Dünya

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, Sudan krizini değerlendirdi

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, Sudan krizini değerlendirdi Fotoğraf: AA Güncel

Özet

Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, Cenevre'deki toplantıda Sudan ve Gazze'deki duruma dair açıklamalarda bulundu. Kulaklıkaya, Sudan'da acil ateşkesin sağlanması ve barış odaklı yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Öne çıkanlar

  • Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya Cenevre'de Sudan ve Gazze'yi değerlendirdi.
  • Sudan krizinin bölge ülkelerine sıçrayan kompleks bir yapıya büründüğü belirtildi.
  • Türkiye'nin orduyu meşru temsilci kabul ederek arabuluculuk yaptığı ifade edildi.

Haberin Detayı

Burada yaptığı değerlendirmelerde, Sudan krizinin uzun süredir uluslararası gündemi meşgul ettiğini ve sadece ülke içindeki vatandaşları değil, sınır komşularını da etkileyen karmaşık bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi.

Çatışma ortamının dışarıdan gelen silahlı müdahalelerle daha da derinleştiğini aktaran Kulaklıkaya, sahadaki aktörlerin askeri üstünlük sağlama çabaları nedeniyle ateşkese yanaşmadığını ifade etti. Türkiye'nin Sudan'daki inisiyatiflere yapıcı katkılar sunduğunu ve zaman zaman taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlendiğini belirten Kulaklıkaya, insani yardım ulaştırma konusundaki zorluklara da dikkat çekti.

Toplantılarda Sudanlı tarafların yer almamasının bir eksiklik olduğunu savunan Kulaklıkaya, bazı aktörlerin ordu ile milis güçlerini eşit tuttuğunu hatırlattı. Türkiye'nin ise askeri bir rejim olsa dahi orduyu ülkenin meşru temsilcisi olarak gördüğünü vurgulayan Bakan Yardımcısı, milislerin sivillere yönelik eylemlerine ve savunma sanayisi ürünlerinin yıkıcı etkilerine karşı daha dikkatli olunması çağrısında bulundu.

Konuşmasının devamında Ekim 2023 sonrasındaki gelişmelere değinen Kulaklıkaya, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının Filistin sorununu bambaşka bir boyuta taşıdığını belirtti. Türkiye'nin her iki krizde de insani yardımları sürdürdüğünü ve kalıcı barış için diyalog mekanizmalarının canlı tutulması gerektiğinin altını çizdi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Uluslararası diplomasi masalarında yürütülen Sudan ve Gazze odaklı görüşmelerin sahadaki fiili çatışmaları durdurmakta yetersiz kalması, mekanizmaların yapısal dönüşüm geçirmesini zorunlu kılıyor. Savaşan tarafların masaya dahil edilmemesi eleştirisi, Cenevre'deki toplantıların meşruiyet zeminini doğrudan etkileyen somut bir açmaz olarak öne çıkıyor. Bölgesel aktörlerin askeri çözümlerde ısrarcı olması, insani krizin derinleşmesine yol açan temel etkenlerin başında geliyor.

Kaynak: AA Güncel Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    • Haberler
    Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya Cenevre'de ateşkes istedi
    Fotoğraf: Haberler

    Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, Cenevre'deki altıncı danışma toplantısında Sudan için acil ateşkes çağrısında bulundu. Bölgesel aktörlerin askeri çözüm yerine diyalog odaklı yaklaşımları benimsemesi gerektiğini vurguladı.

    • Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya Cenevre'de acil ateşkes çağrısı yaptı
    • Sudanlı tarafların uluslararası toplantılara davet edilmemesi eksiklik olarak vurgulandı
    • Türkiye, orduyu ülkenin meşru temsilcisi kabul eden bir anlayışı savunuyor

    Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, Sudan'daki krizin çözümüne yönelik temaslarda bulunmak üzere İsviçre'nin Cenevre şehrine gitti. Ülke içindeki çatışmaların sadece vatandaşları değil, sınır ötesindeki komşu devletleri de doğrudan etkilediğini belirtti.

    Çatışma ortamının dış müdahaleler ve silahlı desteklerle daha da karmaşık bir hal aldığını ifade eden Kulaklıkaya, insani yardım ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük zorluklar yaşandığına dikkat çekti. Tarafların sahada üstünlük sağlama çabası nedeniyle ateşkese yanaşmadığını kaydeden Kulaklıkaya, buna rağmen kapsamlı bir barış zemini oluşturmak için iç dinamiklerle diyalog mekanizmalarının işletilmeye çalışıldığını aktardı.

    Türkiye'nin Sudan dosyasına özel bir hassasiyet gösterdiğini ve yürütülen inisiyatiflere yapıcı katkı sunduğunu belirten Kulaklıkaya, bazı süreçlerde arabuluculuk rolü üstlendiklerini hatırlattı. Ülke içindeki sivil halkın ihtiyaç duyduğu insani yardımların ulaştırılması hususunda hem ulusal imkanların hem de uluslararası iş birliklerinin aktif şekilde devreye sokulduğunu ifade etti.

    Toplantılarda Sudanlı tarafların yer almamasının büyük bir eksiklik olduğunu dile getiren Kulaklıkaya, savaşan tarafların masada olmamasının tartışmalara yol açtığını ancak bir şekilde bu kesimlerin de muhatap alınacağı zeminlerin yaratılması gerektiğini savundu. Bazı aktörlerin ordu ile milis güçleri eşit tuttuğunu belirten Büyükelçi, Türkiye'nin ise askeri yönetim altında dahi olsa orduyu ülkenin meşru temsilcisi olarak gördüğünü yineledi.

    Son dönemde savunma sanayisi ürünlerinin insani yardım alanlarında dahi yıkıcı sonuçlar doğurduğunu gözlemlediklerini söyleyen Kulaklıkaya, tarafların sivillere karşı çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin temel hedefinin askeri çözümleri bir kenara bırakarak barış odaklı ve kalıcı sürdürülebilir bir diyalog ortamını tesis etmek olduğunu vurguladı.

    AI YORUMU

    Uluslararası diplomatik platformlarda Sudan dosyası ele alınırken sahadaki gerçek aktörlerin süreçten dışlanması, kalıcı barışın önündeki en büyük yapısal engellerden birini oluşturuyor. Türkiye'nin orduyu meşru temsilci olarak kabul eden yaklaşımı, milis güçlerle devlet unsurlarını aynı düzleme koyan Batılı veya bölgesel formüllerden farklı bir kulvarda ilerliyor. Sürecin bu şekilde işlemesi, gelecekte kurulacak olası yönetim mekanizmalarının meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirecektir. Tarafların askeri üstünlük sağlama hırsından vazgeçmemesi halinde, Cenevre'de alınan kararların sahadaki yıkıcı tabloyu kısa vadede değiştirmesi beklenemez.

    Kaynak: Haberler Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • Diyarbakır Olay Gazetesi

    AK Parti Diyarbakır Gençlik Kolları tarafından Dicle Üniversitesinde Gazze'deki gençlerin yaşamını konu alan bir sergi düzenlendi. Üniversite yerleşkesinde gerçekleştirilen açılışa üst düzey parti yöneticileri ve üniversite rektörü katıldı.

    • Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi'nde sergi açıldı.
    • Açılış kurdelesini Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın ve protokol üyeleri birlikte kesti.
    • Etkinlikte Gazze'deki Filistinli gençlerle dayanışma ve farkındalık mesajları verildi.

    Diyarbakır Dicle Üniversitesi bünyesindeki 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi, Gazze'deki yaşam koşullarını gözler önüne seren anlamlı bir kültürel buluşmaya ev sahipliği yaptı. AK Parti Diyarbakır Gençlik Kolları İnsan Hakları Başkanlığı tarafından hazırlanan Gazze'de Genç Olmak başlıklı fotoğraf sergisi, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Üniversite kampüsünde gerçekleştirilen bu etkinlik, bölgedeki gençlerin günlük hayatını ve karşılaştıkları zorlukları kareler aracılığıyla aktarmayı amaçladı.

    Serginin açılış törenine siyaset ve akademiden önemli isimler iştirak etti. Dr. Hasan Basri Yalçın, İl Başkanı Hamit Sümer, Gençlik Kolları Başkanı Enes Çimen ile Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat açılış kurdelesini birlikte kesti. Protokol üyeleri, kurdele kesiminin ardından sergi salonunu gezerek yer alan fotoğrafları detaylı bir şekilde inceledi.

    Törende konuşma yapan Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, yaşanan trajedilerin bir üniversite ortamında sanatsal ve görsel yollarla ele alınmasının toplumsal duyarlılığı artırma bakımından büyük değer taşıdığını ifade etti. Yalçın, fiziki olarak orada bulunamasalar bile bu tür organizasyonlarla Filistin halkının yanında duran herkesin tebriği hak ettiğini vurguladı ve bölgedeki insanların en kısa sürede barışa ve özgürlüğe kavuşmasını diledi.

    Açılış programı ve protokolün sergi alanını gezmesinin ardından etkinlik sona erdi. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği kareler, izleyenlere Gazze'deki genç neslin mücadelesini ve yaşam mücadelesini yakından hissetme fırsatı sundu.

    AI YORUMU

    Üniversite kampüslerinde düzenlenen bu tür farkındalık etkinlikleri, yerel toplulukların küresel krizlere karşı duruşunu simgeleyen somut adımlardır. Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın ve üniversite yönetiminin katılımıyla gerçekleşen organizasyon, gençlerin uluslararası meselelere duyarlılığını artırmayı hedefliyor. Benzer kültürel faaliyetlerin yaygınlaşması, sadece bir dayanışma göstergesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda kampüs içindeki sosyal bilinç düzeyini de doğrudan yukarı taşıyor. Eğer bu tür sergiler farklı şehirlerdeki diğer üniversitelere de taşınırsa, toplumsal tabandaki farkındalık dalgası çok daha geniş kitlelere ulaşabilir.

    Kaynak: Diyarbakır Olay Gazetesi Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • Anadolu Ajansı
    İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 3 Filistinli hayatını kaybetti
    Fotoğraf: Anadolu Ajansı

    İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırılarında üç sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Ateşkes kararına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle bölgedeki insani kriz derinleşiyor.

    • Ateşkesin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen saldırılarda son 24 saatte 3 kişi öldü.
    • Gazze kentinde elektrikli bisikleti hedef alan İHA saldırısında iki kişi hayatını kaybetti.
    • Han Yunus bölgesinde çadırları ve okulları hedef alan top atışları sonucu siviller yaralandı.

    Ordu birlikleri, bölgede yürürlükte bulunan ateşkes mutabakatını hiçe sayarak bombardımanlarını sürdürüyor. Son olaylarda, sivil yerleşim yerleri ve yerinden edilmiş kişilerin sığındığı noktalar doğrudan hedef alındı.

    Görgü tanıklarının aktardığına göre, Gazze kentinin batısındaki Sanayi Sokağı civarında seyreden elektrikli bisiklet insansız hava aracıyla vuruldu. Bu patlamada bisiklette bulunan sürücü ile yoldan geçen bir başka sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı.

    Saldırının gerçekleştiği noktanın çadırlarla dolu ve kalabalık bir alan olması kayıpların artmasına yol açtı. Aynı gün içerisinde Han Yunus kentinde de benzer saldırılar yaşandı ve bir motosikletin hedef alınması sonucu bir kişi hayatını kaybetti.

    Han Yunus'taki Hamed bölgesinde zırhlı araçların desteğiyle çadırlara ve evlere ateş açıldı. Yerinden edilenlerin barındığı bir okulun bahçesine düşen top mermisi ise aynı aileden dört kişinin yaralanmasına sebep oldu.

    Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, Ekim 2023 tarihinden bu yana toplam can kaybı 74 bin 498'e ulaşırken, ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten bu yana ise 1538 kişi hayatını kaybetti.

    AI YORUMU

    Ateşkes anlaşmalarının sahadaki askeri hareketliliği durdurmaya yetmediği bu tablo, bölge halkı için güvenli hiçbir alanın kalmadığını gösteriyor. Sürekli yer değiştirmek zorunda kalan sivillerin çadır ve okul gibi geçici barınaklarda bile hedef alınması, insani yardım ve koruma mekanizmalarının tamamen işlevsiz kaldığını kanıtlıyor. Mevcut can kaybı verileri artmaya devam ederken, uluslararası toplumun sessizliği çatışmaların sivil maliyetini her geçen gün daha da katlıyor.

    Kaynak: Anadolu Ajansı Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • Sabah
    İsrail'in Gazze saldırıları sürerken son 24 saatte 3 kişi katledildi
    Fotoğraf: Sabah

    İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden saldırılarında son bir günde üç yaşam hakkı ihlali gerçekleşti. Bölgedeki sağlık birimleri, ateşkese rağmen hastanelere cenaze ve yaralı sevkıyatının sürdüğünü duyurdu.

    • Son 24 saatte hastanelere 3 cenaze ve 12 yaralı getirildi.
    • Ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten beri 1538 kişi hayatını kaybetti.
    • Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybı 74 bin 498'e ulaştı.

    Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Ekim 2023 tarihinden bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlardaki can kaybı bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. Yapılan yazılı bilgilendirmede, bölgede sağlanan ateşkese rağmen bombardıman ve saldırıların aralıksız devam ettiği vurgulandı.

    Son yirmi dört saatlik dilimde hastane morglarına üç kişinin naaşı ulaşırken, yaralanan on iki sivil de tedavi altına alındı. Sağlık ekipleri, sahadaki çatışmaların ve hava hareketliliğinin yaralılara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

    Bölgede ateşkes kararının yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana bin 538 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Aynı süreçte 5 bin 489 sivil yaralanırken, arama kurtarma çalışmaları neticesinde enkaz altından 841 cenazeye ulaşıldığı kaydedildi.

    Krizin başından bu yana toplam can kaybı 74 bin 498 olarak kayıtlara geçerken, yaralı sayısı 175 bin 616 sınırını aştı. Yetkililer, hâlâ binlerce sivilin yıkılan binaların enkazı altında olduğunu ve bu durumun bilanço artış riskini canlı tuttuğunu ifade ediyor.

    AI YORUMU

    Bölgedeki insani kriz, uluslararası toplumun aldığı kararların sahada karşılık bulmadığını açıkça gösteriyor. Ateşkes mutabakatına rağmen her gün sivillerin hayatını kaybetmesi, mevcut mekanizmaların yetersizliğini gözler önüne seriyor. Bu durum, özellikle sağlık altyapısının çöktüğü bölgede yaşayan sivil halk için her an ölüm riskini artırıyor. Eğer uluslararası baskı mekanizmaları somut yaptırımlara dönüşmezse, açıklanan bu kayıplar sadece bir başlangıç olarak kalmaya devam edecektir.

    Kaynak: Sabah Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler