Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Bilim
Afrika'nın Güneyinde 5.1 Şiddetinde Deprem: Okyanus Sarsıntısı İzleniyor
•1 dk okuma
Paylaş
HBilim
Fotoğraf: Manisa Manşet Gazetesi
Özet
Afrika kıtasının güneyinde, Hint ve Atlantik Okyanusu’nun birleştiği uzak alanda 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı 10 km derinlikte gerçekleşti ve kentsel alanlardan uzaktaydı, bu yüzden can kaybı riski bulunmadı. Yetkili merciler tarafından tsunami uyarısı yayımlanmadı.
Öne çıkanlar
Deprem 21 Ekim 2026, 18:12 UTC’da 5.1 büyüklüğünde gerçekleşti.
Kentsel alanlardan uzak olduğu için can ve mal kaybı riski yok; tsunami uyarısı yapılmadı.
Haberin Detayı
Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verilerine göre, bu orta şiddetli sarsıntı 10 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem, 52° S enlemi ve yüksek güney koordinatlarıyla, insan yerleşimlerinden oldukça uzak bir konumda meydana geldi. Bu nedenle, sismik ağlar tarafından anlık olarak izlenen olay, kentsel alanlarda hasar veya can kaybı oluşturma potansiyeline sahip değildi.
Afrika-Antarktika Sırtı (Southern Indian Ridge) üzerindeki bu sarsıntı, Afrika Levhası ile Antarktika Levhasının ayrılma hareketi sonucu oluşan yayılma bölgesinde meydana gelen sık sık görülen sığ odaklı, orta büyüklükte sismik aktivitelerin bir örneğidir. Böyle bir olayda genellikle magmatik hareketlilik de gözlemlenmektedir.
Tsunami izleme merkezleri, okyanus tabanındaki bu kırılmanın büyüklüğünü değerlendirdi ve kıyı şeritleri için herhangi bir tsunami uyarısı yayımlamadı. Bu durum, özellikle uzak okyanus bölgelerinde yaşanan sarsıntıların, yerleşimcilere doğrudan bir tehdit oluşturmadığını gösteriyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Depremin kentsel alanlara yakın olmaması, can ve mal kaybı riskini ortadan kaldırsa da, Afrika-Antarktika Sırtı üzerindeki aktif sismik faaliyetler, bölgenin jeolojik hassasiyetini gözler önüne seriyor. Böyle olaylar, okyanus tabanındaki dinamiklerin küresel tsunami riskini artırmadığını teyit ederken, aynı zamanda sismoloji biliminin gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.
Kaynak:
Manisa Manşet Gazetesi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
21 Ekim Çarşamba gününde, AFAD ve Kandilli Rasathanesi'nin verilerine göre Antalya, Malatya ve Bursa’da birkaç küçük deprem kaydedildi. En yüksek büyüklük 2.8 olan sarsıntı Antalya’da Aksu’da gerçekleşti. Derinlikler çoğunlukla 7 kilometre civarında.
Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde 20.32’de 2.3 büyüklüğünde deprem
21 Ekim Çarşamba günü, Türkiye’nin farklı bölgelerinde birkaç küçük depreme tanık olundu. AFAD ve Kandilli Rasathanesi’nin günlük güncellenen verileri, bu sarsıntıların merkez üsleri, büyüklükleri ve derinlikleri hakkında ayrıntılı bilgi sağladı.
En büyük kayda, Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde 20.32’de gerçekleşen 2.3 büyüklüğündeki deprem geldi. Aynı gün 20.08’de 1.4 büyüklüğünde başka bir sarsıntı da aynı ilçede kaydedildi. Antalya’nın diğer ilçelerinde de hafif depremler gözlemlendi.
Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 20.57’de 1.0 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Bursa’nın Orhangazi ilçesinde ise 20.52’de 1.5 büyüklüğünde bir sarsıntı tespit edildi. Bu depremlerin derinlikleri 7 kilometre civarında olarak bildirildi.
Aksu’da 17.32’de meydana gelen 2.8 büyüklüğündeki deprem, en yüksek kayıta sahiptir. Derinlik 7 kilometre olarak belirlendi. Bölgedeki yapıların zarar görme riski düşük olsa da, yerel yetkililer sarsıntılara karşı hazırlıklı olmayı önerdi.
AI YORUMU
Yaygın olarak yaşanan düşük büyüklükteki depremler, bölgesel sismik aktivitenin devam ettiğini gösteriyor. Özellikle Antalya’da birden fazla sarsıntı, yerel halkın sismik risk bilincini artırmak için bir fırsat sunuyor. AFAD’ın düzenli raporları, şeffaflık ve erken uyarı sistemlerinin önemini bir kez daha vurguluyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Kandilli Rasathanesi, yurt genelinde kaydedilen son sarsıntılara ait verileri paylaştı. Güncellenen kayıtlar Türkiye ve çevresinde gün boyu ölçülen sismik hareketliliği vatandaşların erişimine sunuyor. Açıklanan döküm yalnızca bilgilendirme amacı güdüyor ve resmi uyarı niteliği taşımıyor.
Kandilli Rasathanesi ve AFAD, 18.10.2026 tarihli son sarsıntı kayıtlarını sisteme işledi.
Türkiye ve sınır bölgelerindeki sismik hareketlilik anlık listeler üzerinden erişime açıldı.
Yayımlanan verilerin resmi bir uyarı yerine geçmediği ve bilgilendirme amaçlı olduğu bildirildi.
Türkiye genelinde ve sınır komşusu olan çevre bölgelerde kaydedilen sismik hareketler, iki yetkili kurumun ortak veri akışıyla yeniden düzenlendi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Kandilli Rasathanesi, günün son saatlerine kadar tespit edilen sarsıntıları dijital ortama aktararak kamuoyuna duyurdu. Yapılan çalışma sayesinde vatandaşlar gün içinde meydana gelen yer hareketlerini tek merkezden takip edebiliyor.
Yayımlanan listede sarsıntıların gerçekleştiği saatler, merkez üsleri, derinlikleri ve aletsel büyüklükleri gibi temel parametreler yer alıyor. İlgili kurumlar, ölçümlerin sahadaki sismik istasyonlardan gelen sinyallerle otomatik veya manuel olarak işlendiğini belirtiyor. Bu akış, özellikle küçük ölçekli artçı hareketlerin seyrini incelemek isteyen araştırmacılara ve bölge sakinlerine kaynak sağlıyor.
Söz konusu veri tabanının doğrudan resmi bir tahliye ya da afet uyarısı niteliği taşımadığı da açıklamalar arasında yer buluyor. Kurumlar, paylaşılan kayıtların yalnızca toplumu bilgilendirmek ve bilimsel kaydı tutmak amacıyla sunulduğunu vurguluyor. Bu sebeple anlık sarsıntı hisseden vatandaşların paniğe kapılmadan yalnızca doğrulanmış bültenleri incelemeleri öneriliyor.
Canlı takip ekranına erişen kullanıcılar, gün içinde kaydedilen tüm hareketleri kronolojik sırayla görebiliyor. Deprem merkezlerinin derinlik bilgisiyle büyüklük değerlerinin bir arada verilmesi, sarsıntıların yerel etkisini anlamayı kolaylaştırıyor. AFAD ve Kandilli ekipleri, bölgedeki istasyon ağını kesintisiz çalıştırarak listeleri gün boyunca yenilemeye devam ediyor.
AI YORUMU
Anlık sarsıntı kayıtlarının teyit edilmemiş sosyal medya iddiaları yerine doğrudan AFAD ve Kandilli verileri üzerinden izlenmesi bilgi kirliliğini önlemek adına şarttır. Depremin büyüklüğü ve derinliği gibi teknik ayrıntılar resmi kanallarca netleşmeden yorum yapmak, paniğe açık olan vatandaş kesimini doğrudan olumsuz etkiliyor. Geçmişteki asılsız panik ortamlarıyla kıyaslandığında, yurttaşların yalnızca iki kurumun ortak bültenlerine itibar etmesi durumunda yanlış bilgilendirmeden kaynaklanan karmaşa asgariye inecektir.
Orta Amerika ülkesi Panama'da 9 Ekim'de kaydedilen 7,7 büyüklüğündeki şiddetli depremin ardından sismik hareketlilik devam ediyor. Yetkililer, ana sarsıntıyı takip eden süreçte yüzlerce artçı sarsıntı tespit edildiğini duyurdu. Bölgede sarsıntıların önümüzdeki haftalarda da sürebileceği belirtilirken, depremin yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi için çalışmalar sürdürülüyor.
Panama'da 9 Ekim'deki 7,7 büyüklüğündeki deprem sonrası 746 artçı sarsıntı tespit edildi.
Uzmanlar, tektonik hareketlilik sebebiyle sarsıntıların 1 ila 2 ay sürebileceğini açıkladı.
Pitaloza Arriba merkezli sarsıntıda 30 kişi yaralandı, yüzlerce insan evsiz kaldı.
Panama'nın güney kesimlerinde yer alan Pitaloza Arriba civarında meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem, ülkedeki yer altı hareketliliğini üst seviyeye taşıdı. Yaşanan felaketin bilançosu onlarca kişinin yaralanması ve çok sayıda ailenin barınma olanaklarını kaybetmesiyle ağırlaşırken, bölgedeki sismik hareketlilik de henüz durulmadı.
Panama Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Nestor Luque, yerel basına yaptığı açıklamada ana sarsıntının ardından geçen süreçte 746 artçı sarsıntı kaydettiklerini paylaştı. Luque, ortaya çıkan devasa enerjinin boyutuna dikkat çekerek benzer ölçekteki sarsıntıların ardından gelen artçıların bir ila iki ay boyunca hissedilmesinin olağan bir tablo olduğunu vurguladı.
Sarsıntıların temel nedenine de değinen uzmanlar, depremle birlikte açığa çıkan enerjinin tektonik blokların dengesini bozduğunu ve levhaların yeniden oturma sürecinin devam ettiğini ifade ediyor. Bölgedeki sismolojik hareketlilik yakından takip edilirken, yetkililer vatandaşların hasar görmüş yapılardan uzak durmaları gerektiğine dikkat çekiyor.
AI YORUMU
Böylesine yüksek şiddetli depremlerin ardından yaşanan yüzlerce artçı, genellikle ilk depremde hasar gören yapı stoğu için sinsi bir tehdit oluşturur. Fiziksel yıkımın ve barınma krizinin ötesinde, aylarca sürmesi beklenen bu hareketlilik halk üzerinde ciddi bir psikolojik yorgunluğa yol açabilir. Yerel yönetimlerin hasar tespit süreçlerini hızlandırması ve çadır kentlerin güvenli zeminlerde kurulması önümüzdeki sürecin en kritik adımı olacaktır.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde düzenlenen çalıştayda, depremlerin meydana gelmesinden saatler veya günler önce tahmin edilmesini sağlayabilecek yeni gözlem ve analiz yöntemleri masaya yatırıldı. Bilim insanları çok parametreli yer sistemi yaklaşımıyla habercileri incelemeyi hedefliyor.
Çalıştayda depremlerin 10 gün öncesinden birkaç saat öncesine kadar tahmin edilebilmesi hedeflendi.
Litosfer, atmosfer ve iyonosferdeki elektromanyetik etkileşimler ile Radon gazı salınımı inceleniyor.
Türkiye Deprem Tahmin Merkezi kurularak tüm gözlem verilerinin tek çatıda toplanması önerildi.
Türkiye'nin aktif sismik kuşakları arasında yer alan Erzincan, yer bilimleri alanında dikkat çeken bilimsel bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü çatısı altında organize edilen 29. Aktif Tektonik Araştırmalar Grubu Çalıştayı, deprem habercilerinin tespiti ve erken tahmin süreçlerine odaklandı.
Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Levent Gülen tarafından sunulan özel bildiri, katılımcıların yoğun ilgisini çekti. Sunumda, sarsıntılar öncesinde yerküre ve atmosfer katmanlarında meydana gelen elektriksel ile elektromanyetik değişimlerin izlenmesi gerektiği vurgulandı.
Yüksek basınç altında kalan kayaçlardaki elektrik akımları, elektromanyetik emisyonlar ve Radon gazı salınımları gibi fiziksel ve kimyasal süreçlerin çok yönlü incelenmesi önerildi. Gözlem sistemleri ve veri analiz yöntemlerinin geliştirilmesiyle sarsıntıların önceden öngörülebilmesi için çalışılıyor.
Önerilen zaman diliminin kesin bir tahmin kapasitesinden ziyade henüz sınanması gereken bilimsel bir hedef olduğu özellikle belirtildi. Sismik, manyetik, su ve atmosferik gözlem istasyonları ile uydu verilerinin yapay sinir ağları ve makine öğrenmesiyle işlenmesi planlanıyor.
Toplantıda ayrıca ulusal düzeyde bir kurumsal yapılanmaya gidilmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut ağların yaygınlaştırılması ve tüm verilerin tek merkezde birleştirilmesi amacıyla Türkiye Deprem Tahmin Merkezi kurulması önerisi katılımcılarla paylaşıldı.
AI YORUMU
Yer bilimcilerin çok parametreli yaklaşımları sismoloji çalışmalarında yeni bir kapı aralayabilir ancak bu modellerin güvenilirliği ancak geçmiş verilerle yapılacak sıkı testlerle doğrulanabilir. Yapay öğrenme tekniklerinin sismik ve atmosferik verilerle harmanlanması, on binlerce insanın hayatını etkileyen afet yönetim stratejilerinde ezber bozabilir. Manuel istasyon ağlarının tek merkezde toplanması, veri akışındaki gecikmeleri azaltmazsa sistemin erken uyarı başarısı sınırlı kalacaktır.