Fed, Çin Alımları ve 3 Kasım Seçimleri Altın Fiyatlarını Yükseltecek mi?
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: CNN Türk
Özet
Ekonomist Muhammet Bayram, Fed’in faiz artırımı ihtimalinin düşmesi, Çin’in altın alımları ve 3 Kasım ABD seçimleriyle altın fiyatlarının yükselebileceğini öngörüyor. 6 bin 500 TL destek seviyesinin altındaki kritik 7 bin TL sınırı ve yıl sonuna doğru 8 bin TL’ye ulaşma beklentisi vurgulanıyor.
Öne çıkanlar
Fed faiz artırım ihtimali %15'e düştü
Çin'in gizli altın alımı iddiaları
3 Kasım ABD seçimleri altın için kritik tarih
Haberin Detayı
Ekonomist Muhammet Bayram, son açıklamalarında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımı konusundaki temkinli tutumunun altın fiyatlarını destekleyebileceğini belirtti. Fed’in gelecek ay faiz artırma ihtimalinin %80’den %15’e gerilemesi, altın piyasasında yükselişi hızlandıran bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Bayram, Çin Merkez Bankası’nın gizli altın alımlarıyla ilgili gelişmeleri de gündeme getirerek, Çin’in bu iddiaları yalanlamasına rağmen altının küresel rezervlerdeki öneminin devam ettiğini vurguladı. Savaş risklerinin sürmesi ve yüksek faiz‑yüksek enflasyon ortamının da altının uzun vadede değer kazanmasına yol açabileceği ifade edildi.
Altın fiyatlarında teknik seviyelere dikkat çeken uzman, gram altının 6 bin 500 TL seviyesinin destek noktası olduğunu, 7 bin TL’nin ise kritik eşik olduğunu belirtti. 6 bin 700 TL civarında kalıcılığın sağlanması durumunda fiyatların yeniden yukarı yönlü hareket edebileceği öngörülüyor.
3 Kasım’da yapılacak ABD seçimlerinin altın fiyatları açısından önemli olduğu, seçimlere kadar yükseliş eğiliminin devam edebileceği görüşü paylaşıldı. Seçim sonrası yaşanacak gelişmelerin altının yönünü belirleyeceği ifade edildi.
Yıl sonuna doğru altın fiyatlarının 8 bin TL seviyesine ulaşabileceği, 12 aylık dönemde ons altının 5 bin dolara ulaşması durumunda gram altının 9 bin TL’ye kadar çıkabileceği öngörüsü yapıldı. Yatırımcıların riskleri göz önünde bulundurması ve kişisel ihtiyaçlarına göre karar vermesi gerektiği hatırlatıldı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Altın piyasasındaki bu gelişmeler, yatırımcılar için büyük bir fırsat ya da risk niteliğinde olabilir. Fed’in faiz politikasındaki değişiklik, Çin’in rezerv stratejileri ve ABD seçimleri, küresel risk faktörleri altın fiyatlarını yönlendirecek ana unsurlardır. Yatırımcıların bu dinamikleri yakından takip etmesi, piyasa hareketlerine hızlı adapte olmalarını sağlayacaktır.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Küresel piyasalarda ons altın, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına dair belirsizlikler ve yükselen enerji maliyetlerinin baskısıyla haftayı değer kaybıyla kapattı. ABD'de açıklanan yüksek enflasyon verilerine rağmen Fed yetkililerinden gelen temkinli mesajlar faiz artırımı ihtimalini zayıflattı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını tırmandırması ise kıymetli metal üzerindeki satış baskısını artırdı.
Ons altın haftalık bazda yüzde 0,7 düşüşle 4 bin 165 dolara geriledi.
ABD Eylül ayı ÜFE verisi yüzde 6,3 ile son dönemin rekorunu kırdı.
Orta Doğu'daki gerilimle WTI petrolü haftalık yüzde 10,9 değer kazandı.
Değerli metaller piyasası, ABD'den gelen ekonomik veriler ile küresel enerji krizinin gölgesinde dalgalı bir haftayı geride bıraktı. Dolar endeksindeki gevşeme ve tahvil getirilerindeki düşüş altın için destek oluşturabilecek nitelikte olsa da petrol fiyatlarındaki sert yükseliş bu olumlu etkiyi sınırlandırdı. Ons altın haftalık süreçte yüzde 0,7 gerileyerek 4 bin 165,40 dolar seviyesinde haftayı tamamladı.
Piyasaların odağındaki ana konu olan ABD enflasyon rakamları, makroekonomik tablonun karmaşıklığını bir kez daha ortaya koydu. Eylülde tüketici fiyat indeksi yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, özellikle üretici fiyat indeksinin yüzde 6,3 seviyesine ulaşması dikkat çekti. Enerji kalemlerindeki yüzde 20,4'lük artış manşet rakamları yukarı taşırken, Fed'in yakın vadede faiz artırımına gideceği yönündeki tahminler bir süre güç kazandı.
Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta yaptığı değerlendirmeler, agresif sıkılaşma beklentilerini yumuşattı. Küresel ekonominin dayanıklılığına vurgu yapan Warsh, gelecek dönem politikalarına ilişkin net bir yön çizmekten kaçındı. Bu açıklamaların ardından CME FedWatch verilerinde ekim ayı faiz artış olasılığı yüzde 28'den yüzde 17 seviyesine geri çekildi. Analistler, merkez bankasının daha temkinli ve kademeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.
Altın fiyatları üzerindeki en kritik baskı unsurlarından biri ise enerji piyasasındaki hareketlilik oldu. Orta Doğu'daki stratejik su yollarında yaşanan gerilimler ve sevkiyat hatlarına yönelik riskler nedeniyle Brent petrol yüzde 4,8, ABD ham petrolü ise yüzde 10,9 oranında prim yaptı. Öte yandan teknoloji devlerinin yapay zekalara yönelik borçlanma eğilimleri tahvil piyasasına güvenli liman talebi getirirken, bu durum altındaki gerilemenin daha derinleşmesini engelledi.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki tırmanış ile enflasyonist endişelerin yeniden canlanması, altın yatırımcıları için çift taraflı bir risk ortamı oluşturuyor. Faiz artış ihtimalinin zayıflaması normal şartlarda altını desteklemesi gerekirken, petrol kaynaklı maliyet artışları piyasa dengelerini bozmuş durumda. Önümüzdeki süreçte jeopolitik risklerin seyri ve Fed'in para politikasında izleyeceği hassas denge, kıymetli metalin yönünü belirlemede ana unsur olmaya devam edecektir.
Çin otomotiv pazarında içten yanmalı motora sahip araçların payı kısa sürede yüzde 33 seviyesine kadar geriledi. Eylül ayı istatistiklerine göre tamamen elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modellerin toplam satışlardaki payı yüzde 67'ye ulaştı. Bu büyük dönüşüm, ülkenin petrol tüketiminde milyarlarca dolarlık tasarruf sağlamasına zemin hazırlıyor.
Benzinli araçların satış payı beş yıl içinde yüzde 90'dan yüzde 33'e düştü.
Tamamen elektrikli ve hibrit araçların toplam pazar payı Eylül ayında yüzde 67 oldu.
Trafikteki elektrikli araçlar yılda 305 milyon varil petrol tüketimini engelliyor.
Uzak Doğu'nun dev ekonomisinde ulaşım sektörü köklü bir değişim sürecinden geçiyor. Geleneksel yakıtla çalışan otomobillerin pazar payı kısa sayılabilecek bir zaman diliminde ciddi bir düşüş yaşayarak üçte bir oranına kadar geriledi. Eylül dönemi verileri, alternatif enerji kaynaklarıyla hareket eden taşıtların pazarın ezici çoğunluğunu ele geçirdiğini açıkça ortaya koyuyor.
Gerçekleştirilen son istatistiklere göre pazarın yaklaşık yarısını tamamen akülü araçlar doldururken, geri kalan önemli bir kısım ise şarj edilebilir hibrit alternatiflerden oluşuyor. İki kategorinin toplamı pazarın üçte ikisinden fazlasını kapsayacak büyüklüğe erişti. Bu durum, motor teknolojilerinde tercihin kalıcı biçimde yön değiştirdiğini ve yeni nesil taşıtların ana akım haline geldiğini kanıtlıyor.
Söz konusu teknolojik evrilme, ülkenin enerji ithalatı dengelerini ve dışa bağımlılığını doğrudan etkiliyor. Araştırma kuruluşlarının paylaştığı rakamlara göre trafikte aktif olarak yer alan milyonlarca elektrikli taşıt, devasa miktarda ham petrol ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Brent petrolün mevcut seviyeleri baz alındığında bu durum milyarlarca dolarlık finansal kaynağın ülke içinde kalmasını sağlıyor.
Günlük ve aylık ölçekte hesaplanan tasarruf rakamları, çevreci ulaşım hamlelerinin ekonomik boyutunu gözler önüne seriyor. Sadece günlük bazda devasa varil tasarrufu sağlanırken, bu durum enerji lojistiğindeki maliyetleri de aşağı çekiyor. Tanker kiralama bedelleri ve nakliye masrafları düşünüldüğünde sağlanan ekonomik avantajın boyutu daha net anlaşılıyor.
Bununla birlikte, akaryakıt talebinin azalması elektrik enerjisine duyulan gereksinimi artırıyor. Bahsi geçen araç filosunu beslemek için ciddi oranlarda enerji üretilmesi gerekiyor. Buna karşın, temiz enerji yatırımları ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen yüksek üretim oranları, ülkenin bu yükü dengelemesini ve toplam üretimin kayda değer bir kısmını yeşil enerjiden karşılamasını sağlıyor.
AI YORUMU
Otomotiv endüstrisindeki bu hızlı dönüşüm, sadece Çin iç pazarını dönüştürmekle kalmıyor; küresel petrol ve enerji piyasalarının dengelerini de kökten sarsmaya aday görünüyor. Geleneksel üreticilerin bu hıza ayak uyduramaması durumunda küresel rekabette zemin kaybetmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Diğer ülkelerin de benzer dönüşüm süreçlerini hızlandırması, önümüzdeki yıllarda petrol talebi projeksiyonlarının yeniden yazılmasına yol açacaktır.
Çinli düzenleyiciler, borsalarda görülen sert gerilemeleri durdurmak amacıyla hisse satışlarına yönelik yeni kısıtlayıcı önlemler devreye soktu. Alınan bu kararın piyasalardaki aşağı yönlü baskıyı hafifletmesi ve yatırımcı güvenini tazelemek adına atılmış stratejik bir adım olduğu belirtiliyor. Küresel piyasalarda da yakından izlenen bu hamleyle birlikte finansal istikrarın korunması hedefleniyor.
Çin piyasalardaki düşüşü durdurmak için hisse satışlarına sınırlama getirdi.
Düzenleyici kurumlar finansal istikrarı korumak adına yeni önlemler açıkladı.
Atılan bu adımın yatırımcı güvenini desteklemesi bekleniyor.
Uzak Doğu'nun en büyük ekonomilerinden biri olan Çin, son dönemde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından tedbirleri artırma kararı aldı. Hisse senetleri piyasasındaki aşağı yönlü hareketliliğin derinleşmesini önlemek isteyen yetkililer, satış işlemlerine yönelik birtakım kısıtlamaları hayata geçirdi. Bu müdahale, piyasa aktörleri tarafından yakından takip edilen önemli bir gelişme olarak kayda geçti.
Uygulamaya konulan yeni düzenlemeler, özellikle büyük ölçekli yatırımcıların ve kurumların ani satış baskısı yaratmasının önüne geçmeyi amaçlıyor. Finans otoriteleri, bu sayede endekslerdeki değer kayıplarının yavaşlatılacağını ve piyasada dengeli bir seyrin yeniden tesis edileceğini öngörüyor. Alınan kararların kısa vadede volatiliteyi azaltması muhtemel görünüyor.
Geçmiş dönemlerde de benzer piyasa dalgalanmalarında müdahaleci politikalar izleyen Çinli yetkililer, sermaye piyasalarının sağlığını korumak için araçlarını etkin bir şekilde kullanmaya devam ediyor. Bu son hamle, küresel yatırımcılar tarafından da dikkatle izlenirken, hisse senetlerindeki hareketliliğin seyrini değiştirebilecek nitelikte değerlendiriliyor.
AI YORUMU
Piyasa yönetimlerinin bu tarz doğrudan müdahaleleri kısa vadede panik satışlarını durdurmak için etkili bir kalkan oluşturabilir; ancak uzun vadede serbest piyasa dinamiklerinin zedelenmesi riski de taşır. Yabancı yatırımcıların Çin pazarına olan iştahını doğrudan etkileyebilecek bu tür kısıtlamalar, güven tazelemekten ziyade bürokratik baskı algısı da yaratabilir. Önümüzdeki günlerde bu kuralların likidite üzerindeki yansımaları daha net görülecektir.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Van'daki kongrede yaptığı konuşmada gelir adaletsizliğine tepki göstererek dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 37 bin liraya ulaştığını bildirdi. Toplumun büyük bir kesiminin yoksulluk sınırının altında yaşadığını belirten Erbakan, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.
Dört kişilik aile için açlık sınırı 37 bin lira olarak açıklandı.
Yoksulluk sınırının ise 121 bin lira seviyesine yükseldiği belirtildi.
Yılın ilk sekiz ayında toplam 82 bin esnafın kepenk kapattığı vurgulandı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Van'da parti teşkilatının İpekyolu ilçesi üçüncü olağan kongresine katıldı. Burada yaptığı konuşmada ülkedeki gelir dağılımı dengesizliğine değinen Erbakan, toplumun farklı kesimleri arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini savundu.
Konuşmasında Türk-İş verilerine atıfta bulunan parti lideri, temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için gereken rakamların çalışanlar ve emekliler için erişilmez olduğunu kaydetti. Açlık sınırının 37 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 121 bin liraya dayandığını hatırlatan Erbakan, milyonlarca vatandaşın bu seviyelerin çok altında gelirle hayatını sürdürmeye çalıştığını ifade etti.
Mevcut asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının yetersizliğine dikkat çeken Erbakan, nüfusun önemli bir kısmının temel gıda ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını dile getirdi. Sekiz milyondan fazla asgari ücretli ile on altı milyondan fazla emeklinin açlık sınırının altında kaldığını belirten parti başkanı, bu tablonun sürdürülemez olduğunu savundu.
Ekonomik krizin esnafı da vurduğunu belirten Erbakan, yılın ilk sekiz aylık döneminde 82 bin esnafın iş yerini kapatmak zorunda kaldığını aktardı. Ülkedeki kaynakların faiz ödemelerine ve imtiyazlı kesimlere aktarıldığını öne süren Yeniden Refah Partisi lideri, adil paylaşım düzeni kurulana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Van'daki kongrede dile getirilen 37 bin liralık açlık sınırı ve 82 bin esnafın kepenk kapattığı verisi, dar gelirli kesimin yaşadığı ekonomik sıkıntıların boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Asgari ücret ve emekli maaşlarının bu tablonun gerisinde kalması, önümüzdeki dönemde sosyal politikaların ve gelir dağılımı reformlarının ne denli acil olduğunu gösteriyor. Siyasi partilerin bu rakamlar üzerinden üreteceği ekonomik çözümler, milyonlarca seçmenin oy verme eğilimini doğrudan belirleyecektir.