Elmanın İçine Saklanan Tarihi Pembe Elmas Yüzyıl Sonra Sergileniyor
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
Fransa'da 1926 yılında çalınan ve oyulmuş bir elmanın içinde bulunan dokuz karatlık pembe elmas Grand Condé yeniden ziyaretçilere açıldı. Fransız Devrimi'nden sağ kurtulan nadir kraliyet mücevheri, Chantilly Şatosu'ndaki Condé Müzesi'nde 3 Ocak tarihine kadar görülebilecek.
Öne çıkanlar
Dokuz karatlık armut biçimli pembe elmas Grand Condé, 3 Ocak'a kadar sergileniyor.
Ekim 1926'da çalınan mücevher, içi oyulmuş bir elmanın içinde saklanmıştı.
Oteldeki bir hizmetçinin elmayı ısırmasıyla tesadüfen bulunan elmas Chantilly Şatosu'na döndü.
Haberin Detayı
Fransa tarihinin en sıra dışı hırsızlık vakalarından birine konu olan dokuz karatlık pembe elmas Grand Condé, uzun bir aranın ardından halkla buluşuyor. Paris'in yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde yer alan Chantilly Şatosu bünyesindeki Condé Müzesi, armut kesimli bu eşsiz taşı özel bir sergiyle ziyaretçilere sundu. Sergi, 3 Ocak tarihine kadar açık kalacak.
Mücevherin geçmişi kraliyet hanedanlarının zengin mirasına uzanıyor. İlk olarak 1740 senesinde Condé Prensi Louis Henri de Bourbon'un vefatının ardından hazırlanan resmi tereke kayıtlarında geçen taş, daha sonra Bourbon-Sicilya Kraliçesi Marie-Amélie ve Aumale Dükü Henri d'Orléans'ın mülkiyetine geçti. Dük, şatoyla birlikte devasa sanat koleksiyonunu Institut de France kurumuna miras bıraktı ve eserler günümüzdeki müzenin temelini oluşturdu.
Tarihi elmas, Ekim 1926'da şatoya düzenlenen cüretkar bir gece baskınıyla çalınmıştı. Hırsızlar eseri saklamak için içi dikkatle oyulmuş bir elmayı kullandı. Mücevherin yeniden gün ışığına çıkması ise tamamen bir tesadüf eseri oldu; soyguncuların kaldığı otelde çalışan aç bir oda görevlisinin meyveden bir ısırık almasıyla çalınan taş ortaya çıkarıldı. Müze Müdürü Mathieu Deldicque, ilk bakışta bir kurgu gibi duran bu meyve anlatısının o dönemin Fransız basınında geniş şekilde belgelendiğini ifade ediyor.
Ziyaretçilere sunulan seçkide yalnızca taş değil, yapılan son teknik incelemelerin verileri ve soygun dönemine ait daha önce gün yüzüne çıkmamış arşiv belgeleri de yer alıyor. Avrupa'da Louvre Müzesi dahil olmak üzere son bir yılda yaşanan müze soygunları güvenlik tartışmalarını canlı tutarken, Condé Müzesi yönetimi elmasın sigorta bedeline dair ayrıntıları gizli tutmayı tercih ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sotheby's kayıtlarında benzer nitelikteki nadir bir pembe elmasın 2017 yılında 71,2 milyon dolara alıcı bulduğu düşünüldüğünde, Grand Condé paha biçilmez bir kültürel miras niteliğinde. Paris Louvre Müzesi'nde gündüz saatlerinde yaşanan son soygun vakası, kurumların sergiledikleri tarihi hazineleri koruma biçimlerini kökten değiştirmeye zorluyor. Müzenin sigorta tutarını gizlemesi makul bir güvenlik refleksi olsa da kurumların bu tür hassas koleksiyonları halka açarken fiziksel koruma tedbirlerini en üst seviyeye çıkarması şart.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Tarihî bir soygunun ardından kayıplara karışan dokuz karatlık Grand Condé pembe elması, Ekim 1926'dan bu yana ilk kez Fransa'daki Chantilly Şatosu'nda izleyicilerle buluşuyor. Fransız Devrimi'nden sağ çıkan nadir kraliyet mücevherleri arasında yer alan değerli taş, 3 Ocak tarihine kadar Condé Müzesi'nde görülebilecek.
Grand Condé adı verilen dokuz karatlık armut biçimli pembe elmas sergileniyor.
Değerli taş Ekim 1926'da Chantilly Şatosu'ndan çalınmış ve içi oyulan bir elmanın içinde saklanmıştı.
Mücevher oteldeki bir hizmetçinin elmadan ısırık almasıyla kısa sürede bulunmuştu.
Kültür ve sanat dünyasında asırlık gizemlerden biri olarak bilinen dokuz karatlık pembe elmas, uzun yıllar süren sessizliğin ardından yeniden Fransa topraklarında sergi salonlarındaki yerini aldı. Tarih sayfalarında Grand Condé adıyla anılan bu eşsiz armut biçimli mücevher, asrın başındaki cüretkar bir soygunun öznesi olmasıyla biliniyor. Chantilly Şatosu'na gece vakti düzenlenen baskında çalınan eser, hırsızların izini kaybettirmek için başvurduğu ilginç bir yöntemle içi oyulan bir meyvenin içine saklanmıştı.
Fransız Devrimi sonrasında varlığını sürdürmeyi başaran az sayıdaki kraliyet nişanesinden biri olan elmasın hikayesi, dönemin basını tarafından geniş biçimde okuyuculara aktarılmıştı. Hırsızlık olayının ardından geçen birkaç haftalık sürede, zanlıların saklandığı oteldeki aç bir hizmetçinin elmayı ısırmasıyla mücevherin yeri ortaya çıkmıştı. Bu sıra saklama yöntemi ve tesadüfi kurtuluş öyküsü, aradan geçen on yıllara rağmen güncelliğini koruyan kültürel bir anlatıya dönüştü.
Eserin yeniden sergilenmesi kararının arkasında, müze yönetimi tarafından yürütülen derinlemesine akademik çalışmalar ve arşiv taramaları yer alıyor. Mathieu Deldicque yönetimindeki Condé Müzesi, gün ışığına çıkarılmamış arşiv materyalleri ve modern analiz sonuçlarını ziyaretçilerle paylaşıyor. Sigorta bedeli konusundaki gizlilik korunurken, sergi kapsamında elmasın tarihsel seyrine ışık tutan belgeler de vitrinlerdeki yerini aldı.
Tarih boyunca Condé Prensi Louis Henri de Bourbon'un koleksiyonunda ilk kez kayıtlara geçen mücevher, sonrasında Bourbon-Sicilya Kraliçesi Marie-Amélie ile Aumale Dükü Henri'nin mülkiyetine geçti. En sonunda Institut de France'a vasiyet edilen binlerce sanat eseriyle birlikte Chantilly Şatosu'na emanet edilen koleksiyon, bugün bu nadide parçanın ev sahipliğini sürdürüyor. Geçtiğimiz aylarda Louvre gibi büyük müzelerde yaşanan cüretkar soygunlar düşünüldüğünde, bu serginin güvenlik önlemleri altında nasıl bir ilgi göreceği merakla izleniyor.
AI YORUMU
Yüzyıllık tarihi boyunca saraylar arasında el değiştiren ve hırsızlık vakalarıyla hafızalara kazınan bu dokuz karatlık elmas, sadece değerli bir taş olmanın ötesinde bir dönemin tanığı konumunda. 2017 yılında benzer bir pembe elmas açık artırmada 71,2 milyon dolara alıcı bulurken, Grand Condé gibi tarihî ve adli bir geçmişe sahip objelerin sergilenmesi müzecilik sektörü açısından büyük bir cazibe merkezi oluşturuyor. Güvenlik önlemlerinin üst düzeyde tutulduğu bu tür sergiler, kültürel mirasın korunması ile halkın erişimi arasındaki hassas dengenin nasıl kurulduğunu açıkça gösteriyor.
Fransa kökenli lise öğrenci gösterileri komşu ülke İtalya'ya sıçrayarak Milano ve Bologna kentlerinde sokak çatışmalarına yol açtı. Piazza del Duomo Meydanı'nda toplanan eylemciler barikatlar kurup ateş yakarken polis müdahalesinde onlarca kişi gözaltına alındı.
Fransa'da başlayan öğrenci eylemleri İtalya'ya taşındı.
Milano'daki Piazza del Duomo Meydanı'nda barikatlar ateşe verildi.
Bologna kentinde de sokağa dökülen protestocular gözaltına alındı.
Komşu ülkede gençlerin eğitim reformlarına tepki olarak başlattığı sokak eylemleri dalga dalga yayılarak sınırları aştı ve İtalya'nın önemli merkezlerinde güvenlik krizine dönüştü. Fransa'daki olayların fitilini ateşleyen lise öğrencisi hareketliliği, kısa süre içerisinde İtalyan şehirlerindeki gençlik grupları arasında da karşılık buldu.
Ülkenin kuzeyindeki turizm ve ticaret merkezi Milano, protestoların en şiddetli yaşandığı adreslerin başında geldi. Şehrin simgesi konumundaki tarihi Piazza del Duomo Meydanı'nda bir araya gelen kalabalık gruplar, ulaşımı ve geçişleri engellemek amacıyla çöp konteynerleri ile demir bariyerlerden barikatlar ördü.
Kurulan bu barikatların ateşe verilmesiyle birlikte meydan kısa sürede siyahi dumanlar altında kaldı ve durum tam anlamıyla bir arbedeye dönüştü. Bölgeye sevk edilen çevik kuvvet ekipleri, eylemcileri dağıtmak için biber gazı ve tazyikli su kullanımına başvururken taraflar arasında uzun süren kovalamacalar yaşandı.
Benzer gerginlik manzaraları yalnızca Milano ile sınırlı kalmayarak Bologna kentine de sıçradı ve sokaklarda benzer çatışmalar kaydedildi. İtalyan emniyet birimleri kamu huzurunu yeniden tesis etmek adına geniş güvenlik çemberi oluştururken, olaylara aktif olarak katılan çok sayıda göstericiyi gözaltına aldı.
Tarihi meydandaki gergin bekleyiş ve polisin kent genelindeki teyakkuz hali sürerken, olayların komşu ülkedeki gösterilerle olan organik bağı güvenlik bürokrasisinin yakın markajına girdi. Yetkililer benzer provokasyonların başka şehirlere sıçramaması için tedbirleri en üst seviyeye çıkardı.
AI YORUMU
Piazza del Duomo Meydanı gibi küresel turizmin kalbinde barikatların ateşe verilmesi, sokak eylemlerinin sınır ötesi etkileşim gücünü açıkça gösteriyor. Fransa'daki lise hareketliliğinin İtalyan gençliğini bu kadar hızlı mobilize etmesi, Avrupa genelindeki akran iletişiminin ve ortak ekonomik kaygılarının ne denli güçlü olduğunu kanıtlıyor. Güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri önümüzdeki günlerde toplumsal tepkiyi daha da tırmandırabilir.
Fransa genelinde hayat pahalılığına karşı sokağa çıkan yüz binlerce gösterici ile polis arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Birçok kentte kamu binaları ve mağazalar hedef alınırken, güvenlik güçleri yaklaşık 400 kişiyi gözaltına aldı.
İçişleri Bakanlığı eylemlere 550 bin, organizatörler ise 800 bin kişinin katıldığını açıkladı.
Olaylar sırasında ülke çapında yaklaşık 400 protestocu güvenlik güçlerince gözaltına alındı.
Cumhurbaşkanı Macron, kamu binalarına ve iş yerlerine zarar verenlerin yargılanacağını duyurdu.
Fransa'da sarı yeleklilerin başlattığı ve zamanla liseliler, çiftçiler ile çevre savunucularının da katıldığı protesto dalgası, ülke çapında 500 farklı noktada kitlesel gösterilere dönüştü. Yaşam maliyetindeki artışı protesto eden kalabalıklar, başkent Paris başta olmak üzere birçok büyük kentin ana arterlerini trafiğe kapattı.
Paris'teki Cumhuriyet Meydanı'ndan yürüyüşe geçen gruplar ile kolluk kuvvetleri arasında arbede çıktı; göstericiler güvenlik güçlerine taş ve molotofkokteyli fırlatırken, banka ve sigorta binaları ağır tahribata uğradı. Champs-Elysees ve Elysee Sarayı çevresindeki eylem yasaklarına rağmen barikat kurmaya çalışan gruplar polis müdahalesiyle dağıtıldı.
Şiddet dalgası başkentin dışındaki kentlere de hızla yayıldı. Limoges'ta tarihi belediye binası maskeli gruplar tarafından ateşe verilirken, Marsilya'da belediye binasına girilmesinin ardından bölgeye çevik kuvvet takviyesi yapıldı. Saint-Etienne kentindeki gerginlikte ise yoğun biber gazı kullanılırken, bir eylemcinin elinin kopması sonucu ağır yaralandığı aktarıldı.
Ülke genelindeki olaylara yönelik açıklama yapan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şiddetin cumhuriyette meşru bir yeri olamayacağını vurguladı. Macron, barışçıl gösteri hakkının arkasında durduklarını ancak kamu mallarına ve iş yerlerine saldıran kişilere karşı cezai süreçlerin tavizsiz yürütüleceğini bildirdi.
AI YORUMU
Macron yönetiminin 550 bin kişinin katıldığını kabul ettiği protestolar, tabandaki hoşnutsuzluğun yalnızca akaryakıt ya da eğitimle sınırlı kalmadığını kanıtlıyor. Limoges ve Marsilya'daki belediye baskınları, kamu otoritesine duyulan öfkenin ulaştığı tehlikeli boyutu gösteriyor. Elysee Sarayı sert adli tedbirlerle asayişi sağlamaya çalışsa bile ekonomik refah sağlanmadıkça Fransa sokaklarının sakinleşmesi zor görünüyor.
Fransa'da lise öğrencilerini destekleyen eylemler, hayat pahalılığına karşı geniş çaplı hükümet karşıtı gösterilere dönüştü. Birçok kentte çıkan çatışmalarda tarihi binalar zarar görürken ülke genelinde 272 kişi gözaltına alındı. Polis ekipleri Paris, Lyon ve Marsilya dahil olmak üzere 500 farklı noktada önlemleri artırdı.
Fransa genelindeki şiddetli protestolarda 272 gösterici gözaltına alındı.
Lyon kentinde 1852 yapımı 174 yıllık tarihi bina ateşe verildi.
Marsilya'da belediye binasını basan eylemciler nedeniyle güvenlik birlikleri beş katına çıkarıldı.
Fransa'nın varoşlarındaki liselerde yaşanan öğretmen eksikliği ve yetersiz okul koşullarına karşı başlatılan eylemler, kısa sürede ülke çapına yayılarak geniş tabanlı bir toplumsal harekete dönüştü. Eğitim sistemindeki sorunları protesto eden öğrencilere; yüksek yaşam maliyetleri ve hükümetin kemer sıkma politikalarından şikayetçi olan sarı yelekliler, çiftçiler ve iklim aktivistleri de katıldı.
İçişleri Bakanlığının 500 farklı noktada gösteri düzenleneceğini açıklamasının ardından Paris, Lyon, Marsilya ve Bordeaux gibi büyük şehirlerde tansiyon yükseldi. Başkent Paris'te Elysee Sarayı ve Champs-Elysees gibi bölgelerde gösteri yapılması yasaklanırken, dükkan sahipleri olası zararlara karşı vitrinlerini ahşap panolarla kapattı. Güvenlik güçleri yasağa rağmen toplanan kalabalıklara göz yaşartıcı gazla müdahale etti.
Olayların en şiddetli yaşandığı kentlerden Lyon'da, Bellecour Meydanı'nda bulunan ve mimar Tony Desjardins tarafından 1852'de inşa edilen tarihi bina ateşe verildi. Alevlerin yükseldiği 174 yıllık yapıya çatışmalar nedeniyle itfaiye ekipleri müdahale etmekte zorlandı. Marsilya'da ise belediye binasını basarak içeri giren eylemciler bina içindeki büst ve eşyalara zarar verdi. Yaşanan şiddet olaylarının ardından Marsilya'daki çevik kuvvet birliklerinin sayısı bir bölükten beş bölüğe çıkarıldı.
Ülke genelinde yürütülen operasyonlarda şu ana kadar 272 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Bordeaux kentinde göstericiler Ticaret ve Sanayi Odası binasına zorla girerken, Rennes kentinde kurulan barikatların ateşe verilmesi sonucu ulaşım hatlarında aksamalar yaşandı. Kent yöneticileri ve kamu yetkilileri binalara yönelik saldırıları kınarken güvenlik güçlerinin müdahaleleri devam ediyor.
AI YORUMU
Eğitimdeki altyapı eksikliğiyle başlayan yerel tepkilerin kısa sürede tüm ülkeyi sarması, sosyal hoşnutsuzluğun ne denli derinleştiğini kanıtlıyor. Lyon'daki 174 yıllık tarihi yapının yakılması ve 272 kişinin gözaltına alınması, eylemlerin hak arayışından çıkıp kamu düzenini tehdit eden bir krize evrildiğini gösteriyor. Marsilya'da polis gücünün beş katına çıkarılması gibi sert tedbirler ise sokaktaki öfkeyi daha da tırmandırabilir.