Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
ABD ekonomisinde ekim ayı alarmı: Şirketler fiyat artışına gidiyor
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Paratic Haber
Özet
ABD'de ekonomik faaliyetler ekim ayında hafifçe yavaşlarken, canlı talep ile artan maliyetler enflasyon üzerindeki baskıları güçlendirdi. S&P Global verilerine göre fiyat artışlarının kalıcılığına dair endişeler devam ediyor.
Öne çıkanlar
Ekim ayında Bileşik PMI Üretim Endeksi 57,6 seviyesine geriledi.
Yeni siparişler endeksi mart 2022 döneminden bu yana en yüksek düzeye ulaştı.
Fed'in kasım toplantısında faizleri sabit tutması bekleniyor.
Haberin Detayı
Amerikan ekonomisinde son çeyrek hareketli bir başlangıç yaparken, ekim ayında iktisadi faaliyetlerde sınırlı bir ivme kaybı görüldü. S&P Global tarafından yayımlanan öncü göstergeler, büyüme eğiliminin sürdüğünü ancak fiyat artışlarının kalıcı olacağına yönelik kaygfların da beraberinde geldiğini ortaya koydu.
İmalat ve hizmet kollarını kapsayan Bileşik PMI Endeksi, bir önceki ayın 58,4 puanlık seviyesinden ekimde 57,6 puana geriledi. Beş yılın zirvesinden bir miktar uzaklaşan bu oran, 50 eşik sınırının üzerinde kalmayı başararak ekonomik büyümenin devam ettiğine işaret etti.
Ekonomideki hafif yavaşlamaya rağmen tüketici ve şirket talebi yüksek seyrini korumayı başardı. Yeni siparişler endeksi 58,2 değerine yükselerek mart 2022 tarihinden bu yana en yüksek noktasına çıkarken, bu artışta stok artırma çabaları ve hizmet sektöründeki iç talep etkili oldu.
Raporun en dikkat çeken yönü ise işletmelerin satış fiyatlarında uyguladığı yukarı yönlü revizyonlar oldu. Üretim fiyatları endeksi 59,8 seviyesine tırmanarak ağustos 2022 döneminden beri en yüksek düzeyini kaydetti ve tedarik zincirindeki uzayan teslimat süreleri maliyetleri yukarı çekti.
Uzman değerlendirmelerine göre dar boğazlar ve biriken siparişler, işletmelerin artan giderleri doğrudan müşterilere yansıtmasını kolaylaştırıyor. Eylül ayında atılan 25 baz puanlık faiz artışının ardından, piyasa aktörleri merkez bankasının gelecek hafta faizleri sabit bırakmasını öngörüyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Güçlü talebin enflasyonu beslediği bu tabloda, merkez bankasının atacağı adımlar piyasaların yönünü belirleyecek en temel unsur konumundadır. Tedarik zincirindeki aksamaların maliyetleri artırması, şirketlerin fiyat artırma eğilimini doğrudan destekliyor. Yüksek faiz oranlarının tüketici harcamalarını ne ölçüde soğutacağı, önümüzdeki dönemin en kritik sorusudur. Eğer talep yavaşlamazsa, enflasyonla mücadele süreci beklenenden uzun sürebilir ve ek sıkılaştırma tedbirleri gündeme gelebilir.
Kaynak:
Paratic Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
ABD ekonomisi ekim ayında büyümesini sürdürürken ivme kaybetti ve öncü bileşik PMI 57,6'ya geriledi. Buna karşın imalat sanayi PMI 56,0 seviyesine çıkarak son 53 ayın en yüksek oranını kaydetti.
Bileşik PMI 57,6'ya gerilerken hizmet sektörü PMI 57,9 oldu.
Satış fiyatlarındaki artış Ağustos 2022'den bu yana en hızlı hıza ulaştı.
Amerikan ekonomisinde ekim ayı itibarıyla ekonomik faaliyetler artmaya devam etse de genel büyüme hızında bir yavaşlama görüldü. S&P Global tarafından yayımlanan öncü Satınalma Yöneticileri Endeksi verileri, yılın dördüncü çeyreğinin başında güçlü seyrin korunduğunu ancak maliyet kaynaklı baskıların da belirginleştiğini ortaya koydu. İmalat ve hizmet kollarını kapsayan öncü bileşik endeks 58,4 seviyesinden 57,6 değerine geriledi.
Söz konusu düşüşe rağmen endeks, Mart 2022 döneminden bu yana ölçülen en güçlü ikinci ekonomik faaliyet artışına işaret etmeyi sürdürdü. Hizmet sektörü endeksi de benzer şekilde gerileyerek iki ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Buna karşılık imalat sanayi üretim göstergesi hafif bir düşüş yaşarken, manşet imalat endeksi yükseliş gösterdi ve Mayıs 2022 tarihinden bu yana en güçlü iyileşme kaydedildi.
Rapor, mal ve hizmet sektörlerindeki satış fiyatlarının Ağustos 2022 tarihinden bu yana en hızlı artış eğilimine girdiğini belirtti. Şirketlerin girdi maliyetleri yüksek seyrini korurken, anket katılımcıları enerji, yakıt, navlun ve petrol bazlı girdilerdeki zamların masrafları büyüttüğünü bildirdi. Çelik, bakır ve alüminyum gibi hammaddelerde gümrük tarifeleri ile arz sıkıntıları fiyat artışlarını tetikledi.
Tedarikçilerin teslimat süreleri 2022 yılından beri en belirgin şekilde uzarken bu tabloda malzeme kıtlığı, sevkiyat aksaklıkları ve iş gücü açığı etkili oldu. Yeni sipariş büyümesi dört buçuk yılı aşkın sürenin zirvesine çıkarken, ihracat siparişleri de Mayıs 2022 tarihinden bu yana en yüksek artış oranını yakaladı. İstihdam tarafında ise imalat sanayi Mart 2012 sonrasındaki en yüksek seviyeyi gördü.
S&P Global Market Intelligence Başekonomisti Chris Williamson, ekim verilerinin dördüncü çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 5'lik bir büyüme temposuna işaret ettiğini ifade etti. Williamson, enerji maliyetlerindeki artışların ve tedarik zinciri darboğazlarının tüketici enflasyonunu ABD Merkez Bankasının hedeflerinin üzerine taşıyabileceği konusunda uyarıda bulundu.
AI YORUMU
Merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde maliyet baskılarının yeniden tırmanması, faiz indirim döngüsünü sekteye uğratacak en büyük risk unsurlarından biridir. S&P Global verilerine göre satış fiyatlarının Ağustos 2022 seviyesine dönmesi, şirketlerin artan hammadde ve navlun masraflarını doğrudan tüketiciye yansıttığını gösteriyor. ABD ekonomisinin dördüncü çeyrekte yüzde 5 büyüme hızı yakalaması beklenirken, bu durumun enflasyonist baskıları körüklemesi kaçınılmaz görünüyor. Önümüzdeki aylarda küresel ticaret hatlarındaki tedarik sorunları çözülmezse, nihai tüketici fiyatlarındaki artış dalgası beklenenden uzun sürebilir.
Reuters anketine katılan ekonomistlerin büyük kısmı Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutacağını öngörüyor. Yılın son toplantısında ise bankanın faiz artırımına gitmesi bekleniyor.
Reuters anketine katılan 100 ekonomistin 94'ü ekim ayında faizlerin sabit kalmasını bekliyor.
Aralık ayındaki son toplantıda faiz artırılacağı yönündeki beklentiler tam bir konsensüse dönüştü.
Küresel finans çevrelerinin odaklandığı ABD Merkez Bankasının para politikası adımlarına dair yeni bir beklenti anketi kamuoyuyla paylaşıldı. On altı ile yirmi ekim tarihleri arasında yüz ekonomistin katkısıyla tamamlanan araştırma, analistlerin yılın kalanı için öngörülerinde belirgin bir uzlaşı sağlandığını gözler önüne serdi. Eylül ayında gerçekleştirilen önceki ankette aralık ayında faiz artışı yapılacağını öngörenlerin oranı yüzde ellinin altında kalırken, güncel veriler bu senaryonun ortak bir kabule evrildiğini işaret ediyor.
Araştırmaya katılan yüz uzmandan doksan dördü, yirmi yedi yirmi sekiz ekim tarihlerindeki toplantıda politika faizinin yüzde üç nokta yetmiş beş ile dört nokta sıfır sıfır aralığında sabit bırakılacağını belirtti. Buna karşın, bankanın sekiz dokuz aralık tarihlerindeki yıl sonu buluşmasında faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlar enflasyon dinamikleri ve makroekonomik veriler doğrultusunda bankanın daha agresif bir politika izlemek zorunda kalabileceğini ifade ediyor.
Katılımcıların yaklaşık yüzde altmışlık kesimi nihai politika faizinin yüzde dört nokta sıfır sıfır ile dört nokta yirmi beş aralığında tepe noktasına ulaşacağını öngörüyor. Öte yandan, parasal sıkılaşma döngüsünün tek bir hamleyle sınırlı kalmayacağını savunanların oranında da belirgin bir artış kaydedildi. Doksan iki uzmandan otuz sekizi en az iki ek faiz artışı yapılmasını beklerken, eylül ayında bu senaryoyu destekleyenlerin oranı yalnızca yüzde yirmi düzeyindeydi.
Piyasa aktörleri mevcut risklerin bankayı daha sert adımlar atmaya itebileceğini vurguluyor. Morgan Stanley ABD başekonomisti Michael Gapen, tablonun öngörülenden daha agresif hamleler gerektirebileceğini belirtirken, Mizuho Securities kıdemli ekononisti Alex Pelle ekim ayının pas geçilmesini hatalı bir hamle olarak nitelendirdi. Pelle, aralık toplantısında yirmi beş baz puanlık artışın yanı sıra elli baz puanlık daha güçlü bir sıkılaşma ihtimalinin de masada bulunduğunu ifade etti.
AI YORUMU
Piyasalarda oluşan bu tam uzlaşı, faiz patikasındaki belirsizliğin yerini temkinli bir bekleyişe bıraktığını gösteriyor. Uzmanların yüzde altmışlık kesiminin faizlerin yüzde dört nokta yirmi beş bandında zirve yapacağı öngörüsü, sıkılaşma döngüsünün sonuna yaklaşılmakta olduğunun sinyalini veriyor. Enflasyonist baskıların kalıcı olması durumunda gelişen piyasa varlıkları ve döviz kurları üzerinde yeni dalgalanmalar tetiklenebilir. Yatırımcıların aralık ayındaki karara kadar risk iştahını düşük tutması ve portföylerini olası şoklara karşı koruması gerekiyor.
ABD Merkez Bankası'nın ekim ayı para politikası toplantı takvimi resmiyet kazanırken küresel piyasalar Washington'dan gelecek açıklamalara odaklandı. Eylül ayı enflasyon verilerinin ardından yatırımcılar dolar, altın ve borsa üzerindeki olası adımları bekliyor.
Fed faiz toplantısı 27-28 Ekim 2026 tarihlerinde Washington'da gerçekleştirilecek.
Eylül ayı enflasyonunun beklentileri aşması yeni faiz artışı ihtimalini gündeme taşıdı.
Amerikan Merkez Bankası'nın para politikası hamleleri öncesinde küresel finans çevrelerinde hareketlilik hız kazandı. Son dönemde açıklanan eylül ayı enflasyon rakamlarının piyasa tahminlerinin üzerine çıkması, bankanın izleyeceği yola ilişkin belirsizlikleri artırdı. Yatırımcılar ve analistler, bu verilerin ardından faiz oranlarında yaşanabilecek olası değişimleri yakından takip ediyor.
Banka tarafından paylaşılan resmi takvime göre kritik toplantı 27 ile 28 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak. Kararın açıklanacağı gün olan 28 Ekim Çarşamba akşamı Türkiye saatiyle 21.00'de sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak. Hemen ardından saat 21.30'da ise Başkan tarafından basın toplantısı düzenlenecek.
Kurum, gerçekleştirdiği son toplantıda politika faizini 25 baz puan yukarı çekerek yüzde 3,75 ile 4,00 aralığına getirmişti. Bu hamlenin ardından yıl sonuna kadar yeni bir artış ihtimali aralık ayı için konuşulurken, enflasyon verilerinin beklentileri aşması takvimi öne çekebileceği tartışmalarını başlattı.
Piyasa aktörleri şimdi ekim toplantısından çıkacak karara ve verilecek mesajlara kilitlenmiş durumda. Altın, dolar ve küresel borsa endeksleri olası senaryolara göre şekillenirken, bankanın temkinli duruşunu koruyup korumayacağı mercek altında tutuluyor.
AI YORUMU
Para politikası süreçlerindeki bu tür veri odaklı sürprizler, yatırımcıların risk algısını doğrudan değiştiriyor. Eylül ayında açıklanan enflasyon oranlarının beklentileri aşması, aralık ayına bırakılması düşünülen adımların ekim toplantısında 25 baz puanlık bir artış ihtimalini masaya getirmesine yol açtı. Bu durum, altın ve dolar pozisyonu taşıyan bireysel ile kurumsal yatırımcıların küresel çapta pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Eğer banka temkinli politikasından saparsa, piyasalarda ani dalgalanmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir.
Küresel piyasalar ABD enflasyon verileri ve yapay zeka yatırımlarındaki gelişmelerle hareketli bir hafta geçirdi. Yükselen enerji maliyetleri enflasyonu son dört ayın en yüksek seviyesine taşırken, tahvil faizleri ve dolar endeksi düşüş kaydetti.
10 yıllık tahvil faizi 15 baz puan azalışla yüzde 5,09'a geriledi.
Küresel pay piyasaları ABD'de açıklanan enflasyon verileri, Orta Doğu jeopolitik riskleri ve yapay zeka alanındaki yatırımların etkisiyle dalgalı bir hafta geride bıraktı. Haftaya enerji arzı kaynaklı iyimserlikle başlansa da, hafta ortasında açıklanan enflasyon rakamları piyasaların yön arayışını değiştirdi. Rusya-Ukrayna hattı ve Orta Doğu'daki gelişmelerin tetiklediği enerji maliyeti artışları, tüketici fiyat endeksini yukarı çekti.
Tüketici fiyatlarındaki bu tırmanış sonrasında ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek dönemde faiz artırımlarına devam edebileceği beklentileri güç kazandı. Para piyasalarında Fed'in gelecek yılın sonuna kadar toplam üç kez faiz artırabileceği fiyatlansa da, tahvil faizleri ile dolar endeksi haftayı düşüşle kapattı. Çinli çip üreticisi CXMT'nin maliyet avantajlı çip geliştirme hamleleri de teknoloji hisselerinde satış baskısını derinleştirdi.
Yüksek faiz oranlarının yapay zeka yatırımlarını yavaşlatabileceği endişesi yatırımcıları devlet tahvillerine yöneltti. Bu kapsamda ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 15 baz puanlık düşüşle yüzde 5,09 seviyesine inerken, dolar endeksi ise 101,8 seviyesine gerileyerek dört haftalık yükseliş serisini noktaladı. Sektördeki rekabetin artması teknoloji şirketlerinin karlılıklarına yönelik kaygıları artırdı.
Gelecek hafta dünya genelinde açıklanacak ekim ayı öncü PMI verileri ile ABD'li teknoloji devleri Meta ve Tesla'nın bilançoları yatırımcıların odağında yer alacak. Fed yetkililerinin açıklamaları da para politikasının seyrine dair ipuçları vermeye devam ediyor. New York Fed Başkanı John Williams dezenflasyonist güçlerin devrede olduğunu belirtirken, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack ise fiyat istikrarı için kısıtlayıcı politikanın sürmesini savundu.
Fed'in bu ay faiz artırmayacağına yönelik beklentiler güçlü kalmaya devam etse de, ilerleyen toplantılara dair şahin tonlu öngörüler kıymetli metalleri baskıladı. New York borsasında S&P 500 ve Nasdaq düşüş yaşarken Dow Jones endeksi yükseliş kaydetti.
AI YORUMU
Teknoloji sektöründeki yüksek maliyet endişeleri, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırarak tahvil piyasasına yönelmesini tetikledi. Özellikle yüzde 5,09 seviyesine gerileyen 10 yıllık tahvil faizleri, borsalardaki risk iştahının zayıfladığını açıkça gösteriyor. Şirketlerin çip üretim maliyetlerindeki olası düşüşler rekabeti kızıştırırken, dev teknoloji firmalarının karlılık marjlarını doğrudan tehdit edebilir. Yatırımcıların önümüzdeki dönemde büyüme odaklı hisselerden uzaklaşıp nakit akışı güçlü projelere yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.