Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Kültür
Clayface'in Sıcak Yüzeyi: DC'nin Yeni Body Horror Filmi
•1 dk okuma
Paylaş
HKültür
Fotoğraf: DonanımHaber
Özet
DC'nin yeni filmi Clayface, body horror unsurlarıyla izleyiciyi bekliyor. 18+ sınırı ve şiddet dolu sahneleriyle Joker’e benzetilen yapım, genç oyuncu Tom Rhys Harries’in başrolünde. Eleştirmen beklentileri yüksek, Rotten Tomatoes ve MetaCritic puanları henüz netleşmedi.
Öne çıkanlar
Clayface, karakterine özgü deformasyon yeteneğiyle body horror filmlerine benzer bir atmosfere sahip.
Film 18+ sınırlamasıyla Joker’e benzetiliyor, şiddet ve kan sahneleri ön planda.
Yönetmen James Watkins ve başrol oyuncusu Tom Rhys Harries’in çalışmalarıyla, DC’nin önceki yapımlarından daha yüksek puan alması bekleniyor.
Haberin Detayı
Clayface, DC’nin popüler anti‑kahramanlarından biri olarak uzun süredir çizgi romanlarda yer alıyor. Yaratıcılığıyla bedenini istediği gibi değiştirip sahneleri karanlık bir tonda canlandıran karakter, şimdi sinema ekranlarına taşınacak. Film, 18+ yaş sınırı ile Joker’in yoluna benzer bir izleyici kitlesine hitap ediyor.
Gururla sunulan basın gösterimlerinde Clayface, 80’lerin body horror klasikleri The Fly ve Videodrome’a benzetildi. Bu alandaki korkunç, kanlı ve şiddet içeren sahnelerle rahatça başa çıkıyor. Yazarlar, karakterin içinde bulunduğu deforme edilme sürecini samimi bir şekilde anlatırken, izleyicilere dehşetin sınırlarını zorlayacak bir deneyim vaadediyor.
Filmdeki odak, kariyerini kurtarmak için katıldığı tuhaf bir deney sonucu beklenmedik bir dönüşüm geçiren genç bir oyuncuya kaydedildi. Bu genç, Clayface’in yüceliğini ve içsel çarpışmalarını gözler önüne seriyor. Yönetmen James Watkins’in yönettiği yapım, The Fly gibi klasik body horror filmlerinin izlenimlerini modern bir görsel dille harmanlıyor.
Eleştirmenlerin ilk tepkileri olumlu yönde. Rotten Tomatoes ve MetaCritic puanları henüz netleşmemiş olsa da, DC’nin son yapımı Supergirl’in puanlarını geride bırakacağı öngörülüyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yeni Clayface filmi, DC evrenine body horror’la farklı bir renk katıyor. 18+ sınırlaması, izleyici kitlesini daraltsa da, sahnelerin yoğunluğu ve karakterin dönüşümü izleyicileri etkileyebilecek güçlü unsurlar sunuyor. Yönetmen James Watkins’in deneyimi ve Tom Rhys Harries’in oyunculuğu, filmin başarısının anahtarı gibi görünüyor. Özetle, bu film DC’nin sinema dünyasında beklenen yenilikleri taşıyor.
Kaynak:
DonanımHaber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Disney ve Pixar ortaklığında hazırlanan yeni animasyon yapımı Hexe, klasik tarzın dışına çıkmaya hazırlanıyor. Stüdyonun merakla beklenen filmi, 27 Kasım 2026 tarihinde sinemalarda izleyici karşısına çıkacak.
Disney ve Pixar ortaklığındaki yeni film Hexe, 27 Kasım 2026 tarihinde vizyona girecek.
Yapım, stüdyonun geleneksel animasyon çizgisinden farklı bir görsel tarz barındıracak.
Pixar'ın geçtiğimiz yıl duyurulan Gatto projesiyle birlikte yeni seriler de yolda.
Animasyon dünyasının köklü isimleri Disney ve Pixar, izleyicilere taze hikayeler sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İki dev stüdyonun ortak güç kullanımı, sinemaseverlerin uzun süredir beklediği yeni markaların doğmasını sağlıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz yıl ilk duyurusu yapılan Gatto projesi de Pixar kanadından gelen yenilikçi yapımlar arasında yer alıyor.
Kapalı kapılar ardında yürütülen projelerden biri olan Hexe, şirketin tanıtım ve reklam takviminde öne çıkıyor. Stüdyo, animasyon severlerin alışageldiği klasik görsel çizgiden farklı bir estetik benimseyen bu yeni markası için hazırladığı fragmanları paylaştı. Yapımın sinema salonlarındaki yerini alması için belirlenen takvim ise şimdiden netleşti.
Paylaşılan takvime göre Hexe, 27 Kasım 2026 tarihinde sinema salonlarında vizyona girecek. Geleneksel tarzın dışına çıkan ilk yapım olma özelliği taşıyan film, animasyon sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Stüdyonun bu cesur hamlesi, hem sadık izleyici kitlesini hem de farklı görsel tatlar arayan sinemaseverleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.
AI YORUMU
Geleneksel animasyon kalıplarının dışına çıkan stüdyo hamleleri, sektördeki yaratıcılık sınırlarını zorluyor. 27 Kasım 2026 tarihi, Pixar ve Disney ortaklığının estetik açıdan en riskli ve yenilikçi sınavlarından birine sahne olacak. Klasik tarzlardan sapmak bazen sadık izleyiciyi uzaklaştırabilir ancak yeni nesil sinemaseverler için cazip bir alternatif doğurur. Stüdyonun bu yeni projede gişe başarısı yakalaması, gelecekteki özgün hikayelerin yeşil ışık almasını sağlayacaktır.
Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar'ın Mardin Savur'da doğup büyüdüğü tarihi ev, kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından müze olarak kapılarını açtı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katıldığı törenle açılan yapı, gençlere ilham vermeyi amaçlıyor.
Aziz Sancar'ın Mardin Savur'daki 1938 öncesi tarihi evi müzeye dönüştürüldü.
Bakan Ersoy'un katıldığı törenle açılan yapının birinci katı sergi salonu yapıldı.
Binanın diğer bölümleri Mardin Valiliğince okuma salonu ve bilim merkezi olacak.
Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın çocukluğunun geçtiği Mardin'in Savur ilçesindeki köklü yapı, kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını ziyaretçilere açtı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde yerel protokol ve Sancar ailesi de hazır bulundu. Yapılan çalışmalarla birlikte yapının özgün dokusu korunarak geleceğe aktarılması sağlandı.
Geçmişi 1938 öncesine uzanan dört katlı kâgir konutun mimari karakterini korumak amacıyla titiz bir uygulama yürütüldü. Yapısal güçlendirme, taş temizliği, derz, yalıtım ve sıva gibi teknik aşamaların yanı sıra baca, çörten ve motifler özenle ele alındı. İç mekânlar ise dönemin yaşam koşullarına uygun bir biçimde yeniden düzenlendi.
Binanın 395 metrekarelik birinci katı, Sancar'ın hayatını ve başarılarını yansıtan üç ayrı salondan oluşan bir müze olarak tasarlandı. Bu alanda bilim insanının fotoğrafları, tıp aletleri, cübbeleri, diplomaları ve ödülleri sergileniyor. Ayrıca müzenin bodrum katı ve diğer bölümleri Mardin Valiliği tarafından okuma salonu ile bilim merkezi olarak hizmet verecek.
Bakan Ersoy açılışta yaptığı konuşmada, gençlerin hayal kurabilmesinin ve bu hayallere inanmasının bir ülkenin geleceğini şekillendirdiğini vurguladı. Sancar'ın bilim yolculuğunun yeni nesillere rehberlik edeceğini belirten yetkililer, müzenin sadece geçmişi saklayan bir alan değil, aynı zamanda yaşayan bir öğrenme merkezi olmasını hedefliyor.
AI YORUMU
Mardin Savur'daki bu tarihi yapının müzeye dönüştürülmesi, yerel mirasın korunması ve genç nesillere somut bir başarı hikayesi sunulması bakımından değerlidir. Sadece soyut bir anma töreni yerine 395 metrekarelik alanda sergilenen kişisel eşyalar ve bilimsel belgeler, öğrencilerin bilim insanı olma yolundaki motivasyonunu doğrudan artıracaktır. Benzer projeler ülke genelinde yaygınlaştırılmazsa taşra bölgelerindeki potansiyel yeteneklerin merkezle bağı zayıf kalabilir. Bu merkezin hem müze hem de okuma salonu olarak tasarlanması, binanın atıl kalmasını önleyen doğru bir hamledir.
İstanbul Modern Sinema, son on beş yılda restore edilen Türk sineması yapıtlarını "Yeniden Perdede" programıyla izleyiciyle buluşturuyor. Yirmi iki yirmi yedi Ekim tarihleri arasında gerçekleşen etkinlikte farklı dönemlere ait unutulmaz filmler yeniden beyaz perdeye aktarılıyor.
İstanbul Modern Sinema, 22-27 Ekim tarihleri arasında 'Yeniden Perdede' seçkisini izleyiciye sunuyor.
Seçkide Muhsin Ertuğrul, Metin Erksan, Halit Refiğ ve Ömer Kavur gibi usta isimlerin restore edilen eserleri yer alıyor.
Türk sinemasının geçmişten günümüze kalan kültürel mirası, titizlikle yürütülen onarım çalışmalarının ardından yeniden sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesindeki Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi ortaklığıyla hayata geçirilen özel etkinlik, ulusal sinema tarihinin önemli yapıtlarını gün ışığına çıkarıyor. Dünya Görsel-İşitsel Miras Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, geçmişin izlerini bugünün sinema salonlarına taşıyor.
Hazırlanan zengin seçki içerisinde sinema tarihine damga vuran pek çok önemli yapım bulunuyor. Muhsin Ertuğrul imzasını taşıyan Aysel, Bataklı Damın Kızı ile Metin Erksan yönetmenliğindeki Karanlık Dünya ve Yılanların Öcü gibi klasik eserler programda öne çıkıyor. Ayrıca Halit Refiğ'in Gurbet Kuşları, Korhan Yurtsever'in Kara Kafa, Erden Kıral'ın Hakkari'de Bir Mevsim ve Ömer Kavur'un Anayurt Oteli filmleri de onarılmış kopyalarıyla gösteriliyor.
Gösterim takviminde yalnızca uzun metrajlı kurmaca filmler değil, aynı zamanda belleklerde yer eden farklı türdeki yapımlar da kendine yer buluyor. Cemal Erez'in 65 KV, Tonguç Yaşar'ın Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü, Ömer Kavur'un Amansız Yol, Atıf Yılmaz'ın Asiye Nasıl Kurtulur? ve Bilge Olgaç'ın İpekçe adlı filmleri izleyicilerle buluşuyor. Bu eserler, Türk sinemasının estetik ve teknik evrimini gözler önüne seriyor.
Farklı dönemlerin sinemasal dilini yansıtan yapımlar; köy yaşamı, büyük kentlere göç, emek sömürüsü ve birey toplum çatışması gibi temaları ele alıyor. Türkiye'nin toplumsal dönüşüm sürecini beyaz perdedeki yansımaları üzerinden okuma olanağı tanıyan bu özel buluşma, aynı zamanda sinema profesyonellerini izleyicilerle bir araya getiriyor. Filmlerin yönetmenleri ve oyuncuları gösterimler sonrasında sinemaseverlerin sorularını yanıtlıyor.
İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan, yürütülen restorasyon çalışmalarının yalnızca teknik birer onarımdan ibaret olmadığını vurguluyor. Turan, onarılan filmlerin yeniden izlenmesi ve üzerine tartışılması sayesinde sinema belleğinin geleceğe aktarıldığını ifade ediyor. 27 Ekim tarihine kadar devam edecek olan etkinlik, sinemaseverlere hem nostaljik bir yolculuk hem de kültürel mirasa sahip çıkma bilinci vadediyor.
AI YORUMU
Klasik filmlerin dijital ve fiziksel olarak onarılması, sadece geçmişi korumakla kalmayıp yeni kuşak sinemacılara ilham kaynağı oluyor. Kaynak metinde belirtilen on beş yıllık emek, arşivleme bilincinin ülkemizde kazandığı ivmeyi net bir şekilde gösteriyor. Özellikle genç izleyicilerin bu yapıtlarla sinema salonlarında buluşması, kültürel sürekliliğin sağlanmasında kilit bir rol oynuyor. Eski yapımların hak ettiği görsel kaliteye kavuşamaması durumunda, ulusal hafızanın önemli bir bölümü belirsizliğe gömülebilirdi.
Dr. Aziz Sancar'ın Mardin Savur'daki çocukluk evini müze olarak açtı. Tarihi yapının restorasyonu tamamlanarak geleceğin bilim insanlarına ilham vermesi amacıyla ziyarete açıldı.
Nobel ödüllü Aziz Sancar'ın Mardin Savur'daki çocukluk evi müzeye dönüştürüldü.
Bina 1938 öncesine uzanan mimari dokusu korunarak titizlikle restore edildi.
Müzenin bodrum ve diğer katları okuma salonu ile bilim merkezi olarak hizmet verecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Mardin ilinin Savur ilçesinde hayata geçirilen Aziz Sancar Müzesi'nin açılış törenini gerçekleştirdi. Açılış programında Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, ilçe kaymakamları, belediye başkanları ve Sancar ailesi hazır bulundu. Gerçekleştirilen proje ile bilim insanının hayatı ve çalışmaları gelecek kuşaklara aktarılıyor.
Tarihi 1938 öncesine uzanan dört katlı kâgir yapı, bölgenin geleneksel konut mimarisinin özelliklerini taşıyor. Yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarında yapısal güçlendirme, taş temizliği, derz ve yalıtım uygulamaları yapıldı. Özgün karakterin korunması amacıyla çörtenler, bacalar ve taş motifler özenle onarıldı.
Yapının 395 metrekarelik birinci katı müze olarak düzenlenirken üç ayrı salon oluşturuldu. Bu salonlarda Aziz Sancar'ın fotoğrafları, tıp aletleri, diplomaları, cübbeleri ve aldığı ödüller ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Koleksiyon, bilim insanının mütevazı bir evden uluslararası başarılara uzanan yolculuğunu gözler önüne seriyor.
Açılışta konuşan Bakan Ersoy, gençlerin hayal kurabilmesinin bir ülkenin geleceğini şekillendirdiğini vurguladı. Tarihi yapının sadece bir müze olmayacağını, aynı zamanda Mardin Valiliği tarafından bodrum ve diğer katlarının okuma salonu ile bilim merkezi olarak değerlendirileceğini açıkladı.
AI YORUMU
Bir bilim insanının köklerine vefa göstermek, genç kuşakların hayal kurma cesaretini doğrudan besleyen en somut adımdır. Mardin Savur'daki 395 metrekarelik bu yapının müzeye dönüştürülmesi, sadece geçmişi korumakla kalmayıp bölgedeki çocuklara bilim yolunda yeni bir ufuk açıyor. Eğer bu tür merkezler yerel okuma salonlarıyla desteklenmezse sadece turistik bir durakta kalabilirdi; ancak binanın bilim merkezine dönüştürülmesi projeyi kalıcı kılıyor. Sadece bir sergi alanından ibaret olmayan bu yatırım, gençlerin kendi topraklarından çıkarak küresel ölçekte neler başarabileceğini kanıtlıyor.