Yunanistan 12 milkoyu yeniden gündeme getirerek Atina‑Kahire‑Tel Aviv hattını yeniden tarif ediyor.
Mısır, anlaşmayı geçersiz sayıp kendi kıta sahanlığı haklarını savunurken, iki ülke askeri tatbikatlarla ilişkilerini derinleştiriyor.
Haberin Detayı
Bingazi’deki Libya Temsilciler Meclisi’nin 20 Ekim’de onayladığı deniz yetki alanları mutabakatı, Türkiye’nin Libya ile 2019’da yapılan anlaşmayı güçlendirdi. Bu karar, Doğu Akdeniz’de yıllardır sürüyen deniz yetki alanı rekabetini yeniden ateşledi ve Mısır, Yunanistan ile İsrail’in diplomatik tepkilerine yol açtı.
Yunanistan, Atina’nın 12 milkoyu gündeme taşımasıyla sahil çizgilerini genişletme planlarını duyurdu. Girit’in güney ve batısında 12 milkoyu yeniden gündeme getirmek, Ankara’nın Libya ile işbirliğini zayıflatabilirken bölgedeki eski ittifak yapılarını yeniden şekillendirebilir.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın geçersiz olduğunu savunarak, Türkiye’nin kendi münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı haklarını ihlal ettiğini belirtti. Ancak, Kahire ve Ankara arasında son dönemdeki askeri tatbikatlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleştiğini gösteriyor.
Yunanistan’ın açıklamaları, Yunanistan‑Mısır‑İsrail enerji ve güvenlik işbirliğini sürdürürken, Türkiye’nin Libya ile ilişkileriyle Yunanistan’ın Akdeniz’deki stratejik hedeflerini etkileyebilir. Analistler, Mısır’ın enerji merkezi konumunu koruyabilmesi için Doğu Akdeniz gazını kendi tesislerinde işleyerek Avrupa’ya taşıma stratejisini sürdürmesi gerektiğini vurguluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yunanistan’ın 12 milkoyu gündeme getirmesi, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir. Bu hamle, Türkiye’nin Libya ile kurduğu yeni işbirliğiyle birleştiğinde, bölgesel ittifaklar ciddi bir yeniden değerlendirmeye ihtiyaç duyacak.
Kaynak:
Haber Global
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Türk-İsrail vatandaşı Klodya Medina Halfon, İstanbul'daki bir alışveriş merkezinde aktivistler tarafından protesto edildi. İki oğlu işgal ordusunda görev yapan Halfon'un Türkiye'den yasa dışı yollarla kozmetik ürünleri topladığı belirtildi.
Özgürlük Nöbeti Platformu aktivistleri AVM'de Halfon'a tepki gösterdi.
Halfon'un iki oğlunun Gazze'deki orduda görev yaptığı tespit edildi.
Şirketsiz bavul ticareti yapan isim AVM görevlilerince uzaklaştırıldı.
İstanbul'da bir alışveriş merkezinde kaydedilen olayda, Türk-İsrail vatandaşı Klodya Medina Halfon vatandaşlar ve aktivistler tarafından protesto edildi. Özgürlük Nöbeti Platformu bünyesinde bir araya gelen grup, ellerinde bayraklarla tepkilerini dile getirdi. Kalabalık grup alışveriş merkezinde sloganlar atarak duruma karşı çıktı.
Yapılan incelemelerde Halfon'un faaliyetlerinin ticari boyutları dikkat çekti. İsrail ordusundaki askerleri Türkiye'ye getirerek estetik operasyonlar yaptırdığı öne sürülen şahsın, kayıt dışı ve şirketsiz bir şekilde kozmetik ürünleri topladığı belirlendi. Bu ürünlerin bavul ticareti yoluyla ülkesine taşındığı ifade edildi.
Protestonun büyümesi üzerine alışveriş merkezi güvenliği devreye girdi. Görevlilerin müdahalesiyle alandan uzaklaştırılan isim hakkında sosyal medyada da çeşitli paylaşımlar yapıldı. Halfon'un iki oğlunun da Gazze'de operasyon yürüten askeri birliklerde yer aldığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.
Gerçekleşen eylem sırasında hem Türk hem de Filistin bayrakları açıldı. Aktivistler, yaşanan ticari faaliyetlere ve askeri bağlara tepki göstererek eylemlerini sürdürdü. Güvenlik tedbirleri altında gerçekleşen olay yerindeki gerginlik bir süre devam etti.
AI YORUMU
Bireysel ticari faaliyetlerin uluslararası krizlerle kesiştiği bu tür olaylar, toplumsal hassasiyetlerin ne denli hızlı sokağa yansıdığını gösteriyor. İki oğlunun askeri pozisyonu ve kayıt dışı ticaret iddiaları, protestonun hedefinin sadece ekonomik değil siyasi bağlar olduğunu netleştiriyor. Bu tür protestolar, şirketlerin ve bireylerin yürüttüğü ticari ağların kamuoyu tarafından ne kadar yakın izlendiğini ortaya koyuyor. İlerleyen süreçte benzer isimlerin kamusal alandaki görünürlüğü benzer tepkileri tetikleyebilir.
Yunanistan'da sol muhalefet partileri, bazı bakan ve milletvekillerinin katıldığı iddia edilen gizli buluşma için hükümetten açıklama istedi. Görüşmede İsrail Müttefikleri Vakfı heyetiyle bir araya gelindiği ve mecliste yeni bir grup kurulmasının amaçlandığı öne sürüldü.
Sol muhalefet, bakan ve milletvekillerinin katıldığı iddia edilen gizli görüşmenin aydınlatılmasını talep etti.
Buluşmanın İsrail Müttefikleri Vakfı heyeti ve Atina Büyükelçisi Pninat Yanay'ın katılımıyla gerçekleştiği öne sürüldü.
Sağlık Bakanı Antonis Georgiadis toplantıya katıldığını doğrulayarak stratejik ilişkileri savundu.
Yunanistan siyasetinde hareketli saatler yaşanırken, sol muhalefet kanadı hükümet üyelerinin katıldığı öne sürülen gizli bir buluşmayı parlamentonun gündemine taşıdı. Eski Başbakan Antonis Samaras ile bazı bakan ve milletvekillerinin, İsrail Müttefikleri Vakfı heyetiyle bir araya geldiği iddiaları ülkede geniş yankı uyandırdı.
Reporters United tarafından ortaya atılan iddialara göre, söz konusu buluşmanın temel hedefi Yunanistan meclisinde İsrail yanlısı çizgide hareket edecek gizli bir yapı oluşturmaktı. Muhalefet partileri, bu durumun uluslararası hukuk kurallarına ve Birleşmiş Milletler kararlarına ters düştüğünü savundu. Özellikle Filistin topraklarındaki son durum ve yerleşim faaliyetleri bağlamında, toplantıya katılan siyasetçilerin isimlerinin tek tek kamuoyuna açıklanması istendi.
Yeni Sol Partisi ve Mera 25 Partisi taraflarından yapılan yazılı açıklamalarda, hükümetin dış politikadaki adımları sert bir şekilde eleştirildi. Siyasilerin Filistin politikasında ülkeyi taraf haline getirdiği vurgulanırken, İsrail devleti ile yürütülen ekonomik ve askeri iş birliği anlaşmalarının derhal iptal edilmesi gerektiği dile getirildi. Başbakan Kiryakos Miçotakis ve muhalefet lideri Nikos Andrulakis'in, partilerindeki isimlerin bu temastan haberdar olup olmadığına dair açıklama yapması talep edildi.
Tartışmaların odağındaki Sağlık Bakanı Antonis Georgiadis ise iddiaları doğrulayan bir tutum sergileyerek toplantıda yer aldığını açıkça belirtti. Georgiadis, iki ülke arasındaki stratejik bağların güçlendirilmesini desteklediğini ve parlamentoda bu ilişkileri pekiştirecek dostluk grupları kurulmasını savunduğunu ifade etti. Öte yandan Sağlık Bakanı, aynı toplantıda adı geçen PASOK milletvekili Paulos Hristidis'in iddiaları yadsıyan açıklamalarını ise eleştirdi.
AI YORUMU
Atina yönetimindeki bu gizli temas iddiası, dış politika kararlarının ne kadar şeffaf yürütüldüğü sorusunu akıllara getiriyor. Sağlık Bakanı Antonis Georgiadis'in katılımı açıkça doğrulaması, iktidar kanadının stratejik ortaklık vurgusunu sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak muhalefetin talepleri karşılanmazsa, parlamentodaki bu diplomatik ayrışma iç siyasette yeni krizlerin fitilini ateşleyebilir.
İsrail’in sınır tatbikatları, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda 7 gemiyi hedef almasıyla birleşerek bölgesel gerilimi arttırdı. Uzmanlar, yeni sıcak savaş ihtimalini ortaya koydu.
İsrail, Trump’ın açıklamalarına rağmen İran’a yönelik geniş çaplı saldırı planı hazırladığı iddia ediliyor.
Hürmüz Boğazı’nda 7 geminin hedef alındığı bildirildi, İran ise misilleme tedbirlerini hızlandırdı.
ABD, İsrail'in planına müdahale etti ve tatbikatı önceden bildirdiği bilgisi seyirci paylaşıldı.
İsrail ordusu, son zamanlarda sınır hattındaki tatbikatlarla İran’a yönelik saldırı planlaması yaptığını iddia eden haberler öne çıktı. Bu gelişmeler, özellikle Trump’ın İslam devrim muhafızları ile ilişkilerini sürdürürken, bölgedeki gerilimin artmasına yol açtı.
Tahran, Hürmüz Boğazı'nda 7 gemiyi hedef alan bir operasyonu duyurdu. İlgili haberler, İran’ın hem misilleme hem de savunma tedbirlerini hızlandırdığını gösteriyor. Özellikle gemi trafiğinin engellenmesi, bölgesel ticaretin kesintiye uğramasına yol açtı.
İsrail Hava Kuvvetleri, hafta başında yaptığı tatbikat uçuşunda İran sınırına kadar uçarak Suriye ve Irak hava sahasından geçti. Bu hareket, ABD ve İsrail’in savunma planını test etmek amacıyla gerçekleşti. Ancak ABD yetkilileri, İsrail’in hava savunma sistemlerini tetiklediğini belirtti.
İran, Hürmüz’ü kapatarak gemilere yönelik savunma önlemlerini artırdı. İlgili haberler, İran’ın, ABD’li politikacıları ve diğer hedefleri de “meşru hedef” olarak değerlendirebileceğini öne sürdü. Böylece bölgede yeniden savaş alarmı yükseldi.
AI YORUMU
Bu haber, İsrail ve İran arasındaki stratejik gerilimlerin derinleştiğini gözler önüne seriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar, uluslararası ticaretin sürdürülebilirliğine büyük bir tehdit oluşturuyor. Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından takip etmesi, bölgesel istikrar için kritik.
10 Ekim 2025'tan bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde bir insansız hava aracıyla saldırı gerçekleştirdi. Sanayi Sokağı'nda bir elektrikli bisikleti hedef alarak iki Filistinli hayatını kaybetti. Aynı bölgede bir kadın da yaralandı.
İsrail ordusu, 10 Ekim 2025 ateşkesine rağmen Gazze'ye saldırı yaptı
Insansız hava aracı ile elektrikli bisiklet hedef alındı, 2 kişi hayatını kaybetti
Han Yunus bölgesinde bir kadın ateşle yaralandı
10 Ekim 2025’ten itibaren gerçekleşen en yeni aksiyon, Sanayi Sokağı ve Sanayi Kavşağı çevresinde bir insansız hava aracı (İHA) ile gerçekleştirildi.
Saldırı sırasında bisiklet sürücüsü ve yoldan geçen bir sivil hedef alındı. 2 Filistinli hayatını yitirirken, aynı zamanda yaralanmış bir kadın da Han Yunus bölgesinin kuzeyindeki Hamed’de ateşle yaralandı.
Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1,534 kişi hayatını kaybetti, 5,486 kişi yaralandı ve 841 cenaze enkaz altından çıkarıldı. Ekim 2023’ten bu yana ise 74,494 kişi canını kaybetti, 175,604 yaralı oldu.
İsrail’in Gazze’ye yönelik uzun süreli saldırı şiddeti, bölgedeki insan hakları örgütleri tarafından yoğun eleştirilmekte. Bu yeni olay, ateşkesin etkinliğini sorgulayan uluslararası tepkilere yol açarak, bölgesel istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
AI YORUMU
Bu gelişme, İsrail’in ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği yönündeki iddiaları bir kez daha güçlendiriyor. Özellikle sivillerin yoğun olduğu bölgelerdeki hedeflenmeler, uluslararası hukuk açısından ciddi endişelere yol açıyor. Saldırının ardından bölgedeki insan hakları örgütleri ve uluslararası toplum daha sıkı gözetim ve müdahale taleplerini artırıyor.