Ukrayna lideri Zelenskiy'nin askerî ve siyasi çıkmaza girdiğini belirten gazeteci Gaffar Yakınca, Washington'ın yeni dönemde toprak takası formülünü devreye sokabileceğini aktardı. Yakınca, mevcut diplomasi trafiğinin Kiev yönetiminin kontrolünden çıktığını vurguladı.
Öne çıkanlar
Trump'ın toprak takası planı Ukrayna'nın üçte birini kaybetmesiyle sonuçlanabilir.
Zelenskiy yönetiminin arkasında yolsuzluk ve savaş suçları iddiaları birikti.
Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan hariç diğer liderlerin ateşkes taleplerine sıcak bakmıyor.
Haberin Detayı
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin siyasi ve askeri olarak çıkmaza sürüklendiğini ifade eden gazeteci Gaffar Yakınca, ülkedeki son durumu ve arka planda yürütülen diplomatik görüşmeleri masaya yatırdı. Yakınca, mevcut süreci Amerikan hukuk sistemindeki mahkûmlar için kullanılan yürüyen ölü benzetmesiyle açıklayarak, liderin etrafındaki dar çevre dışında artık istenmediğini dile getirdi. Kiev yönetiminin elitleri ve yönetici sınıfı tarafından da dışlandığı öne sürülen Zelenskiy'nin siyasi geleceğinin belirsizleştiği savunuldu.
Fotoğraf: Fotoğraf: A Haber
Bu iddiaların yanı sıra gazeteci suikastları, ülke dışında gerçekleştirilen operasyonlar ve Kuzey Akım boru hattı sabotajı gibi başlıkların müttefikleri bile rahatsız etmeye başladığını belirtti. Bu tablonun ardından Batılı ülkeler ile Kiev arasındaki ilişkilerin yeni bir evreye evrildiği kaydedildi.
Savaşın ilk günlerinden itibaren kararların Kiev'in iradesi dışında şekillendiğini savunan Yakınca, Batılı aktörlerin diplomatik süreçlere doğrudan müdahale ettiğini hatırlattı. Dolmabahçe görüşmelerinde varılan mutabakatın ardından İngiliz siyasetçi Boris Johnson'ın hızlı bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve bu hamlenin barış ihtimalini engellediğini öne sürdü. Bu müdahalelerin ardından anayasa değişiklikleri ve Buça olayları gibi gelişmelerin süreci tamamen kilitlediği ifade edildi.
Fotoğraf: Fotoğraf: A Haber
Mevcut müzakerelerdeki ateşkes çıkmazına da değinen Yakınca, Rusya Devlet Başkanı Putin'in geçmişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hatırına ateşkes ilan ettiğini ancak bu tutumu Trump için tekrarlamayacağını iddia etti. Sumi, Harkiv ve Zaporijya hatlarındaki son sahra durumunu değerlendiren Yakınca, ABD'nin gündeme getirdiği swap formülünün Donbas ve çevresindeki toprak kayıplarını kalıcı hale getireceğini söyledi. Bu planın uygulanması durumunda Ukrayna'nın toplam topraklarının yaklaşık üçte birinin elden çıkacağı öngörüldü.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Ukrayna krizinde masaya getirilen toprak takası senaryoları, cephedeki fiili durumu resmileştirmenin ötesinde küresel güvenlik mimarisini kökten sarsacak niteliktedir. Savaşın maliyeti yalnızca kaybolan coğrafi bölgelerle sınırlı kalmayıp, ülkede biriken yolsuzluk iddiaları ve zorunlu askerlik politikaları ekseninde toplumsal bir patlamaya zemin hazırlamaktadır. Yakınca'nın aktardığı diplomatik müdahaleler ve liderler arası denklemler, Kiev yönetiminin dış destekten bağımsız bir hamle yapma alanının kalmadığını net biçimde göstermektedir. Önümüzdeki dönemde Washington yönetimi arzu ettiği formülü dayatsa bile, bu durum ülkenin NATO ve AB entegrasyon süreçlerini kalıcı olarak rafa kaldıracaktır.
Kaynak:
A Haber
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
ABD Başkanı Trump, İran krizi nedeniyle petrol fiyatlarını dengelemek amacıyla Rusya ile anlaşma arayışını hızlandırdı. Bu kapsamda Ukrayna lideri Zelenskiy, cephede savaşı dondurma hamlesiyle Moskova'nın şartlarına direnmeye çalışıyor.
ABD temsilcileri Oslo ve St. Petersburg'da kritik temaslar gerçekleştirdi.
Donald Trump, Rusya ile olası bir anlaşma için Ukrayna üzerindeki baskıyı artırdı.
Putin, Donbas ve Karadeniz kıyısındaki stratejik bölgelerin kendisine bırakılmasını istiyor.
Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaları sonlandırmayı amaçlayan diplomatik trafik yeniden hız kazandı. Geçtiğimiz yılın sonbaharında başlayan ancak şubat ayındaki uluslararası gelişmeler nedeniyle kesintiye uğrayan görüşme masası tekrar kuruluyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, son dönemde izlediği politika değişikliğiyle dikkat çekiyor. Washington yönetimi, artan küresel petrol fiyatları ve kasım ayındaki ara seçimler öncesi yaşanan sıkışıklığı aşmak için Moskova ile doğrudan uzlaşma yolları arıyor.
Toplantıya Avrupalı müttefiklerin temsilcileri de katılırken, ekipteki Jared Kushner sağlık gerekçeleriyle çevrim içi bağlandı.
Görüşmelerin hemen ardından Witkoff, 21 Ekim'de St. Petersburg kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yüz yüze görüştü. Washington'ın bu hamleleri, Kiev ve Avrupa başkentlerinde ABD'nin Ukrayna desteğini geri çekebileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Müzakere masasında ele alınan ana başlıklar arasında Rusya'nın 2022 sonrasında ele geçirdiği toprakların durumu yer alıyor. Moskova yönetimi Luhansk, Donetsk, Zaporijya ve Herson bölgelerinin yanı sıra zengin maden yataklarına sahip stratejik sahaların devrini talep ediyor.
AI YORUMU
Uluslararası diplomasi masasında yaşanan bu son hamle, Ukrayna'nın askeri ve ekonomik direncini uzun vadede sürdürebilmesi için yeni ve sert bir sınav niteliği taşıyor. Washington yönetiminin İran kaynaklı petrol krizini çözmek adına Moskova'nın taleplerine boyun eğmesi, Kiev'in elindeki toprak pazarlığı kozunu büyük ölçüde zayıflatıyor. Özellikle Donbas ve Zaporijya gibi ağır sanayi bölgelerinin devri gerçekleşirse, Ukrayna ekonomisi kalıcı bir yıkımla karşı karşıya kalabilir. Geçtiğimiz yılki Cenevre müzakerelerinde sergilenen direnişin bu kez aynı kararlılıkla sürdürülememesi, cephe hattındaki dengeleri kalıcı olarak değiştirecektir.
ABD Başkanı Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Rusya lideri Vladimir Putin St. Petersburg kentinde bir araya geldi. Taraflar Ukrayna krizini ve olası üçlü barış müzakerelerini masaya yatırdı.
Steve Witkoff ile Vladimir Putin St. Petersburg'da dokuzuncu kez yüz yüze temas kurdu.
Rusya, ABD'li emekli öğretmen Stephen Hubbard'ı serbest bırakarak süreci başlattı.
Putin, İran nükleer programı ve gübre tedariki konusunda iş birliği teklif etti.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi konumundaki Steve Witkoff, Rusya lideri Vladimir Putin ile St. Petersburg şehrinde kritik bir temas gerçekleştirdi. İki taraf arasındaki dokuzuncu yüz yüze görüşme niteliğini taşıyan bu buluşma, Moskova yönetiminin ABD vatandaşı emekli öğretmen Stephen Hubbard'ı serbest bırakmasıyla fiilen başladı. Bu hamle, iki ülke arasındaki diplomatik kanalların açık tutulması adına atılan somut bir adım olarak kayda geçti.
Gerçekleşen uzun soluklu toplantıda masadaki ana başlık Ukrayna'daki savaş ve çözüm yolları oldu. Witkoff, Putin'e hitaben yaptığı konuşmada, Washington, Moskova ve Kiev arasında üçlü mekanizmaların yeniden canlandırılması gerektiğini vurguladı. Taraflar şu an nihai bir mutabakata varamasa da, bir sonraki aşamada atılabilecek adımları değerlendirmenin önemine dikkat çekti. Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de daha önce benzer bir üçlü zirveye yeşil ışık yakmıştı.
Görüşme esnasında bölgesel ve ticari pek çok yan konu da ele alındı. Rus lider Putin, İran'ın nükleer programına yönelik Washington'ın kaygılarını gidermek amacıyla arabuluculuk yapabileceğini aktardı. Ayrıca ABD'li çiftçileri desteklemek amacıyla büyük hacimli gübre sevkiyatı gerçekleştirebileceklerini belirtti. Gelecek ay Çin'de düzenlenecek olası bir zirvede Trump ile bir araya gelme arzusunu dile getiren Putin, bu masada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in de bulunabileceğini ifade etti.
Zirvenin zamanlaması, ABD'nin Ukrayna'ya verdiği askeri ve lojistik destekte geri adım atıp atmayacağı yönündeki soru işaretlerini artırdı. Trump'ın 3 Kasım'daki ara seçimler öncesinde yakıt maliyetlerini düşürmek amacıyla Rusya ile dizel ihracat anlaşması imzalaması iki ülke ilişkilerini gerdi. Bu anlaşmanın ardından Kiev yönetimi, istihbarat paylaşımı ve Starshield uydu sisteminin işleyişinde bazı aksaklıklar yaşandığını rapor etti. Kremlin ise Donetsk ve NATO üyeliği gibi temel taleplerinden vazgeçmiyor.
AI YORUMU
Diplomatik temasların yoğunlaşması, tarafların sahadaki tıkanıklığı masada aşma arayışını net biçimde gösteriyor. Dokuzuncu kez bir araya gelen ikilinin üçlü zirve ihtimalini konuşması, arka kapı diplomasi trafiğinin hızlandığına işaret ediyor. Ancak Donbass ve NATO konusundaki net çizgiler korunurken, yakıt fiyatları ve gübre tedariki gibi ekonomik pazarlıkların süreci nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. Bu tablo, askeri yardımlardaki olası yavaşlamanın Kiev yönetimi üzerindeki baskıyı artıracağını ortaya koyuyor.
Moskova yönetimi, 75 yaşındaki ABD'li vatandaş Stephen Hubbard'ın bir Rus blog yazarına karşılık serbest bırakıldığı yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek takas anlaşması yapılmadığını ifade etti.
Kremlin, 75 yaşındaki Stephen Hubbard'ın takasla bırakıldığını yalanladı.
ABD Başkanı Donald Trump, Hubbard'ın serbest kalması için Putin'den ricada bulunduğunu açıklamıştı.
Rusya Devlet Başkanı Putin, Hubbard'ın insani iyi niyet göstergesi olarak bırakıldığını belirtmişti.
Moskova yönetimi, paralı askerlik suçlamasıyla cezaevinde bulunan 75 yaşındaki ABD'li emekli öğretmen Stephen Hubbard'ın bir Rus savaş blog yazarına karşılık serbest bırakıldığı iddialarını reddetti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, basında yer alan takas iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. ABD cephesinden gelen bazı değerlendirmelerde, Hubbard'ın durumunun Rus blog yazarı Mihail Zvinçuk ile bağlantılı olabileceği öne sürülmüştü. Ancak Kremlin makamları bu iddiaya net bir dille karşı çıktı.
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada eski askerin serbest kalması sürecine değinmişti. Trump, 2022 yılından beri Rusya'da tutuklu bulunan Hubbard'ın ülkesine dönebilmesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i arayarak yardım istediğini anlatmıştı. Putin'in bu talebe olumlu yaklaşarak Hubbard'ın alınabileceğini söylediğini aktaran Trump, sürecin yaklaşık 10 saat önce tamamlandığını belirtmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Çarşamba günü yaptığı bilgilendirmede, 74 yaşındaki Amerikan vatandaşının herhangi bir takas karşılığı olmaksızın, tamamen insani bir iyi niyet göstergesi olarak salıverildiğini dile getirmişti. İki ülke arasında zaman zaman gündeme gelen bu tür tutuklu bırakma süreçleri diplomatik mecralarda yakından izlenirken, Moskova tarafı son vakada bir pazarlık unsuru bulunmadığının altını çizdi.
AI YORUMU
Uluslararası tutuklu takasları veya iyi niyet hamleleri, diplomatik kanallardaki hassas dengelerin anlık olarak nasıl değişebileceğini net biçimde gösteriyor. Putin'in süreci insani bir adım olarak nitelendirmesi, Moskova'nın Washington ile doğrudan temas kapılarını tamamen kapatmadığının bir göstergesi olarak okunabilir. Bu tür adımlar, uzun süredir cezaevinde bulunan mahkumların aileleri için umut doğururken, gelecekteki olası diplomatik pazarlıklar için de bir zemin oluşturma potansiyeli taşıyor. Karşılıklı yalanlamalara rağmen, liderler arasındaki doğrudan telefon trafiğinin kriz yönetiminde ne kadar belirleyici olduğu bu örnekte bir kez daha görüldü.
Eski ABD Bakanı Hillary Clinton, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in elinde Donald Trump'a ait gizli videolar bulunduğunu öne sürdü. Bu durumun küresel siyaseti derinden sarsacağını belirten Clinton, iki liderin dünyayı bölmek için ortak hareket edeceğini iddia etti.
Hillary Clinton, Putin'in elinde Donald Trump'ın gizli videolarının olduğunu savundu.
Açıklamada iki ismin küresel ölçekte dünyayı bölmeyi hedeflediği ileri sürüldü.
İddialar uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve tartışma yarattı.
Amerikan siyasetinin tanınan isimlerinden eski bakan Hillary Clinton, uluslararası ilişkiler gündemini sarsacak yeni bir iddiayı kamuoyuyla paylaştı. Yapılan son değerlendirmelerde, Rusya lideri Vladimir Putin'in elinde Donald Trump'a ait hassas kayıtların yer aldığı savunuldu. Bu tarz materyallerin siyasi şantaj aracı olarak kullanılabileceğine dikkat çeken açıklamalar, Washington DC kulislerinde hızla yayıldı.
Söz konusu iddiaların merkezinde, iki liderin küresel güç dengelerini yeniden şekillendirme çabası bulunuyor. Clinton, bu ortaklığın sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda dünya genelindeki sınırları ve ittifakları da tehdit ettiğini belirtti. Siyasi gözlemciler, bu tür açıklamaların ABD seçim atmosferini ve dış politika dengelerini doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor.
Uluslararası diplomasi çevrelerinde, bu tarz iddiaların ispatlanmasının zor olduğu ancak siyasi tartışmaları alevlendirdiği ifade ediliyor. Özellikle liderler arasındaki geçmiş dönem ilişkileri ve kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler yeniden inceleme altına alındı. Önümüzdeki günlerde bu açıklamaların taraflar cephesinde nasıl bir karşılık bulacağı merakla bekleniyor.
AI YORUMU
Siyasi figürlerin geçmişteki dosyaları yeniden açması, seçim süreçlerinde tansiyonu artıran bilindik bir stratejidir. Hillary Clinton'ın dile getirdiği bu iddialar somut kanıtlardan yoksun olsa da, seçmen nezdinde algı yönetimini doğrudan hedefliyor. Bu tarz söylemler, iki ülkenin dış politika hamlelerini rasyonel bir zeminden çıkarıp kişisel rekabet alanına taşıma riski barındırıyor.