Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Adana'da rektum kanseri teşhisi konulan hasta robotik cerrahiyle iyileşti
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Yeni Şafak
Özet
Altmış dört yaşındaki bir ev kadını, uzun süren kabızlık şikayetlerinin ardından gittiği hastanede rektum kanseri teşhisiyle karşılaştı. Kemoterapi ve radyoterapi süreçlerini tamamlayan hasta, Balcalı Hastanesi'nde gerçekleştirilen robotik cerrahi operasyonunun ardından kısa sürede taburcu edildi.
Öne çıkanlar
Robotik cerrahi yöntemiyle ameliyat edilen Meryem İnce dört günde taburcu oldu.
Operasyonun hemen ertesi günü hasta yoğun bakıma alınmadan yürümeye başladı.
Yaklaşık sekiz milimetrelik kesilerle yapılan işlem doku travmasını azalttı.
Haberin Detayı
Adana'da ikamet eden altmış dört yaşındaki Meryem İnce, dört ay boyunca yaşadığı geçmeyen karın ağrısı ve kabızlık şikayetleriyle sağlık kuruluşuna başvurdu. Yapılan tetkikler neticesinde rektum kanseri olduğu anlaşılan ev kadını, cerrahi müdahale öncesinde radyoterapi ve kemoterapi tedavilerini tamamladı. Sürecin ardından eşi Azmi İnce ile birlikte alternatif tedavi yöntemlerini araştıran çift, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde robotik cerrahi teknolojisinin uygulandığını öğrendi.
Genel Cerrahi Kliniği'nde Doç. Dr. Orçun Yalav ve Öğr. Gör. Dr. İshak Aydın tarafından muayene edilen hastanın durumu detaylıca incelendi. Uzman hekimler, karmaşık anatomik bölgelerde yer alan bu tür vakalarda robotik cerrahi kullanımının avantaj sağlayacağına karar vererek operasyonu planladı. Yaklaşık sekiz milimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde hastanın doku travması en aza indirildi ve operasyon sonrasında yoğun bakım sürecine gerek duyulmadı.
Ameliyat edilen hasta, işlemin ertesi gününden itibaren ayağa kalkarak yürümeye başladı ve bu hareketlilik iyileşme sürecini hızlandırdı. Daha önceleri klasik yöntemlerde on iki güne kadar uzayabilen hastanede kalış süresi, bu teknoloji sayesinde dört güne kadar geriledi. Serviste takip edilen hasta, yürüyüş yaptıkça kendisini çok daha iyi hissettiğini ifade ederek taburculuk aşamasına geldi.
Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Orçun Yalav, özellikle pelvis bölgesindeki zorlu kanser operasyonlarında küçük kesilerin hastalar için büyük rahatlık yarattığını belirtti. Açık ameliyatlardaki büyük kesilerin şiddetli ağrılara yol açtığını ve hastaların hareket etmekte zorlandığını vurgulayan Yalav, uygun vakalarda bu sürelerin ciddi oranda kısaldığını dile getirdi. Ayrıca rektum kanserinin artık daha erken yaşlarda da görülebildiğine dikkat çekerek aile öyküsü olanların tarama testlerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydetti.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Kanser tedavisinde geleneksel açık yöntemlerin yerini alan ileri teknoloji uygulamaları, hastaların iyileşme sürelerini on iki günden dört güne kadar düşürerek konforu artırıyor. Adana'daki üniversite hastanesinde gerçekleştirilen bu operasyon, küçük kesi avantajının doku travmasını azaltmadaki rolünü somut bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle risk grubundaki bireylerin tarama testlerini zamanında yaptırması, erken teşhisin yanı sıra bu tür modern cerrahi tekniklerin başarı şansını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Kaynak:
Yeni Şafak
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Adana Havalimanı otoparkında gerçekleştirilen Bağımsız Aile Festivali, ebeveynleri ve çocukları bağımlılıklara karşı bilinçlendirdi. Çeşitli atölyelerin yer aldığı etkinlikte, emniyet simülasyonları ve trafik eğitimleri ziyaretçilerle buluştu.
Festival, Adana Havalimanı otoparkında Valilik himayesinde ve Yeşilay Adana Şubesi öncülüğünde yapıldı.
Etkinlikte uçuş ve emniyet kemeri simülasyonları kurulurken çocuklara trafik eğitimleri verildi.
Vali Mustafa Yavuz, dijital platformlar ve akıllı cihazların kontrolsüz kullanımına karşı aileleri uyardı.
Adana'da bağımlılıkla mücadele kapsamında toplum bilincini artırmak amacıyla hayata geçirilen organizasyon, geniş bir katılımla kapılarını açtı. Valiliğin himayesindeki etkinlik, Yeşilay Adana Şubesi koordinasyonunda ve ilgili kurumların katkılarıyla Adana Havalimanı otopark alanında kuruldu. Güçlü aileler ile bağımlılıktan uzak yarınların hedeflendiği buluşmada, vatandaşlara zararlı alışkanlıklardan korunma yollarını anlatan bilgilendirici broşürler dağıtıldı.
Çocuklar ve anne babalar için tasarlanan çok sayıda atölye çalışması ile gösteri festival alanında renkli görüntüler oluşturdu. Emniyet ve jandarma teşkilatlarına ait araçlar, donanımlar ve teçhizatlar stantlarda sergilenerek gençlerin incelemesine sunuldu. Alandaki uçuş simülasyonu ile emniyet kemeri test cihazları katılımcıların deneyimine açılırken, çocuk yaş grubu için uygulamalı trafik eğitimleri gerçekleştirildi.
Etkinlikte sahne alan öğrencilerin seslendirdiği türküler, protokol üyeleri tarafından duygusal anlarla karşılandı. Vali Mustafa Yavuz, müzik dinletisinin kendisine 9 Haziran 2017 tarihinde terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Şenay Aybüke Yalçın'ı hatırlattığını ifade etti. Yalçın'ı rahmet ve minnetle yad eden Yavuz, ailenin bağımlılıkla mücadeledeki merkezî konumuna dikkat çekti.
Günümüz çocuklarının dijital mecralarda ve sosyal ağlarda karşılaştığı gizli tehlikelere değinen Vali Yavuz, evlatların ekran başında yaptığı faaliyetlerin yakından denetlenmesi gerektiğini vurguladı. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar üzerinden oynanan oyunların yaratabileceği risklere işaret eden Yavuz, uyuşturucu ve tütün gibi maddelerin yanı sıra dijital bağımlılığa karşı da ciddi bir uyanıklık çağrısı yaptı.
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ise genç nesilleri riskli alışkanlıklardan korumak adına onların sanatsal ve sportif yeteneklerini geliştirecek yeni imkanlar sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi. Yeşilay Adana Şube Başkanı Yunus Emre Yıldırım da devletin sosyal yüzünü ve koruyucu gücünü ailelerle buluşturduklarını belirterek organizasyonun birlikteliği pekiştirdiğini kaydetti.
AI YORUMU
Vali Mustafa Yavuz'un dijital mecralardaki denetimsizlik vurgusu, modern ebeveynliğin en kritik açığına parmak basıyor. Tablet ve akıllı telefonların serbestçe teslim edildiği evlerde, arka odalarda yaşanan sanal etkileşimler kontrol edilemediği takdirde geleneksel mücadele yöntemleri yetersiz kalacaktır. Fiziksel stantlar ve simülasyonlar ne kadar cazip olursa olsun, asıl koruma duvarı ev içindeki dijital farkındalıkla örülmek zorundadır; aksi halde uyuşturucu kadar dijital bağımlılık da gençlerin önündeki en büyük tehdit olmayı sürdürecektir.
Kırk altı yaşındaki eski model Gisele Bündchen, Miami Beach'te sağ ayağında medikal botla ve koltuk değnekleri kullanırken görüntülendi. Muhabirlerin yönelttiği soruları yanıtlamaktan kaçınan ünlü isim, sağlık durumuyla ilgili herhangi bir bilgilendirme yapmadı.
Kırk altı yaşındaki Gisele Bündchen Miami Beach'te sağ ayağında medikal botla görüntülendi
Yoğun egzersiz programı yürüten modelin spor sırasında sakatlandığı tahmin ediliyor
Şubat ayında çocuk dünyaya getiren Bündchen geçtiğimiz aralıkta evlenmişti
Moda dünyasının tanınan simalarından Gisele Bündchen, Miami Beach sokaklarında objektiflere takıldı. Sağ ayağında medikal bot bulunan ve koltuk değneklerinden destek alan ünlü modelin bu hali dikkat çekti. Basın mensuplarının yönelttiği sorular karşısında sessiz kalmayı tercih eden model, herhangi bir açıklama yapmadan uzaklaştı.
Formunu korumak amacıyla yaptığı yoğun egzersizler ve spor rutinleriyle bilinen kırk altı yaşındaki ismin, bu antrenmanlar sırasında sakatlık geçirdiği düşünülüyor. Yaşamının her döneminde fiziksel aktivitelere ayrı bir yer veren model, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamalarda sporun kendisi için büyük bir zevk olduğunu dile getirmişti. Sörf, kürek sörfü ve voleybol gibi farklı branşlarla ilgilenen isim, bu anları varoluş biçimi olarak nitelendirmişti.
Özel hayatındaki son dönem gelişmelerle de adından söz ettiren Brezilyalı isim, şubat ayında jiu jitsu eğitmeni sevgilisi Joaquim Valente ile olan birlikteliğinden bebek sahibi olmuştu. Ardından aralık ayında aile arasında kıyılan sade bir nikahla hayatını birleştiren ünlü model, kırklı yaşlarında yeniden anne olmanın kendisi için ayrı bir mutluluk olduğunu ifade etmişti. Eski eşi Tom Brady'den iki çocuğu bulunan model, başkalarının bakış açılarından bağımsız bir hayat sürdüğünü belirtmişti.
Sağlık durumu hakkındaki belirsizlik sürerken, modelin yakın zamanda antrenmanlarına ara verip vermeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor. Yoğun temposu ve spor düşkünlüğüyle tanınan ismin yaşadığı bu talihsiz sakatlığın antrenman düzenini nasıl etkileyeceği ise henüz bilinmiyor. Yetkililerden veya modelin menajerlik ekibinden konuya dair resmi bir açıklama bekleniyor.
AI YORUMU
Aktif bir yaşam tarzını benimseyen tanınmış isimlerin yaşadığı bu tür sakatlıklar, yoğun fiziksel rutinin getirdiği riskleri net biçimde ortaya koyuyor. Kırk altı yaşındaki modelin spor odaklı günlük akışı, vücuda binen yükün artmasıyla birlikte benzer kazalara zemin hazırlayabiliyor. Sporu hayatının merkezine koyan bireyler için bu tür fiziksel engeller, antrenman temposunda zorunlu bir yavaşlamayı beraberinde getiriyor.
Diyarbakır'da yaşayan iki çocuk annesi Kübra Aygül, geçirdiği COVID-19 enfeksiyonunun ardından açlık duyusunu tamamen yitirdi. Beş yıldır hiçbir şey yiyemediğini belirten genç kadın, hayatta kalabilmek için yalnızca ayran tüketip ekmek yiyor.
Kübra Aygül, 2021 yılında geçirdiği COVID-19 sonrasında açlık hissini kaybetti.
Beş yıldır süren rahatsızlığı nedeniyle sadece ayran ve ekmekle beslenebiliyor.
Çok sayıda hastane ve farklı tıbbi branşa başvurmasına rağmen kesin bir teşhis konulamadı.
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde ikamet eden yirmi dokuz yaşındaki Kübra Aygül, yaşamını altüst eden olağanüstü bir sağlık sorunuyla mücadele ediyor. İki çocuk annesi kadın, iki bin yirmi bir yılında koronavirüs enfeksiyonu atlattıktan sonra vücudundaki açlık mekanizmasının tamamen devre dışı kaldığını belirtti. Aradan geçen uzun zamana rağmen durumunda hiçbir iyileşme görülmeyen Aygül, sürekli bir tokluk hissiyle yaşadığını ifade ediyor.
Yemek kokularına dahi tahammül edemediğini, en ufak bir lokma girişiminde şiddetli mide bulantısı yaşadığını dile getiren Aygül, vücudu besinsiz kaldığı için günlük işlerini yapamayacak kadar güçsüzleşti. Sekiz ve beş yaşlarındaki iki çocuğunun bakımını tek başına üstlenemeyen genç kadına, yaşlı annesi ile kız kardeşi destek oluyor. Aile bireylerinin yardımı olmadan ayakta durmasının imkansız olduğunu vurgulayan hasta, yaşadığı çaresizliği gözler önüne seriyor.
Şifa bulabilmek umuduyla gastroenteroloji, dahiliye, genel cerrahi ve psikiyatri dahil olmak üzere pek çok farklı tıbbi bölüme başvuran Aygül, bugüne kadar net bir tanı alamadı. Kendisine çölyak testi dahil olmak üzere çok sayıda kan tahlili, endoskopi ve kolonoskopi yapıldığını, ancak tüm sonuçların temiz çıktığını aktardı. Tahlil sonuçlarında herhangi bir bulguye rastlanmaması nedeniyle hekimlerin de tedavi sürecinde ellerinin kolunun bağlandığını dile getirdi.
Sağlığına yeniden kavuşup doyasıya yemek yiyebileceği günlerin hayalini kuran Aygül, beş yıldır sadece hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ölmemek ve ayakta kalabilmek adına zorla tükettiği ayran ve ekmek dışındaki gıdaları midesinin kesinlikle kabul etmediğini söyledi. Uzmanlardan ve benzer bir sendromu atlatmış kişilerden yardım talep eden mağdur anne, sesini duyurarak tıbbi bir çözüm bulunmasını istiyor.
AI YORUMU
Kübra Aygül'ün yaşadığı bu sıra dışı durum, pandeminin bıraktığı uzun vadeli ve anlaşılması güç nörolojik ile metabolik etkilerin karmaşıklığını açıkça gösteriyor. Tıp dünyasının henüz tam olarak çözemediği bu tür post-viral sendromlar, hastaların sadece fiziksel sağlığını değil, tüm sosyal hayatını ve aile dinamiklerini derinden sarsıyor. Birçok farklı branşta yapılan tetkiklerin sonuçsuz kalması, nadir görülen bu tür vakalarda multidisipliner ve özel araştırma merkezlerinin devreye girmesinin ne denli elzem olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye'de ortalama menopoz yaşının 46 ile 48 arasında değiştiği belirtilirken genetik faktörlerin süreci belirlemede ilk sırada yer aldığı ifade edildi.
Türkiye'de ortalama menopoz yaşı 46 ile 48 arasında değişiyor.
Genetik yatkınlık menopoz yaşını belirleyen en önemli etken.
Osteoporoz uzun yıllar boyunca herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor.
Kadın hastalıkları uzmanları, üreme döneminin sona ermesiyle ortaya çıkan menopoz sürecinin fizyolojik boyutlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye sınırları içinde kadınların ortalama bu döneme giriş yaşının kırk altı ile kırk sekiz arasında değiştiği aktarıldı. Sürecin ne zaman başlayacağını tayin eden en temel unsurun ise genetik yatkınlık olduğu, özellikle anneye ait menopoz yaşının güçlü bir gösterge kabul edildiği vurgulandı.
Uzmanlar; kronik rahatsızlıklar, uzun süreli stres, tütün ürünleri tüketimi, kemoterapi uygulamaları ve cerrahi operasyonlarla yumurtalıkların alınmasının da bu süreci erkene çekebileceğini belirtti. Bu dönemde vücutta sıcak basmaları, ruh hali değişimleri ve odaklanma problemleri gibi çeşitli belirtilerin görülebildiği aktarıldı. Yaşam kalitesini düşüren durumlarda uzman kontrolünde hormon tedavisi gibi alternatiflerin değerlendirilebileceği ifade edildi.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları ise menopoz sonrasında sıklıkla karşılaşılan osteoporoz yani kemik erimesi tehlikesine dikkat çekti. Kemiklerin mineral yoğunluğunun düşmesiyle birlikte kırılganlığın arttığı, bu durumun yıllarca sessizce ilerleyebileceği kaydedildi. Hastanın herhangi bir ağrı hissetmese bile kemik kütlesinde ciddi kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunuldu.
Kemik sağlığını korumanın yolları arasında dengeli beslenme ve düzenli hareket etmenin ilk sıralarda yer aldığı bildirildi. Yürüyüşün yanı sıra kas kuvvetini artıran egzersizlerin düşme riskini azalttığına işaret edildi. Ayrıca kalsiyum ile protein tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiği, D vitamini düzeylerinin kontrol edilerek doktor tavsiyesiyle takviye alınabileceği dile getirildi.
AI YORUMU
Kadın sağlığında erken teşhisin önemi Prof. Dr. Sena Tolu'nun vurguladığı gibi sessiz ilerleyen osteoporoz vakalarında hayat kurtarıcı olabiliyor. Özellikle 46-48 yaş aralığındaki kadınların genetik geçmişlerini göz önünde bulundurarak düzenli taramalardan geçmesi ileride yaşanabilecek kırık risklerini büyük ölçüde önleyebilir. Toplum genelinde bu dönemin doğal bir süreç olduğunun bilinmesi ve doğru beslenme alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren kazanılması gerekiyor.