PİYASA
Dünya

John Perkins, 16. Kocaeli Kitap Fuarı'nda ekonomik sistemi eleştirdi

John Perkins, 16. Kocaeli Kitap Fuarı'nda ekonomik sistemi eleştirdi Fotoğraf: S437885 · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Özet

Eski ekonomik tetikçi John Perkins, Kocaeli Kitap Fuarı'nda ülkelerin borçlandırılma süreçlerini ve küresel sömürü düzenini anlattı. Yazar, gelişmekte olan ekonomilerin adaletsiz borçları ödemeyi reddetmesi gerektiğini vurguladı.

Öne çıkanlar

  • John Perkins, 2004 yılında ekonomik tetikçilik geçmişini ve sistemin işleyişini ifşa etmişti.
  • Gelişmekte olan ekonomilerin yolsuzlukla verilen borçlara karşı birleşmesi tavsiye edildi.
  • 16. Kocaeli Kitap Fuarı'nda gerçekleşen söyleşi yediden fazla ülkeden konuğu ağırladı.

Haberin Detayı

Dünya genelindeki küresel güç ilişkilerinin ve ülkelerin ekonomik geleceklerinin nasıl şekillendiği, 16. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında ele alındı. ABD'li yazar John Perkins, kaleme aldığı Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabından yola çıkarak çarpıcı açıklamalarda bulundu. Söyleşide geçmişle yüzleşme ve daha adil bir dünya kurma yolları masaya yatırıldı.

Fotoğraf: Famartin · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Geçmişte bir ekonomik tetikçi olarak görev yaptığını 2004 yılında itiraf eden Perkins, küresel sistemin arkasındaki çıkar ağlarını ifşa etmişti. Şirketler, bankalar ve Birleşik Devletler Hükümeti adına yürütülen faaliyetlerin Üçüncü Dünya ülkelerini sömürgeleştirdiğini savundu. New York Times en çok satanlar listesinde uzun süre kalan bu eser, dünya genelinde büyük yankı uyandırmıştı.

Daha önce 27 Ağustos 2018 tarihinde Anadolu Ajansı'na verdiği röportajda da benzer uyarılarda bulunan Perkins, gelişen ekonomilerin borç yüküne karşı dirençli olması gerektiğini belirtmişti. İzlanda, Arjantin ve Ekvador gibi örneklerin incelenmesini öneren yazar, adaletsiz ve yolsuzluk barındıran borçların ödenmemesi çağrısını yineledi. Finansal raporların hileli kullanımı ve rüşvet gibi araçların sömürü düzenindeki rolüne dikkat çekti.

Etkinliğin teması olan hatıratlar ve romanlar üzerinden tarihi okuma pratikleri, bu tür sarsıcı yaşam öyküleriyle derinlik kazandı. Rakamların ifade edemediği insan hikayelerini ön plana çıkaran söyleşi, okurların yoğun ilgisiyle karşılandı. Perkins'in anlattığı olaylar kurgusal bir politik gerilim filmini andırsa da, yazar yaşananların gerçeğe dayandığını belirtti.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Küresel borçlanma mekanizmalarının içyüzünü birinci ağızdan dinlemek, sistemin yapısal sorunlarını anlamak açısından yol göstericidir. Gelişmekte olan ülkelerin trilyonlarca dolarlık kaynak transferine karşı ortak bir duruş sergilemesi, ekonomik bağımsızlık için kritik bir eşiktir. Benzer kriz senaryolarıyla karşı karşıya kalan Arjantin veya Ekvador gibi ülkelerin geçmişteki mali dengalleri incelendiğinde, bu tür direniş çağrılarının uluslararası piyasalarda somut karşılık bulduğu görülür.

Kaynak: Oggusto Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Dünya
• Euronews Türkçe
Kenya'da sekizinci Ebola vakası doğrulandı, salgın yeni eyalette
Fotoğraf: Euronews Türkçe

Kenya sağlık makamları, karantinadaki 49 yaşındaki bir erkekte sekizinci Ebola vakasının tespit edildiğini açıkladı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki salgın ise Nord-Ubangi eyaletine sıçrayarak yayılmaya devam ediyor.

  • Kenya'da karantinadaki 49 yaşındaki kişide sekizinci Ebola vakası saptandı.
  • KDC'deki salgında toplam 9 bin 455 vaka ve 4 bin 561 ölüm bildirildi.
  • Komşu Tanzanya yüksek riskli yolcular için sınır taramalarını sıkılaştırdı.

Kenya sağlık otoriteleri tarafından yapılan son açıklamaya göre, ülkede karantina altında tutulan bir kişide daha Ebola virüsü tespit edildi. Böylece ulusal genelindeki toplam vaka sayısı sekiz kişiye ulaştı. Yeni hastanın, ilk Ebola vakasıyla doğrudan temas kurmuş olan 49 yaşında bir erkek olduğu belirtildi.

Söz konusu hastanın ateş, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi semptomlar göstermesi ve virüse maruz kalma ihtimali nedeniyle 9 Ekim tarihinden beri gözetim altında tutulduğu ifade edildi. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Patrick Amoth, Pazar günü yapılan testlerde 38 kişiden birinin sonucunun pozitif çıktığını, ilk vaka ile temaslı 128 kişinin karantina sürecinin sürdüğünü kaydetti.

Ülke tarihindeki ilk Ebola kaynaklı ölüm, 5 Ekim tarihinde uzun süredir Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yaşayan ve ülkeye döndükten sonra fenalaşan bir erkeğin yaşamını yitirmesiyle gerçekleşmişti. Diğer yedi vakanın ise ilk hastanın akrabaları veya tedavi sürecinde görev yapan sağlık personellerinden oluştuğu ve durumlarının stabil olduğu bilgisi paylaşıldı.

Dünya Sağlık Örgütü tavsiyeleri çerçevesinde seyahat, ticaret ya da toplu etkinliklere yönelik henüz bir yasak uygulanmıyor. Buna karşın, komşu ülke Tanzanya sınır kapılarındaki denetimleri artırırken, riskli bölgelerden gelen yolcular için zorunlu sağlık beyanı ve 21 günlük takip mekanizmasını devreye soktu.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti cephesinde ise salgın haj kaybetmeden yayılmayı sürdürüyor ve bugüne kadar etkilenmeyen Nord-Ubangi eyaletinde iki yeni vaka rapor edildi. Uzmanlar, şimdiye kadar kayda geçen 9 bin 455 vaka ve 4 bin 561 ölümle tarihin en hızlı yayılan salgınıyla karşı karşıya olduklarını vurgularken, hastaları tıbbi yardıma ikna etmenin en büyük engellerden biri olduğunu aktarıyor.

AI YORUMU

Salgının yeni eyaletlere sıçraması, virüsün coğrafi sınırları aşma hızının henüz kontrol altına alınamadığını net bir şekilde gösteriyor. 9 bin aşan vaka sayısı, bölgedeki sağlık altyapısının ne denli büyük bir baskı altında olduğunu ortaya koyarken, komşu ülkelerin sıkılaştırdığı sınır taramaları olası yayılımı yavaşlatmak için hayati önem taşıyor. Aşı ve spesifik tedavinin sınırlı olması, yerel halkın tıbbi merkezlere yönlendirilmesini daha da zorlaştırıyor.

Kaynak: Euronews Türkçe Haberin tam sayfası →

Dünya
• BBC Türkçe
Cindy Crawford'un oğlu Presley Gerber, 27 yaşında hayatını kaybetti
Fotoğraf: BBC Türkçe

Modellik yapan 27 yaşındaki Presley Gerber, California'daki bir rehabilitasyon merkezinde yaşamını yitirdi. Ailesi acı haberi duyururken, olayla ilgili adli tıp incelemesi ve polis soruşturması sürüyor.

  • Presley Gerber 27 yaşında California'daki bir rehabilitasyon merkezinde hayatını kaybetti.
  • Modellik kariyerine 16 yaşında Moschino defilesiyle adım atmıştı.
  • Santa Monica polisi, Gerber'in ölümünde cinayet şüphesi bulunmadığını bildirdi.

Dünyaca ünlü süper model Cindy Crawford, ailesini derinden sarsan büyük bir kayıp yaşadı. Modelin 27 yaşındaki oğlu Presley Gerber, California eyaletinde yer alan bir rehabilitasyon merkezinde yaşamını yitirdi. Aile üyeleri, yaşadıkları derin acıyı kamuoyuyla paylaşarak merhum evlatlarının hatırasına sahip çıktı.

Genç isim de annesi ve kız kardeşi Kaia gibi moda dünyasında kendine yer bulmuştu. Henüz 16 yaşındayken İtalyan moda devi Moschino için podyuma çıkan Gerber, son dönemlerde yaşadığı ruh sağlığı problemleri ve madde bağımlılığı mücadelesiyle gündeme geliyordu. Sosyal medya hesabında düzenli olarak farkındalık yaratmaya yönelik videolar paylaşıyordu.

Los Angeles Bölgesi Adli Tıp Kurumu, genç modelin ölüm sebebini netleştirmek için kapsamlı bir inceleme yürütüyor. Santa Monica Polis Departmanı ise olay yerinde yapılan ilk incelemelerde herhangi bir şüpheli duruma veya cinayet izine rastlanmadığını açıkladı. Aileye yakın isimlerden ve sevenlerinden taziye mesajları iletildi.

Kardeşi Kaia Gerber de sosyal medya hesabı üzerinden ağabeyine duygusal bir veda mesajı yayımladı. Birlikte çekildikleri çocukluk anılarını ve fotoğraflarını paylaşan Kaia, duygu dolu ifadelerle kaybın kendisinde bıraktığı boşluğu dile getirdi. Baba Rande Gerber ise iş dünyasındaki projelerinin yanı sıra bu ailevi trajediyle sarsıldı.

AI YORUMU

Ünlü isimlerin çocuklarının yaşadığı bu tür trajik kayıplar, bağımlılık ve ruh sağlığı mücadelesinin sosyal statü tanımadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. 27 yaş gibi erken bir yaşta gelen bu ölüm, korunaklı hayatların bile arkasında gizlenen ağır psikolojik yükleri işaret ediyor. Benzer süreçlerden geçen aileler için profesyonel destek mekanizmalarının ve erken müdahale ağlarının ne denli hayati olduğu tartışmasız bir gerçek olarak ortada duruyor. Bu durum, ünlü ebeveynlerin gölgesinde büyüyen genç nesillerin yaşadığı baskının toplumsal boyutunu yeniden sorgulatıyor.

Kaynak: BBC Türkçe Haberin tam sayfası →

Dünya
• BBC Türkçe
Uluslararası yardım kuruluşu SOS Çocuk Köyleri raporu gizledi
Fotoğraf: BBC Türkçe

Suriye'de çocukların tutuklu ailelerinden alınarak yetimhanelere yerleştirilmesindeki rolünü araştıran SOS Çocuk Köyleri, hazırlanan raporu kamuoyuna açıklamama kararı aldı. Kurum içi yazışmalar, federasyon içinde derin çatışmaların ve istifaların yaşandığını ortaya koydu.

  • SOS Çocuk Köyleri, 140'tan fazla çocuğun güvenlik güçlerince bakımevlerine götürüldüğünü kabul etti.
  • Wiersholm adlı hukuk firmasına hazırlatılan soruşturma raporu kamuoyuyla paylaşılmadı.
  • İngiltere, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerdeki şubeler federasyondan ayrılma kararı aldı.

Uluslararası yardım kuruluşu SOS Çocuk Köyleri, Suriye iç savaşı döneminde yaşanan olaylarla ilgili hazırlanan soruşturma raporunu yayımlamama kararı alarak yeni bir tartışmanın merkezine yerleşti. Beşar Esad döneminde güvenlik güçlerinin yüzlerce çocuğu tutuklu ebeveynlerinden alarak yetimhanelere yerleştirdiği ve kimliklerini gizlediği ortaya çıkmıştı. Araştırmalar, rejimin çocukları ailelerine baskı yapmak amacıyla kullandığını gözler önüne sererken, kuruluşun bu süreçteki rolü uzun süredir merak ediliyordu.

Kuruluş, Aralık 2025'te teslim edilen ve sorumluların belirlenmesini amaçlayan Norveçli hukuk firması Wiersholm imzalı raporun kamuoyuna açıklanmayacağını duyurdu. Yönetim kurulu başkanı Domenico Parisi, personelle paylaşılan e-postalarda bazı çalışanları raporu manipüle etmeye çalışmakla suçladı. Taslak metinde, Viyana'daki uluslararası ofisin tesislerdeki nihai sorumluluğa sahip olduğu ve güvenlik güçlerinin baskısına maruz kalmadığı ifade edildi.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından 130'dan fazla ülkede faaliyette bulunan federasyona bağış sağlayan İngiltere, Norveç, İsviçre, İsveç, Fransa ve Hollanda'daki dernekler yollarını ayırma kararı aldı. En büyük bağışçılardan Alman derneğinde ise yöneticiler fon ayırma kararı alırken, denetleme kurulu tarafından ciddi görev ihlalleri gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldılar. İşten çıkarılan yöneticiler karara karşı Alman mahkemelerinde hukuk mücadelesi başlattı.

Suriyeli mağdur aileler ise hâlâ taahhüt edilen tazminatların ödenmesini bekliyor. Leyla ve Layan Ghbeis kardeşlerin yaşadığı travmalar gibi örnekler, kayıp yılların izlerinin silinmediğini gösteriyor. SOS yönetimi hukuki danışmanlık aldıklarını ve kurumsal sorumluluk üstlenmeye kararlı olduklarını belirtse de, bağışçı ülkelerin ayrılması ve raporun gizlenmesi kurumun geleceğini sarsıyor.

AI YORUMU

Sivil toplum kuruluşlarının kriz anlarında şeffaflıktan uzaklaşması, bağışçılar nezdindeki güveni onarılamaz biçimde zedeler. Kurumun bağımsız bir hukuk firmasına hazırlattığı raporu iç çatışmalar gerekçesiyle saklaması, geçmişteki hatalarla yüzleşmekten kaçındığını gösteriyor. Avrupalı şubelerin federasyondan kopması, uluslararası yardım mekanizmalarının denetim zafiyetlerini gözler önüne seriyor. Eğer mağdur ailelere taahhüt edilen fonlar acilen dağıtılmazsa, kurum önümüzdeki dönemde finansal desteğin ötesinde varoluşsal bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya kalacaktır.

Kaynak: BBC Türkçe Haberin tam sayfası →

Dünya
• Dünya Gazetesi
Netanyahu'dan İran vaadi: Rejimi devirme planı için talimat verdi
Fotoğraf: Dünya Gazetesi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimler öncesinde hazırlanan yeni güvenlik doktrininde İran rejimini devirme hedefi koyduklarını açıkladı. Bölgesel tehditleri değerlendiren Netanyahu, yerli savunma üretimi ve askeri yatırımlar için 145 milyar dolarlık bütçe ayrıldığını duyurdu.

  • İran rejiminin devrilmesi, yeni ulusal güvenlik doktrininin stratejik hedefi ilan edildi.
  • İsrail'in askeri yer altı tesisleri ve yerli üretimi için yaklaşık 145 milyar dolar yatırım yapılacak.
  • Batı Şeria'daki yerleşimcilerin saldırıları ve Lübnan ile Gazze konusundaki askeri tehditler yinelendi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Batı Kudüs'teki ofisinde düzenlediği basın brifinginde on yıl aradan sonra güncellenen ulusal güvenlik doktrinini kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşan seçimlerin varoluşsal nitelik taşıdığını vurgulayan Netanyahu, savaş hedeflerini eksiksiz tamamlama sözü vererek yeni bir yol haritası çizdi. Saldırgan güvenlik tedbirlerini ve önleyici vuruşları yeni stratejinin temel taşı olarak nitelendiren başbakan, yerel medya kuruluşlarının büyük kısmının boykot ettiği iki saatlik bir sunum gerçekleştirdi.

Tahran yönetiminin nükleer hamlelerini en büyük tehlike olarak gören Netanyahu, ekonomik dar boğaz ve toplumsal hoşnutsuzluk nedeniyle İran'da yeni halk hareketlerinin başlayabileceğini öne sürdü. Mevcut rejimin çökertilmesi doğrultusunda kapsamlı bir strateji hazırladıklarını belirten İsrailli lider, ülkenin tüm güvenlik organlarına bu konuda resmî talimat verdiğini kaydetti. ABD'nin yardımları olmadan da hareket kabiliyetine sahip olduklarını savunarak dış politikada bağımsız adımlar atabileceklerini vurguladı.

Bölgesel gelişmeler ve ittifak arayışlarına da değinen Netanyahu, Amerika Birleşik Devletleri'nde iki yıl sonra farklı bir siyasi iklimin oluşabileceği ihtimaline dikkat çekti. Bu süreci en iyi şekilde değerlendirerek Hindistan ve Latin Amerika gibi ülkelerle yeni ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini, Arap ve Avrupa hükümetlerinin de savunma sanayi alanında iş birliği için temas kurduğunu dile getirdi. Toplamda yaklaşık 145 milyar doları bulacak güvenlik yatırımlarıyla yer altı askeri tesislerinin ve yerli mühimmat üretiminin artırılacağını bildirdi.

İşgal altındaki Batı Şeria bölgesinde Filistinlilere ve yabancı aktivistlere yönelik saldırılar düzenleyen İsraillileri isyancı olarak nitelendiren Netanyahu, uluslararası tepkilerin aşırı abartıldığını savundu. Gazze şeridinde Hamas'ın silahsızlandırılması şartını koşarken, Lübnan'daki Hizbullah unsurlarının Beyrut yönetimi tarafından etkisiz hale getirilmesi gerektiğini, aksi takdirde operasyonların kendi elleriyle yürütüleceğini ifade etti.

AI YORUMU

145 milyar dolarlık devasa bütçe ve saldırgan güvenlik konsepti, bölgedeki ekonomik dengeleri ve savunma harcamalarının yönünü doğrudan sarsıyor. Liderin dış politikada tek başına hareket etme ısrarı, müttefik ülkelerle olan diplomatik ip ince çizgide tutmaya devam ederken, içerideki seçim atmosferini de milliyetçi söylemlerle domine ediyor. Önceki on yıla kıyasla çok daha sert tedbirler içeren bu doktrin, bölgesel gerilimin tırmanma senaryolarını güçlendiriyor. Bu durum, yalnızca askeri sektörü ve enerji hatlarını değil, doğrudan uluslararası ticaret yollarını da risk altına sokuyor.

Kaynak: Dünya Gazetesi Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

GitHub hesabıyla yazılır — reklamsız, takipsiz.

Yorumlar yükleniyor…