibi, hastanın böbrek fonksiyonlarını tamamen korumayı başardı.
Haberin Detayı
Karın ağrısı ve kanama şikayetiyle Giresun Prof. Dr. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi'ne müracaat eden altmış yedi yaşındaki Ferhat Çakır üzerinde yapılan incelemelerde tıp dünyasını şaşırtan bir durumla karşılaşıldı. Yapılan tetkiklerde hastanın böbreğinin normal yerinde değil leğen kemiği içerisinde ve mesaneye yakın konumlandığı anlaşıldı. Bu anatomik farklılığın yanı sıra mesane kasına ilerleyen kanser tespiti üzerine doktorlar radikal bir cerrahi müdahale kararı aldı.
Fotoğraf: Capt. David Murphy · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
Daha önce dünya genelinde yalnızca üç vakada bildirilen ve Türkiye'de bir ilk olan bu özel durum için detaylı bir hazırlık süreci yürütüldü. Ameliyat öncesinde anjiyografi görüntülerini inceleyen uzmanlar, hastanın böbreğinde dördü atardamar ve üçü toplardamar olmak üzere yedi damar bulunduğunu belirledi. Tümör yayılımını temizlerken bu damarların ve böbreğin zarar görmemesi için cerrahi ekip büyük bir hassasiyet gösterdi.
Op. Dr. Burhan Özdemir, Op. Dr. Ertürk Altun, Op. Dr. Olcay Yıldırım ve Op. Dr. Hakan Keskin'den oluşan üroloji ekibi operasyon sırasında mesaneyi tamamen alarak üriner diversiyon işlemi uyguladı. Kapalı yöntemle alınan ilk parçanın ardından planlanan bu büyük operasyonla hem kanserli doku uzaklaştırıldı hem de hastanın böbrek fonksiyonları eksiksiz korundu. Uzmanlar, idrarda kanama şikayetinin ciddiye alınması gerektiğini ve erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı.
Hastalığın risk faktörleri arasında ileri yaş ve sigara kullanımının öne çıktığını belirten hekimler, matbaa, tekstil ile deri sektöründe çalışanların mesleki maruziyet açısından risk altında olabileceğine dikkat çekti. Başarılı geçen ameliyatın ardından sağlığına kavuşan hastanın durumu iyi giderken, bu tür karmaşık vakaların devlet hastanelerinde de başarıyla tedavi edilebileceği kanıtlanmış oldu.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Nadir görülen anatomik varyasyonların tedavisinde cerrahi ekibin tecrübesi, ameliyatın başarısını doğrudan belirleyen en temel unsurdur. Dünya genelinde sadece üç vakada rastlanan bir anomalinin Türkiye'de başarıyla çözülmesi, devlet hastanelerindeki donanım ve uzmanlık seviyesinin geldiği noktayı somut bir şekilde ortaya koyuyor. İdrarda kanama gibi belirtilerin ihmal edilmesi durumunda kanserin mesane kasına ilerlemesi kaçınılmaz bir risk oluşturuyor. Bu nedenle erken evrede yapılan tetkikler, hastaların yaşam kalitesini doğrudan koruyan en kritik adımdır.
Kaynak:
Yeni Şafak
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Uzmanlar, erkeklerde 50 yaşından sonra görülen iyi huylu prostat büyümesinin doğrudan kansere yol açmadığını belirtiyor. İdrar şikayetleri ve PSA yüksekliği gibi bulguların ayrıntılı tetkiklerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
İyi huylu prostat büyümesi kansere dönüşmez ancak aynı kişide birlikte görülebilir.
50 yaşından sonra sık idrara çıkma ve akışta zayıflama gibi şikayetler artar.
PSA yüksekliği tek başına kanser tanısı koydurmaz; ileri tetkik ve biyopsi gerekebilir.
İlerlemiş yaşlardaki erkeklerin en büyük sağlık endişeleri arasında yer alan prostat rahatsızlıkları, belirtileri ortaya çıktığında hemen kanser korkusunu tetikliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Ayrancı, iyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanserinin tamamen farklı iki süreç olduğunu ve doğrudan birbirine dönüşmediğini aktarıyor.
İyi huylu prostat büyümesi, tıp dilindeki adıyla BPH, prostat bezindeki hücrelerin sayıca artması sonucunda gelişiyor. Büyüyen bu doku idrar kanalına baskı yaratarak tuvalet alışkanlıklarında aksamalara neden olabiliyor. Buna karşın prostat kanseri, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü huylu bir tablo olarak biliniyor. Uzmanlar, ilk durumun tek başına kanser riskini artırmadığını ancak her iki rahatsızlığın aynı hastada eş zamanlı bulunabileceğini ifade ediyor.
İdrar şikayetlerinin şiddeti tek başına kanser varlığını kanıtlamıyor çünkü erken evredeki prostat kanseri hiçbir belirti vermeyebiliyor. Belirgin prostat büyümesi olan bazı hastalarda kansere rastlanmazken, hiçbir yakınması olmayan bireylerde de kanser saptanabiliyor. Sağlık durumunun netleşmesi için kanda prostat spesifik antijen yani PSA düzeyinin ölçülmesi önem taşıyor. PSA yüksekliği yalnızca kanserle değil, prostat iltihabı veya iyi huylu büyüme gibi durumlarla da ilişkilendirilebiliyor.
Tek bir PSA ölçümüyle kesin tanı konulamadığı için değerler hastanın yaşı, aile geçmişi ve fiziksel muayene bulgularıyla birlikte ele alınıyor. Şüpheli durumlarda multiparametrik prostat MR incelemesinden yararlanılıyor ve gerek görülürse prostat biyopsisi planlanıyor. Tanı kesinleştikten sonra ise hastanın yaşı, evresi, tümör özellikleri ve genel sağlık durumu göz önüne alınarak aktif izlem, radyoterapi veya cerrahi yöntemler tercih ediliyor.
AI YORUMU
Erkek sağlığında elli yaş eşiği aşıldığında ortaya çıkan idrar şikayetleri hastaları doğrudan kanser kaygısına sürüklüyor ancak uzmanlar iki durumun mekanizmasının farklı olduğunu hatırlatıyor. PSA değerinin tek başına bir anlam ifade etmemesi, hastaların rutin taramalarda yalnızca tek bir teste güvenmemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. MR görüntülemesi ve biyopsi gibi ileri tetkikler olmadan yapılan erken çıkarımlar yanlış yönlendirmelere yol açabilir. Bu nedenle klinik değerlendirmelerin uzman kontrolünde bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerekir.
Akciğer operasyonunun ardından taburcu edilen Papa 14. Leo, Aziz Petrus Meydanı'na bakan ofisinin penceresinden halka seslendi. Sağlık ekibine teşekkür eden Papa, duaların desteğiyle yavaş yavaş görevlerine döneceğini belirtti.
Papa 14. Leo, 13 Ekim tarihinde Gemelli Hastanesi'nde akciğer operasyonu geçirdi.
Yapılan histolojik incelemelerde akciğer adenokarsinomu tanısı doğrulandı.
Cerrah Prof. Stefano Margaritora, Papa'nın kasım ayındaki Latin Amerika seyahatine engel olmadığını açıkladı.
Roma'daki Gemelli Hastanesi'nde operasyon geçiren Papa 14. Leo, tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından taburcu edilerek ilk kez kalabalığın önüne çıktı. Vatikan'ın Aziz Petrus Meydanı'na bakan penceresinden geleneksel pazar duasını gerçekleştiren din adamı, sağlık ekibine ve destek veren herkese minnettarlığını dile getirdi.
Geçirdiği bu sağlık sorununun kendisini hastalara daha da yakınlaştırdığını belirten ruhani lider, duaların yardımıyla mesaiye kademeli olarak döneceğini aktardı. Operasyonu yöneten Prof. Stefano Margaritora ise müdahalenin hiçbir komplikasyon olmaksızın başarıyla tamamlandığını ve iyileşme sürecinin olumlu ilerlediğini basına aktardı.
Öte yandan, 6-17 Kasım tarihleri arasında planlanan Uruguay, Arjantin ve Peru seyahatiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan cerrah, klinik tablonun bu seyahat için herhangi bir engel barındırmadığını ifade etti. Papa, daha önce yaptığı açıklamada doktorların bulduğu kitle sebebiyle müdahaleyi onayladığını duyurmuştu.
Vatikan tarafından paylaşılan resmi raporlarda, doksan dakikalık cerrahi müdahale sırasında sol akciğer alt lobunun video destekli yöntemle alındığı bilgisi yer almıştı. Yapılan incelemeler sonucunda adenokarsinom teşhisi kesinleşirken, dini liderin iyileşebilmesi adına ekim ayındaki tüm programları önceden askıya alınmıştı.
AI YORUMU
Novruz ayındaki Güney Amerika seyahati öncesinde yaşanan bu sağlık krizi, 90 dakikalık başarılı operasyon ve sonrasında Prof. Stefano Margaritora'nın yaptığı olumlu açıklamalarla atlatılmış görünuyor. Adenokarsinom teşhisine rağmen klinik tablonun seyahate izin vermesi, liderin temposunu kısa sürede yeniden yakalayabileceğinin işareti. Vatikan yönetiminin programları hızla askıya alarak doğru bir refleks göstermesi, sürecin kontrollü yürütülmesini sağladı.
Sağ akciğerindeki kanserli dokunun çıkarılması için operasyon geçiren 71 yaşındaki Papa 14. Leo, tedavi gördüğü Roma Gemelli Hastanesi'nden taburcu ediliyor. Vatikan, sağlık durumu uygun görülen Papa'nın pazar günü Angelus duasını yönetmek üzere Vatikan'a döneceğini açıkladı.
71 yaşındaki Papa 14. Leo salı günü sağ akciğerinden ameliyat geçirdi.
Operasyonda sağ akciğerin alt lobu çıkarıldı ve pulmoner adenokarsinom tanısı kondu.
Papa pazar günü papalık dairesinin penceresinden Angelus duasını yönetecek.
Geçtiğimiz hafta salı günü Roma'daki Gemelli Hastanesi'nde cerrahi bir operasyona alınan 71 yaşındaki Papa 14. Leo, sağlık ekibinin yaptığı son değerlendirmelerin ardından taburculuk aşamasına geldi. Vatikan Basın Ofisi tarafından yapılan resmi bilgilendirmede, sabah saatlerinde gerçekleştirilen kan testleri ile göğüs röntgenlerinin iyileşme sürecinin olumlu yönde ilerlediğini kanıtladığı vurgulandı.
Hafta başında gerçekleştirilen cerrahi müdahale sırasında, Papa'nın sağ akciğerinin alt lobunun tamamen çıkarıldığı kamuoyuna duyurulmuştu. Yapılan patolojik incelemeler neticesinde, ameliyat öncesindeki şüphelerin haklı çıktığı ve Kutsal Baba'ya pulmoner adenokarsinom teşhisinin kesinleştiği kaydedildi. Yaklaşık üç saat ameliyathanede kalan Papa için asıl cerrahi kısmın doksan dakika sürdüğü ve sürecin herhangi bir komplikasyon yaşanmadan atlatıldığı belirtildi.
Tedavi sürecinin takip edildiği hastanede perşembe günü çekilen göğüs filmleri, solunum yolları ve operasyon bölgesindeki iyileşmenin hekimleri memnun eden bir seyir izlediğini ortaya koydu. Doktorların verdiği yeşil ışıkla birlikte öğleden sonra hastaneden ayrılacak olan Papa'nın doğrudan Vatikan'a geçeceği ifade edildi.
Hastaneden taburcu olur olmaz rutin görevlerine dönüş yapması beklenen Papa 14. Leo, pazar günü geleneksel Angelus duasını papalık dairesinin penceresinden bizzat yönetecek. Operasyonun ardından kısa sürede yeniden kamusal ve dini faaliyetlerine dönecek olması, ruhani liderin sağlık direncinin yüksekluğuna işaret ediyor.
AI YORUMU
71 yaşında geçirdiği yaklaşık üç saatlik operasyon ve pulmoner adenokarsinom teşhisine rağmen Papa 14. Leo'nun bu kadar kısa sürede taburcu edilmesi ve pazar günü halkın önüne çıkacak olması dikkat çekici bir hız gösteriyor. Sağ akciğerin alt lobunun alınması gibi ciddi bir müdahalenin ardından böylesine hızlı bir toparlanma süreci, Vatikan'ın liderlik takviminde aksama yaşanmayacağının sinyalini veriyor. Önümüzdeki dönemde papalık makamının günlük işleyişi ve seyahat planları, doktorların bu iyileşme tablosunu ne kadar uzun süre koruyabileceğine bağlı olacak.
İzmir'de yaşayan on bir yaşındaki Ömer Asaf Öztürk, kadavradan bulunan uygun organla 9 yıl arayla ikinci kez böbrek nakli geçirdi. Ev hemodiyalizi tedavisiyle yıllarca bekleyen çocuk, gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde sağlığına kavuştu.
Ömer Asaf, 9 yıl arayla ikinci kez böbrek nakli oldu.
Çocuk, 3 yıl boyunca ev hemodiyalizi tedavisi gördü.
Uygun organ kadavradan bulunarak Çiğli'de nakledildi.
İzmir'in Aliağa ilçesinde dünyaya gelen Ömer Asaf Öztürk, hayatının ilk yıllarından bu yana böbrek rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Henüz anne karnında gelişmeyen böbreği nedeniyle bebeklik döneminde diyaliz tedavisine başlanan çocuk, ilk cerrahi müdahalesini iki yaşında geçirdi. Babasının kuzeninden alınan böbreğin nakledilmesiyle yıllarını geçiren Ömer Asaf'ın sağlık tablosu, organın yedi yıl sonra yetmezlik göstermesiyle yeniden olumsuz yöne evrildi.
İkinci nakil için kadavra listesine yazılan çocuk, son iki yıldır evinde hemodiyaliz tedavisi görerek yaşamını sürdürüyordu. Ailenin uzun süredir beklediği sevindirici haber yaklaşık bir ay önce ulaştı ve Çiğli'deki özel hastanede operasyon gerçekleştirildi. Kadavradan sağlanan böbreğin başarılı şekilde uyum sağlamasıyla Ömer Asaf, kateter cihazlarından kurtularak normal hayatına dönmeye başladı.
Ameliyatın ardından yaşadığı ağrıların hafiflediğini belirten küçük çocuk, dışarı çıkıp arkadaşlarıyla vakit geçirme hayalini kurduğunu dile getirdi. Anne Emine Öztürk ise iki yıldır telefonunu yastığının altında tutarak organ haberini beklediğini ifade etti. Ailenin kendi geçmişinde de nakil deneyimleri bulunurken, anne organ bağışının önemine dikkat çekerek herkesi duyarlı olmaya çağırdı.
Operasyonu gerçekleştiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, ilk nakledilen organın kronik süreçte reddedilmesi nedeniyle yetmezlik geliştiğini kaydetti. Hastanenin nakil sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü ise yeni takılan böbreğin gayet iyi çalıştığını ve hastanın kısa sürede toparlandığını aktardı. Sağlığına kavuşan Ömer Asaf, uzun süren diyaliz sürecinin ardından evine ve sosyal hayatına yeniden adım attı.
AI YORUMU
Kronik böbrek yetmezliğiyle mücadele eden çocuk hastaların organ nakline erişim süreci, uzun bekleme listeleri nedeniyle ciddi zorluklar barındırıyor. Ömer Asaf'ın dokuz yıl arayla ikinci kez ameliyat masasına yatması, ilk nakledilen organların ömrünün sınırlı olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Ev hemodiyaliziyle geçen üç yıllık süreç, hastaların yaşam kalitesini doğrudan düşüren en büyük engeller arasında yer alıyor. Kadavradan bağış oranlarının artırılması, benzer durumda bekleyen binlerce çocuk için tek kalıcı çözüm olmayı sürdürüyor.