Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Fatih'teki Yağmurda Elektrik Akımına Kapılan Çocuğun Ölümü Araştırılıyor
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
İstanbul Fatih'te şiddetli sağanak sırasında yalın ayak yürürken elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki Mahmut Işıldak hayatını kaybetti. Olayın yaşandığı otoparkın izinsiz işletildiği ve geçmişteki Sayıştay raporlarında da taşınmaz işgallerinin yer aldığı iddia edildi.
Öne çıkanlar
Mahmut Işıldak 14 Ekim'deki şiddetli sağanak sırasında hayatını kaybetti.
Olayın meydana geldiği otoparkın izinsiz ve fiili işgal yoluyla işletildiği öne sürüldü.
Fatih Belediyesi'ne ait Sayıştay raporlarında park alanlarındaki otopark tespitleri yer aldı.
Haberin Detayı
İstanbul genelinde etkisini gösteren şiddetli yağışlar sırasında Fatih ilçesinde üzücü bir olay yaşandı. Ayakkabılarının ıslanmasını istemediği için yalın ayak yürümeye çalışan 14 yaşındaki Mahmut Işıldak, bastığı yerdeki elektrik kaçağı nedeniyle akıma kapılarak yaşamını yitirdi.
Olayın ardından acı trajedinin yaşandığı otoparkın hukuki statüsü ve işletilme biçimi tartışma konusu haline geldi. Mahalle sakinleri ile muhtarın aktardığı bilgilere dayandırılan iddialara göre, Çukurbostan Parkı içerisinde yer alan bu alan uzun süredir izinsiz şekilde faaliyet yürütüyordu.
Konuyla ilgili geçmiş yıllarda hazırlanan Sayıştay denetim raporlarının da konuyu doğrulayan nitelikte olduğu belirtildi. Fatih Belediyesi'ne yönelik 2021 ve 2023 denetimlerinde, bölgedeki park ve dinlenme alanlarının ticari otoparka dönüştürüldüğü ve ecrimisil tahakkukuyla işgallere süreklilik kazandırıldığı tespit edilmişti.
Öte yandan, yaşanan ölüm olayında zemine yakın döşenen elektrik kablolarının ve olası teknik eksikliklerin rolü sorgulanıyor. Araç geçişleri sırasında zarar gördüğü öne sürülen tesisatta kaçak akım rölesinin bulunup bulunmadığı hususu, yetkililer tarafından yürütülecek teknik incelemeler sonucunda netlik kazanacak.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
On dört yaşında bir çocuğun sokakta yürürken elektrik kaçağı nedeniyle can vermesi, kent içi denetimlerin ve altyapı güvenliğinin ne denli hayatî olduğunu acı bir şekilde gösterdi. Sayıştay raporlarına yansıyan izinsiz işletme ve taşınmaz işgali iddiaları, belediyeler ile denetim mekanizmalarının sorumluluklarını sadece kâğıt üstünde bırakmaması gerektiğini gözler önüne seriyor. Bu tür faciaların tekrarlanmaması için ruhsatsız ticari alanların sıkıca denetlenmesi ve elektrik tesisatlarının acilen gözden geçirilmesi şarttır.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İstanbul Fatih'te şiddetli yağış sırasında yalın ayak yürüyen 14 yaşındaki Mahmut Işıldak, yer altındaki elektrik kablolarından sızan akım nedeniyle hayatını kaybetti. Olay yerindeki otoparkın ruhsatsız olduğu ve resmi raporlarda uzun süredir yer aldığı ortaya çıktı.
14 yaşındaki Mahmut Işıldak elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
Olayın yaşandığı otoparkın fiilen İsmailağa cemaati tarafından işletildiği belirtildi.
Sayıştay raporlarında alanın işgal edildiği ve ecrimisil alındığı tespit edildi.
İstanbul genelinde etkisini gösteren sağanak yağış sırasında Çarşamba Mahallesi'nde üzücü bir olay yaşandı. Ayakkabılarının ıslanmaması için yalın ayak yürümeyi tercih eden 14 yaşındaki hafız Mahmut Işıldak, Çukurbostan Parkı içerisindeki otopark alanında açıkta kalan elektrik kablolarından yayılan akıma kapıldı. Müdahalelere rağmen kurtarılamayan çocuğun ölümü, bölgedeki altyapı ve güvenlik eksikliklerini gözler önüne serdi.
Olayın ardından incelemeye alınan otopark alanının hukuki statüsü tartışma yarattı. Tapu kayıtlarında park ve dinlenme alanı olarak görülen yerin, uzun süredir ticari amaçla işletildiği belirlendi. Mahalle sakinleri ve muhtarlık kaynakları, söz konusu alanın İsmailağa cemaatinin kontrolünde faaliyet gösterdiğini aktardı.
Sayıştay tarafından Fatih Belediyesi için hazırlanan 2021 ve 2023 yıllarına ait denetim raporlarında da aynı adrese dikkat çekildi. Raporda, park içindeki taşınmazların bir derneğin iktisadi işletmesi eliyle işgal edildiği ve belediye tarafından sadece ecrimisil tahakkuk ettirilerek bu duruma göz yumulduğu ifade edildi. Resmi kayıtlarda defalarca yer bulmasına rağmen işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi soru işaretlerine yol açtı.
Yaşanan faciada teknik altyapı eksiklikleri de ayrı bir ihmal zincirini ortaya koydu. Zemine yakın döşenen kabloların araç geçişleri nedeniyle zarar gördüğü ve yaklaşık 500 lira maliyeti bulunan kaçak akım rölesinin bulunmadığı tespit edildi. Bu güvenlik önleminin alınmış olması durumunda yaşanabilecek trajedinin önüne geçilebileceği ifade ediliyor.
Fotoğraf: Sözcü Gündem
AI YORUMU
Yüzlerce liralık bir kaçak akım rölesinin maliyetinden kaçınılması ve resmi raporlarda yıllarca 'işgal' olarak anılan bir alanın denetlenmemesi, gencecik bir hayatın söndüğü bu olayın sıradan bir kaza olmadığını gösteriyor. Belediyelerin ve ilgili denetim mekanizmalarının kafe veya otopark gibi ticari faaliyetlere göz yummak yerine kamu güvenliğini önceliklendirmesi şarttır. Bundan sonraki süreçte benzer kamusal alanların acilen taranması ve teknik eksikliklerin giderilmesi beklenmektedir.
Siyaset sahnesinde adı çeşitli iddialara ve fon skandallarına karışan bazı üst düzey isimler hakkında hukuki bir işlem yapılmaması kamuoyunda tartışmalara yol açıyor. Muhalefetin yaptığı başvurular ve yöneltilen suçlamalar çoğunlukla takipsizlik kararlarıyla sonuçlanırken, bazı isimler sadece görevlerinden ayrılmakla yetindi.
Melih Gökçek hakkında açılan çok sayıda soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
Eski bakan Ruhsar Pekcan'ın aile şirketinden bakanlığa dezenfektan sattığı ortaya çıktı.
Fon skandalında adı geçen Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi beş ayda 2.2 milyar lira kazandı.
Son dönemde siyasette adı geçen bazı bürokrat ve yöneticilerin yürüttüğü faaliyetler kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Özellikle muhalefet partilerinin yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla yargıya taşıdığı dosyaların birçoğu takipsizlik kararlarıyla sonuçlanırken, bu durum hukukun işleyişine dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemden bu yana çeşitli ihaleler ve projelerle anılan Melih Gökçek, hakkında yapılan çok sayıda şikayete rağmen yasal bir yaptırımla karşılaşmadı. Son olarak Almanya'da kara para aklama suçlamasıyla ifade vermesiyle adından söz ettiren Gökçek dosyalarında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Ticaret Bakanlığı döneminde kendi aile şirketinden bakanlığa dezenfektan tedarik ettiği anlaşılan Ruhsar Pekcan da benzer bir tartışmanın odağında yer aldı. Muhalefetin Yüce Divan yargılaması taleplerine rağmen Pekcan yalnızca görevinden alınırken, bu adım kamu vicdanında yeterli bir ceza olarak görülmedi.
Yargı ve denetim mekanizmalarının işleyişi konusundaki kuşkular, fon skandalı ve rüşvet iddialarıyla daha da derinleşti. Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu hakkındaki iddialar karşısında cezai bir işlem uygulanmazken, benzer şekilde Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya'nın kısa sürede elde ettiği servet ve Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığı üzerindeki tedbirin hızla kaldırılması tepki topladı.
AI YORUMU
Ruhsar Pekcan'ın kendi şirketinden dezenfektan alması veya Fatma Betül Sayan Kaya çiftinin beş ay gibi kısa bir sürede elde ettiği iddia edilen 2.2 milyar liralık kazanç gibi somut veriler, denetim mekanizmalarının işlevselliğini doğrudan sorgulatıyor. Yargı süreçlerinin takipsizlik kararlarıyla sonuçlanması veya iddiaların sadece görevden el çektirmeyle geçiştirilmesi, toplumsal adalet duygusunu zedeliyor. Önümüzdeki süreçte bu tür dosyaların şeffaf bir şekilde soruşturulmaması, siyasi kurumlara olan güvenin daha da azalmasına neden olabilir.
Sayıştay denetim raporlarında Mersin Üniversitesi hastanesinin eşitlik ilkesine aykırı şekilde botoks randevuları verdiği ortaya çıktı. Bazı hastalar aynı gün işleme alınırken benzer durumdaki kişilerin aylarca bekletildiği belirlendi.
Mersin Üniversitesi hastanesinde botoks randevularında eşitlik ilkesine uyulmadı.
Rutin takibi olmayan bazı hastalar aynı gün işleme alınırken diğerleri 4 ay bekletildi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi enerji tasarrufu genelgesine uymadı.
Kamu kurumlarının mali harcamaları ve hesap verebilirliği üzerine tartışmalar sürerken, denetim yetkisini elinde bulunduran Sayıştay'ın yayımladığı son raporlar kamuoyunun dikkatini çekti. Muhalefet kanadından gelen denetim yetkisinin kısıtlandığı yönündeki eleştirilerin odağındaki kurum, üniversiteler ve bazı bakanlıklar için hazırladığı belgelerde ilginç usulsüzlüklere yer verdi.
Mersin Üniversitesi hastanesiyle ilgili denetimlerde, Anayasa'nın kanun önünde eşitlik maddesi ile Devlet Memurları Kanunu'ndaki tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği saptandı. Sistemde kaydı bulunmayan veya rutin takibi olmayan kişilerin aynı gün içerisinde estetik operasyon için işleme alındığı, buna karşın benzer durumda bulunan diğer hastaların dört aya varan sürelerle mağdur edildiği raporda somut örneklerle ifade edildi.
Benzer şekilde Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nin de kamu binalarında enerji tasarrufu sağlamak amacıyla çıkarılan resmi genelgelere riayet etmediği belirlendi. Yapılan incelemelerde, eğitim ve idari binalarda iç ortam sıcaklıklarının ısıtma döneminde en fazla 22 derece, soğutma döneminde ise en az 24 derece olması kuralının ihlal edildiği kayda geçirildi.
Üniversite yönetimlerindeki bu tür mevzuata aykırı uygulamalar raporlara yansırken, bazı kamu kurumlarının denetimlerinde hiçbir usulsüzlüğe rastlanmaması farklı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İletişim Başkanlığı, RTÜK, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı raporlarında herhangi bir olumsuzluğa işaret edilmediği görüldü.
Özellikle harcama kalemleri ve bütçe yönetimi kamuoyunda sıkça eleştiri toplayan Cumhurbaşkanlığına ait mali tablolarda ise sunulan çerçeveye tam uyum sağlandığı belirtildi. Denetçiler, bu kurumun mali raporlarının tüm önemli yönleriyle güvenilir bilgi içerdiği kanaatine vardıklarını raporlarında açıkça vurguladı.
AI YORUMU
Mersin Üniversitesi hastanesindeki uygulamaların anayasal eşitlik ilkesini zedelediği açıkça görülüyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan bu tür eşitsizlikler, kamu kaynaklarının adil dağıtımı konusundaki güveni sarsabilir. Kurumlar arası denetim sonuçlarındaki bu keskin tezat, kamuoyu vicdanında soru işaretleri yaratmaya devam edecektir.
Darıca ilçesi Osmangazi Mahallesi'nde, uzun süredir boşaltılmış bir metruk binanın üçüncü katındaki balkon gece çökerek güvenlik riskini artırdı. Çöküşün ardından iki katlı komşu binada yaşayan iki kişi tahliye edildi ve Manolya Sokak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Belediye ekipleri binayı inceleyerek yıkım kararı aldı. Olay, bölgede benzer yapıların denetim ihtiyacını gündeme getirdi.
Balkon çöküşü 4 katlı metruk binanın 3. katında gerçekleşti
2 kişi komşu binada tahliye edildi, sokak trafiği kapatıldı
Belediye binanın yıkımını planladı
Gece saatlerinde Darıca'nın Osmangazi Mahallesi'nde, yaklaşık altı ay önce yıkım kararı alınmış olan dört katlı bir binada beklenmedik bir çöküş yaşandı. Binanın üçüncü katında bulunan balkon, yapısal zayıflıktan kaynaklandığı düşünülen bir hasar sonucu yerinden koptu. Çöküşün etkisi, binanın genel stabilitesini sorgulattı ve çevredeki sakinler arasında panik yarattı.
Olayın hemen ardından, binanın hemen yanındaki iki katlı eski evde yaşayan iki aile üyesi, olası bir çökme riskine karşı zorunlu olarak evlerinden çıkartıldı. Yetkililer, bölgedeki güvenliği sağlamak amacıyla Manolya Sokak'ta araç ve yaya trafiğini geçici olarak durdurdu. Sokak kapalıyken, çevredeki diğer binaların da benzer risk taşıyıp taşımadığı kontrol edildi.
Belediye teknik ekipleri, çöküşün meydana geldiği binayı detaylı bir şekilde incelemek üzere sahaya gönderildi. Yapısal analizler sonucunda, binanın mevcut durumunun ciddi bir tehlike oluşturduğu belirlendi. Bu bulgular ışığında, belediye yetkilileri binanın acilen yıkılacağı kararını duyurdu. Yıkım süreci, çevredeki diğer riskli yapıların da yeniden değerlendirilmesini tetikleyecek.
Yerel yönetimin bu müdahalesi, Darıca'da uzun süredir boş duran ve bakım eksikliği nedeniyle tehlike arz eden yapıların denetiminde bir dönüm noktası olabilir. Yetkililer, benzer riskleri önlemek amacıyla şehir genelinde yapı denetimlerini sıkılaştırmayı ve riskli binaların hızlı bir şekilde kaldırılmasını planladıklarını belirtti. Bu gelişme, bölge sakinleri için güvenli bir ortam sağlanması adına önemli bir adım olarak görülüyor.
AI YORUMU
Bu tür bir çöküş, bakım ve denetim eksikliği olan eski yapıların şehir güvenliğine ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle boşalan binaların kontrol edilmemesi, hem sakinleri hem de çevre trafiğini riske atıyor. Yetkililerin hızlı yıkım kararı alması, benzer risklerin önüne geçmek için bir uyarı niteliği taşıyor ve diğer belediyeler için de bir örnek olabilir. Gelecekte yapı denetimlerinin artırılması ve riskli binaların zamanında müdahale edilmesi kritik olacak.