Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Fransa'daki kargaşa sürerken Marine Le Pen iktidarı hedef aldı
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
iFotoğraf: iMahesh · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bu kaosu iktidarın zaafı olarak sunarak düzen vadediyor.
Öne çıkanlar
Paris'teki öğrenci eylemleriyle başlayan protestolara 550 bin ile 800 bin arasında kişi katıldı.
Ülke genelindeki çatışmalarda yaklaşık bin polis ve jandarma yaralandı, 2 bin 400'den fazla kişi gözaltına alındı.
Limoges kentindeki 140 yıllık tarihi belediye binası ve bazı kamu binaları maskeli gruplar tarafından ateşe verildi.
Haberin Detayı
Fransa'da sokaklardaki kargaşa ortamı, cumhurbaşkanlığı seçimine aylar kala siyaset kurumunu derinden sarstı. Hayat pahalılığı ve kemer sıkma politikalarına karşı başlatılan kitlesel gösterilerin yağma ve şiddet eylemlerine evrilmesi, ülkedeki güvenlik tartışmalarını alevlendirdi. Olayların merkezindeki aşırı sağcı lider Marine Le Pen, bu kaotik tabloyu iktidarın otorite krizine bağlayarak siyasi çıkış arıyor.
Eylemler ilk olarak Paris'in yoksul bir semtinde öğrencilerin yetersiz okul binaları ve öğretmen açığını protesto etmesiyle başladı. Kısa sürede kamu harcamalarındaki kesintilere karşı örgütlenen sendikalar ve Sarı Yelekliler hareketi de sokaklara indi. İçişleri Bakanlığı cumartesi günkü yürüyüşlere 550 bin kişinin katıldığını duyururken, CGT sendikası bu rakamın 800 bine ulaştığını bildirdi.
Protestoların barışçıl çizgisinden çıkmasıyla Paris, Marsilya, Nice, Bordeaux, Lille ve Strasbourg gibi kentlerde yüzlerce mağaza ile kamu binası zarar gördü. Limoges kentinde 140 yıllık belediye binası maskeli grupların çıkardığı yangın nedeniyle büyük hasar aldı. Marsilya'daki polis karakoluna yönelik saldırı sonrası kentte gösteriler yasaklanırken, Fransa'nın simgelerinden Marianne heykeli de kısmen parçalandı.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülke genelindeki sokak çatışmalarında bin civarında güvenlik görevlisi yaralandı. Hafta sonu boyunca toplam 2 bin 400 kişi gözaltına alınırken, pazar günü izinsiz toplanan gruplara müdahale eden polis Paris'te 108 kişiyi daha yakaladı. Başkentteki olaylar sırasında kalp krizi geçiren bir kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Bahar aylarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde anketlerde önde giren Marine Le Pen, arkasına Fransız bayrağını alarak yayımladığı videoyla ulusa seslendi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin yetkesini yitirdiğini savunan Le Pen, Fransız halkının kemer sıkma baskısı ile solcu eylemciler arasında sıkıştığını öne sürerek kendisini tek düzen sağlayıcı olarak konumlandırıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Fransa'daki toplumsal patlama, ekonomik sıkışmışlığın siyasi istikrarsızlıkla birleştiğinde ne kadar hızlı derinleşebileceğini gösteriyor. Yaklaşık 800 bin kişinin sokağa dökülmesi ve bin polisin yaralanması, güvenlik bürokrasisinin kapasitesini zorlayan somut birer eşiktir. Aşırı sağcı liderin bu tabloyu oy kazancına dönüştürme hamlesi karşılık bulursa, ülkenin göç ve dış politika ekseninde çok daha sert bir döneme girmesi kaçınılmazdır. Benzer ekonomik kriz yaşayan diğer Avrupa ülkeleri için de bu olaylar, toplumsal huzursuzluğun sandığa yansımasının ilk provası niteliğindedir.
Kaynak:
NTV Dünya
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Fransa'da hafta sonu düzenlenen protesto gösterilerinin şiddet olaylarına ve yağmaya dönüşmesi üzerine hükümet olağanüstü kabine toplantısı topladı.
Hafta sonu ülke genelindeki protestolara yaklaşık 550 bin kişi katıldı.
Gösterilerde 2 bin 400'den fazla kişi gözaltına alındı ve yaklaşık bin polis yaralandı.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez'in istifası Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından kabul edilmedi.
Fransa genelinde hayat pahalılığı ve temel kamu hizmetlerine erişim sorunlarını protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriler kısa süre içinde kontrolden çıktı. Cumartesi günü sokaklara dökülen yarım milyondan fazla insan arasından ayrılan maskeli ve siyah giysili gruplar, kamu mallarına zarar vererek olayların şiddete evrilmesine neden oldu. Emniyet güçleri kalabalığı dağıtmak amacıyla tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullanmak zorunda kaldı.
Güvenlik birimlerinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler üzerine İçişleri Bakanı Laurent Nuñez görevinden ayrılmayı teklif etti. Ancak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimde istikrarın korunması gerektiğini vurgulayarak bu istifayı geri çevirdi. Öte yandan Adalet Bakanı Gérald Darmanin, güvenlik teşkilatının aşırı sol kaynaklı tehditler karşısında zorlandığını ve duruma müdahale etmekte zorlandıklarını kamuoyuna açıkladı.
Olayların ekonomiye ve esnafa verdiği zarar da netleşmeye başladı. Fransa Ticaret ve Sanayi Odaları başkanı, çatışmalar ve yağma dalgasından iki binden fazla ticari işletmenin olumsuz etkilendiğini bildirdi. Başkent Paris başta olmak üzere birçok merkezde küçük suç gruplarının fırsatçılık yaparak dükkanları hedef aldığı gözlemlendi.
Artan gerilimi düşürmek ve güvenlik tedbirlerini artırmak amacıyla Başbakan Sébastien Lecornu başkanlığında acil bir kabine toplantısı gerçekleştirildi. Alınan kararlar doğrultusunda yerel yöneticilere belirli bölgelerde kısmi sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi tanındı. Cumhurbaşkanı Macron ise ulusa sesleniş konuşmasında sorumluların cezalandırılacağı sözünü verirken uluslararası temasları kapsamında Kuveyt ziyaretiyle Körfez turuna başladı.
AI YORUMU
Kamu düzenini korumakla görevli bürokrasinin ve güvenlik birimlerinin böylesine yaygın sokak eylemleri karşısında hazırlıksız yakalanması, devletin kriz yönetimi kapasitesini doğrudan sorgulatıyor. İçişleri Bakanı'nın istifa girişiminin reddedilmesi, siyasi iradenin kabinede değişiklik yapmaktan ziyade mevcut yapıyla yola devam etme tercihini gösteriyor. İki binin üzerinde işletmenin ekonomik zarar gördüğü bu ortamda, yerel yöneticilere verilen sokağa çıkma yasağı yetkisi kısa vadede tansiyonu düşürse de toplumsal öfkeyi körükleme riski taşıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sokak gösterilerinde kamu düzenini bozanların ve yağma olaylarına karışanların oluşan tüm zararı tazmin edeceğini duyurdu. Ulusa sesleniş konuşmasında sert uyarılarda bulunan Macron, cumhuriyet düzenini hedef alan eylemcilerin yargı önünde hesap vereceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Macron, yağmacıların verdikleri zararın mali bedelini bizzat ödeyeceklerini açıkladı.
Cumhuriyet düzenini sarsmaya kalkışan kişilerin yargı önünde hesap vereceği belirtildi.
Açıklamalar doğrudan Fransa'da tansiyonu yükselten kitlesel sokak protestolarını hedef aldı.
Fransa'da tansiyonu yükselten sokak hareketliliğinin ardından Elysee Sarayı en üst perdeden tavrını netleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, doğrudan halka hitap ettiği ulusa sesleniş konuşmasında, ülke genelindeki protestolarda şiddete başvuranları doğrudan hedef aldı. Kamu binalarına, ticari işletmelere ve sokaklara zarar veren eylemcilerin cezasız kalmayacağını belirtti.
Macron konuşmasında özellikle yağma olaylarına karışan gruplara odaklandı.
Resmî açıklamada yer alan bu sert mesajlar, güvenlik güçlerinin sokak eylemlerine karşı yetkilerinin ve cezai yaptırımların sınırını netleştirme amacı taşıyor. Fransa yönetimi, barışçıl gösteri hakkı ile kamu malına zarar verme girişimleri arasındaki çizgiyi sert yasal müeyyidelerle korumayı planlıyor.
Sokaklarda dükkânları yağmalanan esnaf ve kamu hizmetlerinin aksamasından etkilenen Fransız vatandaşları için verilen bu mesaj, devlet otoritesinin tavizsiz uygulanacağı şeklinde yorumlanıyor. Yargı sürecinin hızlandırılması ve zararın faillerden doğrudan tahsil edilmesi adımlarının hayata geçirilmesi bekleniyor.
AI YORUMU
Sokak eylemlerinde oluşan tahribatı doğrudan faillerin cebine fatura etme kararı, kitlesel öfkeyi bastırmaktan ziyade eylemlerin niteliğini daha da sertleştirebilir. Emmanuel Macron tarafından çizilen bu uzlaşmasız hat, özellikle ekonomik krizle boğuşan alt gelir gruplarını ve küçük esnafı doğrudan karşı karşıya getirme riski barındırıyor. Eğer yasal süreçler sadece cezalandırma odaklı yürütülüp altta yatan toplumsal gerilim göz ardı edilirse, Fransa sokaklarındaki huzursuzluk geçici molaların ardından daha büyük patlamalarla yeniden tetiklenir.
Fransa'da yaşanan sokak olayları ve yağmaların ardından aşırı sağcı lider Marine Le Pen, Cumhurbaşkanı Macron yönetimini hedef aldı. Yaşananları demokrasiye yönelik bir tehdit olarak nitelendiren parti lideri, ülkede düzenin kalmadığını savundu.
Bouches-du-Rhône Valiliği, cumartesi günü 30 binden fazla yağmacı tespit etti.
Paris'teki République Meydanı çevresinde güvenlik güçleri ile göstericiler çatıştı.
Marine Le Pen, yaşanan güven krizinin sorumluluğunu Emmanuel Macron'a yükledi.
Fransa'nın başkenti Paris başta olmak üzere ülkeyi sarsan isyan gecesinin ardından siyasi tansiyon en üst seviyeye çıktı. Aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen, arka arkaya yaşanan yağma olaylarının gölgesinde basının karşısına geçerek iktidarı sert bir dille eleştirdi. Ülkenin derin bir güven kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Ulusal Birlik Partisi lideri, mevcut tablonun demokrasiyi doğrudan tehlikeye attığını dile getirdi.
Açıklamalarını Emmanuel Macron'un ulusa sesleniş konuşmasından hemen önce yapan Le Pen, yaşanan kaos ortamının baş sorumlusu olarak hem aşırı solu hem de otoritesi kalmadığını öne sürdüğü cumhurbaşkanını gösterdi. Partinin iki numaralı ismi Jordan Bardella ise Paris'teki bir karakola düzenlediği ziyarette, Fransa'da artık geleneksel düzen kavramının tamamen ortadan kalktığını ve cumartesi akşamı ülkenin gururunun kırıldığını ifade etti.
Pazar öğleden sonra başkent sokaklarında şiddet dalgası hız kesmeden devam etti. Özellikle République Meydanı çevresinde kümelenen yüzleri maskeli gruplar, güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelirken bazı ticari işletmeleri hedef alarak yağmaladı. Kent içi çatışmalara müdahale etmekle görevlendirilen özel Cumhuriyet Güvenlik Birliği CRS-8, art arda ikinci gün sahaya sürülerek sokaklarda kontrolü sağlamaya çalıştı.
Yaşanan olayların bilançosu ise yetkililerin raporlarıyla gözler önüne serildi. Sadece cumartesi günkü olaylarda Bouches-du-Rhône Valiliği verilerine göre 30 binden fazla yağmacı tespit edildi. Güvenlik ve adalet birimlerini bile şaşkına çeviren bu devasa rakam, Fransa'nın son yıllarda karşı karşıya kaldığı en büyük toplumsal kırılmalardan birinin boyutlarını açıkça ortaya koydu.
AI YORUMU
Siyasi figürlerin güvenlik krizlerini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmesi, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren en büyük unsurlardan biridir. 30 bini aşkın yağmacının sokaklarda olduğu böylesine büyük bir kamu düzeni çöküşü, yalnızca iktidar partisini değil tüm demokratik kurumları yıpratmaktadır. Benzer kriz senaryolarında güvenlik tedbirleri erken alınmazsa, aşırı akımların siyasi söylemleri daha da sertleşecek ve toplumsal barış tamamen zedelenecektir.
Fransa genelinde hayat pahalılığına karşı sokağa çıkan yüz binlerce gösterici ile polis arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Birçok kentte kamu binaları ve mağazalar hedef alınırken, güvenlik güçleri yaklaşık 400 kişiyi gözaltına aldı.
İçişleri Bakanlığı eylemlere 550 bin, organizatörler ise 800 bin kişinin katıldığını açıkladı.
Olaylar sırasında ülke çapında yaklaşık 400 protestocu güvenlik güçlerince gözaltına alındı.
Cumhurbaşkanı Macron, kamu binalarına ve iş yerlerine zarar verenlerin yargılanacağını duyurdu.
Fransa'da sarı yeleklilerin başlattığı ve zamanla liseliler, çiftçiler ile çevre savunucularının da katıldığı protesto dalgası, ülke çapında 500 farklı noktada kitlesel gösterilere dönüştü. Yaşam maliyetindeki artışı protesto eden kalabalıklar, başkent Paris başta olmak üzere birçok büyük kentin ana arterlerini trafiğe kapattı.
Paris'teki Cumhuriyet Meydanı'ndan yürüyüşe geçen gruplar ile kolluk kuvvetleri arasında arbede çıktı; göstericiler güvenlik güçlerine taş ve molotofkokteyli fırlatırken, banka ve sigorta binaları ağır tahribata uğradı. Champs-Elysees ve Elysee Sarayı çevresindeki eylem yasaklarına rağmen barikat kurmaya çalışan gruplar polis müdahalesiyle dağıtıldı.
Şiddet dalgası başkentin dışındaki kentlere de hızla yayıldı. Limoges'ta tarihi belediye binası maskeli gruplar tarafından ateşe verilirken, Marsilya'da belediye binasına girilmesinin ardından bölgeye çevik kuvvet takviyesi yapıldı. Saint-Etienne kentindeki gerginlikte ise yoğun biber gazı kullanılırken, bir eylemcinin elinin kopması sonucu ağır yaralandığı aktarıldı.
Ülke genelindeki olaylara yönelik açıklama yapan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şiddetin cumhuriyette meşru bir yeri olamayacağını vurguladı. Macron, barışçıl gösteri hakkının arkasında durduklarını ancak kamu mallarına ve iş yerlerine saldıran kişilere karşı cezai süreçlerin tavizsiz yürütüleceğini bildirdi.
AI YORUMU
Macron yönetiminin 550 bin kişinin katıldığını kabul ettiği protestolar, tabandaki hoşnutsuzluğun yalnızca akaryakıt ya da eğitimle sınırlı kalmadığını kanıtlıyor. Limoges ve Marsilya'daki belediye baskınları, kamu otoritesine duyulan öfkenin ulaştığı tehlikeli boyutu gösteriyor. Elysee Sarayı sert adli tedbirlerle asayişi sağlamaya çalışsa bile ekonomik refah sağlanmadıkça Fransa sokaklarının sakinleşmesi zor görünüyor.