İçeriğe geç
PİYASA
Teknoloji

Samsung, ekran altı kamera teknolojisini katlanabilir telefonlara geri getiriyor

Samsung, ekran altı kamera teknolojisini katlanabilir telefonlara geri getiriyor i

Özet

Samsung, kitap tarzı katlanabilir telefon serisinde ekran altı kamera teknolojisini yeniden kullanmaya hazırlanıyor. İddialara göre şirket, 2027 yılında tanıtacağı yeni cihazında inceliği koruyarak ekran altı kamera çözümünü entegre etmeyi hedefliyor. Bu hamle, cihazın iç ekranında kesintisiz bir görsel deneyim sunma isteğini yansıtıyor.

Öne çıkanlar

  • Samsung, 2027 yılında ekran altı kameralı yeni bir katlanabilir telefon tanıtmayı planlıyor.
  • Yeni cihazın açıkken 3,9 mm ve kapalıyken 7,9 mm kalınlığında olması bekleniyor.
  • Şirket, Galaxy Z Fold 3 ile başladığı bu teknolojiyi Z Fold 7 serisinde bırakmıştı.

Haberin Detayı

Samsung, kitap tarzı katlanabilir akıllı telefon modellerinde büyük bir tasarım değişikliğine gitmeye hazırlanıyor. Sektörden gelen son bilgilere göre, şirket daha önce kullandığı ancak daha sonra terk ettiği ekran altı kamera teknolojisini yeni nesil cihazlarına geri getiriyor. Bu sızıntı, teknolojiyi yakından takip eden bir kullanıcı tarafından X platformu üzerinden paylaşıldı ve önümüzdeki yıllarda piyasaya sürülmesi planlanan bir cihazı işaret ediyor.

Yeni cihazın fiziksel ölçüleri, kullanıcıların en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Sızdırılan teknik verilere göre, telefon tamamen açık durumdayken 3,9 mm, katlanmış haldeyken ise 7,9 mm kalınlığa sahip olacak. Samsung, bu yeni kamera kurulumunu yerleştirmek için cihazın genel tasarımında radikal bir incelik değişikliğine gitmeyi düşünmüyor. Şirket, tasarımın inceliğini bozmadan gelişmiş optik teknolojisini mevcut kasaya sığdırmayı amaçlıyor.

Bu geri dönüş süreci, Samsung'un katlanabilir telefon stratejisi hakkında da önemli ipuçları veriyor. Teknoloji devi, ekran altı kamerayı ilk olarak 2021 yılında çıkan Galaxy Z Fold 3 modelinde kullanıcılarla buluşturmuştu. Bu yapı Galaxy Z Fold 6 modeline kadar korunsa da, 2025 yılındaki Galaxy Z Fold 7 serisinde daha klasik olan delik tipi kamera tasarımına geçiş yapılmıştı. Güncel Fold 8 modellerinde de bu delikli tasarımın tercih edilmesi, şirketin fotoğraf kalitesini ön planda tuttuğunu gösteriyordu.

Apple'ın yakın zamanda duyurduğu iPhone Duo modelindeki ekran altı kamera tercihi, piyasadaki rekabetin yönünü de değiştirmiş durumda. Apple'ın bu kamerayı düşük ışık veya detay performansı nedeniyle özellikle FaceTime görüşmeleri için optimize etmesi, Samsung'un da benzer bir yol izleyebileceği yorumlarını beraberinde getirdi. Ekran altı kameraların en büyük avantajı, iç ekran üzerinde herhangi bir kesik veya delik bulunmaması sayesinde daha temiz bir görüntü deneyimi sunması olarak öne çıkıyor.

Buna karşın teknolojinin en büyük zorluğu, delik tipi kameralara kıyasla fotoğraf kalitesindeki olası düşüş olarak biliniyor. Samsung'un bu iki yıllık aradan sonra geri dönerken optik sensörler konusundaki kalite sorunlarını çözüp çözmediği ise şimdilik belirsizliğini koruyor. Sızıntı içerisinde cihazın resmi ismi, net çıkış tarihi veya fiyatlandırmasına dair herhangi bir somut veri bulunmuyor. Yine de teknoloji dünyasındaki beklentiler, bu yeni ekran altı teknolojisinin 2027 yılı içerisinde kullanıcılarla buluşacağı yönünde yoğunlaşıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Samsung'un bu adımı, akıllı telefon tasarımında estetik ile donanım performansı arasındaki dengeyi bulma arayışını temsil ediyor. Ekran altı kamera teknolojisi, kusursuz bir ekran deneyimi sunma konusunda başarılı olsa da fotoğraf kalitesindeki zafiyet, kullanıcıların günlük kullanımını doğrudan etkileyen bir engel olmaya devam ediyor. Özellikle iPhone Duo gibi rakiplerle karşılaştırıldığında, Samsung'un sadece tasarımı inceltmesi yeterli olmayacak. Şirket, 2027 yılına kadar sensör teknolojisinde devrimsel bir iyileştirme yaparsa, bu geri dönüş gerçek bir tercih sebebi haline gelebilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Teknoloji
    Samsung Galaxy S27 serisi 25W şarj hızı ile beklentileri karşılamadı

    Yeni sertifikasyon belgelerine göre Samsung Galaxy S27 modeli, önceki nesillerle aynı seviyede kalan 25W kablolu şarj desteğiyle piyasaya sürülecek. Farklı pazarlar için hazırlanan model numaraları ortaya çıkarken, şarj hızında bir artışın planlanmadığı teknik verilerle kesinleşti.

    • Samsung Galaxy S27, önceki nesillerde olduğu gibi 25W kablolu şarj hızıyla sunulacak.
    • UL Solutions tarafından 23 Ekim'de yayımlanan test belgeleri, 9V ve 2,77A değerlerini doğruladı.
    • SM-S952 kodlu cihazlar; ABD, Çin, Kanada ve Japonya gibi çeşitli küresel pazarlar için onaylandı.

    Teknoloji dünyasının merakla beklediği Samsung Galaxy S27 serisine dair ilk teknik veriler, sertifikasyon süreçleriyle birlikte netleşmeye başladı. UL Solutions çatısı altındaki Demko tarafından 23 Ekim tarihinde yayımlanan iki farklı IECEE CB test belgesi, yeni akıllı telefonun temel donanım özelliklerini gün yüzüne çıkardı. Listelenen teknik detaylar incelendiğinde, cihazın şarj performansında kullanıcıların beklediği yükselişin gerçekleşmeyeceği ve 25W seviyesinin korunacağı görülüyor.

    Belgelerde yer alan güvenlik standartlarına göre test edilen mobil cihaz, 9V DC gerilim ve 2,77A akım değerlerine sahip bulunuyor. Bu iki temel parametrenin çarpımı sonucunda ortaya çıkan 25W güç çıkışı, Samsung'un amiral gemisi kategorisindeki tercihini bir kez daha sabit tuttuğunu gösteriyor. Sektördeki rakiplerin 45W, 60W ve hatta 100W üzerindeki hızları standartlaştırdığı bir dönemde, bu kapasite değişikliğine gidilmemesi donanım tarafında yeni bir tartışma konusu yarattı.

    Sertifikasyon kayıtlarında cihazın küresel pazarlara yönelik çeşitlenen model numaraları da dikkat çekiyor.

    Japonya pazarına özel olarak hazırlanan SC-51H, SM-S952Q ve SM-S952Z kodlu cihazlar da aynı şarj mimarisini paylaşan diğer varyantlar olarak karşımıza çıkıyor. Samsung'un geçmiş yıllarda izlediği numaralandırma sistemi, SM-S952 kodunun doğrudan standart Galaxy S27 modeline işaret ettiğini kanıtlıyor. Galaxy S26 serisinde kullanılan SM-S942 ve benzeri yapıların ardından gelen bu yeni isimlendirme, serinin teknik altyapısının bir önceki yılla benzer bir çizgide ilerlediğini doğruluyor.

    Kullanıcılar için şarj hızının düşük kalması, özellikle uzun süreli kullanım ve hızlı dolum ihtiyaçları bağlamında bir kısıtlama yaratabilir. Samsung, batarya teknolojisi ve güvenlik standartlarına öncelik vererek mevcut hızı korumayı tercih etse de, bu durumun akıllı telefon pazarındaki rekabet şartlarında nasıl karşılanacağı merak ediliyor. Teknik verilerin kesinleşmesiyle birlikte gözler, cihazın diğer donanım bileşenlerinin performansına ve günlük kullanım senaryolarındaki gerçek verimliliğine çevrilmiş durumda.

    AI YORUMU

    Samsung'un 25W şarj sınırında direnmesi, amiral gemisi segmentindeki rekabetçi konumunu teknik açıdan zayıflatıyor. Özellikle 9V ve 2,77A gibi değerlerin modern standartların altında kaldığı görülüyor. Bu durum, hızlı şarj beklentisiyle yüksek bütçe ayıran kullanıcılar için bir dezavantaj yaratabilir. Rakiplerin 100W seviyesini zorladığı bir piyasada, bu hız farkı cihazın günlük pratikliğini sınırlayacak en temel etken haline geliyor.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Samsung Galaxy S21 ve S22 serisi için verilen performans cezası kesinleşti

    Güney Kore Adil Ticaret Komisyonu, Samsung’a oyun performansını kısıtlayan GOS sistemi nedeniyle para cezası kesti. Şirketin cihazlarda yüksek oyun deneyimi vadedip arka planda performansı düşürmesi yanıltıcı bulundu.

    • Güney Kore FTC, oyun performansını kısıtlayan GOS sistemi nedeniyle Samsung'a para cezası verdi.
    • Galaxy S21 ve S22 serisi cihazlarda işlemci hızı kullanıcıdan gizlenerek otomatik düşürülüyordu.
    • Samsung, Mart 2022'de yayınladığı güncellemeyle kullanıcıların performans kısıtlamalarını kaldırmasına izin verdi.

    Güney Kore Adil Ticaret Komisyonu (FTC), teknoloji devi Samsung'a yönelik yeni bir yaptırım kararı açıkladı. Söz konusu ceza, şirketin popüler Galaxy S21 ve S22 serisi akıllı telefon modellerinde uyguladığı oyun performansı kısıtlamaları ve bu konudaki yanıltıcı pazarlama faaliyetleri nedeniyle verildi. Kurum, Samsung'un tüketicilere sunduğu üstün oyun deneyimi iddialarının, cihazlarda çalışan yazılımsal kısıtlamalarla çeliştiğini tespit etti.

    Bu kısıtlama, kullanıcıların cihazlarından beklediği yüksek performans seviyesine ulaşmasını engellerken, özellikle zorlayıcı oyunlarda kare hızı düşüşlerine ve takılmalara neden oldu. Yapılan incelemeler, bu performans kayıplarının kullanıcıların cihaz donanım kalitesine dair beklentilerini karşılamadığını ve büyük bir memnuniyetsizlik yarattığını gösterdi.

    Şirket, GOS sisteminin temel amacının cihaz güvenliğini sağlamak, aşırı ısınmayı önlemek ve oyun esnasında stabiliteyi korumak olduğunu savundu. Samsung yetkilileri, bu yazılımın donanım kapasitesini sınırlamak yerine uzun süreli oyun seanslarında güvenli bir kullanım deneyimi sunmak üzere tasarlandığını belirtti. Ancak FTC, bu ön ayarların kullanıcıya açıkça bildirilmediği gerekçesiyle pazarlama faaliyetlerinin şeffaflıktan uzak ve yanıltıcı olduğu kanısına vardı.

    Gelen yoğun tepkilerin ardından Samsung, Mart 2022 tarihinde bir yazılım güncellemesi yayınlayarak kullanıcıların GOS tarafından uygulanan performans sınırlarını kendilerinin devre dışı bırakmasına olanak tanıdı. Bu adım, Galaxy S21, S22 ve Galaxy Tab S8 serisi kullanıcılarının cihazlarının donanım gücünden daha özgür bir şekilde yararlanabilmelerini sağladı. Kullanıcıların birçoğu, bu kısıtlamaların kaldırılmasının ardından telefonlarının beklenen performans değerlerine ulaştığını ifade etti.

    Yaşanan bu hukuki süreçte Samsung, herhangi bir yanlış uygulama yapmadığını belirterek FTC tarafından verilen cezaya karşı temyiz yoluna başvuracağını açıkladı. Şirket, GOS güncellemesinin tepkilerin hemen ardından yayına alındığını savunarak cezai yaptırımın haksız olduğunu iddia ediyor. Hukuk dünyasında benzer davaların birçoğunun sonuçlanmış veya geri çekilmiş olması, Samsung'un temyiz sürecinde haklılığını kanıtlamak için dayandığı en temel referans noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

    Teknoloji dünyasında bu tür donanım kısıtlamaları ve üreticilerin şeffaflık sınırları yeniden tartışılmaya başlandı. Samsung'un sunduğu güvenlik savunmasının mahkeme tarafından nasıl değerlendirileceği, gelecekte benzer durumdaki diğer teknoloji şirketleri için önemli bir emsal teşkil edecek. Kullanıcılar ve uzmanlar, cihaz üreticilerinin pazarlama söylemleri ile teknik gerçeklik arasındaki tutarlılığın, tüketici hakları açısından nasıl bir dengeye oturtulması gerektiğini yakından izliyor.

    AI YORUMU

    Samsung'un donanım performansını güvenlik gerekçesiyle kısıtlaması, kullanıcının satın aldığı ürünün gerçek gücünü gizlemesi açısından büyük bir risk barındırıyor. Şirket, GOS sistemiyle cihazın termal yönetimini iyileştirdiğini savunsa da, bu tercihin kullanıcıya bilgi verilmeden yapılması güven sarsıcı bir durum. Kullanıcılar, ödedikleri fiyatın karşılığında tam performans beklerken, arka planda çalışan yazılımların bu kapasiteyi sınırlaması, marka sadakatini de zayıflatıyor. Sektördeki rakiplerle kıyaslandığında, şeffaf bir performans yönetimi sunan markalar kullanıcı tarafında daha güvenilir bir konum elde ediyor.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Samsung, katlanabilir telefon rekabetinde Apple’a meydan okuyor

    Samsung, katlanabilir ekranlı cihazlar pazarındaki hakimiyetini korumak amacıyla rakibi Apple'a karşı yeni stratejiler geliştiriyor. Teknoloji devi, sunduğu yenilikçi form faktörleri ve donanım iyileştirmeleriyle pazar payını artırmayı hedefliyor.

    • Samsung, katlanabilir telefon pazarındaki liderliğini korumak için Apple'a karşı somut hamleler başlattı.
    • Şirket, ekran teknolojisindeki dayanıklılık ve katlama mekanizması üzerinde yeni patentler alıyor.
    • Rekabetin şiddetlenmesiyle akıllı telefon sektöründe farklı form faktörlerine olan ilgi artıyor.

    Akıllı telefon pazarının öncü isimlerinden Samsung, katlanabilir cihaz segmentindeki iddiasını korumak için çalışmalarına hız verdi. Uzun süredir sektördeki yerini sağlama alan marka, özellikle Apple gibi dişli rakiplerinin pazara giriş yapma ihtimallerine karşı ürün gamını ve teknolojik altyapısını çeşitlendiriyor. Kullanıcıların daha geniş ekranlara mobil cihaz formunda erişme talebi, bu rekabetin temel dinamiklerini belirliyor.

    Şirket tarafından yürütülen AR-GE çalışmaları, cihazların dayanıklılık seviyesini yukarı taşıyacak yeni menteşe ve ekran koruma teknolojilerine odaklanıyor. Katlanabilir telefon teknolojisinde yaşanan bu teknolojik dönüşüm, cihazların günlük kullanımdaki ömrünü uzatmayı amaçlıyor. Samsung, mevcut kullanıcı deneyimini daha akıcı kılmak için yazılım arayüzünde de kapsamlı güncellemeler sunmaya devam ediyor.

    Piyasadaki diğer üreticilerin de benzer teknolojilere yatırım yapması, Samsung'u fiyatlandırma stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Donanım üretimindeki ölçek ekonomisi, katlanabilir telefonların daha geniş kitleler tarafından erişilebilir olmasını sağlayacak bir zemin oluşturuyor. Bu süreçte şirketin üretim kapasitesini optimize etmesi, maliyetleri düşürme potansiyeli taşıyor.

    Tüketici tarafında ise katlanabilir cihazlar artık lüks bir seçenek olmaktan çıkıp profesyonel iş akışlarını destekleyen araçlara dönüşüyor. Samsung, sunduğu çoklu pencere desteği ve optimize edilmiş uygulama arayüzleriyle profesyonel kullanıcıları hedefliyor. Bu stratejik yaklaşım, markanın sadık kullanıcı kitlesini korurken yeni kullanıcılar kazanmasını da kolaylaştırıyor.

    Gelecek dönemde katlanabilir cihazların standart akıllı telefonlara göre daha yüksek bir pazar payı elde etmesi bekleniyor. Samsung'un bu pazardaki öncü konumu, markanın teknoloji standartlarını belirleme gücünü de beraberinde getiriyor. Apple gibi rakiplerin bu alana giriş yapması durumunda, pazarın mevcut statükosunda büyük değişimler yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

    Teknoloji dünyasındaki bu çekişme, sadece cihazların fiziksel yapısını değil, aynı zamanda uygulama geliştirme süreçlerini de etkiliyor. Geliştiriciler artık katlanabilir ekranların sunduğu esnekliği kullanarak daha dinamik kullanıcı arayüzleri oluşturmaya başladı. Samsung, bu ekosistemi büyüterek rakiplerine karşı avantaj sağlamayı planlıyor.

    AI YORUMU

    Samsung'un katlanabilir ekranlı cihazlardaki ısrarcı tutumu, akıllı telefon dünyasında yeni bir standart belirleme çabasının ürünüdür. Apple henüz bu segmente adım atmamışken, Samsung'un donanım tarafındaki patentleri ve üretim hızı, pazardaki diğer oyuncuların işini oldukça zorlaştırıyor. Kullanıcılar için bu rekabet, daha dayanıklı ve yazılımsal açıdan optimize edilmiş ürünler anlamına geliyor. Rakiplerin fiyatlandırma stratejileri, Samsung'un mevcut üretim kapasitesiyle kıyaslandığında, önümüzdeki dönemde cihaz maliyetlerinde ciddi bir geri çekilme yaşanabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Samsung Galaxy Watch modellerinde cilt tahrişi şikayetleri arttı

    Bazı Samsung Galaxy Watch kullanıcıları, gece boyunca bilekte kalan akıllı saatlerin ardından ciltlerinde kızarıklık ve yanık benzeri izler oluştuğunu rapor etti. Yaşanan sorunların aşırı ısınmadan mı yoksa uzun süreli temastan mı kaynaklandığı henüz netleşmedi.

    • Galaxy Watch 5 Pro, 7, 8 ve Ultra modellerinde cilt tahrişi şikayetleri bildirildi.
    • Amerikan Dermatoloji Akademisi ter, sürtünme ve sıkı kayışların tahrişe yol açabileceğini belirtiyor.
    • Geçmişte Fitbit ve Apple da benzer pil ve ısınma sorunları nedeniyle davalarla karşılaşmıştı.

    Samsung'un giyilebilir teknoloji pazarındaki popüler akıllı saat serisi Galaxy Watch, son dönemde kullanıcıların cilt sağlığıyla ilgili tartışmaların odağına yerleşti. Galaxy Watch 5 Pro, Galaxy Watch 7, Galaxy Watch 8 ve bazı Ultra modellerini kullanan pek çok kişi, gece boyunca bilekte tutulan cihazların ardından ciltlerinde kızarıklıklar ve yanık benzeri izler meydana geldiğini dile getirdi. Paylaşılan fotoğraflarda söz konusu izlerin özellikle saatin arka yüzeyinde bulunan sağlık sensörlerinin deriyle temas ettiği noktalarda yoğunlaşması dikkat çekti.

    Yaşanan bu durum cihazların aşırı derecede ısınıp ısınmadığı sorusunu beraberinde getirse de, izlerin doğrudan teknik bir arızadan mı yoksa uzun süreli cilt temasından mı ileri geldiği henüz kesinlik kazanmadı. Öne çıkan vakalardan birinde, Galaxy Watch 5 Pro modelini şarjı tam dolu şekilde gece bileğine takan bir kullanıcı, sabah saatlerinde saatin tamamen kapandığını ve cildinde yanığa benzer bir izin kaldığını rapor etti. Ancak bu ve benzeri görüntüler tek başına donanımsal bir kusuru kanıtlamıyor.

    Akıllı saatlerin günün her saati bilekte kalması, ısınma kaynaklı olmayan dermatolojik problemlere de zemin hazırlayabiliyor. Sıkı kayışlar, ciltte biriken ter ve sürekli sürtünme, cihazın temas yüzeyinde tahrişe neden olabiliyor. Nitekim Amerikan Dermatoloji Akademisi, kaşıntı, kızarıklık, batma hissi ve sıvı dolu kabarcıkların bu tür sürtünme ve terleme kaynaklı reaksiyonlar arasında yer alabildiğini vurguluyor. Samsung da destek belgelerinde ter ve kalıntılara karşı kullanıcıları uyarıyor.

    Öte yandan, cilt reaksiyonlarına ilişkin bu açıklamalar Galaxy Watch 5 Pro kullanıcısının bildirdiği ani pil tükenmesi ve cihazın tamamen işlevsiz hale gelmesi gibi teknik aksaklıkları açıklamıyor. Giyilebilir teknolojiler pazarında geçmişte de benzer batarya ve ısınma problemleri yaşanmıştı. Örneğin Fitbit, 1,69 milyon Ionic akıllı saatini aşırı ısınma ve yanık vakaları nedeniyle geri çağırmış, süreç sonunda milyonlarca dolarlık ceza ödemeyi kabul etmişti. Apple Watch modellerinde de benzer pil şişmesi şikayetleri geçmişte yasal uzlaşmalara konu olmuştu.

    AI YORUMU

    Akıllı saatlerin kesintisiz kullanımı konfor sağlasa da, cilt sağlığı ve batarya güvenliği arasındaki dengeyi korumak üreticiler için kritik bir sorumluluktur. Geçmişteki Fitbit ve Apple örneklerinde görüldüğü gibi, donanım kaynaklı ısınma problemleri milyonlarca dolarlık maliyetlere ve geri çağırmalara yol açabilmektedir. Samsung'un bu şikayetleri sadece hijyen ve terleme uyarılarıyla geçiştirmesi, ani pil tükenmesi yaşayan kullanıcıların teknik endişelerini gidermeye yetmeyebilir. Uzun vadede üreticilerin sensör materyallerini ve şarj güvenliğini daha sıkı testlerden geçirmesi kaçınılmaz görünmektedir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler