Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Rusya ve ABD arasında ilk dizel sevkiyatı yarın başlıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Gareth James · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons
Özet
Rusya, ABD'ye dizel yakıt taşıyacak ilk tankerin yarın limandan hareket edeceğini açıkladı. Sevkiyatların rafineri kapasitesine bağlı olarak yıl sonuna kadar artırılması hedefleniyor.
Öne çıkanlar
İlk sevkiyat 40 bin tonluk tankerle 22 Ekim'de yapılacak.
İki ülke arasındaki sözleşmeler son aşamaya geldi.
İhracat yıl sonuna kadar eski seviyesine çıkabilir.
Haberin Detayı
Küresel enerji piyasalarında dikkat çekici bir hareketlilik yaşanırken, Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yeni bir ticari adım atılıyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, iki ülke arasında dizel yakıt sevkiyatına yönelik yürütülen anlaşma süreçlerinin tamamlanmak üzere olduğunu duyurdu. St Petersburg kentinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Novak, sevkiyat takvimine ilişkin net tarihi paylaştı.
Fotoğraf: U.S. Navy photo by Photographer's Mate 1st Class David C. Lloyd · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
Yapılan açıklamaya göre, ABD pazarına yönelik ilk akaryakıt sevkiyatı 40 bin tonluk bir tanker aracılığıyla gerçekleştirilecek. Söz konusu dev taşıtın yarın, yani 22 Ekim tarihinde hareket etmek üzere limandan demir alması planlanıyor. Yetkililer, bu hamlenin liderler düzeyinde varılan mutabakatlar çerçevesinde şekillendiğini ve Amerikalı tüketicilerin dizel ihtiyacının imkanlar dahilinde karşılanacağını vurguladı.
Rus tarafı, bu ilk adımla birlikte ihracat hacmini kademeli olarak yükseltmeyi amaçlıyor. Ülkedeki petrol rafinerilerinin üretim kapasitelerine bağlı olarak, yıl sonuna kadar sevkiyatların eski normal düzeyine ulaşılabileceği öngörülüyor. Sürecin planlandığı gibi ilerlemesi halinde, sadece ABD pazarına değil, diğer uluslararası alıcılara da geçmiş dönemlerdeki miktarlarda ürün gönderilebilecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Enerji ticaretindeki bu yeni rota, iki küresel aktör arasındaki tedarik dengelerini yakından ilgilendiriyor. Kırk bin tonluk ilk parti, rafinerilerin üretim hedeflerine ne kadar hızlı ulaşabileceğini gösterecek somut bir eşik oluşturuyor. Sevkiyatların süreklilik kazanması, özellikle Kuzey Amerika pazarındaki akaryakıt fiyatlandırma dinamiklerini doğrudan etkileyebilir. Eğer süreç aksamadan yürütülürse, yıl sonuna kadar uluslararası enerji akışında yeni bir denge kurulması kaçınılmaz görünmektedir.
Kaynak:
Sözcü Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Reuters anketine katılan ekonomistlerin büyük kısmı Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutacağını öngörüyor. Yılın son toplantısında ise bankanın faiz artırımına gitmesi bekleniyor.
Reuters anketine katılan 100 ekonomistin 94'ü ekim ayında faizlerin sabit kalmasını bekliyor.
Aralık ayındaki son toplantıda faiz artırılacağı yönündeki beklentiler tam bir konsensüse dönüştü.
Küresel finans çevrelerinin odaklandığı ABD Merkez Bankasının para politikası adımlarına dair yeni bir beklenti anketi kamuoyuyla paylaşıldı. On altı ile yirmi ekim tarihleri arasında yüz ekonomistin katkısıyla tamamlanan araştırma, analistlerin yılın kalanı için öngörülerinde belirgin bir uzlaşı sağlandığını gözler önüne serdi. Eylül ayında gerçekleştirilen önceki ankette aralık ayında faiz artışı yapılacağını öngörenlerin oranı yüzde ellinin altında kalırken, güncel veriler bu senaryonun ortak bir kabule evrildiğini işaret ediyor.
Araştırmaya katılan yüz uzmandan doksan dördü, yirmi yedi yirmi sekiz ekim tarihlerindeki toplantıda politika faizinin yüzde üç nokta yetmiş beş ile dört nokta sıfır sıfır aralığında sabit bırakılacağını belirtti. Buna karşın, bankanın sekiz dokuz aralık tarihlerindeki yıl sonu buluşmasında faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlar enflasyon dinamikleri ve makroekonomik veriler doğrultusunda bankanın daha agresif bir politika izlemek zorunda kalabileceğini ifade ediyor.
Katılımcıların yaklaşık yüzde altmışlık kesimi nihai politika faizinin yüzde dört nokta sıfır sıfır ile dört nokta yirmi beş aralığında tepe noktasına ulaşacağını öngörüyor. Öte yandan, parasal sıkılaşma döngüsünün tek bir hamleyle sınırlı kalmayacağını savunanların oranında da belirgin bir artış kaydedildi. Doksan iki uzmandan otuz sekizi en az iki ek faiz artışı yapılmasını beklerken, eylül ayında bu senaryoyu destekleyenlerin oranı yalnızca yüzde yirmi düzeyindeydi.
Piyasa aktörleri mevcut risklerin bankayı daha sert adımlar atmaya itebileceğini vurguluyor. Morgan Stanley ABD başekonomisti Michael Gapen, tablonun öngörülenden daha agresif hamleler gerektirebileceğini belirtirken, Mizuho Securities kıdemli ekononisti Alex Pelle ekim ayının pas geçilmesini hatalı bir hamle olarak nitelendirdi. Pelle, aralık toplantısında yirmi beş baz puanlık artışın yanı sıra elli baz puanlık daha güçlü bir sıkılaşma ihtimalinin de masada bulunduğunu ifade etti.
AI YORUMU
Piyasalarda oluşan bu tam uzlaşı, faiz patikasındaki belirsizliğin yerini temkinli bir bekleyişe bıraktığını gösteriyor. Uzmanların yüzde altmışlık kesiminin faizlerin yüzde dört nokta yirmi beş bandında zirve yapacağı öngörüsü, sıkılaşma döngüsünün sonuna yaklaşılmakta olduğunun sinyalini veriyor. Enflasyonist baskıların kalıcı olması durumunda gelişen piyasa varlıkları ve döviz kurları üzerinde yeni dalgalanmalar tetiklenebilir. Yatırımcıların aralık ayındaki karara kadar risk iştahını düşük tutması ve portföylerini olası şoklara karşı koruması gerekiyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ülkenin enerji ihtiyacının 2040 yılında büyük oranda yenilenebilir kaynaklardan karşılanacağını duyurdu. Açıklanan stratejiye göre artan talebin yönetilmesi, dışa bağımlılığın düşürülmesi ve iklim hedeflerine ulaşılması amaçlanıyor.
Türkiye, 2040 yılında enerjisinin yüzde 70'ini yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor.
2024-2030 döneminde enerji verimliliği için 20 milyar dolarlık yatırım yapılması planlanıyor.
Şırnak Gabar'da günlük yaklaşık 85 bin varil petrol üretimi gerçekleştiriliyor.
Ankara Üniversitesinin akademik yıl açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ülkenin enerji politikalarına dair kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Artan talebin karşılanması, dışa bağımlılığın azaltılması ve iklim taahhütlerine varılması ülkenin öncelikli üç temel meselesi olarak açıklandı. Küresel ölçekte yaşanan krizlerin enerji güvenliğini yeniden şekillendirdiği belirtilirken, yerli imkanların devreye sokulmasının elzem olduğu vurgulandı.
Güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal kaynakların çevreyle uyumlu biçimde ele alınması gerektiği ifade edildi. İlerleyen yıllarda yenilenebilir enerji payının artırılması, arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dışa bağımlılığın minimuma indirilmesi hedefleniyor. Bununla beraber, 2024 ile 2030 yılları arasında enerji verimliliği projeleri için toplam 20 milyar dolarlık finansman ayrılması öngörülüyor.
Küresel çaptaki ticaret savaşları, tedarik kırılmaları ve bölgesel çatışmaların enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği aktarıldı. Yapay zeka teknolojilerinin getirdiği veri merkezi yoğunluğu kesintisiz elektrik ihtiyacını tırmandırırken, elektrikli araçların yaygınlaşması petrol ithalatını dengeleyecek bir unsur olarak görülüyor. Ülke genelinde yerli petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri hız kesmeden sürdürülüyor.
Karadeniz'deki doğal gaz üretiminin Osman Gazi yüzer üretim platformunun devreye girmesiyle 2027'den itibaren iki katına çıkarılması planlanıyor. Halihazırda yaklaşık 4 milyon hane yerli gaz tüketirken, Şırnak Gabar sahasında günlük 85 bin varil petrol elde ediliyor. Ayrıca Somali açıklarında yürütülen arama çalışmalarının yanı sıra Libya ve Pakistan'da da benzer faaliyetler için hazırlık yapılıyor.
Nükleer enerji yatırımlarının da kaynak çeşitliliği açısından kritik olduğu belirtilerek Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ndeki dört reaktörün tamamlanmasının hedeflere ulaşmada köprü rolü üstleneceği kaydedildi. Tüm bu adımlar, ülkenin ekonomik kırılganlıklarını azaltarak sanayinin ve hanelerin kesintisiz enerjiye uygun maliyetle erişmesini sağlayacak ana unsurlar arasında yer alıyor.
AI YORUMU
Enerji arzında dışa bağımlılığı düşürmek için atılan adımlar, ülkenin cari açığını daraltmada doğrudan rol oynayacaktır. Gabar'daki 85 bin varil günlük üretim ve Karadeniz gazının iki katına çıkarılacak olması, bütçe üzerindeki ithalat baskısını hafifleten somut göstergelerdir. 2040 hedefi tutturulursa, sanayi ve hanehalkı enerji maliyetlerinde küresel dalgalanmalardan daha az etkilenen bir yapıya kavuşacaktır.
Almanya'da Eylül ayında üretici fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 6,7 oranına çıkarak Mart 2023 tarihinden bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bölgesel çatışmaların tetiklediği enerji maliyetleri artışın ana sebebi olurken, uzmanlar genel enflasyonun tırmanabileceği uyarısında bulunuyor.
Almanya'da ÜFE eylülde yüzde 6,7 artarak Mart 2023'ten beri en yüksek seviyeye ulaştı.
Enerji ürünleri fiyatları yıllık bazda yüzde 14,9, aylık bazda yüzde 5,8 oranında yükseldi.
Hafif kalorifer yakıtı fiyatı yüzde 91,8, motorlu taşıt yakıtları fiyatı yüzde 48,6 arttı.
Orta Doğu bölgesinde yaşanan çatışmaların piyasalarda yarattığı petrol şoku, Almanya ekonomisinde üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekti. Federal İstatistik Ofisi verilerine göre sanayi ürünleri ile gıdayı kapsayan Üretici Fiyat Endeksi eylül ayında piyasa beklentilerini geride bırakarak yıllık bazda yüzde 6,7 oranına ulaştı. Endeks, Mart 2023 döneminden beri kaydedilen en hızlı tırmanışını yaşarken ülkede enflasyon baskısının derinleşebileceği endişelerini de beraberinde getirdi.
Temmuz ayında yüzde 3 ve ağustos ayında yüzde 4,6 olan yıllık artış hızı, eylülde aylık bazda yüzde 1,9 olarak gerçekleşti. Enerji kalemi hariç tutularak yapılan hesaplamalarda yıllık artış yüzde 3,2 seviyesinde kalırken, maliyetlerdeki tırmanışın temel kaynağı doğrudan enerji ürünleri oldu. Bölgesel gerilimlerin etkisiyle petrol türevi ürünler geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 51,3 oranında zamlandı.
Şebeke gazı dağıtımında yıllık yüzde 15, elektrik fiyatlarında ise yüzde 8,2 yükseliş görüldü. Enerji ve sanayi kollarının aksine gıda fiyatları genelinde yıllık bazda yüzde 4,1 gerileme yaşanırken, tereyağı ve sığır etindeki ucuzlama dikkat çekti.
Ara malı fiyatları eylülde yıllık yüzde 6,4 artarken, bu gruptaki en belirgin artış yüzde 14 oranındaki metal fiyatlarından kaynaklandı. Bakır yarı mamullerinde yüzde 31,4, değerli metallerde yüzde 26,5 ve demir-çelik ürünlerinde yüzde 8,4 fiyat artışı hesaplandı. Ekonomistler, üretim aşamasındaki bu maliyet yükünün er ya da geç tüketici fiyatlarına yansıyacağını ve enflasyonu yukarı çekeceğini belirtiyor.
AI YORUMU
Almanya'daki üretici fiyatlarındaki bu sert tırmanış, enerji maliyetlerinin dış şoklara ne denli açık olduğunu somut bir şekilde gösteriyor. Yıllık yüzde 6,7 seviyesindeki artış ve özellikle yakıt fiyatlarındaki yüzde 50'yi aşan sıçramalar, sanayi üretiminin yanı sıra hanehalkı bütçelerini de doğrudan tehdit ediyor. Önümüzdeki aylarda bu maliyet dalgasının tüketici enflasyonunu tetiklemesi ve Merkez Bankası'nın yüzde 2 hedefine dönüş sürecini uzatması kaçınılmaz görünüyor.
ABD bankacılık düzenleyicileri, siyasi görüşler nedeniyle müşterilere hizmet vermeyi reddeden dokuz büyük bankayı inceleme raporuna dahil etti. Bank of Montreal ve TD Bank gibi dev kurumların politikaları federal düzeyde soruşturuluyor.
Bank of Montreal ve TD Bank incelemeye alınan dokuz banka arasında yer alıyor.
ABD Para Denetleme Ofisi 2020 ile Eylül 2025 arasındaki dönemi inceledi.
Kurumlar 100 bin şikayet ve yüzlerce özel karara dayanarak rapora eklendi.
Kuzey Amerika bankacılık sektörünü sarsan gelişmeler kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri yetkilileri iki büyük Kanada bankasının finansal hizmet uygulamalarını mercek altına aldı. Bank of Montreal ve TD Bank, siyasi görüşler ve benzeri gerekçelerle müşteri ilişkilerini sonlandırdığı iddia edilen dokuz büyük finans kuruluşu arasında gösterildi. Düzenleyici kurumların hazırladığı kapsamlı rapor, ülkenin en büyük kredi kuruluşlarının belirli kesimlere yönelik ayrımcı politikalar izlediğini ortaya koydu.
Finansal düzenlemelerle ilgili hazırlanan raporda, 2020 yılından Eylül 2025 tarihine kadar uzanan geniş bir zaman dilimi ele alındı. Amerika Birleşik Devletleri Para Denetleme Ofisi tarafından yayınlanan belgede, kurumlara iletilen 100 bin şikayet ile bankaların yüzlerce özel kararı titizlikle incelendi. Ofisin baş yöneticisi Jonathan Gould, ülkenin en büyük bankalarının meşru işletmelere ve müşterilere hizmet vermeyi reddettiğine dair kanıtlar bulunduğunu ifade etti.
İncelemenin arkasındaki temel motivasyonun, Ağustos 2025 tarihinde imzalanan ve vatandaşların inanç veya görüşleri sebebiyle finansal erişimlerinin engellenmemesini öngören başkanlık kararnamesi olduğu açıklandı. Başkan Donald Trump, düzenleyicilere ayrımcı uygulamaları tespit edip Adalet Bakanlığına bildirme talimatı verdi.
Raporda, net kriterlerden uzak olan itibar riski politikalarının belirli nüfus kesimlerini dezavantajlı duruma düşürdüğü vurgulandı. İç denetim süreçlerindeki iyileştirme çabalarına rağmen bu kavramın suiistimal edilmesi, kurumların temel risk yönetimi yerine kamuoyu baskısıyla müşterileri reddetmesine yol açıyor. Ayrıca petrol, doğalgaz, kömür madenciliği, ateşli silahlar ve tütün gibi sektörlerin finansmanında hem açık hem de gizli kısıtlayıcı politikalar uygulandığı tespit edildi.
Yetkililer, gelecekte benzer zararlı uygulamaların tekrarlanmasını önlemek amacıyla düzenleyici çerçevede ek değişiklikler yapmayı değerlendirdiklerini duyurdu. Bankaların bu tür hassas sektörlere yönelik daha sıkı onay süreçleri ve inceleme mekanizmaları işletmesi eşit erişim ilkesine aykırı bulunuyor. Önümüzdeki süreçte federal denetimlerin artması ve kredi kuruluşlarının iç politikalarını gözden geçirmesi bekleniyor.
AI YORUMU
Finansal kurumların siyasi veya sosyal görüşler üzerinden müşteri seçmesi, serbest piyasa ilkeleriyle taban tabana zıt bir tablo yaratıyor. ABD Para Denetleme Ofisinin 2020 ile 2025 arasını kapsayan binlerce şikayeti baz alan raporu, bu ayrımcılığın kurumsal düzeyde kabul edilemez boyutlara ulaştığını kanıtlıyor. Önceden sadece geleneksel finansal risklere odaklanan bankaların, itibar kaygısıyla belirli sektörleri dışlaması hem ticari faaliyetleri sekteye uğratıyor hem de bireysel hakları kısıtlıyor. Eğer bu soruşturmalar somut yaptırımlara dönüşmezse, enerji ve silah gibi stratejik sektörler küresel ölçekte finansman bulmakta çok daha büyük engellerle karşılaşmaya devam edecek.