PİYASA
Bilim

Mutfak atığı sarımsak kabuklarından elektrik enerjisi üretildi

Mutfak atığı sarımsak kabuklarından elektrik enerjisi üretildi Fotoğraf: Sözcü Bilim-Teknoloji

Özet

Hindistan'daki araştırmacılar, sarımsak kabukları ve plastik kullanarak elektrik üreten bir düzenek geliştirdi. Mutfak atıklarından elde edilen sistem, kapı açılıp kapanmasıyla oluşan hareketleri elektriğe dönüştürerek küçük sensörleri çalıştırabiliyor.

Öne çıkanlar

  • Sarımsak kabukları ve polietilen plastik birleştirilerek elektrik üreten prototip hazırlandı.
  • Geliştirilmiş çift taraflı tasarımda gerilim 400 volta, akım ise 65 mikroampere ulaştı.
  • Sistem altı ay saklandıktan sonra çalışabildi ve 200 mekanik hareket döngüsüne dayandı.

Haberin Detayı

Mutfaklarda genellikle çöpe atılan sarımsak kabukları, alternatif enerji çalışmalarında yeni bir materyal olarak değerlendirildi. Hindistan'da Manas Tiwari ve Deepak Bharti isimli araştırmacılar, kurutulup öğütülen bu kabukları polietilen plastik ile harmanlayarak özel bir düzenek tasarladı. Söz konusu sistem, iki farklı malzemenin birbirine temas edip ayrılması sırasında ortaya çıkan statik elektrik yüklerinden faydalanıyor.

Kapıların açılıp kapanmasıyla meydana gelen mekanik hareketleri elektrik sinyaline çeviren mekanizmanın ilk versiyonunda yaklaşık 210 volt gerilim ve 45 mikroamper akım ölçüldü. Sarımsak kabuklarının her iki tarafta da kullanıldığı bir sonraki aşamada ise gerilim yaklaşık 400 volta, akım ise 65 mikroampere kadar yükseltildi. Elde edilen enerji miktarı yüksek olmadığından, bu sistem büyük cihazlar yerine düşük güç tüketen sensörler için optimize edildi.

Geliştirilen prototip, pratik bir uygulama olarak ev güvenlik sistemlerinde test edildi. Kapı hareketinin tetiklediği elektrik sinyali elektronik kontrol birimine iletilerek uyarı mekanizmasının çalışması sağlandı. Yapılan testlerde, materyalin altı ay boyunca bekletildikten sonra bile işlevini koruduğu ve 200 mekanik döngüye dayanıklılık gösterdiği kaydedildi.

Sistemin tam anlamıyla bağımsız çalışabilmesi için henüz bazı engeller bulunuyor. Prototipte yer alan kontrol birimi ve kablosuz iletişim donanımı harici bir güç kaynağından beslenmeye devam ediyor, bu da mekanizmanın tamamen elektriksiz çalıştığı anlamına gelmiyor. IEEE Sensors Letters dergisinde yer bulan bu laboratuvar aşamasındaki çalışma, gıda atıklarının düşük enerjili elektronik sistemlerde değerlendirilebileceğine dair somut bir örnek sunuyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Mutfak artıklarının enerji üretiminde değerlendirilmesi, elektronik bileşenlerin sürdürülebilirliği açısından kayda değer bir fikir sunuyor ancak mevcut prototipin harici güç ihtiyacı pratik kullanım alanını şimdilik laboratuvar sınırları içinde tutuyor. Çalışmada elde edilen 400 voltluk gerilim ilk bakışta yüksek görünse de 65 mikroamperlik akım seviyesi büyük cihazları çalıştırmaktan çok uzak. Bu teknoloji, pil ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmasa da düşük tüketimli akıllı ev sensörleri için gelecekte alternatif bir yardımcı güç kaynağı modeline dönüşebilir. Tüketicilerin bu tür yeniliklerin evlerine ne zaman gireceği konusunda beklentilerini ticari gerçekçilik çerçevesinde tutması gerekiyor.

Kaynak: Sözcü Bilim-Teknoloji Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Bilim
• Hürriyet
Dünya saatlerinde tarihi değişim: Bir dakika her zaman 60 saniye sürmüyor
Fotoğraf: Hürriyet

Zamanın akışına dair bilinen en temel kabullerden biri değişti ve bir dakikanın her zaman tam 60 saniye sürmediği ortaya çıktı. Yapılan incelemeler ve hesaplamalar, dünya saatlerinde geçmişten bu yana yapılan ayarlamaları ve zaman ölçümündeki hassasiyetleri gözler önüne seriyor.

  • Bir dakikanın her zaman 60 saniye sürmediği anlaşıldı.
  • Dünya saatleri üzerinde yapılan hesaplamalarda yenilikler duyuruldu.
  • Zaman ölçüm sistemlerinde geçmişe dayanan düzenlemeler bulunuyor.

İnsanlığın ortak zaman algısını şekillendiren en temel ölçütlerden biri olan dakikaların süresi konusunda şaşırtıcı gerçekler ortaya çıktı. Günlük yaşamda saniyeleri sayarken kullandığımız standart kuralların aksine, evrensel zaman akışının her zaman matematiksel olarak aynı oranda ilerlemediği tespit edildi. Uzmanlar tarafından paylaşılan son veriler, zamanın akış hızındaki minik sapmaların kronometreler üzerinde düzenleme yapılmasını zorunlu kıldığını gösteriyor.

Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızında meydana gelen dalgalanmalar, saatlerin ve dakikaların uzunluğunu doğrudan etkiliyor. Gezegenimizin hareketlerindeki bu düzensizlikler, atom saatleri ile güneş zamanı arasında küçük farkların oluşmasına yol açıyor. Bu durum, zaman dilimlerinin senkronize tutulabilmesi için belirli aralıklarla ekleme veya çıkarma yapılması gerekliliğini beraberinde getiriyor.

Geçmişten günümüze kadar saat ayarlarının güncellenmesi amacıyla yapılan müdahaleler, zaman yönetimiyle ilgilenen bilim insanlarını uzun süredir meşgul ediyor. Gelişen teknoloji ve hassas ölçüm cihazları sayesinde bu minik sapmalar artık çok daha net bir şekilde takip edilebiliyor. Yapılan son çalışmalar, zamanın akışındaki bu hassas dengelerin gelecekteki dijital altyapılar ve küresel iletişim ağları açısından nasıl yönetileceğine dair yeni soruları da beraberinde getiriyor.

AI YORUMU

Dünya saatlerinde tespit edilen bu tür zamansal sapmalar, küresel ölçekteki dijital altyapıların ve uydu sistemlerinin senkronizasyonu açısından son derece hassas bir konudur. Bir dakikanın 60 saniyeden kısa veya uzun sürebilmesi, özellikle saniyenin bile milyonda birinin önem taşıdığı finans ve telekomünikasyon ağlarında anlık aksamalara yol açabilir. Gelecekte atom saatleri ile gerçek dünya döngüsü arasındaki bu uyumsuzlukların daha sık yaşanması beklenirken, mühendislerin yeni kalibrasyon yöntemleri geliştirilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Kaynak: Hürriyet Haberin tam sayfası →

Bilim
• Cumhuriyet
Mikroplastikler suyla temas ettiğinde hücrelere zarar veren toksik radikaller üretiyor
Fotoğraf: Cumhuriyet

Columbia Üniversitesi araştırmacıları, mikroplastiklerin su molekülleriyle etkileşime girerek hücrelere zarar veren yüksek enerjili reaktif radikaller ürettiğini kanıtladı. Nature dergisinde yayımlanan çalışma, plastik kirliliğinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda tehlikeli kimyasal tehditler de barındırdığını ortaya koydu.

  • Columbia Üniversitesi araştırmacılara göre mikroplastikler suyla temas ettiğinde reaktif radikaller üretiyor.
  • Nature dergisinde yayımlanan çalışmada plastiklerin toksik kimyasal tepkimeleri tetiklediği belgelendi.
  • Serbest radikallerin insan ve hayvan dokularında hücresel düzeyde hasara yol açabileceği kaydedildi.

Plastik kirliliğinin canlı organizmalar üzerindeki kimyasal ve biyolojik etkilerini inceleyen bilim insanları, gözle görülmeyen parçacıkların doğasını değiştiren yeni bir mekanizma keşfetti. ABD merkezli Columbia Üniversitesi Kimya ve Biyomedikal Mühendisliği bölümünde yürütülen kapsamlı laboratuvar incelemeleri, plastiklerin su molekülleriyle temas ettiğinde beklenmedik bir süreç başlattığını gösterdi.

Doğada ve insan vücudunda zamanla ufalınarak küçülen plastikler, genişleyen yüzey alanları sayesinde çevreleriyle daha yoğun bir kimyasal etkileşim kuruyor. Araştırma ekibinin elde ettiği bulgulara göre, bu parçacıklar suyun kimyasal yapısını dönüştürerek reaktif oksijen türleri adı verilen yüksek enerjili serbest radikallerin açığa çıkmasına neden oluyor.

Çalışmanın yazarlarından Naixin Qian, ambalajlı sularda ve kan dolaşımında plastiklerin doğrudan sıvı ortamla temas halinde olduğunu vurguladı. İnsan kanının büyük ölçüde sudan oluştuğu gerçeği göz önüne alındığında, dolaşım sisteminde biriken bu yabancı maddelerin toksik radikaller yayma ihtimali uzmanlarca endişeyle karşılanıyor.

Elde edilen laboratuvar verilerinin canlı dokular üzerindeki net klinik yansımalarını haritalandırmak adına tıp ve çevre kimyası alanında yeni projeler başlatıldı. Okyanus tabanlarından en yüksek dağ zirvelerine kadar ekosistemin tamamını kuşatan plastik kirliliğinin biyolojik risklerini azaltmak için su kaynaklarının korunması hayati önem taşıyor.

AI YORUMU

Gündelik hayatımızın her alanına sızan plastiklerin şimdiye kadar genellikle fiziksel tıkanıklıklar veya mekanik etkileri konuşuluyordu. Bu yeni araştırma, tehlikenin mikroskobik boyutta çok daha sinsi bir kimyasal boyutu olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle içme suyu ambalajları ve insan biyolojisi üzerindeki olası etkiler, hem ambalaj endüstrisinin hem de halk sağlığı politikalarının acilen gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.

Kaynak: Cumhuriyet Haberin tam sayfası →

Bilim
• Webtekno
İngiltere Müzesinde 100 Yıllık Fosil Yeni Dinozor Türü Getirdi
Fotoğraf: Webtekno

İngiltere'deki bir müzenin arşivinde 100 yıldır saklanan bir fosil, bilim insanları tarafından incelendi ve daha önce tanımlanmamış bir dinozor türü olduğu belirlendi. Bu keşif, dinozor çeşitliliği üzerine yeni bilgiler sunuyor.

  • Fosil, İngiltere bir müzesinin çekmecesinde 100 yıl saklandı.
  • Yeni tür, 2024'te paleontologlar tarafından tanımlandı.
  • Tür, Orta Jura dönemine ait olduğu tahmin ediliyor.
AI YORUMU

Bu bulgu, dinozor evrim tarihine ışık tutması bakımından bilim dünyası için büyük bir adım. Paleontoloji alanındaki araştırmacılar ve müzeler, arşivdeki unutulmuş örnekleri yeniden gözden geçirmeye yönlendirilebilir. Gelecek yıllarda benzer keşiflerin artması, fosil koruma ve kataloglama süreçlerinin önemini artıracak.

Kaynak: Webtekno Haberin tam sayfası →

Gündem
• Yeniçağ Gazetesi
Prof. Dr. Bektaş: İstanbul Depremi 7+ Beklentisi Bilimsel Veri İstiyor
Fotoğraf: Yeniçağ Gazetesi

Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul’da 7,5 büyüklüğünde bir depremin yakın olup olmadığını değerlendirirken, Marmara Denizi’ndeki 7+ büyüklüğü beklentisinin kesinlik taşımadığını belirtti. Bilimsel veri üretiminin önemine vurgu yaparak, fayın kilitli olduğu yönündeki varsayımların belirsizliğini öne çıkardı.

  • Marmara Denizi’ndeki 7+ deprem beklentisi kesinlik taşımıyor
  • 7,5 büyüklüğünde depremin yakın olup olmadığı tartışılıyor
  • Bilimsel veri üretimi, kamuoyuna doğru bilgi aktarmak için zorunlu

Prof. Dr. Osman Bektaş, X hesabından yaptığı açıklamada İstanbul’da 7,5 büyüklüğünde bir depremin yakın olup olmadığını sorgulayan yorumlarını paylaştı. Açıklamasında, Marmara Denizi’ndeki 7+ büyüklüğü beklentisinin kesinlik taşımadığını vurguladı.

Bektaş, fayın kilitli olduğu yönündeki varsayımların yanı sıra, depremlerin tekrarlanma süreleri ve derin sürünme olasılıklarının belirsizliğe sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle, 7+ büyüklüğünde bir depremin ne zaman gerçekleşeceğine dair net tahminlerin yapılmasının zor olduğunu ifade etti.

Bilimsel veri üretiminin, kamuoyuna doğru ve titiz bilgi aktarımı için elzem olduğunu öne çıkaran Prof. Bektaş, “Gerçek şu ki İstanbul’un bir deprem tehlikesi var. Ancak, bilim korku değil, veri üretmeli” dedi. Bu sözle, deprem riskinin değerlendirilmesinde bilimsel süreçlerin önemine dikkat çekti.

Ayrıca, derin sürünme ve fay parçalı kırılmasının olası etkilerinin de titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtti. Bu tür detaylı analizlerin, deprem planlaması ve güvenlik önlemlerinin şekillendirilmesinde kritik rol oynayacağına işaret etti.

Sonuç olarak, Prof. Bektaş’ın açıklamaları, İstanbul’un deprem riskine karşı hazırlık sürecinde bilimsel veriye dayalı kararların artırılması gerektiğini hatırlatıyor. Bu yaklaşım, şehirdeki halkın ve ilgili kurumların, risk yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmesine zemin hazırlayabilir.

AI YORUMU

Bektaş’ın 7+ büyüklüğü beklentisinin belirsizliğine dikkat etmesi, deprem riskinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesinin zorlayıcı olduğunu gösteriyor. Bu durum, İstanbul’daki planlama ve güvenlik ekiplerini, veriye dayalı modelleri daha fazla kullanmaya yönlendirebilir. Bilimsel veri üretiminin güçlendirilmesi, halkın bilinçli kararlar almasını sağlayacak; aynı zamanda yetkililerin risk azaltma stratejilerini güncellemelerini hızlandıracaktır.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

GitHub hesabıyla yazılır — reklamsız, takipsiz.

Yorumlar yükleniyor…