PİYASA
Ekonomi

Afyonkarahisar, 55 bin konutla jeotermal ısıtmada lider

Afyonkarahisar, 55 bin konutla jeotermal ısıtmada lider

Özet

Afyonkarahisar, 55 bin 610 konutuyla Türkiye'deki jeotermal ısıtma lideri oldu. İzmir 41 bin konutla ikinci sırada yer alıyor. 2035 hedefi 4.500 MW elektrik gücü.

Öne çıkanlar

  • Afyonkarahisar'da 55 bin 610 konut jeotermal enerjiyle ısıtılıyor
  • Türkiye'nin sadece yüzde 33'ü bu kentte yer alıyor
  • 2035 için 4.500 MW kurulu güç hedefleniyor

Haberin Detayı

Açıklanan rakamlara göre Afyonkarahisar, ülke çapında jeotermal enerji ile ısınan konut sayısı bakımından açık ara önde gidiyor. Şehirdeki 55 bin 610 konut, Türkiye toplamının yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.

Türkiye genelinde bu yöntemle ısınan toplam konut sayısı 170 bin civarında seyrediyor. İzmir, 41 bin 295 konutla ikinci sıradaki yerini korurken, diğer şehirler daha düşük rakamlarla listeye adını yazdırıyor. Bu dağılım, jeotermal kaynakların coğrafi olarak ne kadar yoğunlaştığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Ülkenin jeotermal potansiyeli, yalnızca binaları ısıtmakla sınırlı kalmıyor; seracılık, termal turizm ve madencilik gibi alanlarda da aktif olarak kullanılıyor. Bugün itibarıyla sektörde faaliyet gösteren 68 santral, toplam 1.800 megavatlık elektrik üretimi gerçekleştiriyor. Türkiye, bu kapasiteyle Avrupa'da birinci, dünyada ise dördüncü sırada konumlanıyor.

Potansiyelin bölgesel dağılımına bakıldığında, kaynakların yüzde 78'inin Batı Anadolu'da toplanması dikkat çekici bir gerçeklik olarak öne çıkıyor. İç Anadolu yüzde 9, Marmara yüzde 7 ve Doğu Anadolu yüzde 5'lik paylarla bu tabloya dahil oluyor. Jeotermal kaynakların yüzde 90'ı düşük ve orta sıcaklıkta olduğu için doğrudan ısınma sistemlerine daha elverişli hale geliyor.

Geleceğe dönük planlarda kurulu gücün 2035 yılına kadar 4.500 megavata yükseltilmesi hedefleniyor. Bu artışın sağlanması için önümüzdeki on yıllık süreçte yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım yapılması öngörülüyor. Sektördeki bu büyüme beklentisi, yeni santral projeleri ve mevcut altyapının modernizasyonu için yoğun bir çalışma temposu başlattı.

Tarım sektöründe jeotermal enerjinin kullanımı da hızla yaygınlaşıyor; ısıtılan sera alanları 7 bin dönüme ulaştı. Afyonkarahisar'daki Cihangir Teknolojik Jeotermal Sera Projesi, 800 bin metrekarelik arazi üzerinde modern tarımı destekleyecek. Projenin ilk etabı için 64 bin metrekarelik kapalı alan planlanırken, 60 bin metrekarede salkım domates yetiştiriciliği yapılıyor.

Proje takvimine göre 2026'nın son çeyreğinde fide dikimi süreci başlayacak ve 2027'nin ilk çeyreğinde ilk hasat gerçekleştirilecek. Bu devasa yatırım, jeotermal enerjinin tarımsal verimliliği nasıl artırdığına dair somut bir örnek teşkil ediyor. İhracata yönelik üretim hedefi, kentin ekonomik katkısını da üst seviyeye taşıyacak.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Afyonkarahisar'ın 55 bin konutla liderliği, jeotermal enerjinin şehir ölçeğinde bir yaşam standardına dönüştüğünü kanıtlıyor. Bu rakam, Türkiye toplamının yüzde 33'üne denk geliyor ve İzmir'in 41 binlik potansiyelini açık ara geride bırakıyor. Kombi ve doğal gaz kaynağına bağımlı olan ev sahipleri için bu durum, long vadede ciddi bir maliyet avantajı sunan alternatif bir ısınma senaryosu oluşturuyor. İzmir gibi ikinci büyük potansiyel merkeziyle kıyaslandığında, Afyon'un en az 14 bin konutluk açıkla liderliği koruduğu görülüyor. Eğer 10 milyar dolarlık yatırım planı tutarsa, bu tip konutların sayısı 2035'te çok daha fazla şehre yayılabilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    Afyonkarahisar Yüksek Kesimlerinde Kar Yağışı Başladı

    Afyonkarahisar’ın yüksek kesimlerinde kar yağışı gerçekleşti. Yağış, özellikle Dağlıca, İhsaniye ve Sandıklı ilçelerindeki rakım yüksek bölgelerde yoğun olarak bildirildi. Kar, yol ve tarım faaliyetlerini etkileyerek bölge sakinlerinde dikkatli olma ihtiyacını gündeme getirdi.

    • Kar, Dağlıca, İhsaniye ve Sandıklı yüksek kesimlerinde yoğun
    • Yüksek kesimlerde kar yağışı 5‑6 cm’ye kadar ulaştı
    • Yerel yetkililer, yolların kapanmaması için temizlik ekipleri gönderdi

    Afyonkarahisar’da kış mevsiminin habercisi olarak yüksek kesimlerde kar yağışı etkisini gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bölgeye 24 saat içinde 5‑6 santimetre kar yağacağını öngörmüş ve uyarılarda bulundu. Bu durum, rakımı 1.200 metreyi aşan alanlarda yaşayan vatandaşları ve tarım faaliyetlerini doğrudan etkiledi.

    Kar yağışı, Dağlıca, İhsaniye ve Sandıklı gibi ilçelerin yüksek bölgelerinde yoğun olarak hissedildi. Özellikle sabah saatlerinde yağışın şiddeti artarken, gece boyunca kar birikintileri oluştu. Bölgedeki çobanlar ve hayvan sahipleri, hayvan barınaklarını ve otlakları korumak için önlemler almaya başladı.

    Yerel yönetimler, karla mücadele ekiplerini görevlendirerek ana yolların açık kalmasını sağladı. Kar temizleme makineleri ve tuzlama çalışmaları, özellikle ilçeler arası geçişi sağlayan yollar üzerinde yoğunlaştı. Yetkililer, sürücülere dikkatli olmalarını ve zincir takmalarını önerdi.

    Kar yağışı, tarım arazilerinde özellikle buğday ve arpa tarlalarında geçici bir koruma sağlarken, erken ekim dönemini geciktirebilir. Çiftçiler, yağıştan sonra toprağın su tutma kapasitesinin artacağını ve ekim zamanının yeniden planlanacağını belirtti. Uzmanlar, yağışın devam etmesi durumunda erozyon riskine karşı önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

    AI YORUMU

    Kar yağışı, yüksek rakımlı bölgelerde tarım ve ulaşım açısından kritik bir etki yaratıyor; 5‑6 cm'lik birikim, özellikle çobanların hayvan barınaklarını koruma çabalarını artırdı. Bölge sakinleri, yol güvenliği ve ekim takvimindeki değişiklikler nedeniyle kısa vadeli planlamalarını gözden geçirmek zorunda kalacak. Önümüzdeki günlerde yağışın devam etmesi, erozyon riskini yükseltebilir, bu yüzden yerel yönetimlerin önleyici önlemleri sürdürmesi önemli.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Pancar Çiftçilerine 952 Milyon Lira: 5. Avans Bağımsız Olarak Yatırıldı

    Tarım ve Orman Bakanlığı, pancar üreticilerine 5. avans ödemesi olarak 952 milyon lira transfer etti. Bu hareket, çiftçilerin üretim sürecindeki finansal belirsizliğini azaltmayı hedefliyor.

    • 952 milyon lira tutarında 5. avans ödemesi pancar çiftçilerinin hesaplarına transfer edildi.
    • Bakanlık, ödemelerin “tam zamanında yapılması”na vurgu yaparak çiftçilerin üretim maliyetlerini hafifletti.
    • Ödeme, 2025 üretim sezonu için planlanan 12 avans ödemesinin sonuncusunu oluşturuyor.

    Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025 pancar üretim sezonu için planlanan 12 avans ödemesinin sonuncusunu gerçekleştirdi. Toplamda 952 milyon lira tutarında 5. avans ödemesi, pancar üreticilerine ait hesaplara yatırıldı. Bu transfer, üreticilerin üretim sürecinde karşılaştıkları finansal sıkıntıyı hafifletmek ve tedarik zincirini güçlendirmek amacıyla yapıldı.

    Bakanlık, açıklamasında ‘çiftçilerin üretim maliyetlerini karşılamaları için gereken finansal araçları sağlamak’ gerektiğini belirtti. Ödemelerin hedefli bir şekilde dağıtılması, pazar taleplerine hızlı yanıt verebilmek için kritik bir adım olarak nitelendirildi. Pancar sektörü, son yıllarda artan hammadde maliyetleriyle mücadele ederken, bu ödemeler sektörel istikrarı korumaya yardımcı oluyor.

    Pancar üreticileri, ödemelerin zamanında yapılmasının üretim planlamalarını daha sağlıklı bir şekilde yürütmelerine olanak tanıdığını söyledi. Ödemelerin, jenerik fiyat dalgalanmalarına karşı bir tampon görevi gördüğü vurgulandı. Türkiye’nin tarım sektöründe modernizasyon çabaları çerçevesinde, bu tür desteklerin çiftçi topluluklarına güven vermesi bekleniyor.

    Ekonomistler, 5. avans ödemesinin sektörel akıştaki önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekiyor. Ödeme, üretici çiftçilerin finansal risklerini azaltırken, aynı zamanda pazarın arz-talep dengesini de sağlamaya yardımcı oluyor. Gelecek dönemde benzer adımların devam edip etmeyeceği ise Bakanlık tarafından “planlama aşamasında” olduğu ifade edildi.

    AI YORUMU

    Bu ödemeler, pancar üreticilerinin üretim sürecinde karşılaştıkları mali yükü hafifleterek tarım sektöründeki istikrarı pekiştiriyor. Ekonomik açıdan bakıldığında, üreticilerin nakit akışı üzerindeki olumlu etkisi, bölgesel tarım ekonomilerine de yansıyacak

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Türkiye enerji tüketiminin yüzde 85'ini elektrikli sistemlerle karşılayabilir

    Ember raporuna göre Türkiye'nin nihai enerji talebinin yüzde 85'i mevcut teknolojilerle elektriğe dönüştürülebilir. 2035 yılı için hedeflenen yüzde 35'lik elektrifikasyon seviyesine ulaşmak adına ulaşım, sanayi ve binalarda köklü bir teknolojik dönüşümün hızla hayata geçirilmesi gerekiyor.

    • Türkiye'nin enerji talebinin yüzde 85'i mevcut elektrik teknolojileriyle karşılanmaya uygun durumda.
    • 2024 yılında elektriğin toplam nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 22 seviyesinde kaldı.
    • Türkiye, 2035 yılına kadar elektrifikasyon oranını yüzde 35'e çıkarma taahhüdünü yeniledi.

    Enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan yeni analiz, Türkiye'nin enerji bağımlılığını azaltmak için devasa bir fırsat barındırdığını ortaya koyuyor. Bahadır Sercan Gümüş imzalı rapora göre, ülkenin nihai enerji talebinin yaklaşık yüzde 85'i, halihazırda piyasada bulunan teknolojiler kullanılarak elektrikle karşılanabilir. Ancak bu devasa potansiyele rağmen, mevcut fosil yakıt kullanımı son 34 yıldır neredeyse sabit bir çizgide ilerliyor.

    2024 verileri, elektriğin toplam enerji tüketimindeki payının yüzde 22 seviyesinde sıkıştığını gösteriyor. Küresel iklim hedefleriyle uyumlu bir strateji izleyen Türkiye, 2035 yılına kadar bu oranı yüzde 35'e yükseltmeyi hedefliyor. Ancak mevcut hız, bu hedefin tutturulması konusunda ciddi riskler barındırıyor ve enerji ithalatına olan bağımlılığı doğrudan etkiliyor.

    Yenilenebilir enerji alanındaki ilerleme ise oldukça dikkat çekici bir hızla devam ediyor. Güneş ve rüzgar enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı 2015 yılında sadece yüzde 4,5 iken, 2025 itibarıyla bu oran yüzde 22 seviyesine yükseldi. Benzer şekilde tüm yenilenebilir kaynakların toplam üretimdeki payı da yüzde 32'den yüzde 43'e çıkarak temiz enerji dönüşümünün elektrik tarafında başarıyla ilerlediğini kanıtladı.

    Elektrik üretimindeki bu temiz dönüşüme karşın, tüketim alışkanlıkları aynı ivmeyle değişmedi. Özellikle binalarda ısınma ve sıcak su ihtiyacı, sanayi üretim süreçleri ve ulaşım sektörü büyük oranda fosil yakıtlara bağlı kalmaya devam ediyor. Rapora göre, binalardaki tüketimin tamamı, ulaşımın yüzde 96'sı ve sanayinin yüzde 58'i teknik olarak elektrikli sistemlerle modernize edilebilir.

    Dönüşümün önünde duran başlıca engeller arasında yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri, havacılık, deniz taşımacılığı ve ağır tarım makineleri yer alıyor. Elektrikli otomobil pazarında Avrupa'nın dördüncü büyük pazarı olmasına rağmen, ulaşımda elektriğin payı henüz yüzde 1'in altında seyrediyor. Uzmanlar, yalnızca elektrikli araç satışlarının yeterli olmadığını, ticari ve ağır vasıtaların da sisteme dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Gelecek vizyonu için ısı pompaları ve elektrikli üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılması şart koşuluyor. 2026'da gerçekleştirilecek COP31 zirvesine hazırlanan Türkiye, elektrikli dönüşümü şebeke yatırımlarıyla eş zamanlı planlamak zorunda. 1990 yılından bu yana toplam enerji talebinin üç katına çıktığı göz önüne alındığında, elektriğe geçiş süreci sadece çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geliyor.

    AI YORUMU

    Türkiye'nin enerji geleceğini belirleyecek olan temel unsur, üretimdeki yenilenebilir kapasiteyi tüketim tarafındaki elektrikli sistemlerle eşleştirebilme yeteneği olacak. Yüzde 85'lik potansiyel teknik bir gerçeklik olsa da, ulaşımdaki elektrikli araç penetrasyonu ile sanayideki dönüşümün birbirinden kopuk ilerlemesi hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Fosil yakıt bağımlılığının 34 yıldır değişmemesi, enerji verimliliği yatırımlarının sadece güneş panelleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Eğer binalardaki ısı pompası kullanımı ve sanayideki elektrifikasyon süreci, yenilenebilir enerji şebekesiyle entegre bir şekilde hızlandırılmazsa, 2035 hedefi sadece bir kağıt üzerindeki taahhüt olarak kalacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Novatek, Türkiye'ye yönelik sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatını masaya yatırdı

    Rus doğal gaz devi Novatek'in başkanı, Türkiye pazarına yönelik sıvılaştırılmış gaz sevkiyatı için temaslar yürüttüklerini açıkladı. İstanbul'daki bir zirvede konuşan yönetim kurulu başkanı, müzakerelerin devam ettiğini ifade etti.

    • Novatek başkanı, Türkiye'ye LNG tedariki için görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.
    • Şirket, Yamal LNG projesiyle uluslararası pazarlara sevkiyat gerçekleştiriyor.
    • ABD yaptırımlarına maruz kalan Arctic LNG 2 projesinde şirket yüzde 70 paya sahip.

    Rusya merkezli enerji üreticisi Novatek, Türkiye ile yeni bir ticaret hattı kurmak amacıyla diplomatik ve ticari temaslarına hız kazandırdı. Şirketin yönetim kurulu başkanı Leonid Mihelson, İstanbul'da gerçekleştirilen 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yapılan açıklamada, Türkiye pazarına sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatı yapılmasına dair müzakerelerin aktif bir şekilde sürdürüldüğü bilgisi paylaşıldı.

    Görüşmelerin hangi aşamada olduğuna ve sevkiyatların başlama tarihine ilişkin henüz net bir takvim verilmedi. Taraflar arasındaki pazarlıklar sürerken, sevkiyat hacmi ve taşıma koşulları gibi teknik detayların henüz netleşmediği ifade edildi. Novatek, uluslararası enerji piyasalarında sahip olduğu altyapı ve üretim kapasitesiyle dikkat çeken bir aktör olarak biliniyor.

    Şirket, 2017 yılında faaliyete geçen ve yıllık 17,4 milyon ton üretim kapasitesi bulunan Yamal LNG projesi üzerinden küresel pazarlara ihracat yapıyor. Bu tesis, firmanın uluslararası sevkiyatlarındaki en büyük payı oluştururken, yeni pazar arayışları da aralıksız devam ediyor. Diğer yandan, şirketin ortaklık yapısındaki bazı projeler uluslararası kısıtlamalarla karşı karşıya bulunuyor.

    Novatek, Kasım 2023'ten bu yana ABD yaptırımlarına tabi tutulan Arctic LNG 2 projesinde yüzde 70 oranında hisse sahibi konumunda yer alıyor. Uygulanan kısıtlamalara rağmen şirket, farklı coğrafyalardaki iş birliklerini artırmak ve ticaret ağını genişletmek için alternatif rotalar üzerinde çalışıyor. Türkiye ile yürütülen yeni görüşmeler de bu stratejik hamlelerin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    AI YORUMU

    Enerji tedarikinde çeşitliliği artırmak isteyen ülkeler için bu tür hamleler maliyet dengesini koruma açısından doğrudan etki yaratır. Küresel yaptırımların gölgesinde yürütülen bu müzakereler, tarafların ticari esneklik arayışını net bir şekilde ortaya koyuyor. Anlaşmanın resmiyete dökülmesi durumunda, bölgesel gaz akışında yeni bir denge kurulması kaçınılmaz hale gelecektir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler