PİYASA
Gündem

Garanti süresi biten ev aletleri için emsal niteliğinde karar

Garanti süresi biten ev aletleri için emsal niteliğinde karar Fotoğraf: Yeni Şafak

Özet

Kahramanmaraş İl Tüketici Hakem Heyeti, garanti süresi dolan elektrikli çay makinesinin onarılamaması durumunda, kullanım ömrünün devam etmesi sebebiyle yenisiyle değiştirilmesine karar verdi. Tüketiciler Birliği yetkilileri, bu kararın garanti süresi bittikten sonra tüm hakların kaybolduğu yönündeki yaygın yanlış algıyı değiştirdiğini belirtti. Uzmanlar, yasal kullanım ömrü boyunca üreticilerin yedek parça ve servis sağlama yükümlülüğünün sürdüğüne dikkat çekti.

Öne çıkanlar

  • Kahramanmaraş Onikişubat'ta satın alınan çay makinesi arızalandı.
  • Yedek parçası bulunamadığı için ürün tamir edilemedi.
  • Hakem heyeti, kullanım ömrü bitmediği için ürünün yenisiyle değişimine hükmetti.

Haberin Detayı

Kahramanmaraş merkezli olarak görülen ve ülke genelindeki milyonlarca tüketiciyi yakından ilgilendiren bir uyuşmazlıkta, tüketici hakem heyetleri tarafından emsal teşkil edecek bir karara imza atıldı. Onikişubat ilçesinde faaliyet gösteren bir satış noktasından elektrikli çay makinesi edinen bir vatandaş, bir süreliğine sorunsuz şekilde kullandığı cihazının arızalanması üzerine yetkili servisin yolunu tuttu.

Ürünün garanti süresinin dolmuş olmasına rağmen tamir edilmesi amacıyla servise teslim edilen cihaz, gerekli yedek parçaların tedarik edilememesi sebebiyle onarılamadı ve sahibine geri gönderildi. Bunun üzerine Tüketiciler Birliği'nin yönlendirmeleri doğrultusunda İl Tüketici Hakem Heyeti'ne resmi başvuruda bulunan tüketici, haklı mücadelesinin sonucunu aldı.

Başvuruyu değerlendiren kurul, cihazın yasal kullanım ömrünün henüz tamamlanmamış olmasını ve üretici ya da ithalatçı firmanın bu süre içinde parça bulundurma zorunluluğunu göz önünde bulundurarak tüketicinin talebini haklı buldu. Alınan kararla birlikte, tamiri imkansız hale gelen söz konusu ev aletinin yenisiyle değiştirilmesi kararlaştırıldı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, vatandaşların garanti süresinin sona ermesiyle birlikte ürüne dair bütün yasal haklarını yitirdiğini zannettiğini ifade etti. Bu yanlış algı yüzünden bozulan cihazların doğrudan hurdaya ayrıldığını ve masraf yapılarak yeni ürünler alındığını dile getirdi.

Mevzuata göre her ürünün belirli bir kullanım ömrü bulunduğunu hatırlatan Tanrıverdi, bu süre zarfında markaların servis hizmeti sunma ve yedek parça bulundurma yükümlülüğünün devam ettiğini vurguladı. Benzer mağduriyet yaşayan kişilerin e-Devlet veya doğrudan şahsî başvurularla tüketici hakem heyetlerinden ücretsiz hukuki destek alabileceği hatırlatıldı.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Pek çok tüketicinin garanti belgesindeki tarihlerin dolmasıyla birlikte tüm haklarını kaybettiğini düşünmesi, üretici ve ithalatçı firmaların sorumluluktan kaçmasına zemin hazırlıyordu. Bu karar, yasal kullanım ömrü kavramının sadece bir taahhütten ibaret olmadığını, aynı zamanda somut birer tüketici hakkı doğurduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle ev aletleri gibi uzun ömürlü olması beklenen ürünlerde üreticilerin yedek parça bulundurma zorunluluğu, piyasadaki keyfi uygulamaların önüne geçebilir.

Kaynak: Yeni Şafak Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Okumaya Devam Et
Ekonomi

Ticaret Bakanlığından yanıltıcı reklamlara ve indirim oyunlarına büyük ceza

• Sözcü Ekonomi
Ticaret Bakanlığından yanıltıcı reklamlara ve indirim oyunlarına büyük ceza
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi

Tüketicileri korumak amacıyla denetimlerini sürdüren Ticaret Bakanlığı, yılın ilk dokuz ayında otuz binden fazla ihlali inceledi. Son toplantısında yüz elliden fazla dosyayı karara bağlayan Reklam Kurulu, mevzuata aykırı bulunan dosyalara durdurma ve milyonlarca liralık idari para cezası uyguladı.

  • Yılın ilk dokuz ayında 33 binden fazla reklam ve ticari uygulama incelendi.
  • Reklam Kurulu 8 Ekim tarihindeki toplantısında 161 dosyayı karara bağladı.
  • Mevzuata aykırı bulunan 136 dosyaya durdurma ve 17 milyon 176 bin lira ceza kesildi.

Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, vatandaşların haklarını korumak ve piyasada adil bir rekabet ortamı oluşturmak adına denetim faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Kurumun yürüttüğü son çalışmalar, özellikle gerçeği yansıtmayan indirim oranları ve aldatıcı ticari uygulamaların yakın takibe alındığını ortaya koydu.

Yılın geride kalan dokuz aylık diliminde otuz binden fazla başvuru ve dosya titizlikle ele alınarak incelendi. Tüketicilerin hem ekonomik çıkarlarının hem de sağlık ve güvenliklerinin gözetildiği bu denetimlerde, piyasa dengesini bozan unsurlara karşı yasal süreçler işletildi.

Ekim ayının başlarında gerçekleştirilen son kurul toplantısında masaya yatırılan 161 dosya karara bağlandı. Yapılan detaylı incelemeler neticesinde, kurallara uymadığı tespit edilen 136 dosya için hem durdurma cezası hem de toplamda 17 milyon 176 bin 744 liralık idari para cezası kesilmesi kararlaştırıldı.

AI YORUMU

Piyasadaki gerçeği yansıtmayan dev indirim oranları, özellikle dijital alışverişin yaygınlaştığı bu dönemde tüketicileri en çok yanıltan tuzakların başında geliyor. Bakanlığın kestiği bu idari cezalar caydırıcılık açısından önemli bir adım olsa de, denetimlerin sıklığı kadar cezaların oranlarının da güncel ekonomik büyüklüklere göre güncellenmesi büyük önem taşıyor. Alışveriş yaparken yalnızca duyurulan indirim yüzdelerine odaklanmamak, etiket ve fiyat geçmişini dikkatle incelemek vatandaşlar açısından en güvenli korunma yöntemidir.

Kaynak: Sözcü Ekonomi Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

Manisa Alaşehir'in yüksek kesimlerine mevsimin ilk karı düştü

• Sözcü Gündem

Manisa'nın Alaşehir ilçesinde bulunan yaylalar mevkisinde kar yağışı etkili oldu. Yüksek kesimlerin beyaza bürünmesinin ardından bölgede soğuk hava hâkim olurken, belediye ekipleri olası olumsuzluklara karşı tedbir aldı.

  • Manisa'nın Alaşehir ilçesindeki yaylalar mevkisi beyaza büründü.
  • Kar yağışı kısa sürede etkisini yitirerek yerini soğuk havaya bıraktı.
  • Alaşehir Belediyesi ekipleri buzlanma riskine karşı önlem aldı.

Ege Bölgesi'nin iç kesimlerinde mevsim geçişleri sürpriz hava olaylarını beraberinde getiriyor. Manisa ilinin Alaşehir ilçesine bağlı Horzumalayaka Mahallesi'nin yaylalar bölgesinde aniden başlayan yağış, bölgeyi kısa sürede beyaza boyadı.

Bölgede öğle saatlerinde görülen yağışın ardından hava sıcaklığında belirgin bir düşüş yaşandı. Kar yağışı kısa sürede etkisini yitirirken, yerini yerel halkın da hissettiği sert bir soğuk havaya bıraktı.

Yerel yönetimler ani hava değişimlerinin ardından harekete geçerek tedbirlerini artırdı. Alaşehir Belediyesi bünyesindeki ekipler, yüksek rakımlı noktalarda yaşanabilecek ulaşım aksaklıkları ve buzlanma ihtimaline karşı teyakkuza geçirildi.

AI YORUMU

Horzumalayaka Mahallesi'nin yaylalar mevkisinde görülen bu erken yağış, bölgede kış mevsiminin yaklaşmakta olduğunun somut bir işareti olarak öne çıkıyor. Ekiplerin ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı tedbirli olması, ani hava değişimlerinde yerel reflekslerin hızını göstermesi açısından oldukça kıymetli. Sürücülerin bu tür geçiş dönemlerinde yüksek kesimlere çıkarken tedbiri elden bırakmaması gerekiyor.

Kaynak: Sözcü Gündem Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

Kayınbabanın Kira Talebine Yargıtay'dan Ret Kararı

• Yeni Şafak
Kayınbabanın Kira Talebine Yargıtay'dan Ret Kararı
Fotoğraf: Yeni Şafak

Yargıtay, evlilik birliği döneminde yaşanılan mülk için eski damadından kira isteyen kayınbabanın talebini reddeden yerel mahkeme kararını onadı. Yüksek mahkeme, taraflar arasında resmi bir kira sözleşmesi bulunmadığına hükmetti.

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kira istemini hukuka uygun buldu.
  • İstanbul'daki dava 2020 yılında açılmıştı.
  • Mahkeme döviz ve altın alacakları yönünden ise bozma kararı verdi.

İstanbul'da yaşayan bir vatandaşın, kızının eski eşine karşı başlattığı hukuki süreç Yargıtay aşamasından geçti. Davacı taraf, evlilikleri süresince kendisine ait olan konutta ikamet eden damadından geriye dönük beş yıllık kira bedeli talep etmişti.

Aynı dava dilekçesinde, evlilik birliği devam ederken eski damadına elden altın ve döviz cinsinden borç para verdiğini öne süren kayınpeder, bu tutarların da faiziyle birlikte tahsil edilmesini istemişti. Davalı ise iddiaları reddederek aralarında herhangi bir kira akdinin bulunmadığını savundu.

Yerel mahkeme sıfatıyla dosyayı inceleyen Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, hem barınma bedeli hem de borç iddiaları yönünden davanın reddine hükmetti. İstinaf aşamasından da olumlu sonuç alamayan davacı, kararı temyiz ederek Yargıtay'a taşıdı.

Temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira talebiyle ilgili verilen ret kararını yerinde bularak onadı. Kararın gerekçesinde mülkün aile konutu olarak kullanıldığı ve taraflar arasında imzalanmış yazılı bir kira sözleşmesinin mevcut olmadığı vurgulandı.

Öte yandan yüksek mahkeme, altın ve döviz alacaklarına ilişkin uyuşmazlıkta ise yerel mahkeme kararını bozdu. Dosyada damadın el yazısıyla borç miktarını ve alındı ibaresini içeren bir kağıt bulunduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği bu belgenin adi senet niteliği taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerektiği belirtildi.

AI YORUMU

Evlilik birliklerinin sona ermesinin ardından aile içi finansal ilişkilerin yargıya taşınması son derece karmaşık hukuki uyuşmazlıklar doğurabiliyor. Beş yıllık sürede taraflar arasında resmi bir kira kontratı yapılmamış olması, mülk sahibinin sonradan talepte bulunmasını hukuken geçersiz kılıyor. Ancak dosyada yer alan el yazılı belgenin adi senet niteliğiyle yeniden ele alınacak olması, borç alacak ilişkilerinin ispat yükü açısından mahkemelerin titizlikle inceleme yapmasını zorunlu kılıyor.

Kaynak: Yeni Şafak Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

Bakan Çiftçi: Terörsüz Türkiye Süreci Sivil Anayasanın Yolunu Açabilir

• NTV Gündem
Bakan Çiftçi: Terörsüz Türkiye Süreci Sivil Anayasanın Yolunu Açabilir
Fotoğraf: NTV Gündem

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Batman'daki temasları sırasında Terörsüz Türkiye sürecinin iki yılda devlet politikası haline geldiğini belirtti. Meclis'te 467 milletvekilinin evet oyu verdiğini hatırlatan Bakan Çiftçi, bu siyasi mutabakatın sivil anayasa çalışmalarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

  • Terörsüz Türkiye süreci iki senede devlet politikasına dönüştü.
  • Meclis oylamasında 467 milletvekili sürece evet oyu verdi.
  • Bakan Çiftçi Batman'da sivil anayasa vurgusu yaptı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Batman kentinde güncel siyasi konulara dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında uzun süredir tartışılan ve kamuoyunun yakından takip ettiği Terörsüz Türkiye başlığına ayrı bir parantez açtı.

Söz konusu çalışmanın son iki yıllık zaman dilimi içerisinde tamamen bir devlet politikası niteliği kazandığını dile getiren Çiftçi, atılan adımların kurumsal bir yapıya büründüğünü kaydetti. Meclis'teki oylama sürecine de değinen Bakan, toplam 467 milletvekilinin bu iradeye olumlu oy verdiğini hatırlattı.

Milletvekillerinin sağladığı bu yüksek katılımın ve tabandaki siyasi uyumun çok kıymetli olduğunu savunan Çiftçi, mevcut tablonun ülkenin önünü açtığını belirtti. İç ve dış siyasi konjonktürün şu an için atılacak adımlar açısından son derece elverişli bir zemin sunduğunu aktardı.

Devletin kurumsal yapısının ve etki alanının geçmişe kıyasla çok daha sağlam bir noktada bulunduğunu vurgulayan Çiftçi, Türkiye'nin küresel ölçekte söz sahibi bir bölgesel aktör konumuna yükseldiğini ifade etti. Bu güçlü siyasi atmosferin devam etmesi halinde yeni ve sivil bir anayasanın da hayata geçirilebileceğini sözlerine ekledi.

AI YORUMU

Meclis'te yakalanan 467 oyluk geniş mutabakat, sadece güvenlik politikalarının ötesinde yeni bir toplumsal sözleşmenin işaretini veriyor. Bakan Çiftçi'nin işaret ettiği iç ve dış konjonktür analizi, hükümetin dış politika ve iç güvenlikteki elini güçlendiren unsurların aynı zamanda iç siyasette anayasa değişikliği için bir kaldıraç olarak kullanılmak istendiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde partiler arası diyalog trafiğinin bu hedefe odaklanıp odaklanmayacağı, sivil anayasa tartışmalarının seyrini belirleyecektir.

Kaynak: NTV Gündem Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler