Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Dünya
ABD Başkan Yardımcısı Vance: İran saldırısında büyük hata yapıldı
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, katıldığı seçmen buluşmasında Kuveyt'teki askeri tesise düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden askerlerin konumlandırılmasında ciddi hatalar yapıldığını kabul etti. Yaşanan kayıpların ardından askeri birliklerin korunmasına yönelik uygulamaların gözden geçirildiğini belirtti.
Öne çıkanlar
Kuveyt'teki tesise düzenlenen İHA saldırısında altı Amerikan askeri hayatını kaybetti.
ABD Başkan Yardımcısı Vance askeri planlamada yanlış kararlar alındığını kabul etti.
Seçmen buluşmasında akaryakıt fiyatları ve göçmen politikaları da eleştirildi.
Haberin Detayı
ABD siyasetinin en üst kademelerinde yankı uyandıran gelişmeler, CBS News ekranlarında yayımlanan kapsamlı bir seçmen buluşmasında yaşandı. Michigan eyaletinde gerçekleştirilen programda, Trump yönetiminin iç ve dış politikaları seçmenler tarafından masaya yatırıldı. Karşılaşılan sert eleştiriler arasında dış politika hamlelerinin yanı sıra yükselen hayat pahalılığı ve göçmenlere yönelik uygulamalar başı çekti.
Programın en sarsıcı anı, Kuveyt'teki Amerikan askeri üssüne 1 Mart tarihinde düzenlenen insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Başçavuş Nicole Amor'un eşi Joey Amor'un yönelttiği sorularla yaşandı. Eşinin ölümünde yalnızca yabancı güçlerin değil, askeri yetkililerin de güvenlik açıklarından sorumlu olduğunu savunan Amor, yönetimden hesap sorulmasını talep etti. Vance, bazı bilgilerin üst kademelere ulaşmadığını belirterek yaşananların ardından birliklerin konuşlandırıldığı bölgelerde yanlış değerlendirmeler yapıldığını itiraf etti.
Ekonomi başlığı altında ise artan benzin fiyatları ve enerji piyasasındaki dalgalanmalar seçmenlerin tepkisini çekti. Vance, enerji maliyetlerindeki yükselişin temel sebebinin Orta Doğu bölgesindeki krizler olduğunu savunurken, önceki yönetim döneminde rafineri kapasitesinin zayıfladığını öne sürdü. Yönetim olarak fiyatları düşürmeye yönelik adımlar attıklarını ifade eden başkan yardımcısı, geçmişteki suçlamalar yerine mevcut ekonomik problemlere odaklanılması gerektiğini dile getirdi.
Tartışmaların bir diğer odak noktası ise sınır güvenliği ve göçmen ailelerin ayrılması uygulamaları oldu. Sınır politikalarının inanç değerleriyle bağdaşmadığını belirten bir Katolik rahibe karşı Vance, insani muamele ile güvenlik arasında denge kurma çabasında olduklarını savundu. Görevini kötüye kullanan personel hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü ve disiplin cezalarının uygulandığını sözlerine ekledi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Başçavuş Nicole Amor'un eşinin yönelttiği sorular, Beyaz Saray yönetiminin askeri operasyonlardaki güvenlik açıklarını kamuoyu önünde ilk kez bu kadar net doğrulamasına yol açtı. Özellikle Kuveyt'teki üs saldırısı gibi acı olayların ardından gelen bu itiraflar, Washington'ın Orta Doğu'daki askeri stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Önümüzdeki dönemde asker ailelerinin denetim mekanizmalarını daha sert şekilde sorgulaması kaçınılmaz görünüyor.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
ABD Başkanı Donald Trump'ın beş günlük Beyaz Saray Sözcüsü Katie Zacharia, bir röportaj esnasında görevden alındığını öğrendi. Odadan ayrıldıktan sonra bir daha geri dönmeyen Zacharia'nın kısa süren mesaisi, ilk basın toplantısındaki performans tartışmalarının ardından son buldu.
Katie Zacharia'nın Beyaz Saray sözcülüğü sadece beş gün sürdü.
Röportaj sırasında JD Vance ile görüşme çağrısı alarak odadan ayrıldı.
13 Ekim'deki ilk basın toplantısındaki performansıyla eleştirilmişti.
Amerika Birleşik Devletleri siyaset kulislerinde şaşkınlık yaratan bir ayrılık haberi yaşandı. Başkan Donald Trump'ın ekibine katılan yeni Beyaz Saray Sözcüsü Katie Zacharia'nın mesaisi oldukça kısa sürdü. Göreve gelişinin üzerinden yalnızca beş gün geçen isim, medya kuruluşlarına verdiği demeçler sırasında görevinden alındı.
Basına yansıyan bilgilere göre Zacharia, Wall Street Journal muhabirlerinin sorularını yanıtlamak üzere makam odasındaydı. Bu esnada Trump'ın yakın danışmanlarından Jason Miller odaya gelerek Başkan Yardımcısı JD Vance'in kendisiyle görüşmek istediğini iletti. Görüşme talebi üzerine masadan kalkıp dışarı çıkan sözcü, bir daha geri dönmedi.
Eski sözcünün beş günlük görev süresi boyunca yaşadığı krizler bununla sınırlı kalmadı. 13 Ekim tarihinde kameralar karşısına geçerek yaklaşık 14 dakika süren tek basın toplantısını düzenleyen Zacharia, performansıyla eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Ayrıca avukatlık sınavını geçememiş olmasına rağmen kendisini avukat olarak tanıtması da kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı.
Ayrılığın hemen öncesinde Başkan Trump'ın kendisine yönelttiği uyarı niteliğindeki ifadeler de dikkat çekti. Trump'ın sürece dair yaptığı açıklamada sözcüye "Senin yerinde olsam bir kez daha düşünürdüm" dediği ortaya çıktı. Yaşananların ardından istifasını duyuran Zacharia ise konuya dair yaptığı açıklamada Trump için çalışmanın kendisi açısından bir onur olduğunu belirtti.
AI YORUMU
Beş gün gibi inanılmaz kısa bir sürede yaşanan bu ayrılık, Washington yönetimindeki iç dinamiklerin ve basın iletişimindeki kırılganlığın ne denli yüksek olduğunu açıkça gösteriyor. Wall Street Journal röportajı sırasında araya giren danışman hamlesi, Beyaz Saray'daki ani karar mekanizmalarının ve kriz yönetiminin sıra dışı doğasını gözler önüne seriyor. İlerleyen günlerde yeni sözcünün kim olacağı ve Trump yönetiminin iletişim stratejisinde nasıl bir yol izleyeceği Washington'da merakla izlenecektir.
Fransa'da hayat pahalılığı ve kamu kesintilerine karşı sokağa çıkan 500 binden fazla eylemcinin gösterileri şiddet olaylarına dönüştü. Başkent Paris başta olmak üzere birçok kentte dünyaca ünlü lüks mağazalar yağmalanırken, yüzlerce kişi gözaltına alındı. Olaylar sırasında Limoges kentindeki 143 yıllık belediye binası da ateşe verildi.
Paris'te Céline, Dior, Hermès ve Apple Store gibi mağazalar yağmalandı.
Eylemlere sendikalar ve Sarı Yelekliler dahil 500 bini aşkın kişi katıldı.
Limoges kentindeki 143 yıllık tarihi belediye binası kundaklanarak yandı.
Fransa sokakları, artan enflasyon, akaryakıt zamları ve eğitim sistemindeki aksaklıklar sebebiyle son dönemin en sert kitlesel eylemlerine sahne oluyor. Öğrencilerin başlattığı tepki yürüyüşleri, sendikaların ve Sarı Yelekliler hareketinin desteğiyle hızla büyüyerek yarım milyonu aşkın kişinin katıldığı devasa bir protesto dalgasına dönüştü. Gösterilerin gece saatlerinde kontrolden çıkması üzerine Paris, Lyon, Marsilya ve Bordeaux gibi büyük merkezlerde günlük yaşam durma noktasına geldi.
Başkentin en gözde noktalarından Avenue Montaigne üzerinde yer alan lüks giyim devi Céline'in merkez mağazası, maskeli grupların hedefi oldu. Camları kırarak içeri giren şahıslar, vitrinlerdeki lüks ürünleri alarak kayıplara karıştı. Benzer yağma girişimleri Champs-Élysées çevresinde bulunan Dior, Hermès ve Apple Store gibi küresel markaların şubelerinde de kaydedildi. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler, güvenlik güçlerinin olayları kontrol etmekte zorlandığını gösterdi.
Fransa İçişleri Bakanlığı, ülke genelinde devam eden taşkınlıklarda yüzlerce kişinin yakalanarak gözaltına alındığını bildirdi. Paris Belediye Başkanlığı kent genelindeki hasarı sistemli bir tahribat olarak değerlendirirken, polis kuvvetleri toplanan kalabalıkları dağıtmak için basınçlı su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Mağazaların yanı sıra sokaklardaki araçlar da yakılarak kullanılamaz hale getirildi.
Şiddetin sıçradığı Limoges kentinde ise 143 yıllık geçmişe sahip tarihi belediye binası ateşe verildi ve yapı tamamen kül oldu. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde tırmanan bu sosyal gerilim, Fransız hükümeti üzerindeki siyasi baskıyı derinleştirirken lüks mağazaların bulunduğu cadde ve bulvarlarda güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.
AI YORUMU
Avenue Montaigne gibi küresel sermayenin simgesi sayılan noktalardaki yağmalar, ekonomik krizin toplumun alt katmanlarında yarattığı öfkenin boyutunu sergiliyor. Celine ve Dior gibi lüks markaların doğrudan hedef seçilmesi rastlantı değil; derinleşen gelir adaletsizliğine duyulan hıncın bir yansıması. Limoges belediye binasının yakılması ise göstericilerin kamu otoritesini doğrudan karşısına aldığını kanıtlıyor. Elysee Sarayı güvenlik önlemlerini artırsa bile, alım gücü düşüşüne kalıcı çare üretmedikçe sokaklardaki tansiyonu düşürmesi zor görünüyor.
Özbekistan seyahati öncesinde konuşan Rubio, küresel enerji piyasasındaki baskılara ve Hindistan gibi müttefiklerin tedarik süreçlerine dikkat çekti.
Trump yönetimi Rusya yaptırımlarını değerlendirmek için 60 günlük süre belirledi.
Hindistan'ın enerji tedarikini kısa sürede değiştirmesinin zor olduğu vurgulandı.
Starshield sistemine Ukrayna'nın erişimi bulunmadığı açıklandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Özbekistan'a hareketinden önce basına yaptığı değerlendirmelerde, Beyaz Saray'ın dış politika ve ticaret hamlelerine açıklık getirdi. Başkan Donald Trump'ın imzasıyla yürürlüğe giren ve Rusya'yı hedef alan yeni tedbirlerin askıya alınması kararının arkasındaki etkenleri paylaşan Rubio, küresel piyasaların alacağı tepkiyi ölçmek adına 60 günlük bir inceleme takviminin öngörüldüğünü bildirdi.
Söz konusu askıya alma kararının yalnızca Moskova yönetimini değil, aynı zamanda Rus enerji kaynaklarını satın almaya devam eden Hindistan gibi müttefik ülkeleri de kapsayan gümrük tarifesi düzenlemelerini içerdiğini aktardı. Enerji piyasalarındaki mevcut dalgalanmaların Hürmüz Boğazı, İran eksenli gelişmeler, Yemenli Husilerin eylemleri ve Ukrayna cephesindeki altyapı saldırıları gibi pek çok değişkenden beslendiğini ifade eden yetkili, Hindistan'ın arz çeşitlendirme çabalarında bulunduğunu ancak bu geçişin zaman alacağını kaydetti.
Açıklamalarının devamında teknoloji ve uydu ağları konusuna değinen Rubio, Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX şirketine ait Starlink sisteminin Ukrayna'daki hızının düşürülmesi yönünde Washington yönetiminden herhangi bir talimat gitmediğini netleştirdi. Starlink altyapısının ticari amaçlı olduğunu, ordu tarafından kullanılan versiyonun ise Starshield adını taşıdığını hatırlatan bakan, Kiev yönetiminin bu askeri sisteme erişim talebinde bulunduğunu fakat halihazırda böyle bir yetkilendirmenin olmadığını belirtti.
Bölgesel gerilimlere ve Batı Şeria'da yaşanan olaylara da değinen Rubio, Amerikalı bir gazetecinin saldırıya uğramasını sert bir dille eleştirerek İsrail makamlarından acil tedbir alınmasını talep ettiklerini dile getirdi. Başkan Trump'ın Batı Şeria'da yeni bir krizin patlak vermesini istemediğini vurgulayan Rubio, Ukrayna'daki savaşın coğrafi sınırları aşarak Avrupa'nın diğer köşelerine sıçrama ihtimaline karşı duydukları endişeyi yineledi.
AI YORUMU
Donald Trump yönetiminin Rusya yaptırımları için 60 günlük bir inceleme takvimi açıklaması, Washington'ın enerji piyasalarındaki kırılganlığı ve Hindistan gibi stratejik ortakların tedarik zincirini yakından gözetmek zorunda kaldığını gösteriyor. Küresel arz hatlarının İran, Hürmüz Boğazı ve Ukrayna'daki çatışmalar nedeniyle baskı altında olması, ABD'yi tarifeler konusunda daha esnek ve zaman kazandıran hamleler yapmaya itiyor. Önümüzdeki iki aylık süreçte atılacak adımlar, hem müttefik ülkelerin enerji politikalarını hem de Batı'nın ekonomik baskı mekanizmalarının geleceğini doğrudan şekillendirecektir.
Avrupa ile Kuzey Afrika hattındaki dört ülkede, artan yaşam maliyetleri ve barınma krizi nedeniyle eş zamanlı protestolar düzenlendi. Brüksel, Lizbon, Milano ve Tunus'ta sokaklara dökülen kalabalıklar ile güvenlik güçleri arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı.
Belçika'da lise öğrencilerinin başlattığı eylemlerde polis tazyikli su ve gaz kullandı.
Portekiz'in başkenti Lizbon'da on binlerce kişi kiraların iki katına çıkmasını protesto etti.
Tunus'ta binlerce kişi yönetimi ve su ile elektrik gibi temel kıtlıkları eleştirdi.
Akdeniz'in farklı kıyılarında biriken toplumsal hoşnutsuzluk aynı günlerde sokak eylemlerine dönüştü. Hayat pahalılığı, fahiş kira artışları ve kamusal hizmetlerde yaşanan aksaklıklar milyonlarca insanı harekete geçirdi. Belçika'dan Tunus'a uzanan geniş coğrafyada vatandaşlar ekonomik yüklerin hafifletilmesi talebiyle alanları doldurdu.
Eylemlerin en hareketli adreslerinden biri Belçika oldu. Eğitim masraflarının katlanmasına tepki gösteren lise öğrencilerinin öncülük ettiği yürüyüşlere diğer kesimlerden de katılım oldu. Brüksel ve Liège sokaklarında güvenlik güçleri ile göstericiler arasında gerilim tırmandı. Taş ve şişe atan kalabalığa polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti.
Portekiz tarafında ise konut krizinin yarattığı öfke öne çıktı. Enflasyon oranının yüzde 3,6 seviyesine çıktığı ülkede, kira bedellerinin son yıllarda iki katına katlanması büyük bir tepki dalgası yarattı. Başkent Lizbon'da bir araya gelen büyük işçi sendikaları, mevcut maaşların barınmaya yetmediğini belirterek hükümete seslendi.
İtalya'nın Milano ve Bologna kentlerinde de benzer manzaralar kaydedildi. Milano'nun tarihi merkezinde düzenlenen gösterilerde çevik kuvvet ile gruplar karşı karşıya geldi. Turistlerin ve çevre esnafının panik yaşadığı olaylarda gaz fişekleri devreye girdi, Bologna'daki olaylarda ise yedi kişi gözaltına alındı.
Kuzey Afrika ülkesi Tunus'ta ise ekonomik dar boğaz ve altyapı sorunları protesto edildi. Cumhurbaşkanı Kays Said'in yönetim biçimine ve kronikleşen su, elektrik ile ilaç kıtlığına isyan eden binlerce kişi devrim dönemindeki sloganları tekrarladı. Artan maliyetler karşısında zorlanan geniş halk kesimlerinin ortak bir tepki ekseninde buluşması dikkat çekti.
AI YORUMU
Lizbon'da kiraların iki katına çıkması ve Brüksel'deki öğrenci protestoları, enflasyon yükünün dar gelirli kesimleri nasıl ezdiğini somut biçimde gösteriyor. Hükümetlerin sokak seslerini bastırma eğilimi, toplumsal barışı sağlamaktan ziyade öfkeyi daha da artırma riski taşıyor. Yaklaşan dönemde temel gıda ve barınma destekleri devreye alınmazsa, Akdeniz genelindeki bu huzursuzluk dalgası daha kalıcı politik krizlere dönüşebilir.