Kenya'da kıyamet günü tarikatı kuran Paul Mackenzie, çoğunluğu çocuk 191 kişiyi açlıktan ölüme sürüklemekten suçlu bulundu. Sekiz saat süren karar duruşmasında mahkeme, tarikat lideriyle birlikte 29 sanığı daha cinayetten hüküm giydirdi.
Öne çıkanlar
Paul Mackenzie dahil 30 tarikat üyesi, 191 kişinin ölümünden suçlu bulundu.
Tarikat lideri, çocukların İsa ile buluşması için aç bırakılmasını emretti.
Shakahola ormanındaki sığ mezarlarda daha önce 400'den fazla ceset çıkarılmıştı.
Haberin Detayı
Kenya adalet mekanizması, ülkeyi sarsan kıyamet günü tarikatı davasında kararını açıkladı. Good News International Ministries kurucusu Paul Mackenzie, takipçilerine çocuklarını açlıktan öldürme talimatı verdiği gerekçesiyle hakim karşısına çıktı. Sekiz saat süren duruşmanın sonucunda Yargıç Diana Mochache, Mackenzie ve 29 tarikat yöneticisini cinayet suçlamasından mahkum etti.
Yargılama sürecinde ortaya çıkan tanık ifadeleri, orman içindeki topluluğun baskı altında tutulduğunu gözler önüne serdi. Tanıklar, oruç emrine uymayanların şiddet gördüğünü, hamile kadınların yeni doğan bebeklerini emzirmesinin engellendiğini belirtti. Tarikat merkezindeki defin işlemlerinin ise İsa ile evlenme adı altında kutlandığı mahkeme tutanaklarına geçti.
2023 yılında Shakahola ormanında yürütülen aramalarda sığ mezarlardan 400'den fazla ceset çıkarılmıştı. Mezarları kazmak zorunda kalan yerel işçiler, aralarında haftalık bebeklerin de bulunduğu çok sayıda çocuk cesedinin üst üste gömüldüğünü anlattı. Kazıcılar, bazı kurbanların elleri ve ayaklarının bağlı olduğunu ifade etti.
Mackenzie'nin 2003 yılında kurduğu kilise, yıllar içinde yayılarak binlerce takipçiye ulaşmıştı. Tarikat liderinin televizyon kanalı üzerinden yaydığı vaazlarda eğitimi kötü, sağlık hizmetlerini ise doktrine aykırı ilan ettiği biliniyor. Suçlamaları reddeden sanıkların cezası 6 Kasım tarihinde açıklanacak.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Dini argümanları istismar ederek kitleleri ölüme sürükleyen bu tür radikal yapılar, devlet denetiminin zayıf olduğu bölgelerde telafisi imkansız trajedilere yol açmaktadır. 191 çocuk ve yetişkinin hayatını kaybetmesine neden olan 2003 kuruluşlu bu yapının faaliyetleri, benzer tarikatların erken aşamada tespit edilmesinin ne denli hayati olduğunu göstermektedir. Ailelerin ve çocukların bu tarz aşırılıkçılıktan korunması için sosyal hizmet mekanizmalarının daha aktif çalışması kaçınılmazdır.
Kaynak:
BBC Türkçe
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Kenya sağlık makamları, karantinadaki 49 yaşındaki bir erkekte sekizinci Ebola vakasının tespit edildiğini açıkladı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki salgın ise Nord-Ubangi eyaletine sıçrayarak yayılmaya devam ediyor.
Kenya'da karantinadaki 49 yaşındaki kişide sekizinci Ebola vakası saptandı.
KDC'deki salgında toplam 9 bin 455 vaka ve 4 bin 561 ölüm bildirildi.
Komşu Tanzanya yüksek riskli yolcular için sınır taramalarını sıkılaştırdı.
Kenya sağlık otoriteleri tarafından yapılan son açıklamaya göre, ülkede karantina altında tutulan bir kişide daha Ebola virüsü tespit edildi. Böylece ulusal genelindeki toplam vaka sayısı sekiz kişiye ulaştı. Yeni hastanın, ilk Ebola vakasıyla doğrudan temas kurmuş olan 49 yaşında bir erkek olduğu belirtildi.
Söz konusu hastanın ateş, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi semptomlar göstermesi ve virüse maruz kalma ihtimali nedeniyle 9 Ekim tarihinden beri gözetim altında tutulduğu ifade edildi. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Patrick Amoth, Pazar günü yapılan testlerde 38 kişiden birinin sonucunun pozitif çıktığını, ilk vaka ile temaslı 128 kişinin karantina sürecinin sürdüğünü kaydetti.
Ülke tarihindeki ilk Ebola kaynaklı ölüm, 5 Ekim tarihinde uzun süredir Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yaşayan ve ülkeye döndükten sonra fenalaşan bir erkeğin yaşamını yitirmesiyle gerçekleşmişti. Diğer yedi vakanın ise ilk hastanın akrabaları veya tedavi sürecinde görev yapan sağlık personellerinden oluştuğu ve durumlarının stabil olduğu bilgisi paylaşıldı.
Dünya Sağlık Örgütü tavsiyeleri çerçevesinde seyahat, ticaret ya da toplu etkinliklere yönelik henüz bir yasak uygulanmıyor. Buna karşın, komşu ülke Tanzanya sınır kapılarındaki denetimleri artırırken, riskli bölgelerden gelen yolcular için zorunlu sağlık beyanı ve 21 günlük takip mekanizmasını devreye soktu.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti cephesinde ise salgın haj kaybetmeden yayılmayı sürdürüyor ve bugüne kadar etkilenmeyen Nord-Ubangi eyaletinde iki yeni vaka rapor edildi. Uzmanlar, şimdiye kadar kayda geçen 9 bin 455 vaka ve 4 bin 561 ölümle tarihin en hızlı yayılan salgınıyla karşı karşıya olduklarını vurgularken, hastaları tıbbi yardıma ikna etmenin en büyük engellerden biri olduğunu aktarıyor.
AI YORUMU
Salgının yeni eyaletlere sıçraması, virüsün coğrafi sınırları aşma hızının henüz kontrol altına alınamadığını net bir şekilde gösteriyor. 9 bin aşan vaka sayısı, bölgedeki sağlık altyapısının ne denli büyük bir baskı altında olduğunu ortaya koyarken, komşu ülkelerin sıkılaştırdığı sınır taramaları olası yayılımı yavaşlatmak için hayati önem taşıyor. Aşı ve spesifik tedavinin sınırlı olması, yerel halkın tıbbi merkezlere yönlendirilmesini daha da zorlaştırıyor.
ABD askeri müdahalesiyle alıkonularak New York'a götürülen Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in yargılanma süreci devam ediyor. Duruşmada hakkındaki işkence ve uyuşturucu kaçakçılığı iddialarını reddeden Maduro'nun oğlu Nicolas Maduro Guerra, babasının ve üvey annesinin masum olduğunu belirtti. Soruşturma kapsamındaki bir sonraki duruşmanın 17 Aralık tarihinde yapılması planlanıyor.
Oğul Maduro Guerra, babasının hakkındaki tüm iddiaları reddettiğini ve masum olduğunu söyledi.
Eski lider Maduro ve eşi Cilia Flores, New York'taki cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Mahkeme bir sonraki duruşma tarihi olarak 17 Aralık gününü belirledi.
Amerika Birleşik Devletleri tarafından düzenlenen askeri operasyon sonrasında gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, New York mahkemesinde hakim karşısına çıkarıldı. Çift, suçlamalar arasında yer alan uyuşturucu terörizmi, silah kaçakçılığı ve görev süreleri boyunca bazı kişilere işkence yapılması yönündeki ağır ithamların tamamını reddetti.
Yaşanan hukuki gelişmelerin ardından sosyal medya platformu üzerinden açıklamada bulunan devlet başkanının oğlu Nicolas Maduro Guerra, ailesinin mahkemedeki tutumunu değerlendirdi. Kamuoyunda 'Nicolasito' ismiyle tanınan Guerra, babasının duruşma salonunda kendine güvenen ve kararlı bir tutum sergilediğini dile getirdi.
Guerra yaptığı paylaşımda, babasının kendisine yöneltilen iddiaların önceden kurgulanmış asılsız beyanlardan ibaret olduğunu söylediğini aktardı. Üvey annesi Cilia Flores'in de güçlü bir duruş sergilediğini belirten Guerra, yaşanan bu zorlu dönemin aile ve toplum açısından siyasi ile manevi bir dönüşüm getireceğini savundu.
Daha önce yaptıkları ev hapsi talebi mahkeme heyetince reddedilen Maduro ve Flores çifti, Brooklyn bölgesinde bulunan Metropolitan Gözaltı Merkezinde tutulmaya devam ediyor. Savunma makamının davanın düşürülmesine yönelik sunduğu gerekçeleri inceleyecek olan mahkemenin bir sonraki oturumu 17 Aralık tarihinde gerçekleştirilecek.
AI YORUMU
ABD'nin Venezuela müdahalesi sonrası başlayan bu dava, yalnızca hukuki bir yargılama olmaktan çıkıp uluslararası diplomaside simgesel bir güç gösterisine dönüşmüş durumda. Maduro ailesinin duruşmadaki tavrı ve oğlunun açıklamaları, kamuoyuna direnç mesajı vererek siyasi meşruiyet alanını koruma çabasını gösteriyor. Aralık ayındaki duruşmada savunmanın itirazlarının nasıl değerlendirileceği, davanın seyrini ve Latin Amerika ile ABD arasındaki gerilimin boyutunu doğrudan etkileyecektir.
Komşu ülke Yunanistan'da, orduya ait bir boru hattından yüz binlerce litre akaryakıt sızdıran eski bir askeri personele hapis cezası verildi. Selanik kentindeki olay, kaçakçılıkta kullanılan bir aracın kaza yapması sonucu gün yüzüne çıktı. Hüküm öncesi duruşmadan ayrılan fail kayıplara karıştı.
Eski astsubay Selanik İstinaf Mahkemesi tarafından 5 yıl hapse mahkum edildi.
Boru hattından toplamda 300 bin litre petrol çalındığı tespit edildi.
Olayla bağlantılı diğer 4 kişiye de farklı hapis cezaları verildi.
Yunan Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yaşanan ve uzun süredir mahkeme salonlarında görüşülen skandal bir akaryakıt hırsızlığı dosyası karara bağlandı. Selanik bölgesindeki Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait stratejik petrol iletim hattının korunmasıyla görevli olan eski bir astsubay, mahkeme huzuruna çıkarıldı. Yargılamanın sonucunda, sanığın devlete ait tesisten on binlerce litre yakıtı organize şekilde kaçırdığı kanıtlandı.
Gerçekleştirilen yasa dışı faaliyetlerin geçmişi 2013 ile 2014 yıllarındaki döneme dayanıyor. Söz konusu beş ayrı hırsızlık vakası, tesadüfi bir kaza sayesinde anlaşılabildi. Akaryakıt taşıyan şüpheli araçlardan birinin su kanalına devrilmesi, askeri birimlerin ve güvenlik güçlerinin dikkatini çekti ve kapsamlı bir soruşturmanın fitilini ateşledi.
Yürütülen soruşturma dosyası derinleştirildikçe, vurgunun büyüklüğü ve suç ortaklarının ağı ortaya çıkarıldı. Mahkeme heyeti, ana fail konumundaki eski astsubaya beş yıl hapis cezası verirken, bu operasyona destek sağladığı belirlenen dört kişiye de çeşitli hapis cezaları kestİ. Duruşma salonunda son kez savunma yapan eski askerin suçlamaları reddederek beraatini istediği bildirildi.
Ancak mahkemenin nihai kararı açıklamasına kısa bir süre kala, sanığın duruşma salonundan ayrılarak izini kaybettirdiği kaydedildi. Güvenlik güçleri firari durumdaki eski askeri yakalamak amacıyla geniş çaplı arama faaliyetleri başlattı. Bu olay, Yunan ordusunda son dönemde artış gösteren disiplinsizlik ve suç vakalarını yeniden kamuoyunun merkezi haline getirdi.
AI YORUMU
Bu tür olaylar, sadece mali bir kayıp anlamına gelmiyor; aynı zamanda kritik kurumsal yapılardaki denetim mekanizmalarının ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor. Son haftalarda ordu mensuplarının karıştığı kripto para şebekesi gibi farklı skandalların da ortaya çıkması, güvenlik bürokrasisinde iç denetimlerin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Adalet mekanizmasının işlerliği kadar, kaçan şahsın bir an önce yakalanması kurumların güvenilirliği açısından hayati önem taşıyor.
Görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da aralarında bulunduğu 53 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Anadolu 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma 21 Ekim tarihine ertelendi.
Özgür Kabadayı ve Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil dahil 53 sanık yargılanıyor.
Anadolu 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşma adliyenin konferans salonunda yapıldı.
Duruşmada 12 tutuklu sanık hazır bulunurken, dava 21 Ekim'e ertelendi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şile Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan dava dosyası kapsamında 53 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı.
Görülen ilk celsede, görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile şarkıcı Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in de aralarında yer aldığı 12 tutuklu sanık salonda hazır bulundu. Bu isimlerin yanı sıra çok sayıda tutuksuz sanık ile taraf avukatları da duruşma salonundaki yerlerini alarak savunma hazırlıklarını aktardı.
Duruşmada söz alan imardan sorumlu eski danışman Durmuş Gümüş, belediyedeki 3 aylık çalışma sürecini ve istifa gerekçelerini detaylıca anlattı. Gümüş, imar konuları dışında hiçbir idari yetkisinin bulunmadığını, süreçteki bazı usulsüzlük iddialarını fark etmesinin ardından görevinden ayrıldığını, sanıklar arasında adı geçen bazı isimlerle ilgili diyaloglara şahit olduğunu ifade etti.
Bir diğer tutuksuz sanık Sercan Taşkaya ise seçim kampanyalarından sonra özel kalem kadrosunda görev aldığını ve şoförlük yaptığını belirtti. Taşkaya, bir otelde kendisine verilen kraft kağıt içerisindeki dolar cinsinden parayı taşıdığını sonradan fark ettiğini, rüşvet çarkının içinde yer almak istemediği için başkanla tartıştığını dile getirdi.
Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının dinlenmesinin ardından ara kararını açıkladı. Yargılama sürecinin devam etmesi ve eksik hususların giderilmesi amacıyla dava 21 Ekim tarihine ertelenirken, sanıkların hali hazırda mevcut durumlarının sürdürülmesine karar verildi.
AI YORUMU
Belediye yönetimlerine yönelik rüşvet ve ihaleye fesat iddialarının yargı aşamasına taşınması, yerel yönetimlerde şeffaflık denetimlerinin ne denli gevşek kaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Duruşmada dile getirilen 35 bin dolar ve poşet içindeki milyonluk nakit iddiaları, idari yetkilerin denetimsiz kullanımı durumunda kamu kaynaklarının nasıl suistimal edilebileceğini somutlaştırıyor. Yargılamanın 21 Ekim'deki ikinci celsesinde tanık beyanlarının tespiti, davanın seyrini belirleyecek temel unsur olacak. Bu tür dosyalarda savunmaların somut belgelere dayanmaması halinde, sürecin uzaması kamu vicdanındaki adaletsizlik algısını derinleştirebilir.