Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Dünya
ABD Seçimlerine 16 Gün Kala Yapılan Anketler Trump Ekibini Endişelendirdi
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: CNN Türk
Özet
Kasım ayında sandık başına gidecek olan Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni kamuoyu yoklamaları, Cumhuriyetçi cephede huzursuzluğa yol açtı. Temsilciler Meclisi yarışında Demokratların öne geçmesi ve Başkan Trump'ın güvenoyunun gerilemesi dikkat çekti.
Öne çıkanlar
ABD'de seçimlere sadece 16 gün kala yeni anket sonuçları yayımlandı.
Halkın yüzde 36'sı Donald Trump'ın başkanlık performansına onay veriyor.
Seçmenlerin yüzde 54'ü Kongre seçimlerinde tercihini Demokratlardan yana kullanacağını belirtti.
Haberin Detayı
Amerika Birleşik Devletleri genelinde seçmenlerin sandık başına gitmesine sayılı günler kala, kamuoyu araştırma şirketlerinin paylaştığı son veriler siyasi dengelerin değişebileceğini işaret ediyor. Fox News kanalı öncülüğünde gerçekleştirilen son araştırma, Cumhuriyetçi Parti yönetiminin ve bizzat Beyaz Saray'ın kaygılanmasına neden olan sonuçları ortaya koydu. Vatandaşların en temel gündem maddelerini devlet içerisindeki yolsuzluk olayları, yüksek enflasyon rakamları ve istasyonlardaki akaryakıt giderleri oluşturuyor.
Paylaşılan oranlara göre halkın ezici bir çoğunluğu ekonomideki gidişattan ve artan maliyetlerden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Katılımcıların yüzde seksen beşi enflasyon sorunundan ciddi şekilde kaygı duyarken, yüzde seksen üçlük kesim ise pompada el yakan akaryakıt ücretlerinden şikayetçi olduğunu belirtiyor. Bu temel ekonomik ve yönetsel konularda Demokrat Parti'ye duyulan güvenin rakip partiye kıyasla daha yüksek seviyede seyretmesi, iktidar kanadındaki oy kaybının derinleştiğini gösteriyor.
Araştırma detaylarında en çok dikkat çeken noktalardan biri de Başkan Donald Trump'ın kişisel güvenoyu oranı oldu. Kurumun 2017 yılından bu yana düzenlediği anket serileri arasında en dip noktaya gerileyen oran yüzde otuz altı olarak kaydedildi. Özellikle yıllık hane halkı geliri elli bin doların altında kalan kesimler, üniversite diploması olmayanlar ve azınlık seçmenler arasındaki destek kaybının belirgin biçimde artması, tabanın ekonomik sıkıntılar nedeniyle tepkili olduğunu doğruluyor.
Seçmen eğilimlerindeki bu değişim Kongre yarışına da doğrudan yansımış durumda. Katılımcıların yüzde elli dördü Temsilciler Meclisi'ndeki sandıklarda oylarını Demokrat adaylara vereceğini beyan ederken, Cumhuriyetçileri destekleyeceğini söyleyenlerin oranı yüzde kırk beşte kaldı. Her on seçmenden yedi tanesinin mevcut yönetime bir mesaj göndermek amacıyla sandığa gideceğini ifade etmesi, yaklaşan seçimlerin idari kadro için sert bir hesaplaşmaya sahne olacağını gösteriyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yayımlanan son oranlar, ekonomik sıkıntıların ve artan enflasyonun sandık sonuçlarını doğrudan belirleyebileceğini net bir şekilde kanıtlıyor. Özellikle yıllık geliri elli bin doların altındaki dar gelirli kesimin desteğini çekmesi, Cumhuriyetçi stratejistlerin kampanya taktiklerini acilen gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Önümüzdeki günlerde adayların ekonomi politikaları üzerindeki söylemlerini sertleştirmesi ve kararsız seçmeni ikna etmek için yeni adımlar atması bekleniyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
ABD Başkanı Donald Trump'ın beş günlük Beyaz Saray Sözcüsü Katie Zacharia, bir röportaj esnasında görevden alındığını öğrendi. Odadan ayrıldıktan sonra bir daha geri dönmeyen Zacharia'nın kısa süren mesaisi, ilk basın toplantısındaki performans tartışmalarının ardından son buldu.
Katie Zacharia'nın Beyaz Saray sözcülüğü sadece beş gün sürdü.
Röportaj sırasında JD Vance ile görüşme çağrısı alarak odadan ayrıldı.
13 Ekim'deki ilk basın toplantısındaki performansıyla eleştirilmişti.
Amerika Birleşik Devletleri siyaset kulislerinde şaşkınlık yaratan bir ayrılık haberi yaşandı. Başkan Donald Trump'ın ekibine katılan yeni Beyaz Saray Sözcüsü Katie Zacharia'nın mesaisi oldukça kısa sürdü. Göreve gelişinin üzerinden yalnızca beş gün geçen isim, medya kuruluşlarına verdiği demeçler sırasında görevinden alındı.
Basına yansıyan bilgilere göre Zacharia, Wall Street Journal muhabirlerinin sorularını yanıtlamak üzere makam odasındaydı. Bu esnada Trump'ın yakın danışmanlarından Jason Miller odaya gelerek Başkan Yardımcısı JD Vance'in kendisiyle görüşmek istediğini iletti. Görüşme talebi üzerine masadan kalkıp dışarı çıkan sözcü, bir daha geri dönmedi.
Eski sözcünün beş günlük görev süresi boyunca yaşadığı krizler bununla sınırlı kalmadı. 13 Ekim tarihinde kameralar karşısına geçerek yaklaşık 14 dakika süren tek basın toplantısını düzenleyen Zacharia, performansıyla eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Ayrıca avukatlık sınavını geçememiş olmasına rağmen kendisini avukat olarak tanıtması da kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı.
Ayrılığın hemen öncesinde Başkan Trump'ın kendisine yönelttiği uyarı niteliğindeki ifadeler de dikkat çekti. Trump'ın sürece dair yaptığı açıklamada sözcüye "Senin yerinde olsam bir kez daha düşünürdüm" dediği ortaya çıktı. Yaşananların ardından istifasını duyuran Zacharia ise konuya dair yaptığı açıklamada Trump için çalışmanın kendisi açısından bir onur olduğunu belirtti.
AI YORUMU
Beş gün gibi inanılmaz kısa bir sürede yaşanan bu ayrılık, Washington yönetimindeki iç dinamiklerin ve basın iletişimindeki kırılganlığın ne denli yüksek olduğunu açıkça gösteriyor. Wall Street Journal röportajı sırasında araya giren danışman hamlesi, Beyaz Saray'daki ani karar mekanizmalarının ve kriz yönetiminin sıra dışı doğasını gözler önüne seriyor. İlerleyen günlerde yeni sözcünün kim olacağı ve Trump yönetiminin iletişim stratejisinde nasıl bir yol izleyeceği Washington'da merakla izlenecektir.
Fransa'nın başkenti Paris başta olmak üzere birçok şehirde hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösteriler şiddet olaylarına sahne oldu. Eylemlerde bini aşkın kişi gözaltına alınırken, polisle çatışmalar sırasında tarihi binalar ve araçlar ateşe verildi.
Ülke genelindeki gösterilerde 1200'den fazla kişi gözaltına alındı.
Limoges kentindeki 143 yıllık tarihi belediye binası yakılarak büyük ölçüde zarar gördü.
Olaylar sırasında 150 polis memuru yaralandı.
Fransa genelinde uzun süredir devam eden ekonomik sıkıntılar, farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla sokak hareketlerine dönüştü. Hayat pahalılığını protesto eden sarı yeleklilere liseliler, çiftçiler ve iklim aktivistleri de destek verdi. Paris'teki Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan kalabalık ile güvenlik güçleri arasında gün boyu süren çatışmalar yaşandı.
Protestolar sadece başkentle sınırlı kalmayarak Marsilya, Lyon, Rennes ve Lille gibi büyük merkezlere de sıçradı. Lyon'da bir mağazanın yağmalanmasının ardından turizm ofisi ateşe verildi. Saint-Etienne şehrindeki müdahalelerde ise bir gösterici ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
Eylemlerin en ağır bilançolarından biri Limoges'da gerçekleşti. Maskeli gruplar tarafından hedef alınan 143 yıllık tarihi belediye binası, polis aracının ateşe verilmesinin ardından çıkan yangında büyük hasar gördü ve yapının yalnızca batı kanadı ayakta kalabildi.
Siyasî arenada da tartışmalara yol açan olaylar sonrasında Başbakan Sébastien Lecornu, güvenlik güçlerinin yoğun bir şiddet dalgasıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Muhalefet kanadında ise aşırı sağcı lider Marine Le Pen ile solcu lider Jean-Luc Mélenchon karşılıklı suçlamalarda bulundu.
AI YORUMU
1200'den fazla kişinin gözaltına alındığı ve 143 yıllık bir belediye binasının küle döndüğü bu tablo, Fransa'daki toplumsal gerilimin ekonomik temellerin çok ötesine geçtiğini gösteriyor. Siyasi aktörlerin olayları yatıştırmak yerine birbirlerini suçlaması, sokaktaki öfkenin yakın zamanda dinmeyeceğini ve güvenlik politikalarının daha da sertleşeceğini işaret ediyor.
İranlı Tuğgeneral İbnu'r Rıza, Donald Trump'ın olası bir askeri müdahalede dev mühimmatları kullanma imasına sert yanıt verdi. Rıza, Amerikan yönetiminin atacağı böylesi bir askeri adımın Washington'ın itibarını, seçim dengelerini ve doğrudan ABD ekonomisini sarsacağını savundu.
İbnu'r Rıza, olası saldırının ABD ekonomisini ve seçim hesaplarını vuracağını belirtti.
Donald Trump, İran senaryolarında nükleer silah yerine devasa konvansiyonel bombaları işaret etti.
Bahsi geçen 9 bin 800 kilogramlık GBU-43/B, nükleer olmayan en ağır mühimmat.
İran ordusundan Tuğgeneral İbnu'r Rıza, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer olmayan en büyük sığınak delici mühimmatı işaret eden tehditlerine sosyal medya üzerinden yanıt verdi. İbnu'r Rıza, sahaya sürülecek bombanın adının ya da teknik ebatlarının hiçbir ağırlığı olmadığını belirterek, askeri bir hamlenin asıl faturasının doğrudan Washington yönetimine çıkacağını ileri sürdü.
Açıklamasında doğrudan Amerikan siyasetini hedef alan İranlı komutan, Washington'ın bölgedeki manevra alanını Tahran'ın füze gücünün kısıtladığını ifade etti. İbnu'r Rıza, girişilecek bir askeri maceranın küresel ölçekte ABD'nin itibarını zedeleyeceğini, aynı zamanda Amerikan iç politikasındaki seçim dengeleri ile finansal göstergeleri derinden sarsacağını savundu.
İki ülke arasındaki gerilim, Trump'ın Newsmax televizyonunda İran'a yönelik senaryoları değerlendirmesiyle alevlendi. Program sunucusunun taktik nükleer silahların masada olup olmadığı yönündeki sorusunu geri çeviren Trump, nükleer başlıklara başvurulmayacağını fakat askeri literatürde 'bombaların anası' olarak bilinen sistemin devreye sokulabileceğini söylemişti.
Amerikan basınından CNN ve CBS News gibi yayın organları, Beyaz Saray yönetiminin Tahran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak amacıyla GBU-43/B mühimmatını seçenekler arasına aldığını iddia etmişti. Yaklaşık 9 bin 800 kilogram ağırlığındaki bu devasa bomba, Amerikan envanterindeki nükleer nitelik taşımayan en yıkıcı mühimmat sayılıyor. Silah ilk ve tek operasyonel kullanımını Nisan 2017'de Afganistan'daki sığınak tünellerine karşı görmüştü.
AI YORUMU
GBU-43/B gibi 9 bin 800 kilogramlık ağır mühimmatların diplomatik çözümler yerine bir baskı unsuru yapılması, Orta Doğu kaynaklı enerji maliyetlerini ve küresel lojistiği doğrudan riske sokuyor. Tuğgeneral Rıza'nın askeri tehditlere Amerikan enflasyonu ve seçim sandığı üzerinden karşılık vermesi, Tahran'ın Washington'ı en kırılgan hissettiği finans cephesinden vurmak istediğini gösteriyor. Trump'ın nükleer dışı devasa bombalarla caydırıcılık kurma çabası, Hürmüz Boğazı hattındaki sigorta primlerini ve petrol fiyatlarını tırmandırabilir.
Amerika Birleşik Devletleri genelinde binlerce yurttaş, Donald Trump yönetimini protesto etmek için meydanlara indi. Washington, New York ve Los Angeles gibi büyük şehirlerde düzenlenen yürüyüşlerde 3 Kasım ara seçimleri öncesi sandığa gitme çağrısı yapıldı. Göstericiler özellikle göçmenlik adımlarına ve dış politika kararlarına tepki gösterdi.
Washington, New York ve Los Angeles dahil çok sayıda kentte protestolar yapıldı.
Eylemciler 3 Kasım ara seçimleri öncesinde erken oy kullanma çağrısında bulundu.
Washington'da toplanan kalabalık Beyaz Saray'dan Kongre Binası'na doğru yürüdü.
Amerika Birleşik Devletleri'nin dört bir yanında toplanan binlerce kişi, Donald Trump yönetiminin icraatlarına tepki göstermek üzere meydanları doldurdu. 'Krallara Hayır' adı altında bir araya gelen kitleler, başta başkent Washington olmak üzere New York, Los Angeles ve Chicago sokaklarında seslerini yükseltti. Göstericiler, yönetimin otoriter eğilimler sergilediğini ve ülkeyi militarist bir yöne sürüklediğini öne sürdü.
Başkent Washington'da bir araya gelen protestocular, Beyaz Saray çevresinden ABD Kongre Binası'na doğru sloganlar eşliğinde yürüdü. Lincoln Anıtı civarında toplanan gruplar, erken oy kullanma hakkının korunmasını talep eden dövizler taşıdı. Gösteriler sırasında müziğin ritmine eşlik eden kalabalıklar barışçıl bir atmosferde tepkilerini dile getirdi.
New York'taki Washington Square Park'ta düzenlenen eylemde ise Trump yönetiminin sınır dışı uygulamaları, sertleşen göçmenlik politikaları ve İran'a yönelik askeri hamleleri hedef alındı. Benzer eylemler California, Texas, Georgia, Arkansas ve West Virginia eyaletlerindeki çeşitli merkezlerde de eş zamanlı olarak hayata geçirildi.
Gösterilerin koordinasyonunu üstlenen No Kings platformu, yaklaşan 3 Kasım ara seçimleri öncesinde seçmenlerin hür iradeleriyle sandığa gitmesi gerektiğini belirtti. Organizasyon yetkilileri, seçim sürecine duyulan güvenin sarsılmaması ve hiçbir seçmenin engellemelerle karşılaşmaması yönündeki taleplerini kamuoyuyla paylaştı.
AI YORUMU
3 Kasım ara seçimlerine giden süreçte sokak hareketliliğinin doğrudan sandık çağrısıyla birleşmesi, Beyaz Saray üzerindeki toplumsal baskının boyutunu gösteriyor. İran operasyonları ve göçmenlik krizinin sahadaki muhalefeti konsolide ettiği açıkça görülüyor. Washington ve New York gibi metropollerdeki bu kitlesel katılım, sandık güvenliği tartışmalarını doğrudan eyalet meclislerinin gündemine taşıyacaktır.