Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Tunç Soyer'den Cemil Tugay'a AKP sorusu: Her şey güllük gülistanlıksa neden parti değiştirdiniz
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kendisini eleştiren mevcut başkan Cemil Tugay'a sosyal medyadan yanıt verdi. Soyer, mali tablo ve projeler üzerinden Tugay'ın açıklamalarındaki çelişkilere dikkat çekti.
Öne çıkanlar
Cemil Tugay, belediyeyi borçlu ve programsız devraldığını öne sürerek yönetimi devraldıktan sonra toparladığını iddia etti.
Tunç Soyer, 2024 Nisan ayında belediyeyi 640 milyon dolar borçla devrettiğini, mevcut dönemde borcun 1 milyar 200 milyon dolara çıktığını belirtti.
Bayetav 2026 Yaz Barometresi verilerine göre İzmir'de belediye hizmetlerinden memnun olmayanların oranı yüzde 59'a yükseldi.
Haberin Detayı
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetiminde yaşanan siyasi tartışmalar, eski ve mevcut başkanların karşılıklı açıklamalarıyla derinleşiyor. Önceki dönem belediye başkanı Tunç Soyer, AKP kadrolarına katılan Cemil Tugay'ın yerel yönetim faaliyetleri hakkındaki eleştirilerine sert tepki gösterdi. Tugay'ın bir gazeteye verdiği röportajda kendi dönemi için yaptığı plansızlık ve kadrosuzluk çıkışına sosyal medya hesabından yanıt veren Soyer, mali verilerle savunma yaptı.
Soyer, belediyeyi mart 2019 tarihinde 590 milyon dolar borçla devraldığını, krizler ve pandami sürecine rağmen birçok yatırım gerçekleştirerek nisan 2024'te borcu 640 milyon dolarla devrettiğini açıkladı. Buna karşılık mevcut başkanın yönetimindeki iki yıllık sürede toplam belediye borcunun 1 milyar 200 milyon dolara ulaştığını iddia etti. Ayrıca personel giderlerinin bütçeye oranının yasal sınır olan yüzde 30'un altında kaldığını vurguladı.
Mevcut yönetimin bütçe öngörülerinde sapmalar yaşadığını savunan Soyer, 2023 yılında gelir ve gider gerçekleşme oranlarının yüksek seviyelerde olduğunu, 2025 verilerinde ise bu oranların gerilediğini ifade etti. Stratejik plana uyumun kendi döneminde düzenli olarak paylaşıldığını belirterek, 144 proje ile vaatlerin yüzde 87'sinin tamamlandığını aktardı. Kadro tasfiyeleri konusunda ise kamuda devamlılık ilkesine uyduğunu, deneyimli kişilerin görevden uzaklaştırılmasının sorunlara yol açtığını savundu.
Seçimle kazanılan bir makamın parti değiştirerek başka bir siyasi yapıya taşınmasını eleştiren Soyer, seçmenin iradesine sadakatsizlik vurgusu yaptı. Tugay'ın Türkiye'nin genel yönetim yapısına dair sözlerinin İzmir'in muhalefet geleneğiyle bağdaşmadığını ifade etti. Araştırma sonuçlarına değinen Soyer, Bayetav 2026 verilerinde memnuniyetsizliğin arttığını ve halkın bu transferi onaylamadığını dile getirdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Siyasi sadakat ile yerel yönetim borçlanmaları arasındaki makas açıldıkça seçmen ile seçilmişler arasındaki bağ da zedeleniyor. Soyer'in paylaştığı 1 milyar 200 milyon dolarlık borç tablosu ve Bayetav anketindeki yüzde 59'luk memnuniyetsizlik oranı, parti değişimlerinin yereldeki idari başarıyı artırmadığını somut şekilde gösteriyor. Bu durum, seçmenin sandıkta verdiği vekalet bilincinin siyasi transferlerle nasıl sarsıldığını açıkça ortaya koyuyor.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İzmir Büyükşehir Belediyesi, eski başkan Tunç Soyer'in yargılandığı davada daha önceki duruşmaların aksine bu kez kamu zararı ihtimali gerekçesiyle müdahillik talebinde bulundu. Belediyenin avukatlar aracılığıyla ilettiği bu yeni yaklaşım yargı sürecinde dikkat çekerken, duruşmadaki tutum değişikliği kamuoyunda yankı uyandırdı. Parti değiştiren mevcut yönetimin aldığı bu karar dava dosyasına resmen yansıdı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tunç Soyer davasında müdahillik talebinde bulundu.
Belediye daha önceki yazılarda herhangi bir kamu zararı olmadığını bildirmişti.
Mevcut yönetim başvurusunda kamu zararı olma ihtimali gerekçesini öne sürdü.
Yerel yönetim organlarında yaşanan idari ve hukuki süreçler, son dönemde dikkat çeken gelişmelerle gündemdeki yerini koruyor. İzmir Büyükşehir Belediyesinin taraf olduğu bir yargılamada, kurumun resmi duruşunda belirgin bir değişim gözlendi. Gerçekleşen son celsede ortaya çıkan bu durum, dava dosyasının seyrine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Daha önceki yargılama aşamalarında belediye makamları mahkemeye sundukları resmi belgelerde, herhangi bir mali kayıp ya da zarar oluşmadığını net bir şekilde ifade etmişti. Ancak son duruşmada bu tutumdan vazgeçildiği görüldü. Kurumun hukuk temsilcileri aracılığıyla mahkemeye iletilen yeni dilekçede, potansiyel bir mali zarar ihtimalinin bulunduğu savunuldu ve bu gerekçeyle müdahil olma talebi yinelendi.
Yaşanan bu stratejik değişikliğin arkasındaki idari ve siyasi arka plan ise yakından takip ediliyor. Mevcut başkanlık görevini yürüten ve geçtiğimiz aylarda siyasi parti tercihini değiştiren Cemil Tugay yönetimindeki belediyenin bu hamlesi, hukuki mecralarda farklı yorumlara neden oldu. Önceki resmi beyanlar ile son celsedeki talebin çelişmesi, duruşmayı izleyenler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.
Hukukçular, bir kurumun yargılama sürecindeki bu tür ani tutum değişikliklerinin dava dosyasına etkilerini değerlendiriyor. Mahkeme heyetinin müdahillik talebini nasıl değerlendireceği ve sonraki duruşmalarda hangi adımların atılacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Sürecin tarafları arasındaki hukuki mücadelenin önümüzdeki celselerde daha da hareketlenmesi bekleniyor.
AI YORUMU
Yerel yönetimler arasındaki siyasi geçişlerin kurumsal hafızayı ve resmi yazışmaları ne denli hızlı etkileyebileceği bu olayla bir kez daha gözler önüne serildi. Aynı kurumun birkaç ay arayla tamamen zıt hukuki pozisyonlar alması, idari kararların nesnelliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bu durum, sadece bir dava dosyasını değil, aynı zamanda yerel siyasetteki güven ilişkilerini de doğrudan zedeliyor.
Son dönemde siyasette sıkça konuşulan parti değiştirmelerine ilişkin yeni bir iddia ortaya atıldı. Bir televizyon programında yapılan değerlendirmelerde, başkent Ankara genelinde sekiz ilçe belediye başkanının Adalet ve Kalkınma Partisi bünyesine geçeceği öne sürüldü. Hareketliliğin önümüzdeki haftadan itibaren hız kazanabileceği belirtiliyor.
Ankara genelinde sekiz ilçe belediye başkanının parti değiştireceği iddia edildi.
İddialara göre bu geçişler önümüzdeki haftadan itibaren hız kazanacak.
Konuya ilişkin değerlendirmeler bir televizyon kanalındaki canlı yayında paylaşıldı.
Türkiye siyasetinde yerel yönetimler ekseninde yaşanan hareketlilik hız kesmeden devam ediyor. Son dönemde farklı partilerden iktidar kanadına yönelen geçişler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bu süreçle ilgili yeni kulis bilgileri de gün yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle seçimlerin ardından şekillenen siyasi dengeler, belediye başkanlarının rozet değiştirmesiyle ilgili tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Televizyon ekranlarında yayınlanan bir tartışma programında, yerel yönetimlerdeki olası istifa ve katılım dalgasına dikkat çekildi. Programda dile getirilen iddialara göre, başkent Ankara'da görev yapan sekiz ilçe belediye başkanı toplu bir hamleyle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne katılmaya hazırlanıyor. Bu durumun siyasi kulislerde önümüzdeki günlerde en çok konuşulacak başlıklardan biri olması bekleniyor.
Aktarılan bilgilere göre, söz konusu transfer hareketliliğinin önümüzdeki haftadan itibaren somut adımlarla resmiyet kazanabileceği ifade ediliyor. Partiler arası geçişlerin yerel siyasetteki dengeleri nasıl etkileyeceği ise şimdiden merak konusu oldu. Konuyla ilgili ilgili belediye başkanlarından veya partilerin genel merkezlerinden henüz resmi ve kapsamlı bir açıklama yapılmadı.
Yerel seçimlerin ardından siyasi partilerin stratejilerini gözden geçirdiği bu dönemde, belediye başkanlarının tercihleri yakından takip ediliyor. Parti değişimlerinin hem yerel meclislerdeki güç dengelerini hem de bölgedeki seçmen dinamiklerini nasıl şekillendireceği önümüzdeki günlerde netleşecek.
AI YORUMU
Yerel yönetimler arasındaki bu tür geçişler, seçmen iradesi ve temsil adaleti açısından her zaman tartışmalı bir zemin yaratır. Başkanların parti değiştirmesi, yereldeki hizmet dengelerini ve siyasi rekabetin doğasını doğrudan etkilerken, seçmen nezdinde de soru işaretlerine yol açabiliyor. Bu tür iddiaların siyasi tansiyonu artırması ve önümüzdeki dönemde yeni tartışmaları beraberinde getirmesi kaçınılmazdır.
Azerbaycanlı doktor Reşid Mahmudov, okullardaki başörtüsü yasağını destekleyerek çocukların dinle ilgilenmesinin yasaklanmasını savundu. İlerlemenin bilimle olacağını belirten Mahmudov'un açıklamaları kamuoyunda tepki topladı.
Mahmudov, Kur'an'da başörtüsüne dair bir hüküm olmadığını iddia etti.
On dörtten on altı yaşına kadar çocukların dinle meşgul olmasının yasaklanmasını istedi.
Gelişimin dinde değil fizik ve pozitif bilimlerde bulunduğunu vurguladı.
Azerbaycan'da eğitim kurumlarında başörtüsü yasağı etrafındaki tartışmalar sürerken, ülkede tanınan isimlerden doktor Reşid Mahmudov'un çıkışı dikkat çekti. Ülke gündeminde geniş yankı uyandıran tartışmalara katılan Mahmudov, mevcut yasağı savunarak çocukların dini konulardan uzak tutulması gerektiğini ifade etti.
Kutsal metinlerde başörtüsüne dair herhangi bir ibare yer almadığını öne süren Mahmudov, genç nesillerin belli bir yaşa kadar bu tür konularla ilgilenmemesi gerektiğini savundu. Açıklamasında on dörtten on altı yaşına kadar olan dönemi işaret eden konuşmacı, bu yaş sınırına dek dini faaliyetlerin yasaklanması gerektiğini dile getirdi.
Toplumsal ilerlemenin inanç ritüelleriyle değil pozitif bilimler aracılığıyla gerçekleşeceğini belirten Mahmudov, fizik ve diğer fen bilimlerinin esas alınması gerektiğini kaydetti. Dualarla kalkınma olmayacağını savunan doktor, siyah kıyafetler giyen dindar kesimlerden korku duyduğunu da sözlerine ekledi.
Yapılan bu açıklamalar kısa süre içinde sosyal medyada ve kamuoyunda sert eleştirilere maruz kaldı. Ülkedeki muhafazakar kesimler ve sivil toplum temsilcileri, doktorun ifadelerine tepki göstererek çocukların inanç özgürlüğünün hedef alınmasını kabul edilemez buldu.
AI YORUMU
Toplumsal hassasiyetleri barındıran bu tür çıkışlar, eğitim ve inanç özgürlüğü eksenindeki dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor. Uzmanlık alanı tıp olan bir ismin gelişim kriterlerini dinî argümanlar üzerinden okuması, kamuoyunda kutuplaşmayı derinleştiren bir zemin yaratıyor. Benzer tartışmalar uzun vadede gençlerin eğitim hayatına bakışını ve toplumsal barışı doğrudan etkiliyor.
On sekiz yaşındaki Emre'nin hayatını kaybettiği olayla ilgili soruşturma sürerken cinayet zanlısı savcılıkta ifade verdi. Şüpheli, yaşanan tartışma sırasında anlık bir öfkeyle elindeki kesici aleti salladığını savundu.
On sekiz yaşındaki Emre'nin ölümüne sebep olan şüpheli adliyeye sevk edildi.
Zanlı, savcılıktaki ifadesinde bir anlık öfkeyle hareket ettiğini iddia etti.
Güvenlik güçlerinin olayla ilgili başlattığı inceleme çok yönlü devam ediyor.
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran olayda, genç yaştaki Emre'nin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kavganın detayları netleşmeye başladı. Emniyet birimlerinin yürüttüğü çalışmalar neticesinde yakalanan zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi. Soruşturma dosyasına giren ilk ifadelerde olayın gelişim yönüne dair dikkat çekici beyanlar yer aldı.
Savcılık sorgusunda suçlamaları yanıtlayan şüphelinin, aralarında çıkan tartışmanın kısa sürede büyüdüğünü belirttiği öğrenildi. Taraflar arasındaki gerilimin kontrol edilemediğini öne süren zanlı, anlık bir sinirle elindeki bıçağı salladığını ve sonrasında yaşananlardan pişmanlık duyduğunu dile getirdi. Emniyet güçleri, tarafların geçmişteki olası husumetlerini incelemeye aldı.
Olay yerinde bulunan deliller ve çevredeki güvenlik kameralarının kayıtları kriminal laboratuvarlarda inceleniyor. Uzman ekipler, bıçaklı saldırının gerçekleşme anını ve darbe açımlarını netleştirmek için otopsi raporunu bekliyor. Savcılık, elde edilen veriler doğrultusunda iddianameyi hazırlamak üzere çalışmalarını hızlandırdı.
Genç yaşta hayatını kaybeden Emre'nin yakınları adalet çağrısında bulunurken, olay toplumda şiddet eğilimlerine yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bireysel silahlanma ve kesici alet taşıma oranlarındaki artışa dikkat çekerek benzer trajedilerin önlenmesi için hukuki tedbirlerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor. Duruşma sürecinin önümüzdeki günlerde başlaması bekleniyor.
AI YORUMU
Şiddet vakalarının sıradanlaşması, toplumsal barışı tehdit eden en büyük unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Öfke kontrolü eksikliğinin geri döndürülemez sonuçlar doğurduğunu gösteren bu olay, bireysel silahsızlanmanın aciliyetini gözler önüne seriyor. Benzer adli vakalar incelendiğinde, ani kararların hem kurbanların ailesini hem de failin hayatını tamamen kararttığı görülmektedir. Önleyici tedbirler artırılmadığı takdirde benzer acıların tekrarlanması kaçınılmazdır.