İran'dan Trump'ın Tehdidine Yanıt: Zararı Amerikan Ekonomisi Görecek
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: Haber Aero
Özet
İranlı Tuğgeneral İbnu'r Rıza, Donald Trump'ın olası bir askeri müdahalede dev mühimmatları kullanma imasına sert yanıt verdi. Rıza, Amerikan yönetiminin atacağı böylesi bir askeri adımın Washington'ın itibarını, seçim dengelerini ve doğrudan ABD ekonomisini sarsacağını savundu.
Öne çıkanlar
İbnu'r Rıza, olası saldırının ABD ekonomisini ve seçim hesaplarını vuracağını belirtti.
Donald Trump, İran senaryolarında nükleer silah yerine devasa konvansiyonel bombaları işaret etti.
Bahsi geçen 9 bin 800 kilogramlık GBU-43/B, nükleer olmayan en ağır mühimmat.
Haberin Detayı
İran ordusundan Tuğgeneral İbnu'r Rıza, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer olmayan en büyük sığınak delici mühimmatı işaret eden tehditlerine sosyal medya üzerinden yanıt verdi. İbnu'r Rıza, sahaya sürülecek bombanın adının ya da teknik ebatlarının hiçbir ağırlığı olmadığını belirterek, askeri bir hamlenin asıl faturasının doğrudan Washington yönetimine çıkacağını ileri sürdü.
Açıklamasında doğrudan Amerikan siyasetini hedef alan İranlı komutan, Washington'ın bölgedeki manevra alanını Tahran'ın füze gücünün kısıtladığını ifade etti. İbnu'r Rıza, girişilecek bir askeri maceranın küresel ölçekte ABD'nin itibarını zedeleyeceğini, aynı zamanda Amerikan iç politikasındaki seçim dengeleri ile finansal göstergeleri derinden sarsacağını savundu.
İki ülke arasındaki gerilim, Trump'ın Newsmax televizyonunda İran'a yönelik senaryoları değerlendirmesiyle alevlendi. Program sunucusunun taktik nükleer silahların masada olup olmadığı yönündeki sorusunu geri çeviren Trump, nükleer başlıklara başvurulmayacağını fakat askeri literatürde 'bombaların anası' olarak bilinen sistemin devreye sokulabileceğini söylemişti.
Amerikan basınından CNN ve CBS News gibi yayın organları, Beyaz Saray yönetiminin Tahran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak amacıyla GBU-43/B mühimmatını seçenekler arasına aldığını iddia etmişti. Yaklaşık 9 bin 800 kilogram ağırlığındaki bu devasa bomba, Amerikan envanterindeki nükleer nitelik taşımayan en yıkıcı mühimmat sayılıyor. Silah ilk ve tek operasyonel kullanımını Nisan 2017'de Afganistan'daki sığınak tünellerine karşı görmüştü.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
GBU-43/B gibi 9 bin 800 kilogramlık ağır mühimmatların diplomatik çözümler yerine bir baskı unsuru yapılması, Orta Doğu kaynaklı enerji maliyetlerini ve küresel lojistiği doğrudan riske sokuyor. Tuğgeneral Rıza'nın askeri tehditlere Amerikan enflasyonu ve seçim sandığı üzerinden karşılık vermesi, Tahran'ın Washington'ı en kırılgan hissettiği finans cephesinden vurmak istediğini gösteriyor. Trump'ın nükleer dışı devasa bombalarla caydırıcılık kurma çabası, Hürmüz Boğazı hattındaki sigorta primlerini ve petrol fiyatlarını tırmandırabilir.
Kaynak:
Haber Aero
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Açıklamada, silahların adının veya boyutunun stratejik sonuçları değiştirmeyeceği belirtildi.
Tuğgeneral İbnu'r Rıza, mühimmatların büyüklüğünün bir anlam ifade etmediğini belirtti.
ABD Başkanı Trump, Newsmax yayınında taktik nükleer silah seçeneğini dışladı.
Yaklaşık 9,8 tonluk GBU-43/B bombası nükleer olmayan en büyük mühimmat konumunda.
Tahran yönetimi ile Washington arasındaki gerilim, ABD medyasında yer alan askeri seçenek tartışmalarıyla yeni bir boyuta taşındı. Askeri kapasitelerin ismen veya ebatça büyüklüğünün sahada bir üstünlük sağlamayacağını savundu.
Sosyal medya kanalları üzerinden mesaj yayımlayan İbnu'r Rıza, Tahran'ın askeri yatırımlarının karşı tarafın tüm planlarını bozduğunu dile getirdi. Söz konusu mühimmatın yalnızca kendilerini hedef alanlar açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını öne süren yetkili, ülkesinin füze teknolojisinin sağladığı caydırıcılığa dikkat çekti. Bu açıklamalar, Washington'daki karar alıcıların masada tuttuğu askeri alternatiflere karşı Tahran'ın pozisyonunu netleştirdi.
Söz konusu tartışmaların fitili, Donald Trump'ın katıldığı bir televizyon programında ateşlendi. Sunucunun yönelttiği taktik nükleer silah sorularına yanıt veren Trump, bu kategorideki mühimmatın düşünülmediğini ancak GBU-43/B gibi devasa konvansiyonel silahların varlığına işaret etti. Amerikan basın organları da Beyaz Saray'ın gelecekteki olası operasyon senaryolarında bu tip ağır bombaları değerlendirdiğini öne sürdü.
Beyaz Saray cephesinden yapılan yazılı bilgilendirmelerde ise Tahran'ın nükleer silahlara erişiminin engellenmesi adına bütün seçeneklerin ihtimal dâhilinde tutulduğu yinelendi. Envanterindeki nükleer olmayan en ağır mühimmat olan yaklaşık 9,8 tonluk GBU-43/B, daha önce Trump'ın ilk başkanlık döneminde Afganistan'daki tünel sistemlerine karşıfiili olarak denenmişti. Taraflar arasındaki bu söz düellosu, bölgesel risklerin ne denli hassas bir çizgide ilerlediğini gösteriyor.
AI YORUMU
Tuğgeneral İbnu'r Rıza'nın 9,8 tonluk GBU-43/B gibi ağır konvansiyonel mühimmatları hiçe sayan açıklamaları, iki ülke arasındaki psikolojik üstünlük mücadelesinin somut bir yansımasıdır. Nükleer olmayan en büyük bomba unvanına sahip bu silahın siyasi söylemlerde alet edilmesi, olası bir askeri gerilimin maliyetinin ne kadar yüksek olabileceğini gösteriyor. Tahran'ın füze caydırıcılığına yaptığı vurgu, Washington'ın stratejik hesaplarında mühimmat boyutundan ziyade bölgesel maliyetleri hesaba katmasını zorunlu kılıyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine açılması amacıyla Katar aracılığıyla ABD'ye yedi günlük bir yol haritası ilettiklerini duyurdu. Bağdat'taki toplantıda konuşan Erakçi, nihai kararın Washington yönetiminde olduğunu belirtti.
İran, Hürmüz Boğazı için Katar arabuluculuğunda 7 günlük plan sundu.
Açıklamayı İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi Bağdat'taki toplantıda yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump daha önce İran'ın teklifini reddetmişti.
Orta Doğu'da deniz ulaşımının güvenliğiyle ilgili diplomatik trafik hız kesmeden devam ederken, Tahran yönetiminden yeni bir hamle geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi geçişlerine açılması adına hazırlanan yedi günlük programın Washington'a ulaştırıldığını bildirdi. Katar'ın arabuluculuk yaptığı süreçte hazırlanan bu dosya, bölgedeki tansiyonu düşürmeyi hedefliyor.
Irak'ın başkenti Bağdat'ta gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi'nin 52. Toplantısı'nda konuyu değerlendiren Erakçi, topun artık karşı tarafta olduğunu vurguladı. Denizcilik güvenliğinin askeri tehditlerle veya ablukalarla sağlanamayacağını savunan İranlı bakan, barışçıl adımların askeri operasyonlarla çelişmediğini ifade etti. Ayrıca bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin artırılması gerektiğinin altını çizdi.
Daha önce Birleşmiş Milletler kürsüsünden yaptığı konuşmada benzer bir takvimi paylaşan Erakçi, ABD'nin belirlenen şartları 4-5 gün içinde yerine getirmesi halinde boğazın altıncı gün trafiğe açrılabileceğini, yedinci günde ise kapsamlı görüşmelerin başlayabileceğini aktarmıştı. Bu şartların yeni olmadığını ve taraflar arasında önceden imzalanan mutabakat zaptında yer aldığını da hatırlatmıştı.
Öte yandan ABD cephesinden gelen ilk tepkiler uzlaşmazlığın sürdüğünü gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump, arabulucular aracılığıyla iletilen yedi günlük ateşkes ve açılım teklifini daha önce kabul edilemez bulduğunu açıklamıştı. Tahran ve Washington hatlarındaki bu zıt açıklamalar, stratejik su yolunun geleceğine dair belirsizliğin bir süre daha süreceğine işaret ediyor.
AI YORUMU
Bağdat'taki toplantıda dile getirilen yedi günlük plan, iki ülke arasındaki diplomatik kanalların tamamen kapanmadığını gösteriyor. Katar'ın arabulucu rolü taraflar arası iletişimi canlı tutsa da, Donald Trump'ın daha önceki reddeden tutumu anlaşmanın kısa vadede kolay olmayacağını kanıtlıyor. Boğazdaki askeri ve ticari dengelerin korunması için Washington ve Tahran arasında doğrudan bir mutabakat sağlanması şart.
Amerika Birleşik Devletleri genelinde binlerce yurttaş, Donald Trump yönetimini protesto etmek için meydanlara indi. Washington, New York ve Los Angeles gibi büyük şehirlerde düzenlenen yürüyüşlerde 3 Kasım ara seçimleri öncesi sandığa gitme çağrısı yapıldı. Göstericiler özellikle göçmenlik adımlarına ve dış politika kararlarına tepki gösterdi.
Washington, New York ve Los Angeles dahil çok sayıda kentte protestolar yapıldı.
Eylemciler 3 Kasım ara seçimleri öncesinde erken oy kullanma çağrısında bulundu.
Washington'da toplanan kalabalık Beyaz Saray'dan Kongre Binası'na doğru yürüdü.
Amerika Birleşik Devletleri'nin dört bir yanında toplanan binlerce kişi, Donald Trump yönetiminin icraatlarına tepki göstermek üzere meydanları doldurdu. 'Krallara Hayır' adı altında bir araya gelen kitleler, başta başkent Washington olmak üzere New York, Los Angeles ve Chicago sokaklarında seslerini yükseltti. Göstericiler, yönetimin otoriter eğilimler sergilediğini ve ülkeyi militarist bir yöne sürüklediğini öne sürdü.
Başkent Washington'da bir araya gelen protestocular, Beyaz Saray çevresinden ABD Kongre Binası'na doğru sloganlar eşliğinde yürüdü. Lincoln Anıtı civarında toplanan gruplar, erken oy kullanma hakkının korunmasını talep eden dövizler taşıdı. Gösteriler sırasında müziğin ritmine eşlik eden kalabalıklar barışçıl bir atmosferde tepkilerini dile getirdi.
New York'taki Washington Square Park'ta düzenlenen eylemde ise Trump yönetiminin sınır dışı uygulamaları, sertleşen göçmenlik politikaları ve İran'a yönelik askeri hamleleri hedef alındı. Benzer eylemler California, Texas, Georgia, Arkansas ve West Virginia eyaletlerindeki çeşitli merkezlerde de eş zamanlı olarak hayata geçirildi.
Gösterilerin koordinasyonunu üstlenen No Kings platformu, yaklaşan 3 Kasım ara seçimleri öncesinde seçmenlerin hür iradeleriyle sandığa gitmesi gerektiğini belirtti. Organizasyon yetkilileri, seçim sürecine duyulan güvenin sarsılmaması ve hiçbir seçmenin engellemelerle karşılaşmaması yönündeki taleplerini kamuoyuyla paylaştı.
AI YORUMU
3 Kasım ara seçimlerine giden süreçte sokak hareketliliğinin doğrudan sandık çağrısıyla birleşmesi, Beyaz Saray üzerindeki toplumsal baskının boyutunu gösteriyor. İran operasyonları ve göçmenlik krizinin sahadaki muhalefeti konsolide ettiği açıkça görülüyor. Washington ve New York gibi metropollerdeki bu kitlesel katılım, sandık güvenliği tartışmalarını doğrudan eyalet meclislerinin gündemine taşıyacaktır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Katar arabuluculuğuyla Washington yönetimine sunulan yedi günlük Hürmüz Boğazı programında karar sırasının ABD'de olduğunu bildirdi. Bağdat'taki İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında konuşan Arakçi, güvenlik tedbirlerinin askeri baskıyla sağlanamayacağını vurguladı.
İran, Katar aracılığıyla ABD'ye yedi günlük bir Hürmüz Boğazı programı iletti.
Arakçi, askeri tehditler ve ablukalarla deniz güvenliğinin sağlanamayacağını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yedi günlük ateşkes teklifini reddetti.
Irak'ın başkenti Bağdat'ta gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi'nin 52. Toplantısı'nda diplomatik temaslarda bulunan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgesel ulaştırma hatlarına dair değerlendirmelerde bulundu. Basına yansıyan bilgilere göre Arakçi, Körfez sularındaki seyrüseferin normalleşmesi amacıyla hazırlanan yedi günlük planın Washington'a ulaştırıldığını kaydetti.
Güvenliğin tesis edilmesinde geçmişteki hatalı politikaların tekrarlanmaması gerektiğini savunan Arakçi, askeri operasyonlar ve ambargolarla deniz ticaret yollarının korunamayacağını dile getirdi. Ülkesinin meşru menfaatlerini koruma kararlılığından taviz vermeyeceğini ifade eden İranlı bakan, barış arayışı ile egemenlik haklarını savunmanın birbiriyle çelişmediğini vurguladı.
Bölgede yaşanan silahlı çatışmaların faturasına dikkat çeken Arakçi, Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki ihtilaflara askeri yöntemlerle çözüm bulunamayacağını belirtti. Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilimin derinleşmesinden duydukları kaygıyı aktaran bakan, Arap yarımadasındaki istikrarın ancak bölge devletlerinin ortak iradesiyle inşa edilebileceğini savundu.
Daha önce 26 Eylül tarihinde Birleşmiş Milletler nezdinde basın mensuplarına bilgi veren Arakçi, Washington'un önerilen şartları dört ila beş gün içerisinde karşılaması halinde altıncı günde boğazın trafiğe açılabileceğini, yedinci günde ise kapsamlı müzakerelerin başlayabileceğini açıklamıştı. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, arabulucular kanatlı ile iletilen bu yedi günlük ateşkes girişimini geri çevirerek önerinin geçersiz olduğunu ifade etmişti.
AI YORUMU
İran ile ABD arasında Körfez'in kritik geçiş noktası üzerinden yürütülen bu dolaylı diplomasi trafiği, bölgesel gerilimin seyrini belirleme potansiyeli taşıyor. Arakçi'nin işaret ettiği yedi günlük takvimin Washington tarafından reddedilmesi, sahadaki askeri risklerin kısa vadede düşmeyeceğini gösteriyor. Önümüzdeki süreçte enerji hatlarının güvenliği ve arabulucu Katar'ın yeni bir formül geliştirip geliştiremeyeceği yakından izlenecektir.